Google+

Arama formu

PORTO GEZİ GÜNLÜĞÜ

Bu yazı Gezimanya üyesi Savaş Mutlu tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Lizbon’da geçen 2 günün ardından 3. gün sabah 05.45'te uyandık. Niyetimiz S. Apolonia İstasyonu'na metro ile gitmekti ama metronun giriş kapısında demir parmaklıklar açılmamıştı. Metro 06.30'da seferlerine başlıyor demişlerdi. Beklemek yerine taksiye bindik. Yaklaşık 4,5 Euro karşılığında istasyona geldik.
 
3. Gün (28 Ocak 2015-Çarşamba) Porto
 
Trene yerleştik ve 07.00'de hareket ettik. Vagon ilk istasyonda pek dolmadı. İkinci istasyonda "Orient Garı (Gare do Oriente)" ise tamamen doldu. Bu istasyon ilginç bir mimariye sahip, sanki betondan palmiyelerden oluşmuş gibi. 1998 yılında düzenlenen Expo'98 organizasyonu öncesinde tamamlanmış. Trende hemen önümüzdeki vagonda bir büfe var, çay, kahve ve sandviç çeşitleri, çorba vb. uygun fiyatlar ile satılıyordu. Bir de küçük bir araba ile vagonlarda dolaştırıyorlardı. Trenin en fazla hızı 220 km ve zaman zaman vagondaki tabelada bu hız görülüyordu. Hızlı trenler burada (Alfa Pendular-AP olarak adlandırılıyor). Bilet ücreti normalde gidiş dönüş 55 Euro, ancak 18-25 yaş ve 65 yaş üstü indirimi ile 46 Euro.
 
Sabah sisliydi. Sislerin içinde çoğunlukla ormanların içinden yol aldık. 312 km yol 2 saat 45 dakikada bitti. İndiğimiz istasyon Porto'da Campanha İstasyonu. Buradan şehir merkezindeki tarihi S. Benkto istasyonu'na bir durak. İlk gelen tren ile ücretsiz olarak bu aktarmayı yaptık. Hava 7 dereceydi ve bayağı üşüdük.

Porto

S. Bento İstasyonu’nun içi fayansların üzerinde mavi renkli resimler ile süslü. İstasyondan çıkıp yine bir nehir kenarına, bu kez Douro Nehri'nin kıyısına doğru yürüdük. Douro Nehri, İspanya’da doğarak Porto'da Atlas Okyanusu'na ulaşmakta. Toplam uzunluğu 897 kilometre. Nehrin kıyısındaki bu meydanın adı "Ribiera". Saat 09.45 ve sokaklarda pek kimse yoktu, dükkânlar daha yeni yeni açılıyorlardı. Kötü haber, sis vardı ve Eiffel tarafından 1886'da yapılan 385 metre uzunluğunda, 45 metre yüksekliğindeki tarihi Louis I Köprüsü sislerin arasından hayal meyal görünüyordu.
 
Şehrin batı kıyılarına ulaşmak için 1 No.lu tramvaya binmek için yukarıya Infante Meydanı'na yürüdük. Porto'daki 1 No.lu tramvay da, Lizbon'da bindiğimiz gibi tarihi. Vatmandan kişi başı 2,5 Euro’ya biletlerimizi aldık. Tahta tramvayın gıcırtıları ile yolculuğumuz başladı. Batı yönüne gittikçe bir tane daha betondan modern köprü gördük. Daha sonra yaptığımız tekne turunda ise buradaki toplam köprü sayısının 6 olduğunu gördük.

Porto-1

Porto bölgesine uygun ulaşım yollarından biri de havayolu. En uygun fiyatlı uçak biletlerini görmek için tıklayın

Tramvayın son durağında indiğimizde biraz ileride nehrin okyanus ile buluştuğu mendirek vardı. Buradan doğu yönünde geri yürümeye başladık. Bu arada kaldırımda park etmiş, elektrikli, tek kişilik Renault Twizy çok ilgimizi çekti. Bir otobüse binip şehir merkezine geri döndük. Şarap Enstitüsü'nü bulduk ama tadilat nedeni ile şarap tadımı ve satışı yapmadıklarını söylediler. Ama bize Porto şarapları konusunda bir broşür verip, elimizi boş göndermemiş oldular.
 
Tekrar nehir kıyısına inip dağılan sisin ardından ortaya çıkan pırıl pırıl güneşli havada bir lokantaya oturduk. Güneş bayağı etkiliydi, yüzümüzün yandığını hissettik. Yemek sonrasında nehirde 50 dakikalık bir tekne turu yaptık (Kişi başı 12,5 Euro) ve altı köprüyü de gördük.
 
Dönüşte dik yokuşlardan Porto Manastırı'na ulaştık. Manastırı gezdikten sonra tarihi Louis I Köprüsü'nün üzerinden yürüyerek karşıya geçtik. Yürürken yanımızdan modern tramvaylar da geçti.  İki katlı köprünün alt katından ise normal taşıt trafiği akıyordu.
 
Karşıda çimlerin üzerine yayıldık. İstanbul Boğazı'na benzeyen Douro Nehri'nin fotoğraflarını çektik ve köprünün üzerinden karşı kıyıya yürüdük. Biraz dinlenmek için bir pastane bulduk. Kahve ve pasta eşliğinde wifi çok iyi geldi. Hemen whatsapp'a baktık, gelen mesajlarımıza bakıp, birkaç tane de biz gönderdik.
 
Yine sahile indik. Hava kararmaya başlayınca soğuyor da… Artık dönme vakti deyip S. Bento İstasyonu'na geldik.
 
Porto'dan 18.47'de hareket eden trenimiz yine kalabalıktı. Arkamızda 3 kişilik bir Türk aile vardı. Zaten bugün gezerken Porto'da da Türklere rast gelmiştik.
 
Son durak S. Apolonia İstasyonu'nda indiğimizde saat 21.30 olmuştu. Metro için otomatlarda kartlarımıza tek biniş yükledik. Mavi hat metrosuna birlikte bindik ve otelimize döndük.
 
Gezinin Lizbon’da geçen diğer günleri için tıklayınız: gezimanya.com/GeziNotlari/lizbon-gezi-gunlugu

Porto şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Casa do Sol, Rooms São Dinis, Boavista - Casa da Música Flat güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri BOUTIQUE RENTALS - Provence Apartment, Design Flat in Porto Downtown, Janika's Apartment. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz MimApartment Porto Charming Central, Apt T2 Casa da Musica, Cozy Studio Apartment gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Hostel Alegria, Alma Porto Hostel, Rock n´Porto Hostel tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Porto aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Etiketler