Google+

Bergama’da Gezilecek Yerler

100219 Oca 2017Lokasyon Detay

2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Bergama Dünya’nın 999’uncu mirası olarak kabul edilmiş oldu. Farklı dönemlerde farklı kültürlere ve imparatorluklara ev sahipliği yapan Bergama’da gezeceğiniz yerler arkeolojik olarak sizi çok tatmin edecek müzeler ve antik yerleşim alanları olacaktır.

Görülmesi gereken diğer yerler

Hacı Hekim Hamamı, Pergamon Parchment, Bergama Antik Tiyatrosu

Bergama şehrini rahat ve hızlı gezmenin yolu yerel turlara ve turistik noktalarda önceden yerinizi ayırtmak. Bu şehir için önerdiğimiz deneyimler şöyle; Yarım Gün İzmir Şehir Turu (43.15 €), İzmir'den Efes Antik Kalıntılar Tam Gün Turu (69.04 €), Pamukkale Tam daytour (133.76 €), Efes ve Teras Evler: Özel Tam Gün Turu (47.46 €). Bu şehirdeki tüm turları görmek için tıklayın.

Akropol

019 Oca 2017Gezilecek Yerler

Akropol, Yunanca’da “yüksek kent” anlamına gelmektedir, yani Pergamon Krallığı’nınYukarı Şehri’dir. Şehrin en tepesi olduğu için tapınakların çoğu Akropol’de bulunmaktadır. Çünkü dönemin inancına göre Tanrılara yakın olmak amacıyla tapınaklar mümkün olduğu kadar yüksek alanlara inşa edilirdi.

Kale Dağı’nın tepesindeki antik Pergamon yerleşimi anıtsal mimarisiyle Helenistik dönem şehir planlamacılığının en iyi örneğini temsil etmektedir. Athena Tapınağı, Trajan Tapınağı, Helenistik dönemin en dik tiyatro yapısı, kütüphane, Heroon, Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, agora ve gymnasion yapıları bu dönem mimarisinin en seçkin örneklerindendir.

Pergamon’un koruyucusu sayılan Athena adına yapılan Athena Tapınağı, Akropol’ün en önemli mekânlarındandı; ancak 1878’de başlayan kazılardan sonra Bergama’daki birçok eser gibi tapınağın da büyük bir bölümü Berlin’deki Pergamon Museum’a taşındı. Dionysos Tapınağı ve Zeus Sunağı da burada yer alıyor. Zeus Sunağı kazılardan sonra onarılmak üzere Berlin’e götürülmüş ve sergilenmek üzere oradaki müzeye kaldırılmıştır.

Athena Tapınağı’nın güneyinde ise Helenistik dönemde yapılan yaklaşık 10.000 kişilik dünyanın en dik tiyatrosu bulunmaktadır.

-

Asklepion Tapınağı

719 Oca 2017Gezilecek Yerler

Asklepion Tapınağı

Sağlık ve Tıp Tanrısı Aesculapius adına kurulan Asklepion'un M.Ö. 4. yüzyıldan beri var olduğuna inanılıyor. 3.500 kişi kapasiteli küçük bir tiyatro, hastaların su ve müzik sesi ile iyileştirildiği odalar, Asklepion Tapınağı ve kütüphane gibi binaları içeriyor. Burada, hastaların rüyaları Sigmund Freud'tan 2000 yıl önce şehrin doktorları (rahipler) tarafından analiz edilirdi.

Roma döneminde kutsal alanın Pergamon şehri ile bağlantısı Via Tecta denilen üzeri tonozla örtülü yol ile sağlanmaktaydı. Yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda bu yol, aşağı kentin, Roma tiyatrosunun güney kanadında açılan ve halk arasında “Viran Kapı” olarak adlandırılan büyük kemerli kapıdan geçtikten sonra başlamaktaydı. Hastalar burada rahip hekimlerce (Asklepiades) muayene edilir; ölümcül hastalar ile hamileler içeriye kabul edilmezdi. Kutsal yol (Via Tecta), kutsal alanın giriş kapısına (propylon) kadar devam etmekte ve hastaları havanın olumsuz koşullarından korumaktaydı. Yolun son bölümü Roma İmparatoru Hadrianus zamanında sütunlu yol şeklinde düzenlenmişti. Sütunlu yolun her iki tarafında hastaların, şifa bulmasına yardımcı olacak her türlü adak ve eşya satılmaktaydı.

Bugün modern tıbbın simgesinin kaynağı olan Yılanlı Sütun Asklepion’un giriş meydanına dikilidir. Efsaneye göre, derdine deva aramak için Asklepion'a gelen bir hasta, girişte iki yılanın bir taş oyuğunun içinden süt içtiğini ve sütü zehirleriyle karıştırıp taşa geri boşalttığını tesadüfen görmüştür. Hasta, iyileşmeyeceği görüşüyle Asklepion'a alınmayınca acı çekmeden ölmek umuduyla oyuktaki süt-zehir karışımını içer ama ölmek yerine iyileşir. Yılan zehrinin şifa verici yönünü böylece ortaya çıkınca Antik Çağ’ın ünlü hekimi Bergamalı Galen, Asklepion'un sembolünün çifte yılan olmasına karar vermiştir.

-

Bergama Müzesi

1619 Oca 2017Gezilecek Yerler

Bergama Müzesi

Carl Humman ve Alexander Conze yönetiminde 1878 yılında Bergama'da başlayan arkeolojik kazıların sonucunda, 1900-1913 yıllarında Akropol’de yapılan kazılar sırasında bugünkü Alman Kazı Evi yanında bir depo müzesi yapılmıştır. Bu depo o dönemde Türkiye'deki iki arkeolojik eser deposundan biridir.

Bergama Akropolü üzerinde bulunan ancak 1870 yılında Prusya’ya götürüldüğü için orijinali Berlin’deki Bergama Müzesi’nde sergilenmekte olan Bergama Zeus Sunağı’nın bir maketi, müzenin arkeolojik eserler bölümünde sergilenir. Bergama Müzesi’nde toplamda 8643 arkeolojik eser, 1920 adet etnografik eser, 7302 sikke bulunmaktadır. Müzedeki Erken Tunç döneminden Bizans dönemine kadar değişik dönemlere ait arkeolojik eserlerin çoğu Bergama ve çevresinde yapılan kazılardan çıkmıştır.

Etnografya seksiyonunda bölgeye ait halı, kilim (Yuntdağ, Yağcıbedir, Kozak Bergama dokumaları), kumaş dokuma örnekleri, el işlemelerinin yanı sıra Anadolu'nun diğer yörelerine ait el emeği eserler de sergilenmektedir. Müzede özellikle görülmesi gereken eserlerden bazıları şöyle sıralanabilir: Nymphe Heykeli ( M.S 2. Yüzyıl - Yunan ve Roma mitolojilerinde doğada bulunan tanrısal genç kız figürüdür Nymphe’ler), Medusa Mozaiği (M.S 3. Yüzyıl - Pergamon Akropolünde bir mimari yapının tabanında bulunmuştur), Sokrates Büstü (Roma Dönemi).

-

Kızıl Avlu

1619 Oca 2017Gezilecek Yerler

Kızıl Avlu

Kızıl Avlu M.S 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu Mısır Medeniyeti etkisindeyken yapılmıştır. Mısır Tanrıları İsis ve Serapis’e adanmıştır. Dolayısıyla Serapion diye de geçmektedir. Tapınak kullanıldığı dönemde yeraltı tanrısı Serapis’in 10 metre yüksekliğinde bir heykeli varmış ve kimi ayinlerde tapınağın altında yer alan tünellerden heykelin içine giren rahip, Serapis’i taklit ederek söylevini yapar ve ayini böyle gerçekleştirirlermiş.

Roma İmparatorluğu Hıristiyanlık sonrasında tapınağı kiliseye çevirmiştir. İncil'de adı geçen 7 kiliseden kesin olarak yeri bilinen tek kilisedir. Bergamalılar tarafından "Kızıl Avlu" diye adlandırılır. Kızıl Avlu diye adlandırılmasının sebebi; dışarıdan bakıldığında tamamen kırmızı tuğla ile kaplı olmasıdır. Binayı kaplayan mermerlerden birkaçı bugün bile görülmektedir.

Tapınağın kazısı sırasında ele geçen tabletlerde yapılan incemeler sonucunda tapınağın inşasına ait bilgiler edinilmiştir. Yaklaşık 40 kilometre uzakta Manisa’da bir ocakta üretilen ‘Kızıl Tuğla’lar tuğla ocağından Bergama’ya kadar sıralanmış kölelerce elden ele taşınmış ve aynı köleler tarafından yapılmıştır.

Restorasyon çalışmaları uzun yıllardır sürmektedir ve muhtemelen bunu okuyan sizler Kızıl Avlu’yu görmeye gittiğinizde hala restorasyonda olacaktır.

-

Bergama Kermesi

1719 Oca 2017Gezilecek Yerler

1934 yılında Ege Bölgesi’nde bir yurt gezisine çıkan Mustafa Kemal Atatürk, nisan ayında Bergama’ya gelir. Şehri gezer, ardından Halkevi’nde Bergama’nın ve İzmir’in ileri gelenleriyle bir toplantı yapar. Bu toplantıda, Bergama ile ilgili alınan önemli kararlardan birisi de binlerce yıl öncesinden itibaren çok değerli eserlere ev sahipliği yapan Bergama’nın tanıtılması için dünya çapında bir şenlik düzenlenmesidir.

22 Mayıs 1937’de Bergama gönüllülerinden oluşan Bergama’yı Sevenler Cemiyeti’nce hazırlanan ilk kermes, Atatürk’ün arzu ettiği gibi, Bergama’nın tarihi ve kültürel değerlerini ön plana çıkaran bir programa sahiptir. İlk kermes, Akropol ve Asklepion’da dünya klasiklerinin sergilendiği tiyatrolara, unutulmaz Kozak Günleri’ne, Çandarlı ve Dikili’de deniz eğlencelerine, cirit-kalkan oyunlarına, zeybek ve efe gösterilerine sahne olur. 1937 yılından günümüze, İkinci Dünya Savaşı’nın çetin yıllarında ve ülkenin geçirdiği siyasi ve ekonomik dalgalanmalarda bile hiç ara verilmeden kutlanan, Türkiye’nin ilk ve en uzun soluklu festivalidir.

-

Bergama ile ilgili diğer içeriklere aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

-