Sakin Bir Seyahat İçin: Cittaslow Göynük

 

Cittaslow Göynük

Genel;

Sanırım önce Cittaslow kelimesinin anlamı ile başlamalıyız yazımıza :-)) İtalyanca Citta (Kent) ve İngilizce Slow (yavaş/sakin) kelimelerinin birleşiminden oluşan bu kelime Türkçe de sakin şehir/yavaş şehir anlamına geliyor. Cittaslow uluslararası bir belediyeler birliği olup, merkezi İtalya'da olan bir kuruluş. Belli kriterleri sağlayan yerlerin, başvuruları sonrası, kabul edilip, yavaş/sakin şehir ilan edilmesi ile belli standartları sağlamayı amaçlayan bir kuruluş olup, Türkiye'de de temsilciliği var. Bununla ilgili detaylı bilgileri https://cittaslowturkiye.org adresinden alabilirsiniz. 
 
Bugün Türkiye'de toplam 16 şehir bu sertifikaya sahip olup, bunlardan birisi de bugünkü yazımızın baş kahramanı, yeni keşif yerimiz Göynük:-) Şehrin girişinde kocaman bir tabela ile Cittaslow Göynük yazısını görmek mümkün. Açıkçası ben bu yazıyı gördüğümde fotoğraflamaya değer olmadığını düşünmüştüm. Çünkü ben bunun bir işletmeye (otel/restoran) ait reklam tabelası olduğunu zannetmiştim. Meğerse anlamı büyük bir tabela imiş:-))
 
Geçen sene Taraklı/Sakarya'ya günübirlik gezimiz sonrası gitmediğim için biraz pişman olduğum Göynük/Bolu'ya 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatilinden istifade ile gitme imkanımız oldu. Geziye geç saatte karar verip öğle saatlerinde yola çıktığımız için açıkçası başka yerleri planlamaya almadık. Sadece vakit kalması durumunda Mudurnu veya çevredeki iki gölede uğrayıp tekrar eve dönecek şekilde planlama yaptık. Zaten gitmeden önce okuduğum gezi yazılarında burası için en fazla 2-3 saatin yeterli olacağı yönünde bilgiler vardı. Gerçekten de yemek dahil 3 saati geçmeyecek bir gezi olacağına emin olabilirsiniz. Bu sebeple sizler erken saatte yola çıkarsanız, buraya ilave olarak Taraklı, Mudurnu, Çubuk Gölü ve Sülüklü Gölü'nüde planlamalarınıza alabilirsiniz. 
 
Daha önce gezdiğimiz Bursa/Cumalıkızık ve Sakarya/Taraklı'yı çok andıran ama benim kanaatimce buraların bir gömlek üzerinde bir ilçe. Oralara göre daha geniş bir alana yayılmış ama mimari olarak daha zengin aynı zamanda yöresel lezzetlere sahip olması nedeni ile bir adım önde. Çünkü ne Cumalıkızık'ta nede Taraklı'da o yörelere ait bir lezzet durağı yok... Hatta yemek yemeye değer bir yer yok... Ayrıca ticaret oralarda çok göze batıp insanı gerçekten rahatsız ediyor. Burası gerçekten sakin bir şehir:-)) İnanın kaldığımız süre boyunca ne araba seslerinden nede başka bir şeyden rahatsız olmadık, huzurla geri döndük evimize:-)
 
Maliyetler ile ilgili, burada konaklama yapmayacaksanız, ulaşım gideri haricinde para harcamanıza sebep olacak bir faaliyet söz konusu değil. Ulaşıma ilave sadece yeme-içme kalemi eklenecek ama o da çok ciddi rakamlar değil.

Ulaşım;

Ulaşım son derece rahat, yollar her ne kadar çift şerit olmasa da düzgün asfalt. Sadece dikkat etmeniz gereken hız yapmamak, çünkü yollar biraz iniş/tırmanış ve virajlı, eğer sürat yaparsanız, özellikle yağmurlu havalarda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Google Maps'e Göynük yazdığınızda sizi şehre götürüyor. Benim tavsiyem ise Akşemseddin Hz. Türbesi yazarak meydan da bulunan ücretsiz otoparka gidip, aracınızı oraya bırakmanız yönünde. Zaten buradan her yere yürümek kolay ve kısmen gezilecek yerler yakın.

Keşfet; 

Göynük Zafer Kulesi

Biz keşfetmeye Zafer Kulesi'nden başladık. Şehrin hemen her yerinden görülen bu saat kulesi şehrin simgesi haline gelmiş bir eser. 1922 yılında Cumhuriyet Dönemi'nde şehrin ilk Kaymakamı Hurşit Bey tarafından Sela Kayalıkları üzerine inşa ettirilmiş ve şehre en hakim tepelerden birinin üzerinde kurulu. Ayrıca Cumhuriyet döneminin ilk kulelerinden olduğu iddia ediliyor. İçine girme imkanı yok ama buradan şehir manzarası izlemek gerçekten çok keyifli. 

Zafer Kulesi YoluKuleye çıkış için birden fazla yol mevcut ama en güzeli çarşı içerisinden çıkan ama biraz yorucu olan merdivenli yol.
Zafer Kulesinden Şehir Manzarası

Biz kuleyi gezmeye başladığımızda beklediğimiz yağmur başladı, bu sebeple önce karnımızı doyurup, yağmur durunca da gezimize devam etmeye karar verdik. Başka gezi sitelerinde iki yer ile ilgili tavsiye yazısı okuduğum için öncelikle buraları bulmaya ve birini seçip yemek yemeye karar verdik. Ancak ilk istediğim yeri çok aramamıza rağmen bulamadık. Bu sebeple de ikinci yere karar verip içeri girdik. Bu arada yolumuz üzerinde ağzına kadar dolu bir pideciye girmediğimiz için de çok pişman olduk:-)) Bu arada pideci Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi'nde, yemedim ama yine de burayı tavsiye ediyorum:-))

Bizim deneyip te memnun kalmadığımız yerin ismi ise Göynük Osmanlı Sofrası, fiyatlar son derece makul, bununla ilgili hiçbir problem yok. Aslına bakarsanız çok zengin bir menüye sahip ve belki de birçok yemeği çok lezzetlidir. Ancak biz burada farklı bir lezzet olsun, yöreye özgü birşeyler yiyelim diye menüdeki yiyeceklerden aldık. Köy yoğurdu hariç yöresel yemekler yazan tüm menüyü denedik... Tabi ki herkesin damak tadı farklıdır ama ben açıkçası yöresel yazan lezzetleri kesinlikle tavsiye etmiyorum... İsterseniz şansınızı deneyip diğer menülerden alabilirsiniz.
Yemek sonrası yağmurun sona ermesiyle başladık keşfetmeye, aslına bakarsanız asıl gezilecek, fotoğraflanacak yerlerin tamamına yakını aynı çevrede ve her yere yürüyerek gidebiliyorsunuz. Akşemseddin Türbesini merkez kabul ettiğinizde 1 km. yarıçaplı alanda hemen her şeyi görmüş ve gezmiş olacaksınız. Tabi Göynük aslında büyük bir ilçe ama dediğim gibi asıl yerler merkezde ve yürüme mesafesinde...
Öncelikle görülecek ilk yer Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı ile Akşemseddin Hz. Türbesi. Bu arada bu dini yerlerin hemen önünde bir meydan var ve burada güzel kareler çekebileceğiniz manzara, figürler söz konusu. 
Süleyman Paşa Camii ve Akşemseddin Hz. Türbe

 

Tarihi Hamamdan Tarihi Bir Kapı

 

Hamam Arkası Tarihi Mezarlık

Buranın yaklaşık 1 km. ötesinde ve ana yolun üst tarafında bir adet daha türbe mevcut. Yapısı ve mimarisi itibariyle görülmeye değer bir yapı, burayı da ziyaret edebilirsiniz vaktiniz varsa. Ben içeri girmedim ama yoldan geçerken uzaktan bakmakla yetindim. Merkez dediğim yerden sonra ise yapılacak en güzel şey ara sokaklarda kaybolmak, birbirinden güzel konakları eğer açıksa ziyaret etmek. Benim okuduğum gezi sitelerinde konakların ziyarete açık olduğunu yazıyorlardı ama ben hemen hepsine gitmeme rağmen açık bir konak bulamadım... Konakları ararken de birçok ara sokağa girip gezme fırsatı buldum. Gerçekten tarih kokan ve ünvanını hakeden sakin ve huzurlu bir şehir.

 
Göynük Tarihi Sokaklar

 

Akşemseddinoğlu Konağı

Akşemseddinoğlu Konağı

Gerçekten de tarihi mekanlara, sokaklara ilginiz varsa sadece benim bahsettiğim çevrede değil, Göynük'ün neredeyse her sokağında karış karış gezerek huzur bulabilirsiniz.
 
Keşfet kısmının son bahsedeceğim yeri ise meydanın üst tarafında, sanırım Ankara Caddesi isimli tarihi sokak üzerinde ki kuru kahveci. Kuru Kahveci Kara Salihoğlu isimli küçük ama güzel işletme. Mekan hem görsel hemde tat olarak üst seviye. Sadece kahve ve tatlı üzerine menüleri mevcut ve gerçekten de ziyaret edip, soluklanmak, Türk Kahvesi içmek için ideal bir yer. En önemli ayrıntı ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Göynük'te verdiği kahve molası için isim verdiği, tavsiye ettiği kahve markası olması. Dediğim gibi yolunuz düşerse uğramadan dönmeyin:-) 
 
Kuru Kahveci Kara Salihoğlu

Bizim için burası Göynük'teki son durak oldu. Hem gezilecek yerleri bitirmiş olmamız, hemde hava kararmadan birkaç yer daha görelim diye huzurlu bir şekilde Göynük'ten ayrıldık. 

Bir sonraki durağımız ise yeniden başlayan yağmurdan dolayı tadını çıkartamadığımız ama tekrar gitmeyi kesinlikle istediğim ve gideceğim Çubuk Gölü Tabiat Parkı oldu. Göynük'ten 13 Km. mesafede ki göle ulaşım için yollar fena sayılmaz. Sadece göl etrafında araba ile turlamak isterseniz biraz sıkıntılı. Hem çok dar, hemde toprak, taş karışımı sıkıntılı bir yol. 
 
Buranın aslında göl kısmında pek bir numara yok:-)) Buranın en ilginç yanı ise yel değirmeni görüntülü binalar...
 
Çubuk Gölü Yel DeğirmenleriBuranın hikayesine gelince; 2005 yılında TRT'de çekilmesi planlı bir dizi için yapılıyorlar ancak dizi sadece 3 bölüm sürüyor... Sonrasında başka bir film için de plato olarak kullanılıyor ama o filmde buranın popüler olmasını sağlayamıyor ve kaderine terk ediliyor. Ben yanlış saymadıysam yaklaşık 7 tane vardı. Şu anki hali içler acısı. Aslında içlerinde şömine vs. var hatta dubleks villa tarzındalar ama şu an benim gördüğüm tamamen gececilerin takıldığı ve mahvettiği bir yer olmuş. Etrafta sürekli jandarma var ama yine de sanırım başa çıkılamıyor. Fotoğraf severler için kaçırılmaz bir fırsat burası.
Çubuk GölüTabi ki göl bunlardan ibaret değil. Mevsime bağlı harika bir manzarası var, hem renkler hem göldeki yansımalar inanın efsane seviyede. Gölün kenarında küçük bir köy var. Bunun haricinde de bir işletme, denemedik ama vasat bir görüntüye sahip. Etrafta başka bir işletme olmadığı için hazırlıksız geldiyseniz buraya mecbursunuz ama çok kötü görünmüyor... Ayrıca göl kenarında harika fotoğraflar çekebileceğiniz iki adet iskele var. Gerçi bir tanesi ayakta zor duruyor... Biraz tehlikeli... Burada anladığım kadarı ile kamp da yapılıyor ama açıkçası geceleri pek güvenli ve tekin bir yer hissi vermiyor. Böylesine güzel bir yerin neden ilgisiz ve alakasız bırakıldığını anlamak gerçekten çok zor.... Tabi bunda sadece yerel yönetimlerin değil, doğaya ihanet eden duyarsız insanlarında katkısı çok fazla....
İsmini Bilmediğim Köy:-)Çubuk Gölü Manzarası

Buradaki yağmur beklediğimiz bir durum değildi açıkçası... Bu yüzden burada çok fazla kalamadık, zaten hava da artık kararmaya çok yakındı. Aslına bakarsanız planlarımız arasında Sülüklü Göl Tabiat Parkı ve evden daha erken çıkabilseydik Mudurnu Köyü'de vardı ama zamanı yetiştiremedik ve buradan evimize geri yola çıktık....

Tavsiyeler;

İlk tavsiyem tabi ki fotoğrafçı arkadaşlar için:-)) Her iki ziyaret ettiğimiz yerde de beni fazlası ile mutlu eden kareler çektim, eminim sizde fotoğrafçılık anlamında buralardan memnun ayrılacaksınız.
 
Yazımın başlarında da dediğim gibi burası tek başına planlama yapılıp gelinecek bir yer değil. O yüzden burası ile birlikte aynı gün için 2-3 yer daha planlayarak gelebilirsiniz. Buna rağmen koşturma içinde olmadan keyifle gezebileceğinize emin olabilirsiniz.
 
Göynük belki de Bolu'ya bağlı olması nedeniyle kendine has lezzetlere sahip bir yöre ancak yer tercihi gerçekten önemli... Bizim tecrübemiz çok hoş olmadı ama Paşazade Göynük Sofrası her yerde ismi çok geçen bir yer. Biz her ne kadar yerini bulamamış olsak ta şansınızı sizde deneyin. En kötü adresini verdiğim pideciyi deneyin:-))
 
Geri dönüşü eğer Geyve yolu üzerinden yapacaksanız yol üzerinde Geyve Yöresel Ürünler Üretim Merkezi var. Mutlaka uğrayın, eminim hoşunuza gidecek ürünler bulacaksınız.
 
Yorgun ve hızlı araba kullanmayın, yollar dediğim gibi düzgün ama çok virajlı...
 
Gelinir mi sorusu için cevap bizim gezdiğimiz her iki yer içinde kesinlikle "EVET":-)
 
(Daha fazla gezi yazısı için www.hayat40tansonra.blogspot.com adresini ziyaret edebilirsiniz.)

Yorumlar

Hayat40tansonra.... gerisini siz doldurun:-))
30 Kas 2020, Pazartesi - 05:10
Hayat40tansonra.... gerisini siz doldurun:-))
30 Kas 2020, Pazartesi - 05:10
Hayat40tansonra.... gerisini siz doldurun:-))

Yazar Hakkında

hayat40tansonra

Hayat40tansonra ....  diye yazıp gerisini size bırakıyorum. Gerek mesleğim gerekse bireysel olarak yurt içi ve dışında birçok şehir görme şansı yakaladım.