Google+

HAYAL ŞEHİR İSFAHAN

170416 Ara 2014Gezi Notu
nevinsalmannevinsalmanGold Yazar16 Ara 201417040 Yorum

Nihayet adını çok duyduğum ünlü “dünyanın yarısı” “rüya şehir” “hayal kent” adlarıyla da anılan İsfahan şehrindeyiz. Safeviler döneminde söylenen “İsfahan dünyanın yarısıdır” sözcüğü günümüzde de geçerli, gerçekten de geleneksel İran mimarisine ait tarihi eserleri, İslam mimarisinin en değerli yapıtları ile İran’ın en güzel kenti. Aynı zamanda da ülkenin en büyük, dünyanın ise 2. büyük meydanı ile de ünlü İsfahan.

İsfahan

Ünü dünyaya yayılmış bu şehirde yine çok ünlü, özellikle de bahçesi dillere destan olan bir otelinde kalacağız. 5 yıldızlı Abbasi Otel. Ben gittiğim ülkelerde otelleri önemsiyorum, kentin ya da yörenin en iyi otelinde kalmak isterim, fiyatları çok anormal değil ise 5 yıldızlı elbette tercih ederim, olmasa 4 yıldız isterim ama aradığım en önemli şart temizlik ve hijyen, bir de personel güleryüzlü olursa harika olur tabii. İran’da kaldığımız oteller ummuduğumzdan iyi idi, bu otelle ilgili de beklentilerimiz yüksek.

 Paket turlarda kaçırılmaması gereken en güncel ve ekonomik kampanyalar şöyle: Bansko Kayak Turu – 1 Gece Bedava, Bansko Kayak Turu – Ücretsiz Kayak Eğitimi, Lapland Turu - Son dakika 200 Euro indirim, %25 indirimli Prag Turu, Sicilya & Malta Turu – Son dakika %5 indirim, Belgrad Turu - %25 indirim , Prag Turu 14 Şubat Özel – Son Dakika %5 İndirim

İsfahan-1

İran’a gelmeden, otelin bu ünlü bahçeye bakan odaları istersek gecesi 150 Dolar fark olduğu bilgisi verildi. Bu fiyat farkı bana anlamsız ve çok gereksiz geldi, zira öncelikle zaten otelde fazla zaman geçirmiyoruz, sabah çıkıp akşam geliyor hatta bazen yemekleri otel dışında yiyoruz, ikincisi de odadan bahçeyi izlemek yerine bahçede vakit geçirmek bana daha mantıklı geldi. Çok da isabetli karar olmuş, gerçekten bahçede kısa da olsa oldukça keyifli zaman geçirip odalarımıza sadece uyumak için gittik ve günün yorgunluğu ile de hemen uyuduk.

İsfahan-2

İsfahan-3

Otele girdiğimiz anda müthiş bir lobide bulduk kendimizi, heryer ışıl ışıl, duvarlar, tavanlar, kapılar, merdiven ve süslemeler inanılmaz. Burası eski bir kervansaray, bina cephesi yine eyvanlar, tonozlarla, harika süslemeleri ile mimarisi ile gerçekten çok güzel tarihi bir bina, sonradan ilaveler yapılarak otele dönüşmüş. Bahçesi ise gerçekten de anlatıldığı kadar güzel. Çeşit çeşit ve çok değişik ağaçlar, meyve ağaçları, çeşit çeşit çiçekler ile yemyeşil, ortada bir havuz, fıskıyeler, zarif ve dekoratif bahçe lambaları ve çok başarılı peyzajı ile tarihi binanın güzelliğine güzellik katıyor. Çeşitli oturma gruplarında çay-kahve keyfi yapabilirsiniz, bizim İran’da olduğumuz günlerde halen yazdan kalma günler yaşandığı için akşam yemekleri de bahçede servis ediliyordu, biz de hem yemek hem de çay kahve keyfi ile bahçenin keyfini bol bol çıkardık. Ancak odalar her ne kadar temizliği konusunda sorun olmasa da tesisat, dekor ve mobilya olarak oldukça eskimiş ve bakımsız. Sanırım bahçenin ünü oteli pazarlamaya yetiyor ki odaları önemsemiyorlar.
 
Şehir derseniz Zagros Dağları’nın eteklerine kurulmuş, yol kenarlarındaki asırlık ağaçları, parkları, şehrin tam ortasından geçen Zayende ırmağının her iki kenarındaki yeşil alanları ile gerçekten yemyeşil. İsfahan; mimari yapısı ve şehir düzeniyle oldukca modern ve düzenli bir kent. Şehir, bu ününü ve güzelliğini büyük ölçüde, kenti Safavi’lerin başkenti yaparak baştan inşa ettiren Şah Abbas’a borçlu. Yapılan imar planına tamamen uyularak inşa edilen şehir, 16. yüzyılda Pers İmparatorluğu'nun ikinci kez başkenti olduktan sonra daha da gelişmiş. Bugün bile, eski imar plana uygunluğunu ve geçmişteki ihtişamını korumakta. Şehir, birçok güzel bulvarıyla, köprüleriyle, saraylarıyla, cami ve minareleriyle, İslami mimariyi yansırmasından dolayı da meşhur.

İsfahan-4

İsfahan-5

Şehrin tam ortasından geçerek, kenti batıdan doğuya kesen Zayende Irmağı’nın da şehre bambaşka bir güzellik kattığı kesin (biz göremesek de hayal etmek kolay). Nehrin üzerinde 3 adet köprü bulunuyor:
 
Allahverdi ya da Si-o-se-pol (33 kemer) Köprüsü, şehrin iki büyük ve önemli caddelerini birbirine bağlıyor. Tarihi 1602’e kadar uzanan köprü Şah Abbas tarafından inşa ettirilmiş. 360 metre uzunluğunda ve 14 metre genişliğinde. Aynı zamanda küçük bir baraj olarak da kullanılan 3 katlı köprünün ayakları ise 4 metre kalınlıkta. Bizim orada olduğumuz günlerde ne yazık ki nehirde hiç su yoktu ve kupkuruydu, bu nedenle köprünün sular içinde kalan bölümlerini de gezebildik.

İsfahan-6

Kacu Köprüsü – Diğerlerine göre daha kısa (132 metre) olmasına rağmen en ünlü köprüsü. Şah Abbas II tarafından nehir kenarındaki kraliyet yapıları için yapay bir gölet oluşturmak için yapılmış. İki katlı köprünün alt katında baraj kapakları bulunan köprü diğer köprü gibi baraj vazifesi de görüyor. Köprünün ortasında hoş bir bölüm dikkat çekiyor, burası Şah Abbas için yapılmış küçük bir pavyon, bir zamanlar da Şah Pehlevinin, belki içkisini yudumlayarak, keyif yaptığı ve nehri seyrettiği özel locasıymış. Her ne kadar fazla kalmamış olsa da çini süslemeler yer yer görülebiliyor.
 
İsfahan-7

Şehristan Köprüsü ise ayakları Sasani ve Ahamenişler döneminden, yapının ise Selçuklu döneminden kalma olduğu en eski köprüsü güzel kentin. 143 metre olan köprü de 13 kemer bulunmakta.
 
Her üç köprü de o tarihlerde gerçekten ileri bir mühendislik bilgisi ile yapılmış.
 
Nehrin her iki kenarı da yeşil alanlar, parklar ile gerçekten yemyeşil. Asılık ağaçların altında halk çocukları ile geziyor, koşuyor ve piknik yapıyor. İçinde kafe de dâhil olmak üzere hiçbir yapılaşma yok. Parkların içinde çeşitli modern heykeller de dikkat çekiyor.

İsfahan-8

Sizlere tek tek anlatacağım, şehirdeki çok sayıdaki harika eserler arasında bir de UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmiş yer var. İmam Meydanı, kentin görülecek en önemli yeri. Diğer göreceğimiz yerler ise Pir-i Bakran Türbesi, Güvercin Kulesi, Cuma Camii, Ermeni Vank Kilisesi, Cehel Sutun Sarayı, İsfahan Ateşevi, İmam Meydanı ve çevresindeki camiler var. Tabii İran’dan ayrılmadan mutlaka ünlü İran halılarını görmemiz gerekiyor, biz de bunu son durağımız olan İsfahan’a bıraktık ki satın almak isteyen arkadaşlar için kolaylık olsun. Yine dünyaca ünlü Minyatür ustası Hossein Fallahi ile de tanışacak ve çalışmalarını izleyeceğiz.

İsfahan-9

Şehrin tarihinden kısaca bahsetmek gerekirse;
 
İsfahan’ın tarihi Yontma Taş Devri'ne kadar dayanıyor. İlk yerleşim Medler zamanında, kent Medler'in en önemli şehirlerinden biri olmuş. M.S. 642'de Müslümanlar'ın eline geçiyor. Selçuklu hanedanının kurucusu Tuğrul Bey de 11. yüzyılın ortalarında kenti başkent yapmış. Onun torunu Melikşah yönetiminde kent büyüyüp zenginleşiyor ki ünlü İsfahan Mescid-i Cuma'nın yapımına da bu dönemde başlanmış.
 
Selçuklu hanedanının yıkılışından sonra İsfahan gerilemeye başlar, 13. yüzyılda kent, önce Cengiz Han tarafından alınsa da yıkılmamış, ancak 14. yüzyılda da Timur tarafından yağmalanmış, kent halkı katledilmiş. Safeviler zamanında tekrar gelişmeye başlayan kent nihayet Şah I. Abbas’ın İsfahan'ı başkent yapmasıyla yeniden inşa edilir ve ülkenin en büyük ve en güzel kentlerinden biri olarak gelişir, mimari harikası birçok eserlerle İsfahan’ın en parlak dönemi başlamış olur. Daha önce de söylediğim gibi İsfahan ününü Şah Abbas 1’e borçludur. Bu devirde birçok batılı sanatçı ve zanatkarların da İsfahan’da yaşaması kenti dünyanın önemli merkezlerinden biri yapar. Bu parlak dönem bir asırdan fazla sürer, daha sonra Afgan işgaline uğrar ve başkent Nadir Şah tarafından Meşhed’e taşınır, Tahran’ın başkent oluşu ise Kaçar Hanedanlığı dönemindedir. Rıza Şah Pehlevi döneminde (1925-1941) yeniden imarına başlanan kentteki tarihsel yapıların birçoğu onarılır. İsfahan’da ise bu dönemde el sanatları, çini, halı ve pamuklu kumaş gibi geleneklel ürünler gelişmeye başlar.

İsfahan-10

İsfahan’ı “dünyanın yarısı” denecek kadar ünlü yapan muhteşem İslami eserler İran’daki diğer tüm eserleri gölgede bırakacak kadar ihtişamlı. Şimdi ülkenin sanatını anlamaya yetecek güzellikte olan bu eşsiz mimari eserleri gezmeye başlayabiliriz. 

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar