Google+

Arama formu

DOĞA İLE İÇ İÇE, SAO TOME VE PRİNCİPE

Orta Afrika’nın batısında Gine ve Gabon açıklarında Atlas Okyanusu üzerinde 2 ada üzerine kurulmuş küçük bir ülkedir. Toplam 965 kilometrekare alana sahip ülkenin nüfusu 187 bin kişidir. Afrika kıtasının Şeysheller’den sonra ikinci küçük ülkesi. Ülke Sao Tome ve Pirincipe adaları üzerinde kurulmuş. İki adanın arası 140 kilometre.

Sao Tome adası 50 km uzunluğunda ve 32 km. genişliğindedir. Ada ile aynı adı taşıyan Sao Tome şehri ise ülkenin başkentidir. Nüfusun büyük bir kısmı Sao Tome şehrinde yaşıyor. Şehrin nüfusu ise 60 bin kişi civarında. Ülkenin nüfus artış hızı %2. Ülke Birleşmiş Milletler’de temsil ediliyor ve oy kullanıyor.

İkinci ada Principe 100 kilometrekarelik bir alana yayılmış durumda. Bu adanın nüfusu çok daha düşük, adada yaklaşık 6 bin kişi bulunuyor.

Sao Tome ekvator çizgisinin hemen kuzeyinde bulunuyor. Ülkede tropikal iklim hüküm sürüyor. Yaz - kış sıcaklık 25-30 derece civarında. Yağmur mevsimi Ekim - Mayıs ayları arasında yaşanıyor. Dolayısı ile her yer yemyeşil. Yeşilin her tonunun görüldüğü yağmur ormanları ile kaplı bu küçük ülke.

Sao Tome (Sao Tome Adası)

Volkanik hareketler sonucunda oluşmuş bu adalar, Portekizli olan João de Santarém and Pedro Escobar tarafından keşfedilmiş. 1471’den 1975’e kadar Portekizliler’in egemenliğinde kalan adada koloniyal dönemden kalma çok etkileyici mimari eserler bulunmakta. Portekizliler bu süre içinde kendi kültürlerini çok net bir şekilde empoze etmişler. Ülkenin resmi dili Portekizce, İngilizce bilen sayısı ise yok denecek kadar az.

Bu ülkenin temel geçim kaynağı şeker kamışı. Buraya gelen Portekizliler de bunu fark etmişler ve buradaki şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere Afrika’nın pek çok bölgesinden özellikle de Angola’dan köleler getirmişler. Günümüzde bu topraklarda zamanında buraya getirilen Afrikalı kölelerin torunları yaşıyor. 15. yy.’da üretimi en fazla yapılan şey şeker kamışı olmuş. Daha sonraki yüzyıllarda, özellikle 19. yy.’da kakao ve kahve üretimi yapılmaya başlanmış. Hatta öyle ki, 1908 senesinde dünyanın en büyük kahve üreticisi durumuna gelmiş.

Afrikalı köleler ilk olarak 1953’te Portekiz sömürüsüne karşı gelmiş. Bu başkaldırı Portekizliler tarafından çok sert bir şekilde bastırılmış. Bu da tarihe “Bateba Katliamı” olarak geçmiş. Bir kaynağa göre bu katliamda ölen Afrikalı köle sayısı 100 bin olarak belirtiliyor. Günümüzde ülke nüfusunun 187 bin olduğu düşünüldüğünde 1953’te çok büyük bir soykırım yaşanmış olduğu açık.

Günümüzde de en önemli gelir kaynakları şeker kamışı, kahve, kakao ve muz. Kakao ülke ekonomisinin %80’ini oluşturuyor. Şeker kamışı, kahve, kakao ve muzun yanında tarçın ve vanilya ihraç ediyorlar. Ülkenin önemli gelir kaynaklarından biri de şüphesiz balıkçılık. Sahiller balıkçı tekneleri ile dolu.

Adada turizm sektörü yavaş yavaş gelişmeye başlamış. Türkiye turizm anlamında ülke ile henüz tanışmamış. Ülkeye gelen Türk turist sayısı bir elin parmakları kadar desek yeridir. Buraya gelen turistlerin çoğu Portekiz ve diğer Avrupalı turistler. El değmemiş doğası ile turizm anlamında yıldızı parlayacak ülkeler arasında yerini almaya aday bir ülke Sao Tome ve Principe.

Sao Tome (Sao Tome Adası)-1

Ülkenin sahilleri siyah volkanik kayalar. Deniz bu kayalara vurarak ilginç şekiller oluşturmuş. Bu kayalar turistlerin rağbet ettiği bir bölge.

Sao Tome şehri içinde en dikkat çeken yapı Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve sarayın yanında İspanyollar tarafından yapılmış olan katedral. Bunun yanında kiliseler, ulusal stadyum, uluslararası havaalanı, hastane, okullar, radyo ve TV istasyonu da mevcut. Şehirdeki binaların çoğu sömürge dönemi binaları ancak çoğu bakımsız ve boş.

Sao Tome (Sao Tome Adası)-2

En büyük süpermarketleri bizdeki sıradan bir marketten bile daha küçük. Burası küçük bir ada ülkesi olduğundan, pek çok ihtiyaç maddesi dışarıdan geliyor. İlginçtir ki, en çok malı da kendisini sömüren ve sömürmeye devam eden Portekiz’den alıyor. Dolayısı ile pahalı bir ülke.

Ülkenin para birimi Dobra. Bir dolar karşılığında yaklaşık 20 bin Dobra alabiliyorsunuz. Bir öğretmen veya bir polisin maaşı ise yaklaşık 150$. Ülke insanının %50’sinden fazlası fakirlik sınırı altında yaşıyor.

Sao Tome şehrin kırsal alanlara doğru gidildiğinde fakirlik daha da artıyor. Evlerde şebeke suyu yok. Her mahallede 1 çeşme var. Halk buralardan sularını doldurarak evlerine taşıyor. Çamaşırlarını nehirde yıkayıp kenarlarda kurutuyorlar. Banyolarını da bu nehirde yapıyorlar. Bol yağışlı bir iklim olduğundan, su baskını riskine karşı kırsal alandaki evler direkler üzerine kurulmuş ve ahşaptan yapılmış.

Halk sefalet içinde ama turistler için çok güzel oteller var. Buradaki otel ve turizm sektörünün Portekiz ve diğer Avrupa ülkelerine ait girişimcileri kontrolünde olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Ülke o kadar küçük ki, yolların toplam uzunluğu 320 kilometre. Bazı bölgelerine halen yol yok. Ülkenin en yaygın ulaşım aracı ise motorsikletler.

Muhteşem bir doğası var. Yağmur ormanları, kahve, kakao, Hindistan cevizi, muz ağaçları, muhteşem denizi ile sakin ve gözlerden uzak tatil yapmak isteyenler için favori bir rota.

Sao Tome adasında kakao yetiştiriciliğinin önemi büyük demiştik. Adanın her yeri kakao ağacı ile dolu. Bu nedenle Sao Tome adasına Kakao Adası diyorlar.

Kakao ağacı küçük bir ağaç değil, bayağı büyük. Üzerindeki kakaolar da küçük bir kavun büyüklüğünde, tam yuvarlak değil biraz uzunumca, salatalık-kavun arası bir şey. Kakao olgunlaşınca toplanıyor, içi açılıyor, içinden badem veya fıstık gibi kabuklu çekirdekler çıkarılıp 40 derecede fermantasyona tabi tutuluyor ve kurutuluyor. Seralara serilip 15-20 gün bekletiliyor. Çekirdekler meyveden çıkarıldığında beyaz renkte. Ancak fermantasyona tabi tutulup, seralarda bekletildikten sonra kahverengiye dönüşüyor. Bu safhada kabuğu ayıklanınca içinden bildiğimiz kahve renkli kakao çıkıyor. Daha sonra torbalanıp çikolata yapımı için sevkediliyor. Bu işlemlerin yapıldığı işletmeler de Portekizliler’e ait. Ülkede tek bir çikolata fabrikası var, bu da İtalyan bir kişiye ait.

Kakao üretimini en güzel izleyebileceğiniz yer Trinidad kasabası yakınlarındaki Cascadas de São Nicolau bölgesi. Burada ufak bir şelale de bulunuyor. Buraya kadar gelmişken ülkenin 2.024 metrede yer alan en yüksek dağına da tırmanabilirsiniz.

Sao Tome’den 2 saatlik bir araba yolculuğu ile dar yollardan ilerleyerek güneye inip botlarla Rolas adasına (Ilheu das Rolas) gidiliyor. Bu adanın özelliği ekvator çizgisinin buradan geçiyor olması. Çizginin bulunduğu bu bölgede küçük bir sütun ve üzerinde yuvarlak bir dünya var. Burası aynı zamanda küçük bir seyir terası.

Sao Tome (Sao Tome Adası)-3

Çizginin 1 tarafı kuzey, diğer tarafı ise güney yarımküre. Ayağınızın birini çizginin öbür tarafına atarak her iki yarımküreye basma şansınız var. Rolas adasında sadece 200 kişi yaşıyor. Burası çok küçük bir ada olmasına rağmen ekvator çizgisinin buradan geçiyor olması nedeniyle turistlerin en fazla rağbet ettiği bölge. Bu nedenle de halkın tamamı turizmle ilgileniyor. Çok güzel tesisler var. Bu adada aynı zamanda kumsallardan yararlanabilir dalabilir ya da şnorkel ile yüzebilirsiniz.

Obo Ulusal Parkı ise biraz tepede yer alan tropikal ormanları kapsayan bir bölge. Buraya yürüyüş turları düzenleniyor. Bu tur esnasında şelaleler ve göllerin yanı sıra ağaç kurbağalarını ve farklı yılan türlerini görebilirsiniz.

Lagoa Azul ise Sao Tome adası’nda sahilde güneşlenip, şnorkel ile dalış yapabileceğiniz bir bölge. Aynı zamanda burada çok sayıda kuş türünü de görmek mümkün.

Principe adası, volkanik dağlar ve daha bakir ormanlarla çevrili olan küçük adası. Bu adadaki kumsallara uzanan palmiye ağaçları ve turkuaz deniz oldukça etkileyici. Dalış yapabilir, balık tutabilir ya da bisiklet kiralayarak adayı dolaşabilirsiniz.

Sao Tome (Sao Tome Adası)-4

Sao Tome ve Principe, doğa ile iç içe sakin bir tatil isteyenler için çok ideal bir seçim olacaktır.

Adada konaklamak için popüler konumda bulunan manzaralı otellerden Mucumbli ve Sweet Guest House tercih edilebilir.

Etiketler


Yazar Hakkında

NURHAN YILMAZ

1951 İstanbul doğumluyum. Yıl içinde dönüşümlü olarak Sinop, Bodrum ve İstanbul’da yaşamaktayım. Küçük yaşlarda babamın mesleği gereği, Türkiye’nin pek çok farklı şehirlerinde yaşadım. Her şehrin kendine has olan dokusu beni her zaman etkilemiştir. Eşimle birlikte kızlarımız daha çok küçükken Türkiye’nin neredeyse tamamını gezme fırsatımız...