Gay'lerin Başkenti: Brighton

İngiltere için de kabul görmüş, Brighton denince akla gelen ilk şey gayleridir. Gün içinde pek faklı bir durumla karşılaşmazsınız. Gece hayatında ve festival zamanında şehrin şöhretinin nedeni anlaşılır. İngiliz arkadaşlarım dahi kendi aralarında konuşurlarken bununla ilgili şakalar yapardı. Benim içinse burası sadece eğlence dünyasıdır. Londra’dan trenle kısa zamanda ve uygun ücretle seyahat etmek en uygun yoldur. İngiltere’nin güney kıyısında okyanus kenarındadır. Dil öğrenmek isteyenler ve üniversite öğrencilerinin tercih ettiği yerlerin başında gelir.

Brighton Pier

Deniz kenarı taşlıktır. Güneşlenenleri görebilirsiniz ama denize pek az kişi giriyor. Sahilde çok sayıda pub/kafe yer alır.Okyanus kenarında buz gibi bira ile fish and chips yemek büyük keyif. Bir yanda güneşlenenler, üst tarafınızda bisikletle gezenler, spor yapanlar ve kumsalda voleybol oynayanlar sizlere tatili hissettirir.

Brighton’da kalabalığı takip ettiğinizde Pier’e varırsınız. Burası kıyıdan denize doğru uzanmış üzerinde fast food mekanları ve lunaparkın olduğu iskeledir. Asyalılar’dan harika noodle yenebilir. Pier’in kapalı bölümünde tilt ve kepçeyle oyuncak yakalama gibi oyunlar var. En kalabalık oyunsa oynamaktan nedense çok keyif alınan para düşürme oyunudur. Londra’da da aynı şekilde bu makinelerden var. Çok saçma ve zevksiz gözükmesine rağmen çok talep görüyor. 1 veya 2 penny'i birikmiş paraların üzerine atarak bir demir parayla 5-10-15 demir para düşürebilirsiniz. Para attıkça alt taraf birbirine baskı yapıyor ve doğru yere parayı bıraktığınızda çoğu düşüyor. Tabi bu arada alt taraf da hareketli. Pier’in en ucunda booster diye kamikazenin küçüğüne benzeyen bir alet var. Yükseldiğinde bir tarafınızda şehir diğer tarafınızda uçsuz bucaksız okyanus! Düşerken yere o kadar yaklaşıyor ki suratınız yere yapışacak zannediyorsunuz.

Sahil boyunca yürüdüğünüzde eski iskele ve havuz yer alır. Bu yol üzerinde 1900'lerin başında olduğunuzu düşündüren ilk atarilerden oluşan oyun salonu ve top atarak puan kazandığınız oyunlar karşınıza çıkar. Gününüz yemek-güneşlenmek-oynamak üzerine kurulur. Sadece sahilde yürüyün karşınıza sizi keyiflendirecek bir şeyler mutlaka çıkacaktır.

Tüm bunların dışında kente Hint havası estiren Brighton Pavilion’u görmeden ayrılmamalısınız. Saray-konak karışımı bu yapı uzaktan dahi görülse Hint mimarisi olduğu belli olur. Bath ve Londra’ya çok eser kazandırmış İngiliz mimar John Nash (Akıl Oyunları'na konu olan değil) tarafından 19. yüzyıl sonlarında tasarlanan saray kentin simgesi olmuştur.

Brighton’u gezdikten sonra Peter James’in "Ölüm Kadar Basit" adlı kitabını okumanızı ısrarla tavsiye ederim. 2005 yılında Krimi-Blitz ödülü almış eser çok duyulmamıştır. Birghton’da geçen cinayet üzerine yazılmış kitap, çok hızlı başlangıcıyla ve Brighton sokaklarındaki gezintisiyle eminim ki sizleri bir soluk da okumaya itecektir. Merak edeceksiniz ama ters köşeye yatacaksınız.

Daha fazla tatil için: TATİLİYET