Alara Han, Antalya-Alanya yolu üzerinde, Alara Kalesi’ne 800 metre uzaklıkta bir düzlükte, Alara Çayı kıyısında yükseliyor. Kervansarayın, İpek Yolu üzerinde, Selçuklu yönetimindeki kervan yolundan gelip geçen yolculara konaklama hizmeti verdiği gibi, inzivaya çekilmiş dervişleri de ağırladığı biliniyor. Alara Han, sultanın konaklamasına uygun gösterişli yaşama alanları, işlevsel planı ve mekânlarıyla Anadolu hanları arasında en yetkin mimari örnek kabul ediliyor. 

Tümüyle kesme iri taşlarla 2000 metrekarelik bir alan üzerinde inşa edilen yapının kitabesinde 1231’de Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubad (1221-37) tarafından yaptırıldığı belirleniyor.

Alara Han, plan ve bezeme programıyla dönemindeki diğer Selçuklu hanlarından farklı özellikler gösteriyor. 38,50 x 49,50 metrelik dikdörtgen bir alana yayılan yapının portalı, öteki kervansaraylardan ayrılarak bezemesiz bırakılmış. Hanın duvarları ana girişe göre sağ yan cephesinde üç, karşı cephesinde ise iki üçgen payandayla destekleniyor.

2
 
Sivri kemerli bir niş içinde yer alan demir giriş kapısının iki yanındaki öne çıkmış kare kaleleriyle yapı, mütevazı ölçülerde bir kaleyi andırıyor. Kapının üzerine, son satırı okunamayan altı satırlık bir kitabe yerleştirilmiş. Alaeddin Keykubad, Alanya’daki diğer yapıların kitabelerinde “karaların ve iki denizin sultanı, Arap ve Acem ülkesinin sahibi” diye nitelenirken, bu kitabede “Rum, Şam, Ermeni ve Frenk memleketlerinin fatihi” olarak anılıyor.

5x37 metre boyutlarındaki dar ve uzun avlunun etrafı, açık ve kapalı mekanlarla çevrili. Avlunun iki yanında aralarında birer eyvanla dörder oda ve arka planda dar koridorlardan oluşan ahır birbiriyle birleştirilmiş halde. Girişin solunda, ortası açık ve süslü çapraz tonozla örtülü kısmın arka duvarında bir çeşme, üstünde de merdivenle çıkılan küçük bir mescit yer alıyor. Tonozlu eyvanlar kuzey-güney yönünde uzanarak kesme taş kemerlerle destekleniyorlar. Kervansaraydaki odaların tümünde ve eyvanların arka duvarlarında, muhtemelen tüccarların hayvan ve eşyalarını denetleyebilmesi amacıyla, ahırlara açılan birer dikdörtgen pencere öngörülmüş. Bu pencerelerin üzerine de aslan başlarını betimleyen masklar yerleştirilmiş.

Harabe halindeyken, 1998-2000 arasında pek de yüz güldürücü olmayan bir restorasyondan geçen yapı bugün restoran, kafe ve alışveriş merkezi olarak hizmet veriyor.