Adım Adım Bordeaux

İstanbul’dan 3,5 saatlik bir uçuş sonrası Bordeaux Havaalanı’na, oradan da otobüsle 40 dakikalık bir yolculuktan La Garonne Nehri kıyısında demirlemiş olan gemimize yerleştik. Fransa’nın 5. büyük kenti olan Bordeaux, 720 bin nüfusa sahip. Şehir mimari dokusu ve kültürü yanında dünyaca ünlü şarapları ile tanınıyor. Bordeaux, 2007 yılında Dünya Kültür Mirasları listesine dâhil edilmiş. 
Gemimize yerleşip kısa bir şehir turu yaptık, Bordeaux’u keşfetmeye sabah başlayacağız.

Bourdeaux'un İkonik Yapılarından Place de La Bourse

Sabah Chartrons Caddesi üzerinde demir atmış olan gemiden ayrılıp Bordeaux’un en merkezi yerlerinden olan Place de La Bourse’ye geldik. Bu meydan tüm Bordeaux tanıtımlarında yer alıyor. Birbirine simetrik 2 devasa bina yarımay şeklinde konumlandırılmış. Ortasındaki binanın önünde ise çok güzel heykelli bir havuz var. 


 
Borsa binası önünde çok büyük bir beton platform yapılmış. Bu platform üzerinde 3-4 santim derinliğinde çok sığ bir havuz oluşturulmuş. Bu platformdaki zemine gömülü fıskiyelerden zaman zaman tazyikli su fışkırıyor. Platform üzerini sanki duman veya bir sis bulutu kaplıyor. Birkaç dakika içinde sis bulutu kayboluyor ve platform üzerinde bir su aynası oluşuyor. İşte bu aynada Borsa binasının yansıması mükemmel bir görsellik sunuyor. Gün batımında ve gece burada fotoğraf çekmeye doyamıyorsunuz. Ancak bu güzelliği fotoğraflamak çok kolay değil. Bir gece önce çekim yapmaya geldiğimde yağmur yağıyordu. Yağmur damlaları sudaki görüntüyü bozdu.

Ertesi akşam gittiğimizde de havuz içinde oynayan, kaykay yapan gençlerin suda yaptığı dalgalar görüntüyü nispeten bozdu.

Pont de Pierre

Place de La Bourse’dan nehir boyunca biraz ilerlediğimizde 1495 yılında yapılmış olan 23 metre yüksekliğindeki Porte Cailhau kapısına geldik. Bu kapıyı ve Garonne Nehri üzerindeki en eski köprü olan Pont de Pierre’i fotoğraflıyoruz.

Pont de Pierre, Napoleon Bonaparte zamanında yapılmış 17 kemerli bir köprü. Bu köprüdeki her kemer Napoleon Bonaparte ismindeki 17 harfi temsil ediyormuş.

Victor Hugo Caddesi'nde Görülecek Önemli Yapılar

Pont de Pierre köprüsü başındaki Porte de Bourgogne kapısından eski şehre girip Victor Hugo caddesinden yürüyerek sola dönüp St. Michel Katedrali’ne geldik. Bu katedral ve kulesi birbirinden ayrı yapılmış. Şehirdeki katedrallerin, kiliselerin çoğu böyle. Gotik mimari üslupla yapılmış olan kule 114 metre yükseklikte ve şehrin her yerinden görülüyor. Bu bölgede önceleri Portekiz ve İspanyollar yaşıyormuş. Günümüzde Afrika, Tunus, Uzakdoğu ve Türk göçmenlerin yaşadığı bir bölge olmuş. Biz gittiğimizde katedral önünde bitpazarı kurulmuştu.  
 
Victor Hugo caddesine dönüp buradan yolumuza devam ediyoruz. St. James çan kulesini (grosse globe) de fotoğraflayıp Victor Hugo caddesinden Catherina caddesine kadar yürüyoruz. St. Catherina caddesi Victorya meydanından Grand Theatre’ye kadar uzanan bir alışveriş caddesi. Catherina caddesinden, önce Victorya meydanına geldik. Victorya meydanına D'aquitaine kapısından geçerek giriliyor. Victorya meydanında otobüs ve tramvay durakları var. Toplu taşımacılığın merkez noktalarından biri bu meydan. Pembe mermerden yapılmış dikilitaş ve onun hemen önünde uzun yaşamı sembolize eden bronzdan yapılmış kaplumbağa ile yavrusu objektiflerimizden kaçmıyor.

Tarihi Meydan Gambletta'da Tatlı Molası

Caterina caddesinden ilerleyerek sol taraftaki Pey Berland meydanındaki St. Andrea katedraline geldik. Bu katedral çok görkemli. 13. Yüzyılda gotik tarzda yapılmış olan katedral, Paris’teki Notre Dame ile boy ölçüşür. Katedralin yanındaki Pey Berland kulesi görülmeye değer. Rue des Remparts’tan büyük tarihi meydan Gambletta’ya geldik. Otobüs ve tramvay dükkânlarının bulunduğu bu meydan, halkın buluşma noktalarından biri. Biz de burada bir pastanede Bordeaux’ya has lezzetlerden olan macaron ile canele’nin tadına baktık. Macaron badem ezmeli bildiğimiz bir lezzet. Canelle ise pek cazip gelmedi. Eşim bu lezzeti bizdeki bayatlamış lokma tatlısı lezzetine benzetti. Fakat iki gün sonra aynı tatlıyı gemide ılık olarak servis ettiler, çok güzeldi. Meğer bu tatlı sıcak yenirmiş.

Tarih Kokan Comedy Meydanı

Gamblette meydanından Cours de İntendance caddesinden geçerek sol taraftaki Voltaire caddesine girip Marche des Granos Hommes adlı tamamen camdan yapılmış yuvarlak şekilde inşa edilmiş alışveriş merkezini fotoğraflayıp, yakınındaki taş ve demir işçiliği ile meşhur 1684-1707 yılları arasında yapılmış olan Notre Dame kilisesini ziyaret ederek L’Intendance caddesinden Grand Theatre’nin bulunduğu Comedy meydanına geldik.

Bu meydan çok güzel. Grand Theatre 1773-1780 yılları arasında yapılmış klasik mimarinin en güzel örneklerinden biri. Akustiği çok mükemmel, opera binası olarak da kullanılıyor. Tiyatro binasının birinci katındaki Opera Cafe çok şık, vaktiniz varsa burada bir kahve içebilir veya tiyatro binası karşısındaki muhteşem bir yapı olan Grand Hotel’de bir mola verebilirsiniz.

Bordeaux’da Konaklama

Bordeaux’da bütçenize göre oteller bulabiliyorsunuz. Bunların arasında Büyük Tiyatro’nun tam karşısında yer alan Grand Hotel de Bordeaux 5 yıldızlı lüks bir seçim olabilir. Otel, sunduğu imkanların yanısıra şehir merkezinde bulunduğu için restoran, alışveriş ve eğlence mekanlarına da oldukça yakın. Eğer konaklama için kısıtlı bir bütçeniz varsa uygun fiyatları ve kalitesiyle Hotel de Tourny’i iyi bir alternatif olarak düşünebilirsiniz. Mükemmel bir konuma sahip olan otel; Büyük Tiyatro, Opera National de Bordeaux ve CAPC’a sadece yürüyüş mesafesinde yer alıyor.

Bu otellerin yanı sıra, şehrin tarihi merkezinde bulunan bir butik otel olan Le Boutique Hotel Bordeaux ferah bir seçim olabilir. 18. Yüzyıldan kalma bir binada yer alan otel, yemyeşil avlusunda 100 yıllık bir ağacıda barındırıyor. Otel ayrıca Place Gambetta ve Quai Louis XVIII’e de sadece birkaç dakikalık yürüme mesafesinde. Bu otellerin yanında kaliteli ve uygun fiyatlı Au Coeur de Bordeaux ve modern mimarisiyle dikkat çeken Seeko'o Hôtel’i de tercih edebilirsiniz. Eğer öneriler size yetersiz geldiyse buradan da booking.com’a girerek Bordeaux otellerini araştırabilir, dilerseniz de rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Monument Aux Girondins

Crs 30 Juliet caddesinden Quinconces meydanına gelip Monument Aux Girondins’e geliyoruz. Bu anıt Fransa’daki 1793-95 yılları terör döneminde Robes Pierce tarafından giyotine gönderilen Girondistlerin anısına 1804-1902 yılları arasında yapılmış.

Bu anıtın 2 tarafında büyükçe birer havuz var. Bu havuzların biri Montesquieu’ye diğeri Montaigne’ye adanmış. Buradaki çeşmeler Roma’daki Trevi Çeşmesi’ni anımsatıyor. 
 
Çeşmedeki at heykelleri ayaklarına dikkat ederseniz, at ayaklarının kartal pençesi gibi yapıldığını göreceksiniz.  

Las Vegas'ı Anımsatan Şarap Şehri Bordeaux 

Bu meydandan La Garonne Nehri’ne döndüğümüzde 3-4 sokak halinde dizilmiş sağlı sollu eski ve antika eşyaların satıldığı geniş bir alan görüyoruz. Bu pazarda ne ararsanız var, hatta eski cenaze arabası bile gördük.

Gemimizin bulunduğu bölgenin kuzey kısmında yeni yapılmış olan modern bir köprü var. Okyanus tarafında bulunan bu köprünün büyük gemilerin geçebilmesini sağlayan açılma sistemi ilginç bir teknoloji ile yapılmış. Köprü araç trafiğine açık, oldukça büyük bir köprü. Köprünün nehrin orta kısmındaki bölümü büyük 4 direkteki asansör sistemi ile bir masa tablası gibi bütün halinde 55 metre yüksekliğe kaldırılarak büyük gemilerin geçmesi sağlanıyor.

Bordeaux’ta La Garonne Nehri üzerinde 2 köprü var. Biri bu bahsettiğimiz modern büyük gemilerin geçebildiği köprü, diğeri ise 2 km kadar güneydeki 17 kemerli tarihi taş köprü…
 
Gemimizin demirlediği nokta bu iki köprünün ortasında. Geminin demirlediği caddenin bir arka paralelinde St. Louis Kilisesi’nin bulunduğu caddedeki antika mağazaları çok çok güzel, ancak bir o kadar da pahalı. Bir şey almasanız bile, antika meraklısı iseniz gezmenizi öneririm.
 
Gece gemimize geldik. Sonraki günlerde Cadillac, Paulliac, Blaye, Libourne ve St. Emillion’u gördükten sonra tekrar Bordeaux’e gelip havaalanına transfer olduk. Havaalanına giderken otobüs şoförümüz bizi biraz gezdirdi. Önce şarap müzesi olarak yapımına başlanan halen inşaatı devam eden silindirik şeklindeki oldukça büyük bir binayı gördük.
 
Daha sonra savaş yıllarında denizaltı üssü olarak kullanılan eski limanı görüyoruz. Buranın tavan kalınlığı 7 metrelik betondan oluşuyor. Binanın akustiği çok iyi olduğundan konserlere çok elverişli bir mekân.
 
Daha sonra 42 bin kişi kapasiteli yeni Bordeaux stadyumuna geldik. Stadyumun karşısındaki otopark yeri olarak kullanılan çok çok geniş araba park yerinin üzeri ise güneş enerjisi panelleri ile kaplı idi: 1 taşla 2 kuş.
 
Havaalanı bitişiğindeki savaş uçakları imalatı yapılan Dassault’a geldik.

Daha sonra havaalanına geldik. Havaalanı girişi Bordeaux’un bir şarap şehri olduğunu anımsatan üzüm bağları ile çevrili, şehri Las Vegas’ı anımsattı. Gazino şehri olan Las Vegas’ta havaalanı kumar makineleri ile dolu idi. Şarap şehri Bordeaux’ta da havaalanı girişi üzüm bağları ile dolu.

Bu tur da böyle bitti…

Bordeaux’tan aklımda kalanlar; tarihi taş köprü, Borsa binası ve su aynası.

NURHAN YILMAZ

Yazar Hakkında

NURHAN YILMAZ

1951 İstanbul doğumluyum. Yıl içinde dönüşümlü olarak Sinop, Bodrum ve İstanbul’da yaşamaktayım.Küçük yaşlarda babamın mesleği gereği, Türkiye’nin pek çok farklı şehirlerinde yaşadım.