NOVODEVICHY MEZARLIĞI, MANASTIRI VE PARKI: MOSKOVA

3 Haziran - Nazım Hikmet’in Ölüm Yıldönümü ve Anma Günü

Bugün hepimiz çok heyecanlıyız. Sabah kahvaltı sonrası saat 09.30’da otelimizden hareketle Novodevichy kabristanına gidiyoruz, Nazım Hikmet’i anma etkinliklerinin çerçevesinde kabrini ziyaret edecek, sonrasında da benim de üyesi olduğum Rekreasyon Derneği’nin “NAZIM HİKMET Sevda Şiirleri” konulu resim sergimiz açılışı yapılacak.

16. yüzyıldan kalma Novodevichy Manastırı'nın bitişiğinde (Novodevichy Manastırı - Prens Vasili tarafından 1524’de Smolensk’in ele geçirilmesi anısına kurulmuş. Manastırın en büyük katedrali olan Smolenski Katedrali, 16 yüzyılda Kremlin’deki Uslenski Katedrali örnek alınarak yapılmış) ve aynı addaki müthiş bir parkın yanında yer alan mezarlık; sadece ülkenin çok önemli ve ünlü yazar, şair, bilim adamları ve sanatçıların defnedildiği bir kabristan. Yok yok buraya mezarlık demek haksızlık olur, burası asırlık ağaçları, selviler, çeşitli çiçekleriyle bir cennet adeta... Çınar ağacı var mı yoksa başucunda bir çınar ağacını ben mi hayal ettim.

Nazım Hikmet’in de mezarının bulunduğu Novodevichy Parkı ve hemen yanında bulunan, aynı adı taşıyan, park da oldukça ünlü ve müthiş güzel, sessiz, sakin, insana huzur veren bir park. Nehrin hemen kıyısında yer alan bu parkın içinde oldukça büyük bir gölet de bulunuyor. Sergimiz sırasında bir ara nefes almak için gittiğimiz bu parkta otururken, uzaktan duvarların arkasında yatan Nazım’ın bu güzel, yemyeşil parkta yatmasından az da olsa mutluluk duydum ama kendisi burada yatmaktan mutlu mu yoksa her şeye rağmen vatanında mı yatmak isterdi diye düşünmeden edemedim. Ancak şurası kesin ki park konusunda Moskovalılar bence son derece şanslılar.

Mezarlık aynı zamanda da adeta bir heykel sergisi... Burada yatan tüm önemli ve ünlü kişilerin heykelleri yer almakta ama heykeller bildiğiniz heykeller gibi değil, örneğin film yıldızlarının heykelleri en ünlü filmlerinde canlandırdıkları bir karakter kılığında.

Bugün 3 Haziran, bugün bu cennet köşesinde beyaz güvercinler uçacak. Evet, bu önemli kabristanda bizim Nazım Hikmet’imiz de ebedi uykusunda. Sanırım benim gibi birçok insan neden kendi ülkesinde yatmıyor diye üzülmekte ya da üzülmüştür. Ben burayı gördükten sonra artık üzülmüyorum hatta mutlu oldum. Önem verilmiş, vatanından, sevdiklerinden, dostlarından ayrı uzakta belki ama yalnız hiç değil, önemli kişilerle birlikte yatmaya layık bulunmuş, ayrıca o bu hayatta da cennette. Novodevichy Mezarlığı, ünlü mimar Ivan Mashkov tarafından tasarlanmış ve 1898 yılında açılmış.

Moskova’daki tüm kilise ve manastırlar gibi Novodevichy Manastırı’nın da kubbeleri oldukça gösterişli. Kırmızı duvarları karşılıyor bizi mezarlığın giriş kapısına doğru yürüyoruz.

Girer girmez beni büyüleyen bu mezarlıkta Nazım’ın yattığı yere doğru yürürken içimdeki heyecanın yanısıra biraz hüzün var, ama ilerden mezarı başındaki kalabalığı görünce mutlu oluyorum. Rusya’da yaşayan Türkler, sevdikleri, hayranları ve Rus dostlarının yanısıra Türkiye’den gelen dostları ve sanatçıların hepsine tek tek sarılmak istiyorum. Daha önce gelmediğim için pişman, sonraki yıllarda bir kez daha gelmek için kararlı Nazım’ın anıtına doğru ilerliyorum. Derneğimiz yönetimince alınan karara göre, sergilenecek resimlerimizin yanına asacağımız ‘resmimize konu olan Nazım’ın etkilendiğimiz şiirinin bulunduğu ak sayfaları onun için getirdiğimiz çiçeklerle birlikte büyük ustanın mezarına serpiştiriyoruz.

Bu sene gelen ünlüler arasında “Mavi Gözlü Dev Adam” filminde  Nazım’ı canlandıran Yetkin Dikinciler, Yeni Türkü, gazeteci Nebil Özgentürk, yazar Ahmet Ümit gözüme çarpıyor. Ataol Behramoğlu ve Moskova Üniversitesi, Türkoloji Bölümü Rus bir öğretim görevlisi de Nazım Hikmet Derneği tarafından özel ödül aldılar. Konuşmalar yapıldı, şiirleri okundu, mezarı bir çiçek bahçesine dönüştürüldü, fotoğraflar çekildi ve onlarca beyaz güvercin uçuruldu. Bu törene Nazım'ı seven herkes bir kez olsun katılmalı bence. Nazım’ı seven dostlarımla birlikte tekrar gelmek üzere hoşça kal Nazım.

Tören bitiyor ve biz biraz diğer komşulara ve mezarlıklara göz atalım diye gezmeye çıkarken aklıma geliyor.

“Benim sessiz komşulara gelince..Şehit Ayşe’yle ırgat Osman”

Ortalık sessiz olmasına sessiz Büyük Usta ama Şehit Ayşe’yle ırgat Osman çok uzaklarda, senin komşun olmak isterlerdi eminim, ama senin sessiz komşuların Mihail Bulgakov, Anton Çehov, Sergei Eisenstein, Nikolay Gogol, Boris Yeltsin…

Sergimizin yer alacağı M.A. Voloşina Kütüphanesi / Kültür Merkezine gitme zamanı. Sağ olsunlar törene katılan Nazım Hikmet Derneği üyeleri ve tüm ünlüler sergimize onur verip geldiler ve sergimizin açılışını yaptılar, sergimizi gezdiler ve hep birlikte Nazım’ım şiirleri şarkıları söyledik.

Bu sergi için resmetmeye gayret ettiğim büyük Usta Nazım’ın şiiri:

Uzaktaki şehrimin damları üzerinden ve Marmara Denizi’nin dibinden geçip sonbahar topraklarını aşarak olgun ve ıslak geldi sesin.

Bu üç dakikalık bir zamandı
Sonra, telefon simsiyah kapandı...

Bu şirin seçiminde bana yardımcı olan Veysel Hoca’ma teşekkürler...

Akşam ise Nazım Hikmet Derneği’nin davetlisi olarak Yeni Türkü konserinde yine Nazım Türkülerini hep birlikte söylüyoruz.

Duygusal anlar yaşadık, heyecan, hüzün, sevinç hepsi bir arada olduğu bir gün yaşadık. Yorgun ama mutluyuz otelimize dönerken ve aklımda bir başka şiiri ustanın.

Bugün pazar.
Bugün veni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak, bu kadarmavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak öylece kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga ne hürriyet ne karım
Toprak, güneş ve ben...Bahtiyarım.

Etiketler

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.