Cairns'de Büyük Bariyer Resifi

Avustralya kıtasında geçirdiğim 40 günde adanın doğu ve güneyinin kıyılarını ziyaret etmeyi başardım. Sydney'den başladığım yolculuğumda; başkent Canberra (fazla söze gerek yok, Ankara gibi), Cairns (Büyük Bariyer Resifi'nde dalış), Melbourne (alışveriş cenneti), Adelaide (şarap severler için olmazsa olmaz) ve Port Lincoln (Büyük Beyaz Köpekbalığı ile tanışma bölgesi) rotamdaydılar.

Bir dalıcı ve sualtı fotoğrafçısı için hiç kuşkusuz Cairns ve Büyük Bariyer Resif'i tam bir cennetti. Queensland'in kuzeyinde  bulunan Cairns; tropikal havası, sahilinde yer alan çok sayıda bar ve restoranı ve en önemlisi dalış noktaları ile Sydney, Melbourne ve Brisbane'den sonra en popüler turistik bölge olma unvanına sahiptir. Kuzeyinden güneyine olan uzunluğu 52 km olan şehir, ilk zamanlarında madencilere yurt olmuş; sonrasında ise şeker kamışı, altın ve diğer madenlerin ihraç limanı olarak hizmet vermiş.

Sahilde dolaşırken sıklıkla rastlayacağınız dalış merkezleri; dış uzaydan görülebilen, canlı organizmalar tarafından oluşturulmuş, dünyanın en büyük yapısı olan Büyük Bariyer Resifi'ne günlük veya tekne konaklamalı dalışlar sunuyorlar. Bu dalışın hayatımda önemli bir yeri  ve yıllarca beklediğim bir fırsat olması sebebiyle 1-2 ay öncesinden yaptığım araştırmalar sonucunda, buradaki en iyi referanslara sahip olan dalış merkezinde rezervasyonumu yaptırmıştım. Ben ve yanımdaki 3 bavulum (biri elimdeki 15 kg’lık sualtı fotoğraf makinem ve aksesuarları, diğeri dalış ekipmanlarım ve nihayet sonuncusu da kişisel eşyalarımdan oluşan üçlü), Sydney'den uçağa binmiş ve Cairns'te 2 bavul olarak inmiştik. İstanbul'dan bu dalış için bin bir zorluk ve ekstra bagaj ücretleri ile taşıdığım malzemelerim, maalesef benimle birlikte Cairns'e ulaşamamış ve gelmek için bir sonraki uçağı tercih etmişti.

İndiğim gün, açıkta 5 gün geçireceğim teknemin demir alacak olması sebebiyle ekipmanlarımdan yoksun bir şekilde teknede birlikte dalış yapacağım diğer arkadaşlarımla tanışmak üzere önceden belirlenmiş olan şirin restorandaki hoş geldin kokteyline katıldım. Ağırlıklı olarak Amerika ve Avustralya vatandaşlarının oluşturduğu 19 kişi ile kısa sürede kaynaşıp, dalış anılarımızı paylaşmaya başlamıştık bile… Ara ara havaalanı şirketini arayarak çantam ile ilgili iyi bir haber beklerken ümidimi kaybettiğimde; çanta ile birlikte eksikliğini hissedebileceğim mayo, havlu ve tıraş takımlarımı en yakın marketten edinmeyi ihmal etmedim.

Tekne ve ekip kelimenin tam manasıyla süperdi. İlk hareket gecesi tekne resifin dışına çıkmış ve kuzeye doğru yol almıştı. Sabah çan sesiyle uyandığımızda, bu çanın günde 4 defa çalacak olan dalışa davet çanı olduğunu daha henüz bilmiyorduk... Sabah kahvaltı öncesi başlayan dalışlar, öğle yemeği öncesi ve sonrası ve son olarak da akşam yemeği öncesi tekrarlanmakta ve her dalış apayrı noktalarda, muhteşem sualtı zenginliklerine yapılmaktaydı. Bu dalışlar öncesinde dünyanın birçok denizlerinde yapmış olduğum yaklaşık 7000 dalış ve çektiğim binlerce kare fotoğraf sonrasında Büyük Bariyer Resifi, en iyi dalış noktaları listemde birinciliğe oturuvermişti...

Her seviyedeki dalıcıya uygun olan dalış noktalarında, dalıcıların tecrübelerine göre liderle veya dalış arkadaşları ile yapılan emniyetli dalışlar yaklaşık birer saat sürüyordu. Emniyetten kastettiğim sadece dalış kural ve limitlerine uyulması değil; aynı zamanda ceplerimize vermiş oldukları, acil bir durumda yerimizi belirleyen ve tekneye ileten sistemlerdi.

Teknedeki yemekler lezzetli, doyurucu ve çok çeşitliydi. Dalışlar bittikten sonra bardan alabildiğiniz bir kadeh şarap ile akşam yemeğinin tadına varabilir, her gün değişen manzaraya sahip lüks otelinizde ay ışığı altında üst katta huzur içinde dinlenebilir veya ortak zevklere sahip yeni arkadaşlarınız ile her konuda sohbet edebilirsiniz. Ancak sabah 6.00'da çanın sesine kadar uyuyabileceğinizi unutmamak şartı ile…

40 metreye varan sualtı görüşü, dünyaca ünlü Cod Hole ki burada dalıcı boyutlarında Cod balıklarıyla dalışlar yaptık, Kuzey Burnu'nda köpek balıkları ile dalışlar ve amfitiyatroda köpekbalıklarının beslenme çılgınlığını izleme ve 1000 metreye varan mercan kaplı duvarlarda devasa yumuşak mercanların fotoğraflarını çekme imkânı bulduk.

Mercan Denizi'nde yaptığımız dalışlar sonrası 4 gece 5 gün su gibi akıp geçmiş ve Lizard Adası'na gelmiştik. Son günümüzde dalışlar bittikten sonra yakılan mangalda karides ve kanguru ızgaralar, birbiri ardına patlayan şampanyalar eşliğinde mideye inerken tekne kaptanımızın  gitarı eşliğinde söylediği şarkılar keyifleri tavana vurdurmuştu. Burası 4 gecelik turu tercih edenlerin veya benim gibi 6 gecelik turda yer bulamayanların uçak ile Cairns'e döneceği ve yerlerini yeni dalıcılara bırakacakları yer idi. Burası Büyük Bariyer'in içinde bulunan ve tropikal bir cennet olarak da adlandırabileceğiniz 24 beyaz kumsalı, mavi lagünü ile Cairns'in 300 km kuzeyinde yer alan; 1770 yılında Kaptan James Cook'un geçtiği 359 metre yüksekliğindeki ve şimdilerde Cook'un bakışı adıyla anılan tepeden, adanın muhteşem fakat ölümcül mercan resiflerinden kurtuluş yolunu aradığı noktadır. Adadaki küçük hava alanına inen iki pervaneli uçak vasıtası ile resifin sadece birkaç yüz metre üzerinden Cairns'e dönüş yoluna çıktık. Şanslı dalıcılar ise 6 gecelik turlarını tamamlayıp, yine aynı tekne ile limana döneceklerdi… Ödenen her kuruşu hak ettiğini, Cairns'den bir gece konaklamalı başka bir dalış turuna çıktığımda anladım. Resifin dışına dalıyoruz sloganı ile sizi götürdükleri noktalar, hiç de binlerce kilometre uçup buralara gelmeye değecek yerler değildi. Aşırı kalabalık ve sevimsiz tekneyi, yetersiz yemekleri ve sudan çıkarken bir fotoğraf makinesine bile yardımcı olmayan mürettebattan bahsetmiyorum bile… Bu turdaki tek kazancım; bir Fransız, bir Belçikalı ve bir Avustralyalı dalıcı ile kurduğum dostluk ve hatta 2013 yılını birlikte karşılamamız olmuştu.

HALUK İSKORA

Yazar Hakkında

HALUK İSKORA

18 yaşımdan beri sualtı dünyasını keşfetmekteyim. Eğitmen balıkadam, teknik dalıcı ve sualtı rehberiyim.