Kıbrıs'a Gitmek İçin 5 Şahane Neden

Kıbrıs'a Gitmek İçin 5 Şahane Neden

Merhabalar :) Gece gece Kıbrıs özlemimin aşırı depreşmesinden mütevellit bu yazımı yazmaya karar verdim. Kıbrıs'ımı nasıl özledim nasıl size anlatamam. Oranın havası, suyu bile bambaşka geliyor bana. Vee Kıbrıs'a gitmek için 5 tane aslan gibi sebep buldum.

Eminim ki bugüne kadar Kıbrıs hakkında çok şey duymuşsunuzdur. Kimi sıkıcı der, kimi sadece kumarı der kimi ise plajlarından dem vurur. Size şu an tek tavsiyem; bildiğiniz her şeyi unutun ve benim gibi bir Kıbrıs aşığına güvenin :) 6 yaşımda ilk seyahatimi Kıbrıs'a yaptım ve ondan sonra neredeyse her sene (tabi arada kesintiler oldu) Kıbrıs'ta buldum kendimi. Şimdi sizin de kendinizi Kıbrıs'ta bulmanızı sağlayacak 5 nedeni sıralamaya başlıyorum!

İKLİM

Bu kadar senedir gidiyorum orada sadece bir kere yağmur ve fırtınaya yakalandım. Onda da bayağı sağlam bir yağmur ve fırtına vardı ama onun dışında Kıbrıs hep güneşlidir. Temmuz'da giderseniz uçaktan iner inmez sağlam bir sıcağı yersiniz suratınıza ve o sıcak size ''Kıbrıs'a hoş geldin!'' der :) Eğer siz de benim gibi sıcak iklim sevdalısı iseniz bence Kıbrıs kaçırılmayacak bir tatil bölgesi :)

ORTAM

Kıbrıs'a gelen kişiler genelde gerçekten elit, düzgün kişiler oluyor. Ben Türkiye'de yaptığım tatillerde hep apaçi style takılan insanlara rastladım ama Kıbrıs'ta böyle bir şey yok. Gelen yerli turist de yabancı turist de kaliteli. Bazı oteller zaten direkt aile oteli. O otellerde insanlar birbirlerine o kadar aşina ki hem gelen aileler birbirlerini tanıyor hem de otel çalışanları ile neredeyse aile olmuş durumdalar.

KUMARHANE

Bu seçenek yurt dışında yok mu? Evet, var :) Lakin ben Belgrad'a gittiğimde benim sadece bir içecek hakkım vardı ama Kıbrıs'ta öyle mi? Yeme-içme sınırsız :) Tabi ben yaşım tutmadığı için giremiyorum, girince de restoran bölümüne geçiyorum direkt. Zaten kumardan falan da pek haz etmiyorum o da ayrı :) Saatlerce o makinelerin başına beni bağlasalar durmam. Makine demişken Kıbrıs için kumarhane olayı önemli olduğundan kumarhaneler makinelerini de geliştiriyor. Hep daha iyisini yapmaya çalışıyorlar.

HUZUR

''Aman kumarhane benim neyime ben huzur istiyorum huzuuuur'' diyenlerden misiniz? Siz eşittir ben demektir :) Kıbrıs'a benim gitmemin en büyük nedeni; orada bulduğum huzur. Elime kitabımı alıp o denize nazır okumak ya da kulağıma kulaklığımı takıp denize doğru huzuru izlemek bence Kıbrıs'ta var olmanın en büyük nedeni.

SAHİL

Denizi sıcacık, plajları (seçtiğiniz yere bağlı olarak) muhteşem bir yer Kıbrıs. Denizi genel olarak çok derin değil. Tabi derin değil dediysek aman ha atmayın kendinizi sığmış zaten diye Kıbrıs'ta her bulduğunuz yere :) Çok ileri açılmadığınız sürece Kıbrıs denizinde sanmıyorum sorun yaşayasınız.

EK NEDEN

Survivor finali :) Bilmiyorum izliyor musunuz? Eğer izliyorsanız ve bu sene yolunuz Temmuz'da Kıbrıs'a düşerse bence bir Survivor Final yapsın derim. Yarışma Kıbrıs'ın değerine değer kattı, iyi ki de finaller orda yapılıyor :) Gittiğinize de pişman olmazsınız. Yalnız giriş ben gittiğimde 200 TL idi ve ben 2012'de gitmiştim hesap edin artık.

Umarım bu sene yolunuz Kıbrıs'a düşer ve huzuru yaşarsınız.

Sonunda mis kokulu Kıbrıs'ıma ulaşmış bulunuyorum. Dağ ve deniz manzarasının birleşip bana verdiği huzur inanılmaz... Yıllardır tatil ritüelim olan bu muhteşem memlekete beni getiren şeyin alışkanlık kadar, buradan aldığım o muhteşem enerji olduğunu bir kez daha anladım diyebilirim.

Girne Gezi Rehberi

Girne'ye Ulaşım

Malumunuz Ercan Havalimanı Lefkoşa'da olduğu için ve Kıbrıs'ta bulunan tek hava limanı olduğu için Girne'ye direkt inmeniz mümkün değil. O yüzden tur ile geldiyseniz tur transferi, kumarhane müşterisiyseniz kumarhanenin ayarlayacağı transfer ile Girne'ye ulaşabilirsiniz. Kendi imkanınız ile geliyorsanız da taksi biraz fazla yazacaktır söyleyeyim. Çünkü Girne ve Lefkoşa arası yaklaşık 40 dakika sürüyor.

Girne Gezilecek Yerler

Girne Merkez: Kıbrıs'a dair en çok duyduğunuz iki şey vardır: ''İçki çok ucuz'', ''Parfüm çok ucuz''. Kıbrıs'a her yolculuk yapan, bu ucuzluklar içinde kendini kaybeder. Siz de parfüm, içki vb. şeyleri almak istiyorsanız Girne merkezde bolca bulabilirsiniz. Hediyelik eşya bakımından Kıbrıs artık pahalılaştı, onu da ekleyeyim. Yani hediyelik eşyayı da buradan alayım diye pek düşünmeyin :) Aynı zamanda merkezde birçok kafe ve restoran da mevcut.

Girne Limanı: Girne Limanı, özellikle gece fazlaca hareketleniyor. Gündüz Kıbrıs'ı gezmek zor olduğu için gece limanda gezmeniz, oradaki güzel kafe veya restoranlarda soluklanmanız keyifli olacaktır :)

Girne Kalesi: Limanın bulunduğu bölümde yer alan Girne Kalesi gerek tarihi açıdan gerekse tepesinden baktığınızda sizi mest eden manzarası açısından muhteşem bir yer. Kale, Bizanslılar tarafından Arap-İslam akınlarına karşı yapılmış, Osmanlı'nın Lefkoşa'da kazandığı zaferin ardından 1570 yılında da Osmanlılara verilmiş. Kaleyi ziyaret saatleri kış aylarında 09.00-16.45 arası yaz aylarında ise 09.00-17.00 arasıdır.

Aziz Hilarion Kalesi: Kale, her ne kadar Girne'de yer alıyor gibi görünse de aslında Girne'den yaklaşık 6 km uzaklıkta kalıyor. Zamanında halkı Arap akınlarına karşı korumak ve muhtemel saldırılara karşı uyarmak için inşa edilen kalenin olağanüstü bir manzarası var. Tepelere çıkmak için bayağı tırmanmanız gerekiyor, söyleyeyim :) Denizden 700 metre yüksekte olan bir yer sonuçta. Kaleye giriş öğrenci için 5 TL , normalde ise 7 TL. Kaleyi 09.00-18.00 saatleri arasında gezebilirsiniz; fakat 17.00'den önce orada olmanız gerekiyor. Çünkü 17.00'den sonra giriş yapılamıyor. 

Bellapais Manastırı: Manastıra gidebilmek için Beylerbeyi tabelasının bulunduğu yerden dönmeniz gerekiyor. Manastır, Beylerbeyi köyünün içerisinde yer alıyor. Giriş, öğrenci için 5 TL, normalde ise 7 TL. Ziyaret saatleri, yaz aylarında 09.00-19.30 kış aylarında ise 09.00-17.00 arasında. Tarihinden de kısaca bahsedecek olursak; M.S. 12. yüzyılda Roma döneminde inşa edilmiş. Ada Osmanlılara geçince bina, Yunan Ortodoks Kilisesi'ne veriliyor.

Alagadi Plajı: Aynı zamanda doğal koruma olan Alagadi muhteşem bir yer! Denizi tertemiz. Çılgınca bir insan kalabalığı yok. Sakin bir şekilde deniz keyfi yapabilirsiniz. Ayrıca arabanızı park etmeniz için de bir alan mevcut.

Mavi Köşk: Hayatınızda tanıyabileceğiniz en enteresan adamlardan biri olan Paulo Paolides'in evini de ziyaret edebilirsiniz. Kendisi bir avukat ve aynı zamanda bir silah kaçakçısı. Müzeyi askerlerin rehberliği eşliğinde geziyorsunuz. Ödemenizi de kredi kartı ile yapmanız gerektiği için yanınızda kredi kartınız bulunsun. Ziyaret saatleri de 09.00-18.00 arası. Fakat rehber eşliğinde anlatıldığı ve tur belli bir süre devam ettiği için 17.00'den önce orada olmanız gerekiyor. Mavi Köşk'ü yazımın sonunda daha ayrıntılı olarak anlatacağım.

Yeme-İçme Kültürü

Kıbrıs'ta malumunuz en meşhur yiyecek hellim peyniri. Birçok şeyi Hellim ile yapabiliyorlar. Ayrıca pastanelerinde de gayet güzel ürünler olabiliyor. Açık büfe halinde börekler, simitler, kruvasanlar... Ayrıca dondurma yemek isterseniz de birçok yerde şubesini göreceğiniz Mardo var. Dondurmaları idare eder :)

Girne'de Ulaşım

Minibüs, taksi ve kombos gibi çeşitli seçenekleriniz var. Ancak Girne'yi yürüyerek de gezmeniz çok rahat. Otelinizden yürüyerek merkeze gelir, sahilde soluklanır sonra tekrar devam edersiniz yolunuza. Bu arada kombos, Girne'den Lefkoşa ya da Magosa'ya gitmek için kullanılıyor.

Konaklama

Girne'de genellikle oteller yarım pansiyondur ama Merit gibi ultra her şey dahil otel de bulabilirsiniz.
Otel önerilerim için: https://gizemliyollar.wordpress.com/2012/12/12/kibris/

Gece Hayatı

Şehre casinolar hakim olduğu için çok fazla gece hayatı kaldığını düşünmüyorum. Bunu neye dayanarak mı söylüyorum? Üç sene önce arkadaşımla gece kulübüne gidelim dedik ve adam akıllı kulüp bulamayacağımızı anlayınca soluğu casino'da aldık. Girne'de gece hayatından umudumu kesiş o kesiş. Bu arada gece kulübü aramaya kalkarsanız da birine sorarken sakın ''gece kulübü'' demeyin! Çünkü orada ''night club'' malumunuz striptiz yapılan yerler. Sorarken disco arıyoruz derseniz amacınızı anlayacaklardır :)

Eklemek istedikleriniz varsa iletin lütfen.

Mavi Köşk'ün Hikayesi 

Kıbrıs'taki tartışmasız en ilginç yer olan Mavi Köşk'ten bahsetmek istiyorum. Paulo Paolides adlı bir silah tüccarına ait olan Mavi Köşk gerçekten hayatımda gördüğüm en ilginç yer.

Bir evin her bir tuğlası bu kadar akıl dolu olabilir mi? Oturulan koltuktan, takılan perdeye kadar her şey o kadar akıl dolu ki anlatamam. Hani 'Anlatılmaz yaşanır.' derler ya cidden öyle.

Evin girişinden salona doğru ilerlediğinizde ortada ihtişamlı bir havuz görüyorsunuz. Gelen konukların burada süt banyosu yaptığı (konuklardan birinin Sophia Loren olduğu) söyleniyor. Salonun sağ tarafı bekleme sol tarafı ise müzik odası. Tabi dönemin modasına göre döşenmiş. Bekleme bölümünün duvarında duran tabloda ressamın parmak izlerini görebiliyorsunuz.

Salondan geçelim kütüphaneye : ) Yine akıl doluluk burada da devam ediyor. Kütüphanede bulunan koltuk ve masa ceylan derisinden yapılmış. Koltuğun özelliği belli süre sonunda insanı çivi gibi yapıp uyumasını engellemesi. Bileydim sınav dönemlerimde yaptırırdım böyle bir şey dedim. Tabi öğrendikten sonra yaptırabildim mi? 'Hayır :)  Kütüphanenin perdesi de 5 kat elyaftan yapılmış. Kapatıldığı an en ufak bir ses ya da ışık demeti göremiyorsunuz. Sonra üst kata çıkıyoruz. Üst katta galoş giymek gerekiyor. Koridorlardaki süs eşyaları dikkati çekiyor başta. Özellikle 'Denge Heykeli'. Evin merkezinde duran bu heykel deprem sırasında ev ahalisini uyarıyormuş. Sonra odalara geçiyoruz.

Odaların renkleri de vasıfları da ayrı.

Mavi oda; misafir odası. Köşesindeki çiçek şeklindeki aynada odanın tüm köşelerini görebilirsiniz.

Kırmızı oda; mafya adamlarıyla yaptığı toplantılar için kullandığı oda imiş. Ortada olan masada olayları konuşup kendi masasında da kararları verirmiş. Kırmızı odadaki Meryem Ana tablosu da ilgi çekici detaylardan. Tabloda Meryem Ana'ya hangi açıdan bakarsanız bakın gözleri size bakıyor. Paolides'in evine farklılığı bu önemli detaylar katıyor.

Sarı oda; çocuğu olmayan ama çocukları çok sevdiği söylenen Paolides'in çocuklar için yaptırdığı oda. Bu odanın en önemli özelliği depreme dayanıklı oluşu. Ayrıca odadaki çekmece kulpları da çocukların cinsiyetine göre mavi ya da pembe.

Yeşil oda; salon takımı ve yemek masası bu odada bulunuyor. Dinlenme ve keyif odası olarak kullanılan bu odada koltuklar yeşil renk ve belli bir süre sonra insanın uykusunu getiren bir kumaştan yapılmış. Yani bunlarda da bir sihir var : ) Ayrıca bu odada televizyon da bulunuyor.

Pavlo Paolidesin'in yatak odası; Oodukça sade döşenmiş. Mobilyaların kullandığı renkler bile sadeliği çağrıştırıyor.

Odaları bolca gezdikten sonra çıkıyoruz terasa : ) Tabi burada da ince düşünülen şeyler olmasaydı şaşardım diyeceğim detaylara rastladım. Mesela bukalemun yağıyla yağlanıp her mevsim değişen dolaptan, insan figürü olan sehpalara ve hatta kadın, erkek heykeli şarap şişelerine kadar... Terasın manzarası süper!

Taverna; böyle farklı döşenen bir taverna ilk defa gördüm. Tavernadaki sandalyeler oda renklerine uygun konulmuş. Misafirler mavi, çocuklar sarı ve mafya babaları kırmızı olan masalarda otururmuş.

Bu akıl dolu evi bölüm bölüm gezdikten sonra bahçesine çıkıyoruz. Ev bu kadar akıl dolu olur da bahçesi olmaz mı?

Bu arada ek bir bilgi Paolides bu evi yapan arkadaşını da öldürmüş sırrını kimseye vermesin diye. Adamdaki arkadaş sevgisine bak! Ayrıca kendisinin 13 rakamına da bir sempatisi olduğu söyleniyor. Evdeki birçok şey bu sayıya göre yapılmış.

Bu bilgilerden sonra evin bahçesine geçelim. Bahçede aslanlı bir çeşme bulunuyor. Bu çeşmeden şarap akıyormuş. Çeşmenin daha ilerisinde başka bir çeşme daha var İtalya'daki Aşk Çeşmesi'ne benzeyen. Burada dilek diliyorsunuz. Yüzünüz eve dönük olmalı, çeşmeye arkanızı dönüp bozuk para atıyorsunuz. Hangisi gelince dileğiniz kabul oluyordu hatırlamıyorum ama ben ilk başta denediğimde olmadı ikinci deneyişimde oldu ama dileğim tutmadı. Neyse : )

Daha ilerisini de geçince küçük bir amfitiyatro var. Kendisi aynı zamanda bir avukat olan Pavlo duruşmalardan önce amfi tiyatronun olduğu yerin ortasında prova yaparmış. Orta yerde mavi bir daire var ve bu dairenin özelliği; o bölüme geçince sesiniz yankılanıyor, o bölümden uzaklaşınca yankı bitiyor. Kaç kere denedim hatırlamıyor ama bayağı eğlenceliydi : ) Bir de her yer yeşillik bir güzel bir güzel... Orada duruşma için on numara beş yıldız hazırlık yapılır : ) Hem ortam hem yapı muhteşem!

Amfitiyatro bölümünden ilerledikten sonra köşkün son bölümüne geliyoruz. Köşkün bahçesi dağları ve boğazı görüyor hatta kasınca akşamları Anamur'daki ışıklar bile görünüyormuş. Anamur kısmını umarım doğru hatırlıyorumdur! Ama daha görebilen yokmuş ışıkları : ) Işıklar görülmese de gündüz manzarası görülmeye değer. Fotoğraf çektirmek için gayet ideal. Ayrıca çevresindeki dağların tepelerinden bile görülmeyen gizli bir alan. Ben ne kadar abartıldığı kadar gizli bulmasam da yine de gizli bir yer köşkün olduğu yer.

Yani uzun lafın kısası bu ilginç köşkü gidin, görün. Dünya üzerinde mutlaka görülmesi yerlerden... Siz de benim verdiğim tepkilere yakın tepkiler verirsiniz diye düşünüyorum : )

Sevgilerimle...