Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Doğma büyüme Ankaralıyım. Birçokları aksine Ankara'dan kaçmaya uğraşanlardan değil, şehrin griliğini seven tayfadanım. Mezun olduktan sonra, 4 sene uluslararası örgütlerde çeşitli Avrupa Birliği projelerinde çalıştım. Sonrasında da iş hayatının beraberinde getirdiği ofis rutini canıma tak edince işimden istifa ettim. O gün bugündür, yani son 13 aydır da dünyayı geziyorum.
 
Gezmek size ne ifade ediyor? Seyahatlerin hayatınızdaki yeri nedir?
Gezmek, bir lüks değil, bir hobi değil, bir ihtiyaç bana kalırsa. Bu kadar farklı ülke, bu kadar farklı şehir, bu kadar farklı kültür varken, bütün dünya önünüzde keşfedilmeyi beklerken tek bir yere saplanıp kalmak sizi köreltmekten başka işe yaramıyor ne yazık ki. Üstelik farklı olanı gördükçe kendinizi de daha iyi anlıyorsunuz, anlamlandırıyorsunuz ve konumlandırıyorsunuz.
 
Seyahat bu nedenle benim vazgeçilmez bir parçam. Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum. Zaten son 1 sene içerisinde hayatım seyahat ile eş anlamlı bir hal almış durumda.

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Şu an kadar kaç ülke gezdiniz?
Şu ana kadar 43 ülke gezdim; fakat rakamlara çok da takılmamak gerektiğine inanıyorum. Gördüğünüz ülke sayısı kadar değil, kendinizi doldurduğunuz kadar anlamı oluyor seyahatlerin.
 
"Ben her şeyi bırakıp seyahat edeceğim" kararını nasıl aldınız? Ailenizin/sevdiklerinizin tepkisi ne oldu?
Benim her zaman içimde koruduğum apayrı bir hayaldi dünya turu. İçimde sakladım. Gezdiğim ülkelerde tanıştığım, uzun süredir yollarda olan insanlar sayesinde bu fikri büyüttüm. Zamanı geldiğine inandığımda ise tek yön biletimi aldım. Sonrasında da arkama bakmadım.
 
Bu planımı çevremdekilere açtığımda ise çok farklı tepkilerle karşılaştım. İmrenenler, destekleyenler, hata yaptığımı düşünenler, şaşıranlar, benim için endişelenenler bir yana, en zorlusu aileme bu fikri ifade etmek oldu. Nisan 2012'de yemek masasında otururken babama böyle bir planım olduğundan bahsettim. Babam uzun süre sessiz kaldı. Daha önceleri deli deli fikirlerime alışık olsa da, bu fikir yutabileceğimizden de büyük bir lokma olarak geldi. Yorum yapmasını istediğimde ise cevabı “Kızım. Çok gurur duyuyorum ve senin adına çok seviniyorum; ama inan biz de ana babayız, biz de endişeleniyoruz.” oldu.

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Bugüne kadar gittiğiniz yerler arasında sizi en çok neresi etkiledi?
Şu ana kadar en çok Filipinler'den etkilendim. Ülkeyi oluşturan binlerce adası, muazzam doğası, şehirleri bir yana o kadar güzel insanlarla tanıştım ki, ülkeden ayrılmak zor oldu benim için. En güzel gün doğumlarını, en güzel gün batımlarını, en güzel kumsalları, en güzel denizleri, en güzel şelaleleri burada gördüm. Bütün yoksulluklarına rağmen yüzlerinden gülümsemeleri hiç eksik olmayan insanları ise cabası.
 
Bize biraz seyahat etme mantığınızı anlatır mısınız? Genelde tek mi yoksa grupla mı seyahat edersiniz?
Genelde tek başıma seyahat ediyorum; ama yoldayken ister istemez tek kalmak mümkün olmuyor. Sürekli sizinle benzer rotaları gezen insanlar ile tanışıyorsunuz, belli bir noktadan sonra da beraber yola devam ediyorsunuz. 
 
Yolda tek başına olmanın, sonsuz bir özgürlük ve bağımsızlık sağladığı ise tartışmasız bir gerçek. Hiçbir plan yapmadan aklınızdan geçen ilk şehre bilet alma esnekliği veriyor. Dilediğiniz yerde, dilediğiniz gibi hareket etmenize imkân sağlıyor. O gün içinizden dışarı çıkmak gelmiyor mu? Çıkmıyorsunuz. Hiç yemek yemeden on saat yürümek mi istiyorsunuz? Yürüyorsunuz. İşte bu nedenle bu duyguyu hiçbir şeye değişemiyorum.

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Rotanızı nasıl belirliyorsunuz?
Genelde bir ülkeye gitmeden önce kafamda taslak bir rota belirliyorum. Görmek istediğim şehirleri, yapmak istediğim aktiviteleri listeliyorum; ama rota asıl ülke içerisindeyken kendiliğinden gelişiyor ve evriliyor. İnsanların fikirleri, okuduğum yorumlar sayesinde iyice şekilleniyor. Belirtmekte fayda var, hiçbir zaman uzun vadeli plan yapmamaya özen gösteriyorum; çünkü ne zaman bir ülkeden dönüş bileti alsam mesela, ister istemez o bileti her seferinde değiştirmek zorunda kaldım.
 
Son olarak yaptığınız rota neresiydi?
Hala yolda olduğumu hesaba katarsak herhalde son yaptığım rota bu dünya turuydu. Daha spesifik olacak olursam da an itibariyle bulunduğum Guatemala idi; fakat planlarda yine değişiklik oldu. 2 gün kalırım diye geldiğim şehirden, 6 hafta olmasına rağmen bir türlü ayrılamadım. Burada İspanyolca okuluna başladım.

Sırada neresi var?
Guatemala'dan sonra sırasıyla Orta Amerika'daki ülkeleri gezeceğim. Yani Beliz, El Salvador, Honduras... 

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Seyahat sırasında sizin gibi gezginlerle tanışıyor musunuz? Hiç enteresan anınız var mı?
Seyahat sırasında o kadar çok ve farklı insanla tanışıyorsunuz ki. Mesela ben Filipinler'de üç hafta Fransızlarla, Malezya'da iki hafta Hollandalılarla, Myanmar'da bir hafta İngilizlerle, Kamboçya, Laos ve Tayland'da da bir ay Türklerle beraber yolculuk ettim; çünkü benzer bir rota izliyorduk.
 
Myanmar'da İngiliz bir kızla tanıştım mesela. Henüz 18 yaşında. Liseyi yeni bitirmiş, bir süre bir süpermarkette çalışmış, para biriktirmiş ve birkaç ayını geçirmek üzere Asya'ya gelmiş tek başına. Singapur'da ABD'li bir kadınla tanıştım, 19 yıldır yollarda olduğundan ve hiç geri dönmediğinden bahsetti. Malezya'da İngiliz bir çocukla tanıştım, İngiltere'den Malezya'ya bütün yolu arabası ile gelmiş.

Kalacak yer olarak tercihiniz genelde nedir? Otel, hostel, kamp vs.
Genelde hostellerde ya da ucuz otellerde konaklıyorum. Dönem dönem de yerellerin gezginlere evlerini açtığı couchsurfing gibi sistemleri kullanıyorum. 

Bugüne kadar gittikleriniz arasında sizi hayal kırıklığına uğratan bir yer oldu mu?
Hayal kırıklığına uğradığım bir ülke olmadı. Sonuçta her ülke ayrı bir deneyim, ayrı bir macera.

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Farklı bir ülkeye yerleşmeyi düşündünüz mü? Düşündüyseniz neresi ve neden?
Daha önce bir süre İngiltere'de yaşadım; fakat eninde sonunda Türkiye'ye geri döndüm. Bunu söylemem biraz garip kaçabilir; ama sanırım farklı bir ülkeye yerleşmek için fazla evcilim. Her seferinde dönüp dolaşım varacağım yerin “kürkçü dükkânım” olmasını istiyorum.
 
Eğer imkânınız olsa 1 sene izin ve limitsiz para verseler, haydi gez deseler, neler yapar nerelere giderdiniz?
Sanırım limitsiz para kısmı dışında ben bu imkâna sahip oldum ya da daha doğru ifade edersem bu imkânı yarattım. Muhtemelen son 13 aydır yaptığımdan farklı bir şey yapmazdım, yine en merak ettiğim ülkeleri görmek adına kendimi yollara atardım dur durak bilmeden. 

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Anıl Kangal: “Eğer düzenli aralıklarla kendimi yola atmazsam, içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissediyorum”

Gezmeye yeni başlayanlara tavsiyeleriniz nelerdir? Nereden başlamalılar?
Tek tavsiyem söylenenlere kulak asmayın. Orası çok tehlikeliymiş, kadın başına yolculuk yapılmazmış, öyleymiş, böyleymiş… Herkesin deneyimi, herkesin yolculuğu farklı ve kendine özgü.
 
Eğer imkânları ve zamanları varsa Avrupa'dan başlamamalarını öneririm; çünkü Avrupa dünyanın geri kalan bölgelerine kıyasla hem daha pahalı, hem de belli anlamlarda daha zorlu (Mesela hayatımdaki ilk ve neredeyse tek soyulma olayım Barselona, İspanya'dadır). Dünyanın en iyi korunan şehirleri Avrupa'da olduğu için; Avrupa, 50 yıl sonra da Avrupa olarak kalacaktır. Ama Orta Doğu'daki, Balkanlar'daki, Asya'daki ülkeler o kadar hızlı değişiyor ve gelişiyor ki bu değişimlerden önce bu bölgeleri görmekte fayda var.

www.postcardsfromtheglobe.com
www.facebook.com/yolculuknotlari
 

Etiketler