BİR MASAL ŞEHRİ HEIDELBERG

Almanya'ya gittiğinizde diğer Avrupa kentlerinde gördüğünüz tarihi yapı ve evler ile karşılaşamıyorsunuz. 2. Dünya Savaşı'nda ve soğuk savaş döneminde bölge ciddi bir yara aldığı için sonradan yenilenen şehirler güzel olsa bile karakterden uzaklar malesef. Ama Heidelberg buna istisna oluşturuyor.

2.Dünya savaşında en az hasar alan ve bombalanmayan şehir yeşil doğası, kalesi, masalsı havası ile bizi kendine hayran bıraktı. Buraya Frankurt'tan arabayla yaklaşık 1 saatte ulaşabilirsiniz ya da yine Frankurt'tan trenle ulaşım da başka bir seçenek.

Şehir rahatlıkla bir günde gezebileceğiniz büyüklükte. Ancak turistik gezi dışında şehrin havasını doyasıya yaşamak isterseniz bir gün konaklamak da iyi bir seçenek.

Haupstrasse'de bulunan bir oyuncakçı

Neckar Nehri'nin iki kenarına kurulmuş olan şehri gezmeye Altstadt (Eski Şehir) Bölgesi'nde bulunan Hauptstrasse'den başlıyoruz. Burası yayalara açık sadece. İki yanında birçok mağaza, hediyelik eşya alabileceğiniz dükkanlar, restoranlar ve cafeler mevcut. Marktplatz'dan gezmeye başladığımız cadde 1.5 kilometre uzunluğunda ama mağazalara bakıp bir de yemek molası verince zamanın nasıl geçtiği anlaşılmıyor. Marktplatz'ta bulunan Heiliggeistkirche​ (Church of Holy Sprit) Kilisesi de meydana ayrı bir güzellik katıyor. Caddede yürürken ara sokaklardan meşhur Heidelberg Kalesi'ni de göreceksiniz. Hem de ana caddenin kalabalığından uzaklaşıp ara sokaklarda gezmeyi unutmayın.

Caddenin tamamını yürümüyoruz çünkü dönüşümüz diğer ucundan olacak. Ara sokaklardan nehir kenarına varıyoruz. Kısa bir nehir kenarı gezisinden sonra tarihi köprü Alte Brücke'e ulaşıyoruz. Burası şehrin en popüler alanı sanırım. Turistler dışında fotoğraf çektiren birçok gelin-damat da mevcuttu. Bu köprü 2.Dünya Savaşı’nda Alman askerlerince diğer tüm köprüler gibi yıktırılmış. Savaş sonrası halkın topladıkları parayla yaptırılıp 1947’de yeniden açılmış.​ Köprünün girişindeki kalelerin kenarındaki 1979’da yapılan bronz maymun heykeli​ de başka bir sevimli ayrıntı.

Köprüden bol bol kale ve manzara fotoğrafı çekebilirsiniz ancak yürümeye üşenmiyorsanız asıl manzara Filozof Yolu'nda. Köprüden geçerek nehrin diğer kenarına vardığınızda hemen önünüzdeki ilk sokakta Philosophenweg yazısını takip ederek tırmanmaya başlayın. İki yanı duvar ile çevrili yolun başlangıcı pek de manzaralı olmasa da çektiğiniz yorgunluğa değecek bir manzarayla karşılaşıyorsunuz yolun sonunda. En tepeye ulaşmanın haklı gururuyla banklarda oturarak bu masalsı şehrin tadını çıkarabilirsiniz.

Yerel halkında koşu parkuru olarak kullandığı bu yolu nehir boyunca takip ederek (nehri solumuza alarak) yürüyoruz. Hedefimiz Theodor Heuss Bridge​ hizasından nehir kenarına inmek. Yavaş tempoyla yaklaşık 20 dakikada hedefe ulaştık. Dilerseniz çıktığınız yoldan da inebilirsiniz tabi ama Filozof Yolu yokuşu olmayan rahat yürünen bir yol. Yol boyunca yeşillik içinde ve manzaranın değişik açılarının tadını çıkararak ve de evlere hayran kalarak yürümesi de artısı. Theodor Heuss Bridge hizasından arabanın belli bir noktaya gelip çıkacağınız yokuşu azaltabilirsiniz ama bu taraftan arabasız yürüyerek çıkmayı seçmeyin diğer tarafa göre yokuşu daha keyifsiz ve zorlayıcı. 

Köprüden dümdüz yürüyüp gene nehrin diğer kenarına geçince önünüze çıkan yoldan nehire dik olarak çıkarsanız Hauptstrasse'nin diğer ucundan girip bu caddeyi gezmeye devam edebilirsiniz. Bu tarafta büyük alışveriş merkezleri ve şehrin turistik kısmından bir tık daha uzak olan gündelik bölge yer alıyor.

Bu masalsı havasının yanı sıra bilimsel bir yanı olan Heidelberg , 1386 yılında kurulmuş olan Almanya’nın en eski üniversitesi olan Heidelberg Üniversitesi tıp ve eczacılık açısından Avrupa’nın en önemli üniversitelerin biri​ni barındırıyor. Üniversteyi görmeseniz bile Üniverstenin kütüphanesini görebilirsiniz. Hauptstrasse 'ye paralel bir yol olan Plöck'de bulunuyor. Etkileyici bir mimariye sahip.

Ve 13. yüzyıldan kalma görkemli yapı Heidelberg Kalesi-Sarayı. Biz şehri gezmeyi bitirdikten sonra kaleye arabayla çıktık. Eğer yaya geldiyseniz ve ikisine birden tırmanmaya gücünüz yoksa buraya çıkmaktansa Filozof Yolu'na çıkmanızı tavsiye ederim.


Kalenin Manzarası

Tabi şehri bir de diğer yakadan görmek açısından kale çok iyi bir konum. Ancak kalenin içinden pek bir beklentiniz olmasın.  1764 yılında yıldırım çarpması sonucu zarar gören kalenin taşları​ bir dönem halk tarafından kullanılmış sonrasında korumaya alınmış. Zaten sadece iskeleti kalmış diyebiliriz. Kocaman bir avluya girip dört bir yanınıza baktıktan sonra dışarı çıkıp manzara seyrediyorsunuz. Bir bölümde restorasyon sürüyordu orası bittikten sonra gezilecek yeni yerler açılırsa bilemem. İlginiz varsa burda Eczacılık Müzesi de mevcut.

Yeme içmeye gelince; biz Restoran Perkeo'da yemeğimizi yedik. Lezzetliydi, atmosferi güzeldi ve fiyat-performans oranı da iyiydi. 

Perkeo

Ara sokakta bulunan Schnitzelbank​ ise popüler ve yoğun mekanlardan. İngilizce menüsünün olması da artısı.

Daha fazla bilgi ve fotoğraf için ; instagram: sanemc