Bir insan akşam akşam Belgrad'a gitmek istiyorum deyip birkaç dakika sonra Belgrad'a kesin olarak gitmeye karar verir mi? Bu insan bensem verir : ) İnsanların temel ihtiyaçları yemek yemek, su içmek falandır ya hani benim de bunlara ek olarak seyahat etmek herhalde : ) Gerçekten seyahatim geldi mi kendimi durduramıyorum. Neyse : ) Yorucu bir sınav arasından sonra küçük çaplı bir tur yapmaya karar verdim. Daha önceden de vizesiz ülkeleri baktığımda Belgrad gözüme çarpmıştı ama ikinci kez Belgrad mevzusu olunca tamam gideceğim dedim ve kolları sıvadım.

İlk başta biletimi uygun uygun THY'den aldım : ) Zaten Belgrad'ın en iyi yanı uygun oluşu. Bir yurt dışına gideyim kafa dağıtayım deseniz kesenizde ciddi eksiklikler yaratmayacak bir şehir. Bileti aldıktan sonra sıra konaklamaya geldi. Booking.com'dan bayağı bakındım ve en son Hotel Excelsior'u gördüm. Baktım sabah kahvaltısı, akşam yemeği, fiyat da uygun. Tamamdır oldu bu iş dedim! Şunu demeliyim ki bir turizmci olarak Hotel Excelsior kadar ilgili bir otel daha görmedim. Personel güler yüzlü, yardımsever. Ulaşım için 23 Euro ödüyorsunuz havalimanından otele kadar getiriyorlar ve mağdur kalmak gibi bir durumunuz olmuyor. Bilgi maili atıyorlar. Siz de eğer onların ulaşımını kabul ederseniz uçuş saatinizi soruyorlar zamanında da gelip alıyorlar. Adamlar o kadar müşteriyi önemsiyorlar ki odada "Hoşgeldin Gizem" ile başlayan klişe lafların olduğu ama buram buram ince düşünce kokan bir not vardı. Ben daha önce buna hiçbir otelde rastlamadım : ) "Döndükten sonra da memnun kaldınız mı?" diye sorduklarında da öve öve bitiremedim : ) İşin özü yolunuz Belgrad'a mı düştü? Kalış noktam neresi olmalı? diye kafanızda deli sorular mı var? Burayı gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Gayet merkezi, gayet uygun.Sabah kahvaltısında çeşit çeşit şeyler olmasa da doyabilirsiniz : ) Akşam yemeğinde de makarna veya tavuk var hangisini seçerseniz.

Otel faslından sonra da Belgrad'da gezilecek yerlere geçelim. Öncelikle şunu demeliyim ki Sırplar ülkelerine turist gelme ihtimalini sanırsam çok göz önünde bulundurmamışlar. Turistlerin rahat rahat bulacakları bir tourist information bile yok! Tourist information dediği yere gittiğimizde tourist information'a dair hiçbir şey yoktu. Zaten tourist information, şura bura derken neredeyse tüm Belgrad'ı gezdik ve hiçbir toplu taşımaya binmedik : ) Gayet tabanvaylarla bucak bucak gezildi koca Belgrad. Zaten yönünüzü bulabilirseniz turistik yerler yürüme mesafesinde. Ama yön bulmak ilk başta sorun işte : )

Neyse diyelim o sorunu çözdünüz İngilizce bilmeyen Sırplara rastlayıp saçma sapan yerlere gitmediniz : ) Nereler gezilir? Öncelikle Sırbistan millet meclisi binası, özellikle gece, gezilecek yerlerde baş sırayı çeker. Sonrasında Tuna ve Sava nehrinin kesiştiği sahil bölgesi muhteşem hatta köprünün karşısındaki Zemun bölgesinde de balık restoranlarının olduğunu duydum ama oraya gitme şansım olmadı. Ama sahil falan hikaye ben müze göreceğim diyorsanız ilk durağınız Nikola Tesla Müzesi olmalı. Zaten turizm sadece o müzeden ibaret gibi : )

Müzeyi İngilizce anlatan bir rehber eşliğinde geziyorsunuz.İlk başta Nikola Tesla'nın hayatını anlatan bir video izliyorsunuz ardından onun icatları gösteriliyor. Mesela bizim bugün kullandığımız bobinin ilk hali. Aynı zamanda dünya tarihindeki ilk makina olma özelliği taşıyor Nikola Tesla'nın yaptığı ve bugün bobin olarak kullandığımız makina... Su enerjisiyle çalışan lambadan tutunda tepeden gelen elektriklerle yanan florasanlara kadar herşey büyüleyici. Hatta florasan yakma kısmında florasanlar sizin elinizde : ) Bir an öldüm, bittim derken bir şey olmuyor. Yine Tesla'nın icat ettiği başka bir makine anlatıldı. Cesaretiniz varsa elektrik akımına dokunuyorsunuz ve sadece ufak bir iğne batması hissi oluşuyormuş. Ona cesaret edemedim ama sonra başka bir deneyde kobay oldum :D El ele tutuşup elektriğin bizden geçip florasanı yakması deneyini yaptık : ) Bu makina sağlık sektöründe de kullanılıyormuş.

Sonrasında Nikola Tesla'nın kişisel eşyalarının olduğu yere geçtik. Burada da rehber Nikola Tesla'nın hayatı hakkında bilgiler verdi. Müzede son olarak da Nikola Tesla'nın küllerinin olduğu küre ile fotoğraf çektirmeyi unutmayın. Oradan da yakın olduğu için - tabi yakın dediğim yürüyerek yarım saat :) - St. Sava Kilisesi'ne geçmenizi tavsiye ederim. Belgrad'ın önemli turistik mekanlarından ve iç mimari muhteşem. Ben gittiğimde tadilattaydı ama yine de mimari yapısının ne kadar başarılı olduğu belliydi. Daha sonra tabana kuvvet yapıp Trg Republike tarafına çıkıp aşağıya doğru indiğinizde Terazije tarafına ineceksiniz.

Terazije oranın en önemli bölgelerinden biri. Bu cadde üzerinde restoranlar, kafeler, gece kulüpleri ve alışveriş yapılacak yerler bulunuyor ama bu demek olmasın ki bu saydıklarım sadece o bölgede : ) Ama güzel keyifli bir bölge. Zaten o yolun sonu Ulusal Müze, Belgrad Ulusal Tiyatrosu'nun olduğu bölüme çıkıyor. Tabi ben gittiğimde şansa Ulusal Müze tadilattaydı. Tiyatrosuna da Sırpçam olmadığı için girsem de bir şey anlamayacağım düşüncesiyle girmeyi düşünmedim : ) Ama tabi ki tarihi bölgeleri olduğu için gitmek görmek gerekliydi : ) Bahsettiğim bölgenin yan tarafındaki caddede en meşhur caddesi Knez Mihailova. Kendisi biraz çakma İstiklal Caddesi gibi ama güzel. Bu cadde üzerinde mağazalar (Zara, Mango ve türevleri), kafeler, sergiler ve Zepter Müzesi var. Zepter Müzesi demişken kesinlikle resim sevdalılarına tavsiyemdir. Ben ki resim sanatıyla çok ilgili olmayan insan, bu müzeye bayıldım. Karikatür resimler, yağlı boya tablolar görülmeye değerdi doğrusu : )

Güzel bir cadde gezisi sonunda yolumuz Kalemegdan bölgesine çıkıyor. Burada Belgrad Kalesi, hayvanat bahçesi bulunmakta. Belgrad'ın turistik yerlerinden biri olan Belgrad Kalesi'nde Tuna ve Sava nehrinin kesiştiği manzarayı izleyebilir hatta tabanlarınıza güveniyorsanız aşağı tarafa inip nehrin kenarında da oturabilirsiniz. Nehrin kenarı biraz ıssız ama benden söylemesi : )

Gittiğim kafeler ve restoranlardan bahsedeyim biraz da : ) Müze müze gezdik, tozduk iyi güzel ama acıktık da nerelere gidilir? Ne yapılır? Bu konuda benim deneyimlediğim iki yer oldu. Bunlardan bir tanesi Nikola Tesla Müzesi'ne yakın Na Cosku. Tabi yazılışı daha Sırp alfabesine göre ama : ) Menüleri gerçekten güzel, yemeklerin tadına öyle ama biraz fiyat tuzlu geldi : ) Ama eğer benim gibi 2 günlük bir ziyaretçiyseniz fiyat tatlı tuzlu falan diye bakmayın valla : ) Restoran çok kaliteliydi ki zaten gelen insanlardan bile anlıyordunuz bunu. Ben gerçekten beğendim : )

İkinci gidip beğendiğim mekanda Skadarlija'daki Zlatni Bokal oldu. Çok otantik, farklı bir havası var. Zaten Skadarlija, Belgrad'ın bohem köşesi olarak adlandırılıyor. Aynı zamanda önemli turistik bölgelerinden biri. Demet Sağıroğlu'ndan "Arnavut Kaldırımı" şarkısını mırıldana mırıldana Arnavut kaldırımlarında yürüyüp sempatik kafelerinden birinde oturup keyif çatabilirsiniz : ) Bunların haricinde gece hayatı isteriz diyorsanız bunu iyice araştırıp gitmek gerekiyor çünkü biz de "Gece hayatı isteriiiiiz!" dedik ve 2-3 kafe dışında bir yer bulamadık :D Sonra bulduğumuzda da iş işten geçmişti zaten. Onun yerine otelin bize hediye olarak verdiği 1000 dinarlık hediye kuponunu eritelim dedik ve Grand Casino'ya gittik : ) Nehrin kenarında çok sosyetik bir yer. 3 restoranı bulunmakta. 1 hediye içecek hakkımız vardı ama olsun eğlendik mi eğlendik : ) Bedava dinarları erittik mi erittik : )

İnanın anlatırken bile yeniden gidesim geldi : ) Tarihi yapılar, geniş sokaklar... Kısacası gezdiğinizde içiniz açılacak!

Küçük bir not: Kışın gidiyorsanız sıkı giyinin, benim gibi donmayın! : )

Sevgilerimle...

Etiketler