Buzullar Şehri: Helsinki

Stokholm´ü andıran rengârenk fotoğraflar ile döneceğimi ümit ettiğim ama biraz hayal kırıklığına uğramama sebep olan şehir…

Tallinn´den hareket eden Viking Lines´ın feribotuyla 2, 5 saat süren bir yolculuğun ardından puslu ve oldukça soğuk Helsinki´ye varıyoruz.

Diğer yerlerde kaldığımız otellerden hiç bahsetmedim, ama burada kaldığımız yerden söz etmeden geçemeyeceğim : ) Hotel Katajanokka… Eskiden hapishane olan yer restore edilerek otele dönüştürülmüş, dekorasyonda hapishane öğeleri kullanılmış ve resepsiyondaki görevliden restorandaki görevliye herkesin üzerinde siyah-beyaz çizgili hapishane kıyafeti var. Misafirlere göstermek amaçlı koruma altına aldıkları eski mahkum odasını da görmek mümkün… Bu otelde konaklamasanız bile, mahkum odasını görmek için uğramaya değer : )

Şaşırtıcı derecede adım başı rastlayabileceğiniz kadar çok Nepal restoranının yer aldığı Helsinki, maalesef “sona kalan dona kalır” atasözünden mustarip olacak sanırım, yaz yaz yorulduğum için burada hızlı gidersem şimdiden özürlerimi sunuyorum.

Helsinki´de Uspenski Katedrali, Senato Meydanı, Lutheran Katedrali, Temple Kilisesi (bu favorimdi, kesinlikle ziyaret edin), Sessizlik Şapeli, Esplanadi Parkı, Dizayn Müzesi, St. John´s Kilisesi gezilecek yerler arasında yer alıyor. Londra´daki London Eye´ı andıran Finnair Sky Wheel, kışın Cuma ve haftasonları hizmet veriyor sadece. Helsinki manzarası görebileceğiniz yerlerden biri, eğer günü denk getirebilirseniz ve hava da aydınlık ise denemenizi tavsiye ederim : ) Favori mekanlarımdan biri, 1886 yılı yapımı Vanha Kauppahalli isimli hali andıran kapalı marketi kesinlikle gezmelisiniz. İçinde ne ararsanız var; peynir, et, kuruyemiş, kahve, sebze, meyve, şarap vs.

Eğer deli gibi yürürüm diyorsanız ve gideceğiniz yerde beklentinizi karşılamayan bir şeyle karşılaşsanız bile hayal kırıklığına uğramayıp iyi yanını görüyorsanız, içerisinde yer alan galerisini ve müzesini gezebileceğiniz Cable Factory ile Finlandiya´nın en ünlü bestecisine ithafen demirden yapılmış Sibeliuksen Puisto görülecek yerler arasına dahil edilebilir. Cable Factory´e gitmemizin sebebi aslında, bitpazarı bulmak idi, ancak bitpazarı Nisan aylarında kuruluyormuş, hani siz de aynı sebeple oraya gidecek olursanız, bu da aklınızda bulunsun : )

Hava güzel ise ve şehir içerisinde gezeceğiniz yerler bittiyse, 15 dakika süren bir tekne yolculuğu ile Suomenlinna Adası´na gidebilirsiniz. Kışın çok fazla sayıda açık kafe bulamayabilirsiniz, gittiğinizde eğer açık ise Viaporin Deli&Café´de ren geyikli çorba ile somonlu çorbayı mutlaka deneyin, özellikle somonlu çorbası oldukça doyurucu…

Estonya ve Letonya mutfağından gözümüz çok doyduğundan, Fin mutfağına çok fazla şans veremedik, ama güzel bir Thai yemeği yerim diyorsanız, önerimiz; şehrin en eski restoranı olan Ryan Thai.

1891 yılından beri hizmet veren Fazer Café´de hem farklı çikolataların tadına bakabilir hem de kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Ama 3. nesil kahveci arıyorum ben, böyle bir kafede işim olmaz diyorsanız da size 2 önerimiz var; Kaffa Roastery´de hem farklı demleme yöntemleri kullanarak hazırladıkları kahveden içebilir hem de orada kavurdukları çekirdekten satın alabilirsiniz. Pazar günleri kapalı, aman dikkat, yürüyüş mesafesi uzun olan bir yer, boşuna yürümeyin… Diğer önerimiz ise deniz manzarasına karşı keyifle kahvenizi yudumlayabileceğiniz; Johan&Nyström Café.

Eveeeet, sanırım paylaşabileceklerim bu kadar, umarım zevkle okuduğunuz bir yazı olmuştur… Evli ve mutlu olarak yazacağım bir sonraki yazıma kadar şimdilik hoşçakalın : )

YAZI DİZİSİNİN DİĞER BÖLÜMLERİ İÇİN: gezimanya.com/GeziNotlari/maket-evler-diyari-rigagezimanya.com/GeziNotlari/bir-ortacag-sehri-tallinn

IŞIL ATAKER

Yazar Hakkında

IŞIL ATAKER

Gezmek, seyahat etmek, gözlemlemek, fotoğraf çekmek, uçak, otobüs, araba farketmeksizin herhangibir araca binip bir yerlere gidiyor olma hissini yaşamak, konser, film, sinema, festival, ne varsa he