Eğlenceli Bir Münih Seyahati

Münih, Lezzetli ve Keyifli Bir Gezi Planı

3 günlük bir Münih seyahatinde kültürel aktiviteleri bir kenara koyarak sadece lezzetli ve bol yürüyüşlü keyifli bir gezi planladık bu hafta sonu için.

Konaklama

Sabah 8:40 uçağı ile Ankara’dan Münih havaalanına doğru yola koyulduk. Uçak saatinin erken olması ve Türkiye’den Almanya’ya gidişteki saat farkından dolayı varışımız Almanya saatiyle öğlen civarında oldu. Günün tüm bölümü bize kalınca, ilk iş merkezde yer alan otelimize Holiday Inn’e eşyalarımızı yerleştirip yürüme mesafesinde yer alan ve şehrin en popüler alanı olan MarienPlatz’e doğru bir yürüyüş yapmak oldu.

Ulaşım

Biz dört kişilik bir grup olarak gezdiğimiz için metro kartını günlük grup kart şeklinde almayı tercih ettik. İlk gün havaalanından şehrin içine ulaşım, ikinci gün göle gittiğimiz bölgeden şehrin içine ulaşım ve son gün yine havaalanına yani şehrin dışına doğru yolculuk yaptığımız için bizim rotamızda şehrin dışı bulunuyordu ve biletimize dahil etmemiz gerekiyordu. Bu nedenle, günlük biletle hem grup bileti açısından avantaj sağladık hem de şehrin dışarısındaki hattı da kullanabildik.

İlk Gün Lezzetleri

İlk gün, uçak seyahatimiz sonrası hafif bir şeyler atıştırmak için MarienPlatz’e yürüme mesafesinde yer alan İtalyan yemek konseptinden oluşan, hem alışveriş yapabileceğimiz hem de lezzetli şeyler yiyebileceğimiz Eataly’e gittik. Münih’e gelip İtalyan restoranında bulunmak da ilk günün eğlencesi oldu diyebiliriz. Yemekler ve peynirler italyan lezzeti olduğu için oldukça lezzetliydi, kısa bir mola için önereceğim bir yer Eataly.


 
Münih’e gelmeden önce okuduğum yazılarda MarienPlatz’da yer alan saat kulesindeki kuklaların belirli saatlerde (11:00, 12:00 ve 17:00) mekanizmasının çalıştığı ve dans ettiği yazıyordu. Biz ancak 17:00’a yetişebilmiştik görmek için, fakat mekanizma çalışmadı. Haftaiçi-haftasonu farkı olabilir veya bilgilerin güncellenmesi gerekebilir. Kukla gösterisini göremememize rağmen, alanın ortasındaki sokak sanatçıları izlemeye ve dinlemeye değer, piyano çalan, gelip keman çalan sokak sanatçıları ile şenleniyor MarienPlatz.
 
Akşam yemeği için şiddetle önereceğim leziz bir Tartar (Tatar) yemek için BlockHouse’a gittik. Önceden rezervasyonla gitmenizde fayda var, çünkü çok kalabalık oluyor. Başlangıç olarak yediğimiz Tartar’ın yanı sıra et menüsünden de tattık. Çiğ etin baharatların içerisinde pişirilip soğan ve sarımsaklı ekmekle servis edildiği Tartar, hayatımda ilk defa yediğim ve çok lezzetli bir yemekti.

İkinci Gün Lezzetleri

Ertesi gün sabah kahvaltılarımızı çeşitlendirmek için otelde kahvaltı yapmak yerine yakındaki tatlı bir fırın cafeye gitmeyi tercih ettik. “Berliner” isimli içi reçelli çörekler benim favori hamur işi tatlımdır. Yediğimiz cafedeki sandviçler de çok lezzetli olunca keyifli ve doyurucu bir sabah kahvaltısı ve yanına eşlik eden lezzetli kahvelerle güne enerjik bir başlangıç yapmış olduk. Gittiğimiz café, şehirde yaygın olarak bulunan ve standart bir fırın café olan Wimmer Backery idi.

İkinci günümüzde, Münih’e bir saatlik bir metro mesafesinde yer alan göl tarafına, Herrsching am Ammersee’ye gitmeyi planladık. Günlük alınan ve grup için uygun olan geniş bölgeyi kapsayan metro biletimizle 1 saat süren metro yolculuğu sonrası Herrsching am Ammersee durağında indik. Hava güneşli fakat göl kenarı olduğu için epey rüzgarlıydı, mevsimine göre özellikle nemli olan bu bölgelerde biraz kalın giyinmekte fayda var. 

Göl kenarında ferah ve uzun bir yürüyüş yaptıktan sonra yolun ucundaki manzaraya full hakim olan SeeSpitz isimli restaurantta oturduk. Öğle vakti çok da aç olmadığımız için, lezzetli şarabından ve aparatif tabaklardan tercih ettik. Keyifli bir bölge ve keyifli bir mola oldu bizim için. 
 
Yine göl kenarı yürüyüşü sonrası metro ile aynı rotadan geri dönüş yoluna koyulduk. Münih merkeze doğru yola koyulduğumuzda, metro hattında yol üstünde olan AntikMarkt isimli antika eşya dükkanına uğradık. AntikMarkt saat 17:00da kapandığı için zaman planını dikkatli yapmanızda fayda var. Burası eski bir fabrikadan değiştirilmiş büyük bir antika eşya pazarı. Çeşit çeşit küçük büyük antika eşyaların bulunduğu bu alanı saatlerce gezebilirsiniz. Keyifli olduğu için rotanıza ekleme şansınız olursa tavsiye deceğim bir “markt” burası.

Akşam için Münih’in dillere destan barına gitme planımız vardı. İsmi, HofBrauHaus olan bu barı, gitmeden önce bu şekilde hayal etmeniz imkansız. Büyük bir kiliseden çevirilmiş olan barın içerisinde büyük bir orkestra var, barın kendisi büyük derken yanlış anlaşılma olmasın, çok büyük demek daha doğru olur Münih’e geldiğinizde buraya mutlaka uğramalı ve 1 lt’lik biralarından, damağınıza göre yemek alternatiflerinden tatmalısınız.

Üçüncü Gün Lezzetleri

Münih’teki son günümüzde English Garden’a gitmeye karar verdik. Sabah Rischart’ta güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra metro hattı ile yola koyulduk. English Garden çok büyük bir yeşil alan, yürüyüş yapıp tüm günü keyifle geçirebileceğiniz bir park. Hava güzel olduğunda kaçırmamanızı öneririm.


 
Parkın girişindeki kanalda haftasonları sörfçüler dalga üzerinde sörf yapıyor. Burada karşıma çıkan bu spor ve bu dinamizm gerçekten çok güzeldi. Kanaldan hızla akan su, bir tümsekte daimi kalan bir dalga alanı oluşturuyor ve sörf yapan herkes hazırlıklı bir şekilde sırayla deniyor. 


 
Parka girdiğimizde uzun ferah bir yürüyüş yaptık ve en tepe noktasındaki kubbeye doğru çıktık. Buradan şehir manzarası harika görünüyor. 
 
Parkın içerisine doğru ilerlediğinizde Chinese Town adında bir açık alan yeme içme mekanı var. Normalde burada dev bir orkestra yer alıyor, fakat havanın soğuk olması ve henüz sezon olmaması sebebiyle biz gittiğimizde orkestra yoktu. Sadece yemek yenilen bölüm açıktı. 

Burada Münih’te denemeniz gereken dedikleri Obatzda (Peynir topu) yedim, çeşitli peynir ve baharat karışımından oluşan lezzetli ve ağır bir dip sos gibiydi. WeissBear, patates ve sosis zaten bu bölgenin olmazsa olmaz lezzetleri olduğu için, yemeden gitmek istemedik.
 
Karnımızı doyurduktan sonra aynı yolu yürüyerek döndük ve metro ile otelimize dönüp eşyalarımızı alarak havaalanına doğru yola koyulduk.

Münih, dışarıdan baktığımda sıkıcı bir şehir gibi görünürdü bana, nokta atışı gezilecek yerlerini ve başka yerde bulamayacağımız lezzetli yemeklerini keşfedene kadar…

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere...

#Makedonyadan yazılar alanında göster
Kapalı