Wadi Rum ve Develerle Safari

1998 senesinde Doğa Koruması için olan Kraliyet Derneği (DKKD) tarafından korunmuş alan olarak beyan edilen Wadi Rum, aynı zamanda eski Arap ticaret yollarının da üzerinden geçtiği Ürdün’ün en hassas arazilerinden biridir. Hatta hicaz demir yolunun bir kısmı da bu topraklardan geçmektedir.

Bu bölge Akabe Özel Ekonomik Bölgesi Makamı (AÖEBM) tarafından yönetilmektedir. AÖEBM, turizmin gelişmesi ve yönetimi için çalışan ve bedevi topluluklar sürdürülebilir geçim sağlayan bir yapılanmadır.

Çöl üzerinde bej, turuncu ve kırmızı renkli dev dik kayaların yer aldığı bir bölge Wadi Rum. Zaman içerisinde rüzgâr ve yağmurların etkisiyle üzerinde oyuklar oluşan kayalıklar kesinlikle fotoğraflanmayı hak ediyor.

Wadi Rum’un girişinde turnikelerden geçtikten sonra jeep safariye başlamadan önce kesinlikle buradaki oldukça temiz olan tuvaletlere uğramanızı öneririm. Çünkü bu noktadan sonra sadece Wadi Rum’daki bazı kamp alanlarında tuvalet bulabilirsiniz.

Bir önerim de meşhur şişelerdeki kumdan yapılmış motifleri içeren hediyelik almayı düşünürseniz, jeepsafari sonrasına bırakmanız. Çünkü jeepte hoplaya zıplaya gittiğiniz için, eğer aldığınız hediyelik üründe kumlar arasında azıcık da olsa bir boşluk kaldıysa yolculuk boyunca çalkalanarak tüm resim bozulabilir. Nadir ama olmayacak bir şey değil. Daha önceki ziyaretimde başıma geldiği için biliyorum. Yine de sizin kararınız…

Evet jeep safari başlasın!

Gözlerinizi bu kaya oluşumlardan alamayacaksınız. Wadi Rum ve yakınında yer alan Disi alanı; doğaseverler, yürüyüş tutkunları ve kaya tırmanışçıları için muhteşem bir mekân. Tabii sadece onlar için değil, aynı zamanda deve sürüşünü deneyimlemek isteyenler, Bedevi kültürü ile tanışıp akşam ateş başında gelenekselBedevi mutfağını tatmak isteyenler ya da çölde at safarisi yapmak isteyenler için de eşsiz bir rota.

İlk olarak Wadi Rum’da bir vadiye ulaşıyoruz. Bu vadide kum tepelerine doğru tırmanmaya başlıyoruz. Ufak bir tüyo: ayakkabıları çıkartın ve elinize alın, çıplak ayak kumda yürümek, tırmanmak hem daha kolay hem de çok daha rahatlatıcı.

Tepeye ulaştığımda karşımda gördüğüm manzara ise tarifsiz. Manzara kadar güzel birşey daha var ki o da kum tepesinden aşağıya uçar gibi inmek. Gerçekten çok keyifli.

Wadi Rum’daki bazı kayalar üzerinde çizilmiş olan resim yazıları da oldukça etkileyici. Bunların bir kısmı çok çok eski zamanlardan günümüze ulaşmış olsa da bir kısmı daha yeni tarihli.

Wadi Rum’daki ikinci durak ise Bedevi kültürü ile tanışacağımız yer. Wadi Rum’un dağ çölleri, daha çok bedevi olarak bilinen kırsal göçebe kabilesine ev sahipliği de yapıyor. Bu halk bölgede geniş çadırlarda yaşıyor ve çöl şartlarında yaşamaya alışmışlar.

Geldiğimiz yerde yere serilmiş halılar ve hazırlanmış olan uzunca bir masa var.

İlk olarak bu masanın etrafında toplanıyoruz ve herkes eline birer eldiven giyiyor. Birimiz patates kesiyor, birimiz havuç derken hep bir elden öğlen yiyeceğimiz yemeği hazırlıyoruz. Tepsiye dizilen malzemelerin üzeri kapatılarak arka tarafta yakılan ateşin üzerine yerleştiriliyor.

Bunun pişmesini beklerken bir diğer taraftan bize çölde bulunan bir bitkinin ezilerek nasıl sabun vazifesi gördüğünü anlatıyorlar. Bu yolla ellerimizi yıkayıp bedevi bir beyin bize kahve pişirmesini izliyoruz. Etraf mis gibi kahve kokuyor.

Ardından lokal müzik aletleri ile müthiş bir şov. Tek teli olan bu çalgıdan bu derece farklı seslerin çıkması oldukça etkileyici.

Sac üzerinde ekmek yapımını da izledikten sonra yemek vakti. Açık büfe alanda tabağı doldurup yere serilmiş halının üzerine geçiyoruz. Yemekler hem çok doğal hem de çok lezzetli. Hele de yemekten sonra ikram edilen kuru baklavalar… Hala tadı damağımda : ) burada biraz yemek sonrası dinlenme ardından tekrar atlıyoruz jeeplere. Bu kez sırada deve ile safari var.

Wadi Rum ve çevresinde gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok yüksek. Hava gündüz saatlerinde 25 derecelerde seyrederken gece saatlaerinde 5-7 derecelere kadar geriliyor. Tabii mevsime göre sıcaklıklar da değişiyor. Ancak deve safarimiz tam akşam üstü saatlere denk geldiği için hava da soğumaya başlamıştı.

Birçok kişi deve safarisini çok rahatsız buluyor. Özellikle de biniş ve iniş kısımlarını oysaki bence epey enteresan. Tabii tam yürürken eğilim çevredeki otları yemeye çalıştığında biraz ürkütücü olabiliyor.

Yaklaşık 20-25 dakika süren deve safarisi sonrasında Wadi Rum’da yer alan kamp alanlarından birine ulaştık.

Burada kamp ortasında yakışmış ateş çevresine oturduk. Çok geçmeden müzisyenler geldi ve müzik başladı. Bu müzik eşliğinde nargile içenler, etrafı izleyenler, çok güzel görüntüler vardı.

Buradaki kum tepelerine tırmanıp gün batımını izledim ve müthişti.

Akşam bize ikram edilen açık büfe yöresel yemeklerden sonra günün yorgunluğunu atmak için tektrar Akabe’ye geri döndük. Burada tek aklımda kalan hava biraz daha açık olsaydı yıldızları zifiri karanlıkta izlemek olacaktı.

TUĞÇE YILMAZ

Yazar Hakkında

TUĞÇE YILMAZ

 Yaklaşık 15 sene Medya satın alma ve Planlama sektöründe çok uluslu şirketler ile çalıştıktan sonra kendi tutkusu olan gezi ve seyahate yönelerek Gezimanya.com’u kurmuştur.1997 - 1999 İstanbul Üni