Bir Osmanlı Başkenti: Bursa

Aslında bu kadar yakınında olmama rağmen iş ve geçerken uğramak dışında Bursa’ya yolum düşmemişti şimdiye kadar. Mimariye meraklı olan lise arkadaşım Dolunay sayesinde rotamızı buraya çevirmeye karar verdik. Bursa denilince, aklıma eski bir Osmanlı başkenti olması ve hep adını duyduğumuz onlarca cami, külliye ve türbe geliyor.

Deniz otobüsü ile çok rahat bir yolculukla Yenikapı’dan 1,5 saatte Bursa’ya ulaştık. Aldığımız tavsiye üzerine, eskiden gerçekten bir kitabevi ve restoran olan “Kitap Evi” adında tam anlamıyla butik bir otelde konakladık. Normalde buradan otel isimlerini zikretmeyi pek sevmesem de ilk defa “hayalimde canlandırdığım küçük butik otel nasıl olmalı”yı bu otelde yaşadığım için ismini söylemeden geçemeyeceğim.

Gelelim Bursa’da neler yaptığımıza; öncelikle otel çok merkezi olduğu için sırasıyla Ulu Camii, Gazi Orhan Camii, Yeşil Cami ve Emir Sultan Camii’ni görmek bizim için ilk günün aktivitesi oldu. Bu arada, Koza Han’da hem ipekçileri gezme hem de güzel ve tarihi bir bedestende dolaşma fırsatı bulduk. Koza Han’ın yanında da ilginizi çekebilecek, Kapalıçarşı’nın içindekilere benzer farklı bedestenler mevcut ve alışveriş için daha fazla zaman ayırabilirsiniz. Otele dönmeden önce de aynı bahçe içinde yer alan Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerini ziyaret ettik. Buradaki saat kulesi de görmeye değer ve isterseniz yine aynı bahçede oturup kuşbakışı Bursa’yı seyrederken çay ya da kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Öğle yemeği için bir Bursa klasiği olan iskender yemek istedik. Bu kez otelimizden bize tavsiye edilen Heykel’deki küçük bir “İskenderci”ye gittik. Mavi tenteli bu şirin iskenderciden çok da memnun kaldık. Bursa’da birkaç yerde daha şubesi varmış buranın... Bir de ertesi gün öğlen yemek yediğimiz ve duyduğum kadarıyla İstanbul'da da şubeleri bulunan Çiçek Izgara’nın "İnegöl  Köftesi"ni ve üstüne de "sütlü kadayıfı"nı denemenizi tavsiye ederim.

Bursa, bana gerçekten bir Osmanlı şehrindeymişim gibi hissettirdi. Yalnız, insan hangi padişah kimin babasıydı, kim kimden sonra geldi çelişkisini yaşayıp duruyor, o yüzden keşke bu konuyu biraz çalışıp da gitseydik diye düşündük :) Her yerinde, bazı eski sokaklarda, mahalle içlerinde bile bir medereseye, külliyeye ya da camiye rastlamak mümkün. Yukarıda bahsettiğim camiler dışında bir de büyük ve önemli "Muradiye Cami" ve "Hüdavendigar Cami"leri var. Bunlar da şehrin diğer yönü olan Çekirge tarafında. Yine Çekirge’nin başlangıcında içinde Arkeoloji Müzesi’nin de bulunduğu Kültür Park’ta da vakit geçirmek mümkün.

Tabii, Bursa aynı zamanda kaplıcaları ile de ünlü bir şehir. Yine Çekirge tarafında Eski Kaplıca’yı, Yeni Kaplıca’yı da görebilir hatta zamanınız varsa kükürtlü sularda kaplıca keyfi bile yapabilirsiniz.

Kısa seyahatler, heralde tam tadında ayrılmak zorunda olunduğundan bana her zaman daha cezbedici gelmiştir. Bursa gezisi de benim için öyle oldu. Bir daha ne zaman Bursa’ya yolum düşer bilemiyorum ama İstanbul’un yanıbaşında nefeslenmek için güzel bir seçenek burası. Hatta belki bir gün daha ekleyip Uludağ’a çıkmak da güzel bir alternatif olabilir...

Etiketler