Türkiye'nin Mutlaka Görülmesi Gereken Doğal Güzellikleri

Türkiye hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle başlı başına bir hazine elbette. O yüzden bu listeyi hazırlamak da çok kolay olmadı. Fakat hazır tatil planları yapılmaya başlamışken, hala buraları görmediyseniz bu yaz pusulanızı bu adreslere de çevirin dedik ve Türkiye'nin doğal güzellikleri listesi hazırladık. 

Hasankeyf, Batman

Hasankeyf coğrafi olarak dünyanın en bereketli topraklarından Mezopotamya’da kurulmuştur aslında. Tarihi geçmişi çok ötelerden başlayan profesyonellerce Akeramik Neolitik Dönem denilen bir tarihte başlıyor. Ancak, tam olarak kimler tarafından ve ne zaman kurulduğuna dair kesin bir kanıta hala sahip değiliz. Son arkeolojik kazılarda tunç çağında inşa edildiği ve ayrıca Urartulara ait olduğu düşünülen malzemelerin de ele geçirilmiş olduğunu biliyoruz. Hellenistik Dönem, Roma Dönemi, Bizans, Sasani, Emevi, Hamdani, Mervani, Artuklu, Eyyübi ve Osmanlılar olmak üzere farklı krallık, imparatorluk ve kültürlerin izlerini taşıyor Hasankeyf. 1101-1232 arasında 131 yıl Artukluların başkentliğini yapmış, Ortaçağ’da önemli bir ticari merkez bu hüzünlü kent. O dönemde ticaretin suyoluyla yapılması nedeniyle önemini arttırmış. Bilinen adı ise Hısn Keyfa; yani “Kale Kaya”. Hüzünlü kent dememizin sebebi ile bölgede baraj çalışmalarından dolayı bir süre sonra sular altında kalacak haberlerinin etrafta dolaşması. Henüz dünya gözüyle görebiliyorken tavisyemiz bir an önce gidilip görülmesi gereken zenginliklerimizden.

Ihlara Vadisi, Aksaray

Ülkemizdeki doğal güzelliklerden biriside Aksaray’da bulunan Ihlara Vadisi’dir. Vadinin nasıl oluştuğunu merak ediyorsanız size anlatacak bir kaç bilgimiz var tabiki. Geçmiş yıllarda bölgede bulunan Hasandağı’nda meydana gelen volkanik hareketlerden kaynaklı lavlar bu bölgede volkanik bir tabaka oluşturur. Zaman içinde ise oluşan bu tabaka çevresel nedenlerden dolayı aşınmaya başlar. Ayrıca bölgeden geçen Melendiz Çayı, kanyon vadinin tabanını derin bir şekilde oyarak bölgede yol oluşmasına neden olmaktadır. Oluşan bu derinlikler vadinin belli bölümlerinde 120 metreye kadar ulaşmaktadır. Peki ya bölgenin tarihsel zenginliğine değinmemiz gerekirse? Aslında bizi en çok heyecanlandıran kısmı da burası. Ihlara Vadisi, içinde pek çok kiliseyi barındırmaktadır. Ancak bunlardan sadece 14 tanesi günümüze kadar gelebilmiştir ve 10 tanesi de halen canlılığını sürdürmektedir. Vadide yer alan kiliselerin hikayeleri ise 6. yüzyıla kadar gitmektedir. Kiliselerden Saint Georges Kilisesi, ilk günkü ihtişamını halen koruyor desek yanılmış olmayız. Hatta kilisedeki süslemelerde yer alan ve Selçuklu Sultanı’na ait olduğu düşünülen elbise resmi, kilisenin yapım aşamasında Türk hükümdarının da yardım ettiğine dair ipuçları sunuyor. 11. yüzyıla kadar çeşitli kiliselerin yapıldığı bölgenin Selçuklular’ın kontrolüne geçmesinin ardından kilise inşası durdurulur. Fakat mevcut kiliselerde Hristiyanlar ibadetlerini rahatlıkla sürdürmeye devam ederler. 1924’ten sonra ise kilise ibadetleri tamamen bitirilir. Ayrıca vadi içinden Melendiz Çayı da akmaktadır. Lise veya üniversite hayatınızda okul gezileriyle bile gitmeye fırsat bulamadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz. İlk fırsatta sırt çantanızı yüklenin ve Ihlara’ya doğru yola çıkın deriz.

Ihlara Vadisi neredeyse tam gününüzü alabilecek bir lokasyon. Yanınıza hafif bir sırt çantası alıp içine mutlaka bir yedek tişört, su ve atıştırmak için bir şeyler alın. İçecekler için yanınıza bir termos almanızı öneririz. Uzun saatler yürüyeceğinizi düşünürseniz, bir termos içinde çay ya da kahvenizi alarak yudumlamak isteyebilirsiniz.

Düden Şelalesi, Antalya

Yaz gelir, tatil planları yapılır, deniz, kum tadına varmak için hemen oteller araştırılır Akdeniz’den yana tercihimizi kullanmışsak belki bir tatil köyü seçeceğiz kendimize. Ama bu yaz bir değişiklik yapıp, Antalya’da Lara plajından erken ayrılın ve Düden Şelalesi'nin yolunu tutun diyoruz. Neden mi? Burayı tanıtmak bile ayrı bir keyif ve böyle bir yerin Türkiye sınırları içerisinde olması kendimzi şanslı hissetmemiz için yeter ve artar. Düden Şelalesi dünyanın dört bir yerinden merak edip ziyaretine gelen turistler ile dolup taşmaktadır. Şelalenin girişinde develere binip güzel bir anı fotoğrafı çekebilirsiniz. Şelalenin içerisinde hediyelik eşya satan dükkanlar ve yemek yerleri oldukça fazladır ve içerisinde Gençlik Parkı da bulunmaktadır. Düden Şelalesi'nin suyu yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Lara Plajı'nda 50 metre yükseklikten büyük bir gürültü ile denize dökülmektedir. Üstelik şehir merkezinden yaklaşık 35 dakikalık bir yolculukla kolayca ulaşabilirsiniz.

Kaz Dağları, Balıkesir

Antik dönemlerden bu yana pek çok efsaneye konu olan ve İda Dağı olarak da bilinen Kazdağları, “Tanrıların armağanı” olarak tasvir edilen tam bir doğa harikası. Marmara Bölgesi'nin hengamesi altında ezilen şehir insanlarının elinin altında bir mücevhr aslında. Haftasonu bile kaçıp kaçıp gelinebilecek güzellikler buraları. Zeytin bahçeleri, kızılçam ve daha da yükseklerde meşe ve karaçam ormanlarıyla kaplı bu güzel coğrafya, Ege’nin yakıcı sıcağından bunalanlar için de tam bir kaçış yeri aslında. Kazdağları her mevsim gidilebilecek bir coğrafya. Karpuz çatlatan soğuk kaynaklar, cıvıl cıvıl kuş sesleri ile kaynaşan şelale sesleri, şehirlerin boğucu gürültüsünden uzak huzurlu bir ortam sunuyor kendisine sığınanlara. Serinlikle misafirlerine yaz sıcağını unuttururken, şifalı kaynaklarından mutluluk ve huzur sunuyor. İzmirli Şair Homeros İlyada adlı eserinde Kazdağları’ndan “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” olarak söz etmiş. Afrodit, Hera ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan o meşhur güzellik yarışması burada yapıldı. Zeus burada doğdu, tanrılar Truva Savaşı’nı buradan izledi ve karısı Hera ile bu dağda evlendi. Hatta ve hatta Nuh’un gemisinin İda’da olduğunu söyleyenler de var. Sarıkız efsanesi ise bugün hala dilden dile dolaşıyor. Kaz Dağları, kendine özgü zengin doğası, kültürel zenginlikleri, kanyon ve şelaleleri, derin vadi ve nehirleriyle ekoturizm adına tam bir cennet. Mitolojik öykülerin anayurdu dağların bağrında saklı köyleri ziyaret edin.

Kapadokya, Nevşehir

Türkiye denince turizm bölgeleri açısından ülkemizden binlerce kilometre uzaklıktaki yabancı turistin bile aklına peribacaları geliyorken biz listemize Kapadokya’yı eklemesek olmazdı. Kapadokya otellerinde konaklayabileceğini bu bölgede bulunan ve Nevşehir'e 7 kilometre uzaklıktaki peribacalarını henüz görmediyseniz mutlaka görmelisiniz. Ihlara vadisiyle yakınlığını da düşünürsek, 3 günlük bir gezi planlayıp hem Nevşehir’i hem Ihlara vadisini gezebilirsiniz. Peribacalarını gördükten sonra güneşin doğuşunu balon turuyla izlemezseniz mümkün değil gezinizi tamamlamış sayılmayacaksınız. Göreme Açıkhava Müzesi'nde milattan sonra 4 yüzyıllarına ait yaşam izleri taşımaktadır ve UNESCO’nun dünya mirasları listesindedir. Yeraltı şehirleri ise bir diğer size kendilerini hayran bırakacak tarihi kalıntılardan. Yeraltı şehirlerinden en bilineni ve meşhuru Derinkuyu Yeraltı Şehri 1967 yılından beri turizm sektörüne kazandırılmıştır. 8 katlı olan Derinkuyu çevresinde dünyanın en eski akıl hastanesi de bulunmaktadır. Şehrin 12 ya da 13 katlı olduğu düşünülmesine rağmen şimdilik 8 katı ziyaretçilere açıktır. Şehrin en derin noktasının 80 metre olduğu belirtilmekle birlikte, 50 metreye kadar ziyaretçiler giriş yapabilmektedir.

Ölüdeniz, Muğla

Dünyanın dört bir yanından akın akın turist kafilelerine ev sahipliği yapan bir diğer güzelliğimiz Fethiye Ölüdeniz. Fethiye’nin dünyaca ünlü plajı Ölüdeniz, yeşil ile mavinin örtüştüğü tam bir doğa harikasıdır. Adını suyun durgunluğundan almakla birlikte yapısı itibariyle bir iç denizi andıran Ölüdeniz sakin, pırlanta gibi sularda serinleyip yüzmek ve su sporları yapmak isteyenler için bire birdir. Hiç gitmemişlere sesleniyoruz, bu sene artık Bodrum, Çeşme sezonlarına bir ara verin ve Ölüdeniz’de yüzmenin güneşi batırmanın tadına varmanızı tavsiye ediyoruz. Ruhunuza çok iyi geleceğinin garantisini biz veriyoruz.

Nemrut Dağı, Adıyaman

Evet biraz uzak oldğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ama inanın dünyanın yine her bir yanından turistlerin koşarak geldiği bir diğer zenginliğimiz Nemrut Dağı. Adıyaman’ın Kahta ilçesinde 2150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı yamaçlarında hükümdarlık yapmış olan Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönem'in en görkemli kalıntılarından birisidir. Anıtsal heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmıştır. Doğu terası kutsal merkezdir ve bu nedenle en önemli heykel ve mimari kalıntılar burada bulunmaktadır. İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmıştır ve 8-10 metre yüksekliktedir. Varlığı bilinmekle beraber kral mezarı, henüz keşfedilememiştir.

İster gün doğumu isterse gün batımında gidin, çok fazla yürüyeceğiniz kesin. Bu nedenle mutlaka yanınızda rahat yürüyüş ayakkabılarınız olmalı.

Uzungöl, Trabzon

Ülkemizde son yıllarda meşhur olan Karadeniz turlarıyla ve her dönenin muhteşemliğini anlata anlata bitirememisinden dolayı hakkını vermeliyiz ki çok sık yerli turisti çekmeye başladı Uzungöl. Olsun ama gitmeyenlerimiz vardır biz yine de bahsetmek istedik. Uzungöl Trabzon'un Çaykara ilçesine bağlı turistik beldemizdir. Sık ormanları ve doğal güzelliği ile iç ve dış turistleri cezbetmektedir. Adını kıyısında bulunduğu gölden alır. Bu göl yamaçlardan düşen kayaların  Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuştur. Türkiye'nin yağmur ormanlarının bulunduğu Soğanlı ve Kaçkar Sıradağları'nın birleşim yerinde bulunmaktadır. Bu bölge aynı zamanda yerkürenin ılıman bölgede bulunan en yaşlı ormanlarına evsahipliği yapmaktadır. Bol yağış ve nisbi ılıman iklimi sayesinde yılın her mevsimide yeşildir.

Şehriban Kanyonu, Kastamonu

Belki de daha önce Türkiye’nin güzelliklerinden bahsedilirken burayı hiç duymadınız. Ama biz bunu düşünerek sizleri aşık olacağınız bir güzellikle tanıştırmak istiyoruz. Kastamonu tarih boyunca adından hep söz ettiren nadide şehirlerimizden birisidir. Şehriban kanyonun Kastamonu’nun Şenpazar ilçesinde bulunan eşsiz bir doğa harikasıdır. Dik yamaçları ile meşhur kanyon zaman zaman bir metreye kadar birbirine yaklaşmaktadır. 1997 yılında ilk kez Atlas ekibi tarafından geçilen kanyon hala gizemini koruyan ender yerlerdendir. Bin metre yüksekliğe kadar ulaşan birbirine neredeyse değecek kadar yakın duvarları arasından uzunca bir hat boyu bir çay vardır ve çayın döküldüğü yerde insan gücünün baş edemeyeceği kadar güçlü bir akıma sahiptir. Bu kanyona “ölümle dans kanyonu” denmesinin sebebi bundan olsa gerektir. Bu çay Küre Dağları'nı ikinci kez bölme özelliğine sahiptir ve Karadeniz ikliminin görüldüğü kanyonda yaz yağışları sebebi ile her mevsim debisi yüksek bir su taşıma potansiyeline sahiptir. Ama dikkat edin gezerken bu kanyonun müthiş atmosferinde kendinizi kaybetmeyin.

Pamukkale, Denizli

10 yıllardır ülkemizin yerel turistleri tarafından da istilaya uğramış hatta bir dönem bilinçsizce gezildiği için doğal güzelliği tehlikeye girmiş doğa harikamız Pamukkale travertenlerine geldi sıra. Size klasik gelebilir ama biz hakkını teslim etmek istedik ve ender oluşumlardan olan travertenlerin listemizde bir yeri olması gerektiğini düşündük. Bu pamuk gibi görüntü nasıl oluşuyor diye merak edilirse; çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35-100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır. Kaynaktan çıkan 35.6 derece sıcaklığında, içinde yüksek miktarda Kalsiyum Hidrokarbonat bulunan suyun havadaki oksijen ile olan teması sırasında karbondioksit ve karbonmonoksit uçarak kalsiyum karbonat çökelmekte ve traverten oluşumuna sebep olmaktadır.

Adeta kendinizi bir masalın içinde hissedeceğiniz Pamukkale’de bembeyaz travertenler de güneş ışığını yansıttığı için yanınızda mutlaka UV filtreli güneş gözlüğü bulundurun.