Barselona'nın Adım Adım Keşfi (1. Gün)

İnsanın özendiği yazıları yazmaya eli gitmiyor. Benim için de İspanya gezisinin ilk durağı olan Barcelona bu durumdaydı. Barcelona en dolu dolu ve hareketlı geçen kısmı oldu. Bu zamana kadar erteledim yazmayı. Umarım detayları atlamadan aktarabilirim.

Gitmeden önce nerede kalacağımızı, hangi biletleri önceden almamız gerektiğini iyice araştırıp gezinin kabaca bir planını çıkarmıştık. Ama tabiki gezi ruhumuzun ve şehrin bizi yönlendirmesine izin verecek esneklikte bir plandı.

Kalacak yer olarak El Born (Barri Gotic) veya Eixample bölgesinden seçim yapabilirsiniz. Barcelona yürüyerek ya da bisikletle gezilebilecek bir yer. Özellikle bisiklet yollarının düzeni ve bisikletin yaygın kullanımı nedeniyle bu pratik ulaşım aracı toplu taşımadan çok daha tercih edilesi.

Biz Universtat metro durağına yakın bir konumda bulunan El Puchi Barcelona isimli hostelde kaldık. Hem Catalunya hemde Espanya meydanına yürüyerek ulaşılabilecek bir noktadaydı. Eski bir katalonya evi olan bu hostel hem mimarisi hemde sahibinin misafirperverliği ile bizden tam not aldı. Kalacağınız yerin özelliklede yaz aylarında gidiyorsanız klimasının olmasına çok dikkat edin. Buranın mutfağının olması ve gece geç saatlere kadar yemek yiyebileceğiniz yerlerin ve alışveriş yapılabilecek marketlerin yakınında olması bizim için bir avantaj oldu.

Havalanından Univertat metrosu durağına A2 havalanı otobüsleri ile geldik. Espanya ve Catalunya meydanlarında da durakları var . Hatta havalanına dönüşte Catalunya meydanı ilk durak olduğu için ordan bindik. Barcelona havalanında T1 ve T2 olmak üzere iki terminal var. Bizim uçağımızın inmiş olduğu T1 terminalinden dışarı çıkıp sağa döndüğümüzde city center yazan yönlendirme levhaları ile otobüslere ulaştık. 5.90 euro olan biletler için 20 euro üstünde para kabul etmiyorlar. Bu nedenle paranızı euroya çevırırken çok büyük bankonotlar olarak çevirmemekte fayda var.

Otele eşyalarımızı bırakır bırakmaz şehri keşfetmek için dışarı çıktık.

La Rampla şehrin odak noktası durumunda. Yön belirlemenizi buraya göre yapabilirsiniz. Trafiğe kapalı bu cadde oldukça kalabalık ve turistik. Bu cadde üzerinde keşfedilecek yerler var tabi ama fazla turistik bir hale gelmiş olması nedeniyle beni pek cezbetmedi burası. Bu caddenin sonunda denizi işaret eden Kristof Kolomb heykeli var. Opera binası da gene bu cadde üzerinde.Ortadaki yaya bölümünden yürürken o kalabalıkta yerlere dikkat edebilrseniz Miro'nun rengarenk mozaiklerle kaplanmış çalışması da bu caddenin başka bir süprizi.

Burdaki en görülesi yerlerden birisi Mercat de La Boqueria. Kalabalık ve turistik burası da tabiki .Meyve kokteylileri, egzotik meyveler, balık cipsleri, tapaslar, atıştırmalıklar hepsi oldukça iştah açıcı. Fiyatlar aman pazar burası ucuzdur değil. Ancak istediklerinizi denemenize engel olmayacak dengede.

Eğer tatlı severseniz ise karnınızı bu pazarda çok doyurmadan iki üst sokağında bulunan Chök'ü (carrer del carme) keşfedin. Aklınıza gelebilecek birçok tatlı çeşidi var ve oldukça lezzetli. Küçük bir dükkan. Kahve de içebiliyorsunuz. Gezinizin ilk günlerinde keşfetmenizi öneririm çünkü her geçişinizde bir iki almanız olası. Benim anlatırken bile canım istedi şimdi. Burası da benim sonradan keşfettiğim sitesi.

La Rampla'dan Barcelona Katedraline geçtik. Gotik mimarisi ile görür görmez sevdim ben burayı. Barri Gotic (El born) bölgesi gerek mimarisi gerek cafeleri ve sokakları ile ne kadar gezseniz yetmeyecek ve ne kadar gezsenizde keşfedilecek birşeyler bulabileceğiniz bir bölge. Zaten biz bulduğumuz her boşlukta orayı keşfetmeye gittik. Dar sokakların arasında dolaşmanın gecesi gündüzü ayrı zevkli.

Barcelona Katedralinin önünde cumartesi 18.00 ve pazarları 12.00 da Katolonya'nın yerel danslarını izlemenizi tavsiye ederim.

Katedralin içi ise ayrı bir büyüleyiciydi. Özellikle ahşap oymaları ile gösterişli koro sıraları ve devasa org dikkat çekici. Merkezde Barcelona'nın ilk koruyucu azizesi Santa  Eulalia'nın kaymaktaşı lahiti ve şehit edilişinin betimlemeleri var. Katedralin 14.yy dan kalma bir de avlusu var. Palmiye ağaçları ve çeşmesi ile sakin ve ferahlatıcı bir yer. Çeşmedeki küçük heykel ise Aziz George imiş.

İlk günün kapanışını  La Rampla'nın sonunda karşınıza çıkan Port Vell bir nevi marina bölgesinde yaptık.Şık alışveriş merkezi Maremagnum, alışveriş merkezindeki şık restoran ve barlara giden   tahta rıhtımda dolaşan insanlar, barlardan gelen müzikler ,gösterişli yatlar burayı ilgi çekici bir alan haline getiriyor. Avrupanın en büyük akvaryumu L'aquarium da bu bölgede. Biz gitmeyi tercih etmedik ama özel ilginiz var ise yada çocuklu bir seyehat yapıyorsanız sualtı tüneli ve çevresinde dolaşan köpekbalıkları en etkileyici yeriymiş. Tekne gezileri de bu bölgeden yapılıyor.

Pailebot Santa Eulalia ise hemen göze batıyor. Bu gemi ilk 1918de yolculuğuna başlamış, Küba'ya kumaş ve tuz götürüp, İspanya'ya kahve, kereste ve tahıl getirirmiş. Restore edilerek günümüzde ziyaretçilere açılmış. 

Daha fazla bilgi ve fotoğraf için blog ve Instagram adresim: sanemc