Cenova Gezilecek Yerler


 

Diğer İtalya şehirleri kadar güzel olan bu liman kasabasına 2 gün gibi bir süre ayırarak şehrin şirin sokaklarını gezmeli, bazen Galata bazen de Karaköy’ü andıran görüntüsünün tadını çıkarmalısınız. Şehrin tarihsel dokusu ve doğal güzelliğinin yanında kültürüyle de tanışacağınız bir tura çıkarak şehrin müzelerini ziyaret edebilir, ünlü kaşif Kristof Kolomb’un evini keşfedebilir, kilise ve sarayları görerek Avrupa’nın en büyük akvaryumu olan Acquario’da eğlenebilirsiniz.

Kraliyet Sarayı

Cenova'nın ticaretle zenginleşen Cenovalı burjuva aileler zenginliklerini göstermek amacıyla birbirinden gösterişli villalar inşa ettirmişlerdir. Palazzi dei Rolli ismi verilen bu saraylar UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne alınmıştır. Bunlardan en beğenileni Palazzo Reale yani Kraliyet Sarayı'dır. Balbi Caddesi üzerinde bulunan saray günümüzdeyse müze olarak kullanılmaktadır.

1618 yılında Rönesans mimarisinin etkisiyle yapılan saray çok şık bir tasarıma sahiptir. Bu dönemde varlıklı Balbi ailesinden Stefano Balbi'nin önderliğinde yaptırılmıştır. 1643-1655 yıllarında mimarlar Pier Francesco Cantone ve Michele Moncino tarafından yapılan yenileme çalışmasıyla sarayın görünümü günümüzdeki haline yaklaşmıştır. Daha sonra 1677 yılında Eugenio Durazzo sarayın sahibi olmuştur. 19. yüzyıla kadar Durazzo ailesinin konutu olan saray eklemeler ve düzenlemeler tam bir barok mimari örneği olmuştur. 19. yüzyıldan sonra ünlü Savoy hanedanı sarayı Cenova'ya geldikleri zaman kullanmıştır. Sarayın terasları ve bahçesi de oldukça hoştur. Bahçesinde risseu adı verilen ve bölgedeki kiliselerde kullanılan özel mozaikler kullanılmıştır.

18. yüzyıldan kalma Aynalar Galerisi, Şapel Galerisi ve Valerio Castello Salonu ile Savoy hanedanı döneminde kalma Taht Odası, Balo Salonu ve Prens Dairesi müzenin en dikkat çekici kısımlarıdır. Ayrıca Balbi ve Durazzo aileleri ile Savoy hanedanının koleksiyonlarında bulunan pek çok resim, fresk, heykel ve mobilya da sarayda sergilenmektedir. Bunların arasında ünlü Hollandalı ressam Van Dyck'in "Çarmıh" ve "Leydinin Portresi" resimleri, Angelo Michele Colonna ve Agostino Mitelli'nin  "bahar yavaşça kışa dönüyor" isimli fresk çalışması gibi pek çok eser sergilenmektedir.
 

Cenova Akvaryumu

Tarih boyunca Avrupa'nın en önemli ve en büyük limanlarından biri olan Cenova denizle özdeşleşmiş bir şehirdir. Cenova'nın merkezinde, eski liman bölgesinde bulunur. Eski liman uzun bir dönem liman olarak kullanılmıştır ve bu nedenle çevrede pek çok endüstriyel yapı bulunmaktaydı. 1990'lara gelindiğinde artık ticaret için kullanılmayan limanda yenileme çalışmaları kapsamında endüstriyel binalar kaldırılmıştır. Bu amaçla da 1992 yılında Acquario di Genova yani Cenova Akvaryumu açılmıştır. Yıllık ortalama 1.2 milyon turistin ziyaret ettiği akvaryum İtalya'nın en büyük, Avrupa'nın ise en büyük ikinci akvaryumudur.

Akvaryum aslında 1992 yılında düzenlenen Cenova Fuarı kapsamında, Kristof Kolomb'un Yeni Dünya'yı keşfetmesinin 500. yıl kutlamaları amacıyla açılmıştır. Daha sonra eklemeler yapılarak genişletilmiştir. Akvaryum dışarıdan bakıldığında bir gemiyi andırmaktadır ve dış mimarisini Renzo Piano yapmıştır. İç dizaynı ise Peter Chermayeff önderliğindeki bir takım tarafından yapılmıştır. Akvaryumda 5000'den fazla canlı yaşamaktadır. Bu canlılar arasında yunuslar, penguenler, deniz kaplumbağaları, kardinal balıkları ve köpek balıkları gibi canlılar da bulunmaktadır. Uluslararası yasal düzenlemelere uyan akvaryumda yunus gösterileri düzenlenmez. Farklı deniz ekosistemlerine ayrılan kısımlarda Kızıldeniz, Antarktika, Amazon Nehri gibi bölümler bulunmaktadır. Kızıldeniz bölümünde bulunan mercanlar ziyaretçiler tarafından çok ilgi görmektedir.

Akvaryuma giriş ücreti yetişkinler için 23 Euro, çocuklar içinse 15 Euro'dur. 48 Euro karşılığında ise Akvaryum ve Deniz Müzesi'ne beraber bilet alabilirsiniz.
 

San Lorenzo Katedrali

1400’lü yıllarda başlayan ve inşası hemen hemen 100 yıl süren San Lorenzo Katedrali, şehrin tarihinde önemli yere sahip yapılardan biridir. Rönesans mimarisinin mihenk taşı kabul edilen bu yapı Medici ailesinin önemli fertlerinin de gömüldüğü yerdir. Donatello’nun heykelinin de bulunduğu kilisede birçok sanat eseri bulunuyor ve katedralin önünde günün her saati çeşitli müzisyenlerin melodileri yankılanıyor. 

Orijinal adıyla Cattedrale di San Lorenzo'nun tarihi tahmini olarak 5.-6. yüzyıllara dayanmaktadır. Roma İmparatorluğu döneminde bugünkü katedralin yerinde bir kilise yaptırılmıştır. Yavaş yavaş yıkılan bu kilisenin yerine 9. yüzyılda 12 Havari Bazilikası yaptırılmıştır. Ancak bina daha sonra 12. yüzyılın başlarında Aziz Lorenzo'ya adanan bir katedral olarak yeniden yaptırılmıştır. İnşaatın finansmanı ise Haçlı Seferleri'nden elde edilen gelirden sağlanmıştır. Orta Çağ boyunca şehrin en önemli kilisesi ve önündeki meydan da şehrin en önemli meydanı olmuştur. Romanesk mimari tarzında yapılan katedral zamanla tahribata uğradığı için 14. yüzyılda yenilenmiştir. 

Romanesk mimarinin ağır bastığı katedralin ön yüzünde 14. yüzyılda yapılan gotik eklemelerin etkisi görülmektedir. Ayrıca iç kısmında da gotik dönemden ve 15. yüzyıldan kalma şapeller bulunmaktadır. Katedralin içerisinde 14. yüzyılda yapılmış olan freskler göz alıcıdır. Katedrale giriş ücretsizdir ancak bodrum katında bulunan hazine dairesine giriş ücreti 5.50 Euro'dur. Hazine dairesinde Hz. İsa'nın son akşam yemeğinde kullandığına inanılan kadeh de sergilenmektedir. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı döneminde, 1941 yılında İngiliz uçaklarından atılan bir bomba ateşlenemeden katedralin üzerine düşmüştür ve böylece katedral tamamen yok olmaktan kurtulmuştur.
 

Yeni Yol Müzesi

Musei di Strada Nuova yani Yeni Yol Müzesi, Garibaldi Caddesi üzerinde bulunan Rosso, Bianco ve Doria-Tursi Sarayları'nı mekan olarak kullanan bir müzedir. Garibaldi Caddesi kurulduğunda Yeni Yol yani Strada Nuova ismini almıştır. Galeazzo Alessi tarafından 16. yüzyılda tasarlanıp yapılan yol kısa zamanda şehrin en gözde yerleşim yerlerinden birisi olmuştur. Kimilerinin de Altın Yol dediği bu yol boyunca Cenova'nın varlıklı aileleri tarafından barok mimarinin en güzel örneklerinden olan birçok saray ve villa yaptırılmıştır. Yan yana bulunan ve bahçelerinden birbirine bağlanan Rosso, Bianco ve Doria-Tursi Sarayları da bu cadde üzerinde bulunan en güzel saraylardandır. Bu yapılar içerisinde de Cenova'nın varlıklı ailelerinden kalma birbirinden değerli eser sergilenmektedir.

Doria-Tursi Sarayı'nda seramik ve altın paralar ağırlıktadır. Paganiniana Salonu'nda kemanist Niccolo Paganini'nin kişisel eşyaları sergilenmektedir. 1743 yılında yapılan bu keman ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekmektedir. Rosso Sarayı ise fresklerle doldurulmuş bir saraydır. Titian'dan Van Dyck'e, Veronese'den Dürer'e pek çok sanatçının eseri burada sergilenmektedir. Guido Reni'nin "San Sebastiano" ve Guercino'nun "Kleopatra'nın Ölümü" eserleri dikkatinizden kaçmayacaktır.

17. yüzyıl sanatının en önemli Hollandalı, İspanyol ve İtalyan sanatçılarından eserler Bianco Sarayı'nda sergilenir. Luca Grimaldi tarafından 1530-1540 yılları arasında yaptırılmıştır. Daha sonra De Franchi ve en son Brignole-Sale ailelerinin mülkü olan saray 1899 yılında Brignol-Sale ailesinin son ferdi olan Düşes Maria tarafından müze olması için bağışlanmıştır. Ruben'in Venüs ve Mars, Van Dyck'in Vertumnus ve Pomona gibi eserleri de sergilenenler arasındadır.
 

Galata Deniz Müzesi

Venedik Cumhuriyeti ile beraber Akdeniz'in en önemli ticaret devleti olan Ceneviz veya Cenova Cumhuriyeti denizcilik konusunda yüzyıllara dayanan bir geçmişe sahiptir. Denizcilik konusunda uzmanlaşmış olan Cenovalıların Galata Museo del Mare yani Galata Deniz Müzesi şehrin bu konudaki geçmişini en iyi şekilde sergileyen bir müzedir. Eski limanda bulunan müze Cenova'yı ziyarete gelen turistlerin uğrak noktalarından birisidir. Müzenin bilet fiyatları yetişkinler için 12 Euro'dur. Müzenin internet sitesinden alırsanız 10 Euro'ya alabilirsiniz. Ayrıca Cenova Akvaryum'unu da gezmek isterseniz 38 Euro karşılığında ikisi için de bilet alabilirsiniz. Yine internet sitesinden indirimli alabilirsiniz.

Dünyanın en iyi deniz müzelerinden birisi olan Galata Deniz Müzesi'nin Galata ismi İstanbul'da Cenovalıların yoğun olarak yaşadığı bölge olan Galata'dan gelmektedir. Giriş katında 17. yüzyıldan kalma bir Ceneviz kalyonu sergilenir. Işıklandırmalar ve ses efektleriyle de geminin sergilendiği kısım canlandırılmak istenmiştir. Yine aynı katta Cenovalı denizci Kristof Kolomb'a ayrılmış bir bölüm bulunur. Ayrıca bu bölümde yine Cenovalı olan ünlü denizci Andrea Doria'nın da portresi sergilenir.

1. katta 16. ve 17. yüzyılda yapılan coğrafi keşifler sonucu yeni keşfedilen yerlerden getirilen gümüş işler ve o dönemde kullanılan haritalar bulunur. 2. katta ise denizde yaşanan fırtınaların gemilere etkileri üzerine bir sergi bulunmaktadır. En üst kat da İtalya'ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin mücadelelerini anlatan bir bölüm bulunur. 2004 yılında açılan müzenin mimarı İspanyol mimar Guillermo Vasquez'dir.
 

Cenova Eski Şehir

Cenova yüzyıllar boyunca İtalya'nın ve hatta Akdeniz ve Avrupa'nın en önemli limanlarından birisi olarak kabul edilmiştir. Akdeniz'e dağılmış Ceneviz kolonileri aracılığıyla Akdeniz'in dört bir köşesinden getirilen ürünler buradan Avrupa'ya dağıtılmıştır. Bu ticaret sayesinde şehir zenginleşip kalkınmıştır. Cenova'da ticaretle uğraşan burjuvalar ve soylular da zenginliklerini yaraşan evler yapmıştır ve bu evler bugün Eski Şehir kısmı olarak bilinen mahallede toplanmıştır. Cenova'nın tarihi bölgesi Avrupa'nın en büyük eski şehirlerinden birisidir.

Cenova Eski Şehir kısmında farklı dönemlerin sanat akımlarına göre yapılmış binalar görmek mümkündür. Orta Çağ'da kurulan bu mahallede gotik ve romanesk binalar görülür. Daha sonra zamanla yapılan yeni binalar Rönesans, barok, rococo gibi akımlara göre yapılmıştır. Garibaldi Caddesi veya başka adıyla Yeni Yol barok dönemde yapılmıştır ve bir anda Cenova'nın varlıklı ailelerinin akın ettiği bir cadde olmuştur. Bu cadde üzerinde bulunan villalar gösterişli barok eserlerdir. Eski Şehir'i çevreleyen surlardan günümüze kalan iki büyük kapı bulunmaktadır. 1155'de yapılan Porta Soprana ve Porta dei Vacca heybetli bir şekilde burayı ziyarete gelenleri selamlamaktadır.

Cenova'nın tarihi kısmındaki sokaklar oldukça dardır ve bu nedenl bu bölge araç trafiğine kapalıdır. Bu dar sokaklara İtalyanca'da caruggi denilmektedir. Tarih kokan sokakların arasında dolaşarak bol bol fotoğraf çekebilir, adım başı bulunan dükkanları gezebilir, villaları ve müzeleri ziyaret edebilirsiniz.