Budva'nın Gizemli Adası: Sveti Stefan

Karadağ’ın ünlü turistik şehri Budva yakınındaki tarihi Sveti Stefan adası ise sadece Budva Riviera’sında değil, tüm Akdeniz’de hatta dünyaca ünlü bir ada-otel.

15. yüzyılda ana karaya ince bir yol ile bağlı olması nedeniyle savunma amaçlı, saklanma ve silahları ateşleme noktası olarak kullanılmış. Karadağ, Venedik himayesi altındayken birçok kez korsanların ve Osmanlıların saldırılarına uğrasa da adanın surları Türklere ve korsanlara karşı barınak görevi görmüş, Osmanlılar Karadağ bölgesini ele geçirmeye çalışsalar da bunu başaramamışlar. Rivayete göre Türklere karşı kazanılan bir zafer sonucunda, Osmanlı gemilerine ve hazinelerine el konulmuş ve işte bu adadaki kilisenin bu hazineler sayesinde yapılmış.

20. yüzyılın başı gibi önemini yitirip balıkçı sakinleri de adayı terk etmeye başlar. 21. yüzyılın başında Yugoslavya’nın bölünmesi ile başlayan kötü günlerden bu bölgede nasibini alır. Üzeri tamamen evlerle kaplı adanın iç kısımları daracık sokakları, küçük meydanları, tarihi evleri ve kiliseleri ile özgün ve ilginç bir tatil köyü olur ve Lonely Planet tarafından 1972 yılında dünyanın en özgün turistik ve en göz alıcı 10 yerden birisi olarak ödül alır.

Karadağ hükümeti adayı yeniden canlandırmak amacıyla, Aman Resorts grubuna 30 yıllığına kiraya verilmiş. 2007 yılında adadaki birçok bina ve apartman uzun yıllar restore edilerek 50 odalı ve 8 süitli, 5 yıldızlı bir otel otele dönüştürülünce ada altın günleri yaşamaya başlar. Şu anda fantastik bir otel olarak hizmet veren Hotel Milocer sadece Karadağ sahillerinin değil, dünyanın en ünlü ve birçok ünlüyü ağırlamış otellerden biri (Sophia Loren, Marilyn Monroe, Orson Welles, Kirk Douglas ve Liz Taylor gibi). Ünlü olduğu kadar da oldukça gizemli zira içeriye maalesef yalnızca otel müşteri girebiliyor.

Dünkü tekne gezimizde bu adayı dışarıdan izledik, bol resimlerini çektim ama içini de çok merak ettik. Kaptanımızdan aldığımız bilgiye göre otel müşterisi olmayanların adaya girmesinin sadece 2 yolu varmış, ya adadaki restoranlardan birine rezervasyon yaptırarak gidiliyor veya adada kalan misafirlerden davet alması gerekiyormuş. Bunun dışında adaya ziyaretçi kabul edilmiyor. Bu fırsatı kaçırır mıyız, akşam için rezervasyon yaptırmıştık. Giyindik kuşandık ve yola çıktık. Eski Şehre taksi ile 15-20 dakika mesafede. Adaya giden yol birçok malikânenin bulunduğu, inanılmaz bir güzellikte yemyeşil bir yol. Tam da gün batımı saatinde orada olduğumuz için manzara daha da güzelleşti tabii.

Otele yaklaştığımızda bir bariyerden öteye arabalar giremiyor, taksiden inip yürümeye başlıyoruz. Adayı karaya bağlayan ince yolun başında ise otelin güvenlik görevlileri tarafından durduruluyoruz, rezervasyonumuz kontrol edilip içeri girmemize izin veriyorlar. Adanın hemen girişinde surların arasındaki güzel heybetli ferforje kapıda bizi bir bayan karşılıyor ve restorana kadar eşlik ediyor. Eskortsuz restoranı bulmamız çok zor olurdu zaten adeta bir labirent.

Taş parkeli Arnavut kaldırımı sokaklardan geçerek, dik merdivenler tırmanarak, güzel meydanlardan geçerek ulaşıyoruz restoranın bulunduğu avluya. Adeta bir labirentten geçerek geldik. Çam ağaçları ile kaplı adadaki dar taş parke sokaklardaki eski evler otelin odaları, meydanlar, parklarından Akdeniz’in masmavi olağanüstü manzarası, kumsaldaki lüks plajı ile sıra dışı ve olağanüstü ve benzersiz bir işletme. 12,000 metre karelik Ada sedir, çam ve zeytin ağaçları ile güzel çiçekleri ile sessiz sakin atmosferi ile dinlenmek için harika bir tatil yeri ama adanın en üst bölümünde kalanların odalarına çıkarken onca merdivenleri çıkma işini nasıl çözmüşler bilemedim.

Adayı çok beğendik, manzaraya bayıldık, harika bir şarap içtik, yemekler de olağanüstü değildi ama lezzetliydi ama otelimize dönme zamanı.

Yarın çevreyi gezerek dağları aşarak, kuzeye Kotor’u gezmeye gidiyoruz.

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.