Meknes: ​Yediğim İçtiğim Benim Olsun, Gerisini Anlatayım

Sabah erken yola çıkma telaşımız var çünkü bugün iki şehir gezip, başladığımız noktaya yani Kazablanka'ya döneceğiz. Fes'te kaldığımız otelden oldukça memnun ayrıldık. İlk durağımız Meknes'e... 

Fas'ta büyük ya da küçük her yerleşim yerinin girişinde ve çıkışında polis kontrolü var. Aracınız polisin yanına geldiğinde durmaya yakın bir hızla yanına gelip polisin "geç" işareti yapmasını bekliyorsunuz. Aksi halde sert müdahale ile karşılaşabileceğinizi söylüyor şoförümüz Muhsin. Ayrıca hız limitinin 120 km olduğu Fas'ta radarla hız kontrolü de oldukça fazla. Ama bize komik gelen, polislerin radar cihaları. Aynı 60'lı yılların fotoğraf makineleri gibi. Fotoğrafçı, tripotun üzerine kurulmuş makinenin sarkan kumaşının altına girip fotoğraf çekiyor ya, buradaki radarlarda onun gibi. Trafik ışıklarında sarı olmasına rağmen hiç yanmıyor. Sadece kırmızı ve yeşil işliyor. Karmaşık trafiğe rağmen herkes çok sakin. Acaba kuralsızlık mı insanları bu hale getiriyor diye düşünmeden edemiyor insan. Trafikte bazı hataları gördüğümde, "Türkiye'de şimdi adam levye ile arabadan inmişti" derken burada adamlar birbirine en ufak bir şey dahi söylemiyorlar.

dsc_5497.jpg

Endülüs Müziği dinler misiniz bilmem, ama yanıtınız "hayır" ise dinleyin. Bizim müziğimizin İspanyol havası alıp, İber Yarımadası'ndan Fas'a süzülüp, içine Arap ritimleri katması ile oluşan bir müzik. Bu yarımadanın 8. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar Arap etkisi altında olması müziklerin birbirleri ile harmanlanmasına sebep oluyor. Yolculuğumuz boyunca ara ara Türk müzikleri arada bir de Fas'ın yerel müziklerini dinliyoruz. Fas'ın yerel halk çalgısının adı "ghembri". Daha çok müziklerini bu aletle icra ediyorlar.

dsc_5593.jpg

Meknes'e geldiğimizde, öncelikle çarşısını gezmek istediysek de pek açık dükkan bulamadık sabah saatlerinde. Molla İsmail Türbesi çarşının hemen yanındaydı ve birçok iç avludan geçilerek ulaşılan türbenin sarı avlularında farklı açılardan fotoğraflar çektik. Grupta ben daha çok modellik görevini üstlendim yine.

dsc_5613.jpg

Şehrin görülmesi gereken yerlerinden birisi de El-Hedim Meydanı'nda bulunan şehrin 27 kapısından en büyüğü olan Bab el-Mansur. Ben o kapıyı her ne kadar tıklatsam da açan olmadı.

dsc_5655.jpg

Elimizdeki kitaplardan Roma Dönemi'nden kalan yıkık bir kentin 30 km uzaklığında olduğunu görüp geç kalma pahasına aracımızı oraya sürdük.

dsc_5755.jpg

Birkaç gündür çöl görmeye alışmış gözlerimiz bu yol üzerinde yeşillikler ve farklı renkte çiçekler gördü. Ünlü Fransız şaraplarının bir iki tane imalathanesini gördük ancak uğrayıp o güzel şarapların tadına bakmak için vaktimiz yoktu. Antik kenti gezerken ekip olarak çok keyif aldık.

dsc_5824.jpg

Diğer turistlerin gitmediği bir yoldan gidip önümüze çıkan aralıklı iki taştan sıra ile atlamak zorunda kaldık. Düşmeye ramak kala bu güzel oyun hepimiz eğlendirdi. Çıkış kapısında içtiğimiz ikişer bardak portakal suyu bugüne kadar içtiklerimiz arasında en güzeliydi.

dsc_5856.jpg

Veee başken Rabat'tayız. Burası Fas'ın başkenti ve başkent olduğunu şehre girdiğimizde şehir düzeninden anlıyoruz diğer şehirlerden daha ayrıcalıklı olduğunu. Tüm başkentlerde olduğu gibi bürokrasi kokan bir şehir burası. Öncelikle Kral 5. Muhammed'in Mezarı'na gitttik. Oldukça ihtişamlı bir şekilde inşaa edilmiş.

dsc_5886.jpg

Mozoleye ziyaretçiler yukarıdan bakıyorlar ve içerideki dört duvarı dört asker tutuyor. Bunlardan birisi nöbet sırasında bizden çektiğimiz fotoğraflara karşılık para istemeyi de ihmal etmedi. Dış kapıda ise atlı iki asker bekliyor ilginç kıyafetleri ile. Rabat deniz kıyısı bir başkent olduğu için deniz kıyısına gidip dalgaların bir süre tadını çıkardık.

dsc_5996.jpg

Kıyıdaki falezlere vurup metrelerce yükselen dalgaların görülmeye değer bir hali vardı. Rabat'taki kısa gezimizden sonra başladığımız şehre yani Kazablanka'ya son gecemizi geçirmek üzere yola çıkıyoruz.

dsc_6037.jpg

Kazablanka'da 2. Hasan Camisi'ni ilk gün sona bırakmıştık. Günümüzü bu büyük camiyi gezerek tamamladık.

dsc_6066.jpg

5 milyar dolara mal olduğu söylenen, açık ve kapalı alanlarda aynı anda 100.000 kişinin namaz kılabildiği, Atlas Okyanusu kıyısında muazzam bir yapı burası. Müslümanlıkta kapılar herkese açık denir ama Fas'ta Müslüman olmayanlar camilere alınmıyor.

img_0116.jpg

İlk gün memnun kaldığımız İmperial Otel ise Fas'taki son gecemiz... 

 

Etiketler

Ali Yeniay

Yazar Hakkında

Ali Yeniay

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Gezerek, okuyan ve hatta gezi yazılarını paylaşan" diye cevap veren bir seyyahım ben...