Google+

Arama formu

​MARAKEŞ YOLLARI TAŞTAN

Dün batırdığımız güneşi bu sabah yeniden doğurduk Süveyre'de. Fotoğrafçılar için sabah güneşi ve akşam güneşi çok önemlidir. Bu yüzden ekip arkadaşlarım Süveyre'yi sabah güneşi ile fotoğraflarken ben de dün gezdiğimiz çarşıyı ikinci kez gezmek yerine sabah kahvesi eşliğinde ikinci gün yazımı yazmayı yeğledim. Sabah sabah Fransız çiftlerin gelip kahvaltı ettiği ve 80'lerin Fransız müziklerinin çalındığı çarşı içi kafelerden birisi burası. Kahvaltıları fotoğraflardan görmeniz mümkün ancak küçük tabakta ekmek batırmak için zeytinyağı getirmeleri kendi hazırladığım kahvaltıları anımsattı bana. Ayrıca tereyağları oldukça lezzetli.

Yola çıkarken arkadaki üçlü "ortaya sen oturacaktın, ben oturacaktım" kavgası yaparken ben öne kuruluverdim. Çünkü bugün aracın önünde oturma sırası bende. Elimde Fas haritası, GEO dergisinin Mart sayısı ve Fas cep kitabım ile tam teçhizatlı bir kopilot olarak yola başlamıştık ki polis engeline takıldık. Şehir çıkışında bizi durduran polis, arka koltukta oturanların emniyet kemeri takmaması ve aracın arkasında üç kişi oturmasından dolayı 400 dirhem (100 TL) ceza yazdı ya da rüşvet aldı, biz anlayamadık. Bu ülkede rüşvetin çok yaygın olduğundan zaten gelmeden önce haberimiz vardı. Ödediğimiz paranın ne kadarının rüşvet ne kadarının ceza olduğunu bilmiyorum ama fotoğrafını çektiğim ve merak ettiğim bu kağıdın anlamını ülkeme gittiğimde araştıracağım. Kimbilir, rüşvetlik bir durum varsa bu durumu Fas Kralı'na bile yazmayı düşünüyorum. Çünkü bu ülkeyi ileri götürecek fazlasıyla olumsuz eleştirim birikiyor. Ucuza güzel bir kahvaltı ettik diye sevinirken Erhan Çakır'ın dediği gibi bu cezayı da ilave edince kahvaltı bize biraz tuzluya gelmiş oldu.

Marakeş

Marakeş-1

Marakeş bölgesine uygun ulaşım yollarından biri de havayolu. En uygun fiyatlı uçak biletlerini görmek için tıklayın

Bugünkü varış noktamız Marakeş. Fas'ın üçüncü büyük şehri ve eski başkenti. Marakeş'in daha doğusu artık çöl ve ondan ötesi de Cezayir, Moritanya ve Mali. Bu yüzden Marakeş; Arap, Afrikalı ve Berberilerin karışımından oluşan bir şehir. Marakeş'e gidiyorsanız, Atlantik Okyanusu ile kilometrelerce devam ettirdiğiniz aşka elveda demek zorundasınız. Sağınızda sizi takip eden mavilik artık yerini zeytin ağaçlarına bırakır. İlginçtir, burada zeytin ağaçlarının gövdeleri yok, doğrudan yerden başlayan dalları var. Coğrafyaya göre farklılaşan insan türüne göre belli ki ağaçlar da farklı özellikler taşıyorlar bizim ağaçlarla aynı meyveleri veriyor olsalar bile. Fas bir Akdeniz ülkesi olduğu için portakal ağaçları da oldukça bol. Çoğu dalında kalmış portakallar var yol boyunda. Böyle olunca da portakal suyu çok ucuz ve oturduğumuz kafelerde bol bol portakal suyu içiyoruz.

Marakeş-2

Marakeş-3

Marakeş şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Riad Dar Kader güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Riad Al Bushra, Riad Les Nuits de Marrakech, Dar Andamaure. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Maison Aicha, Dar la Cle de la Medina, Riad Amanouz gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Backpackers Grapevine Hostel, Riadbelko, Palais de l'O tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Marakeş aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Marakeş'e kadar olan yolumuz yaklaşık 200 km'lik ve iki saatlik bir yol olmasına rağmen fotoğrafçılarla gezmenin güzelliği olsa gerek sık sık aracı durdurup güzel kareler yakalamaya uğraşıyoruz. Marakeş'e vardığımızda bizi toprak rengi bir şehir karşılıyor. Üç kattan fazla bir yapının olmadığı bu kızıl şehir, o Fas kitaplarında gördüğümüz şehrin ta kendisi. Sokaklarda faytonlar, otobüsler, motosiklet ve bisikletler. Trafik düzeninin olmadığı tam bir keşmekeş. Aracımızdan inip o "sinirlerimizi bırakıp gitmemiz gereken" şehre dalıyoruz. O ünlü Cami Ül-Fena Meydanı'na geldiğimizde okuduklarımdan çok daha fazlasını gördüm burada. Bu meydanın anlamı "fanilerin toplanma yeri". Rivayete göre de daha eskilerden kesilen kellelerin ibret olsun diye sergilendiği alan. Bana kalırsa burası tam adına yakışan "fena" bir yer, ama bu fena yeri görmelisiniz.

Marakeş-4

Marakeş-5

Eski Türk filmleri için önceleri, "aşk, kin nefret, ihtiras... hepsi bu filmde" diye reklamlar yapılırdı hatırlarsanız. Bu reklamı Cami Ü'l Fena Meydanı'na uyarlayın. Aklınıza gelen her şey bu meydanda; Berberi çalgıcılar, erkek köçekler, maymun ve yılan oynatanlar, fal bakanlar, büyücülük yapanlar, kına yakanlar, muska yazanlar, hırsızlık ve dolandırıcılık yapanlar, portakal suyu, kavrulmuş nohut, hamur işi ve bilmediğimiz birçok yiyeceği satanlar...

Marakeş-6

Marakeş-7

Oğuz Sipahi'nin "selamlaştıktan sonra parmaklarınızı sayın" sözü aklımızdan çıkmıyor ve sürekli diken üzerinde bu alanı gezmeye çalışıyoruz. Ama buradaki insanların rahatsız edici yapışkan tavırları sinirlerinizi zorlasa da görülmeye değer bir yer olduğunu düşünüyorum. Afrika'nın en büyük seyyar pazarı olma özelliğine sahip bu çarşıda birisinin fotoğrafını çektiğinizde para vermeye ya da kavga etmeye hazır olun demektir. Ayrıca sizi biraz iyi görüp ağzını yüksekten açıp hatta bunu kavgaya kadar götürmeye meyilli tiplerde çoğunlukta. Burada çarşılara "suk" deniliyor ve dericiler, ayakkabıcılar, baharatçılar olmak üzere birçok çarşıdan geçip Şehir Müzesi'ne giriyoruz. Şunu belirtmek gerekir ki Fas, halen turizmde gözünü açamamış. Hindistan ve Nepal'de yaşam buraya göre çok ucuz olmasına rağmen müze ve diğer turistik yerler fazlasıyla pahalıydı. Fas'ta ise çoğu yere giriş ücretsiz ya da çok az ücret alınıyor.

Marakeş-8

Marakeş-9

Bu ünlü meydanın hemen karşısında Kutubiye Minaresi 8 yüzyılı aşkın bir zamandır tarihe meydan okuyor. Çarşı girişinde park edili bir fayton ile pazarlık yaparak bir de şehri fayton ile gezmeye çıkıyoruz. Buradaki binaların tümünün kızıl renkte olması gerçekten şehri kendine has bir hale getirmiş. Gün batımında bu kızıl şehri ve çarşıları bir de yüksek bir kafenin terasından seyrettik.

Marakeş-10

Marakeş-11

Akşam kalacağımız yer ise dün geceki gibi kiralık bir ev. Turistler için yapılmış site biçiminde fazlaca bloktan oluşan ve geceliği yakalaşık 600 dirhem (60 dolar = 150 TL) olan orta halli evler. Beş kişi olarak kaldığımızı düşününce oldukça tasarruflu bir şekilde turumuza devam ettiğimizi söyleyebilirim. Artık yarın çöllere yelken açmanın vakti geldi.

https://www.facebook.com/ali.yeniay.395


Yazar Hakkında

Ali Yeniay

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Gezerek, okuyan ve hatta gezi yazılarını paylaşan" diye cevap veren bir seyyahım ben...