Google+

Arama formu

Lavanta Kokulu Köy ve Yolculuğun Bonusları

Bu yazı Gezimanya üyesi IŞIL ATAKER tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Yazıma şu cümle ile başlamak istiyorum: Kurumsal hayat candır. Varsa kurumsal hayattan sıtkı sıyrılan, gelip beni bulabilir. Kendi işinin sahibi olduğu dünyayı da deneyimlemiş biri olarak, eğer çalıştığınız bir kurum var ise avantajlarını sayabileceğim bir dünya liste sayabilirim size. Ve listenin en başına da muhtemelen gezmeyi seven bizler için sahip olduğunuz tatil günlerini koyarım. Hele bir de Pazartesi ya da Cuma gününe denk gelen resmi tatillerle birleştirilen haftasonları ile oluşan kısa tatiller ilaç gibi gelir. İşte bu tatil rotamız da bu şekilde doğdu zaten…

Uzun zamandır hayalimde olan lavanta tarlalarını sanal alemde görmekten öteye gidip kendim deneyimleyebilecektim artık. Lavanta kokulu köyün içerisinde buram buram kokan lavanta kokusunu içime çekebilecek ve tarlalar arasında oğlumuzun, kendimizin ve tabii ki lavantaların fotoğrafını yakından çekebilecektim.

Isparta

İnternet araştırmaları sonucu gideceğimiz tarihin de nispeten uygun olduğunu anlayınca hemen sığdırdık bu tatili 3 güne… Evet 3 gün için o kadar yol uzun gelebilir gözünüze, ama kesinlikle son damlasına kadar değdi. Mutlaka tavsiye ederim. Bunu bir de 2 yaşındaki çocuğumuz ile yapabildiğimize göre siz düşünün, o kadar da zor değil yani…

Önce lavanta kokulu köye nasıl gidilir ile başlayalım bakalım… Isparta’ya uçak ile gidip oradan araç kiralayarak gezebilirsiniz, elbette bu bir seçenek. Ama kendi aracınızla giderseniz de yolculukta göreceğiniz manzaralar seyahatinize daha fazla keyif katacaktır, hatta güzel sürprizler bile bekliyor olabilir sizi…

O yolu çok gitmişizdir. Daha önce dikkatimizi çekmemiş olamaz, muhtemelen bu tarihte o yolu arşınlamamışız, görmemek imkansız çünkü… İnönü ve Afyon arasında sarıya boyanmış ayçiçeği tarlaları gözlerinizi şenlendirecek ve belki de hayalini kurduğunuz kareleri burada yakalayacaksınız, ayçiçeği tarlaları içerisinde… :) 6 saatlik bir araba yolculuğu öngörülse de ihtiyaç molaları, ayçiçek tarlalarında fotoğraf molası derken 9-10 saatte ancak tamamlanabiliyor bu yolculuk. Aman acelemiz yok, sağsalim gezelim yeter sonuçta. :)

Isparta-1

Isparta ş hrinde bir çok konaklama seçeneği var. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Ramada By Wyndham Isparta, Barida Hotels, Eskiciler Konağı Nis Hotel.gibi otelleri tercih edebilirsiniz

Isparta otellerini Tatilsepeti.com üzerinden incelemek için tıklayın.
Isparta otellerini Jolly Tur üzerinden incelemek için tıklayın.

Nerede kalınır ile ilgili bilgiye geçmeden, en başta en temel bilgi olarak bir bilgi paylaşmak istiyorum. Haziran ayı ortasından Temmuz ayının ortasına kadar olan dönem asıl ziyaret zamanı olduğundan, eğer tatilinizi bu dönemlerde planlayacaksanız kalacağınız yeri çok önceden ayırtmanızda fayda olacaktır. Yer bulamama riskini önlemek adına bu önlemi almak önemli. :) 

Keçiborlu ilçesinde yer alan Kuyucak Köyü’nde kendi evlerinde misafir ağırlayan ailelerin evlerinde konaklayabilirsiniz. Kadın Girişimciler Kooperatifi başkanı ile görüşüp yerinizi ayarlayabilirsiniz, dilerseniz cep numarasını da yazabilirim. Otelde konaklamak isterseniz Lavanta Villa ile Aliya Garden seçenekler arasında. Ama biz rezervasyon için biraz geç kaldığımızdan bunların hiçbirinde yer bulamadık ve Isparta’da bulunan Devin Otel’de kaldık. Rotamıza özellikle Eğirdir Gölü’nü de eklediğimiz için Isparta’da konaklamak bizim için çok uygun oldu.

Isparta-2

Toplam 3 gününüz var ve 3 gün boyunca tarlalarda yatıp kalkmak, günün farklı saatlerinde farklı ışıklar yakalayarak lavantaları fotoğraflamak istiyorsanız, köyün içerisinde kalmanızı öneririm. Ama bizim gibi bebekli iseniz, bunu hayata geçirmeniz tahmin edeceğiniz üzere imkansız. :) Bulduğumuz ışık ile idare ettik artık tabii, o yüzden süper kareler yakalayamadım. Ama hiç yoktan iyidir, buna da şükür. :) 

Toplam 3 gününüz var demiştik, yollar dahil tabii… Lavantalara ek olarak ‘’bir yer daha göreyim, Eğirdir Gölü için de pek güzel diyorlarmış görmek lazım’’ derseniz de bu durumda Isparta’da konaklamak gayet uygun oluyor. Aklınızda bulunsun plan yaparken…

Evet şimdi gelelim gezimiz ile ilgili diğer detaylara:

İstanbul’dan aracınız ile sabah 5 sularında yola çıktıysanız kahvaltı molası için İnönü’nde bulunan Yeni Lokanta isimli restoranı düşünebilirsiniz. Saçta yaptıkları menemeni mutlaka deneyin. Bebekli gezenlerdenseniz alabalık havuzundaki balıkları izleyerek çocuk eğlemek de mümkün. :)

Kahvaltı molanızın ardından biraz yol aldıktan sonra Afyon’da bulunan Dinar Belediyesi’ne ait Suçıkan Park Tesisleri’ne kısa da olsa uğramanızı tavsiye ederim. Şelalesi ve pırıl pırıl küçük gölü ile sizi şaşırtabilir. :)

Lavanta kokulu Kuyucak Köyü’ne girmeden önce öbek öbek farklı lavanta tarlaları görebilirsiniz. Nispeten sakin, çok kalabalık olmayan bu tarlalarda fotoğraf çekimi yapabilirsiniz. Ama panik yapıp ‘’aman bu muymuş’’ demeyin, evet upuzun ve kilometrelerce alana yayılmış mor tarlalar göremeyeceksiniz belki ama yine de güzel kareler yakalayacağınız kesin.

Lavanta kokulu Kuyucak Köyü’nde yemek seçenekleri çok fazla değil, o kadar ziyaretçiye yetişebilmek adına genellikle gözleme ve bazlama tost yapabiliyorlar. Bizim şansımıza, tam o gün Kadınlar Kooperatifi’nde köfte vardı. Menüye kanıp vazgeçmeyin, ekstra bir şey olup olmadığını mutlaka sorun  sizinle ilgilenen garsona.

Lavanta tarlaları arı vızıltıları ile kaynıyor, ama bir sokulma vakası yaşamadık. Umarım siz de yaşamazsınız. Genel olarak aklınızda olsun, eğer alerjik bir durumunuz varsa bu bilgi kritik olabilir…

Isparta-3

Köyden alabileceğiniz envai çeşitte ürün var; lavanta kesesinden lavantalı sabuna, lavanta yağından lavantalı oda spreyine kadar… Lavantalı dondurma yemeden kesinlikle dönmeyin…

Buralara kadar gelmişken Kuyucak Köyü’ndeki lavantalar ile kendinizi sınırlamayın, Burdur Gölü manzaralı Lisinia Doğa Proje Alanı’nı ziyaret edin. Türkiye’nin farklı yerlerinden hasta ve yaralı yaban hayvanlarının rehabilite edilerek doğaya kazandırıldığı bir park burası. Uğramadan geçmeyin.

Isparta-4

Ve asıl, mutlaka ve mutlaka üşenmeden gitmeniz gereken yere geliyorum şimdi, hazır mısınız? Lavanta Deresi… İşte sonunda nispeten uzunca tarlaları görebileceksiniz burada, o yüzden sakın es geçmeyin. Hayalinizdeki kareleri burada yakalamanız çok mümkün. :) Eğer vaktiniz ve olanağınız varsa, gün doğumundan gün batımına kadar orada bulunup, günün her ışığında farklı renkler ve farklı enstantaneler yakalamayı denemeyi düşünebilirsiniz. :)

Tüm gün o tarla bu tarla gezdiniz, e acıkmışsınızdır artık… Burdur’da Şişçi Kadir, akşam yemeğiniz için ideal olabilir. Burdur şiş gayet lezzetli, mekan da oldukça hareketli.

Lavanta kokulu gezimizle ilgili notlarımı paylaştıktan sonra şimdi gelelim gezimizin bonusu olan Eğirdir Gölü’ne… Bu arada bu yaşıma kadar ‘’Eğridir’’ diyip durduğum yerin adını doğru dürüst şimdi öğrenmem de enteresan oldu. Neyse, bilmemek değil öğrenmemek ayıp sonuçta, değil mi? :)

Isparta-5

Yapılacak çok şey yok burada, ama manzarası ile sizi şaşırtabilir. Bir gününüzü buraya ayırmanız yeterli, dilerseniz yarımadada yürüyüş yapabilirsiniz ya da plajlarında yüzebilirsiniz. Dilerseniz de yüzen bot ile göl üzerinde piknik keyfi ya da manzara eşliğinde Big Apple Restaurant’da balık, meze ve bira/rakı keyfi yapabilirsiniz. Yavaş şehir (Cittaslow) olarak geçen Eğirdir Gölü’nde şansımıza oldukça aksiyonlu bir gün geçirdik, 17.si yapılan Ulusal Eğirdir Triatlon ve Aquatlonu sayesinde.

Isparta-6

Gezilecek yerler listesine bir tik daha atmış olmanın gururu ile Isparta’da akşam yemeğini nerede yiyebileceğimizi araştırmaya koyuluyoruz. Genel öneriler Kebapçı Kadir, Ferah Restaurant ve Hacıbenlioğlu yönündeydi. Pazar günleri Ferah maalesef kapalı, diğer ikisinde de akşam saat 8 sularında pek bir şey kalmamıştı yoğunluktan ötürü. Neyse ki Hacıbenlioğlu’nun son şişlerini biz kaptık. :) Kesinlikle yediğim en güzel şişlerden (kıymadan yapılan) biriydi diyebilirim, mmmmmm ağzım sulandı yine resmen. :)

Bu arada Isparta’nın ara sokaklarında gezerken, boza sever birisi olarak dikkatimi çeken ufacık bir dükkan oldu. Sanırım yaz nedeni ile kapalıydı ama açık olsaydı denemek isteyeceğim yerlerden biri olarak aklımda kaldı. Belki bir gün deneme fırsatı bulurum, kim bilir? Dükkanın adı Günnaz Salep Boza. Aman aklınızda olsun, açık görürseniz bir bardak boza benim için de için. :)

3 güne bizim sığdırabildiklerimiz bu kadar. Elbette daha çoook gezilecek yer var burada; Davraz Kayak Merkezi’nden tutun da Yazılı Kanyon Milli Parkı’na kadar… Bunları da ‘’başka bir zamana artık’’ diyerek bir sonraki yazıma kadar sevgiyle kalın diyorum. :)

Etiketler


IŞIL ATAKER kullanıcısının resmi
Yazar Hakkında

IŞIL ATAKER

Gezmek, seyahat etmek, gözlemlemek, fotoğraf çekmek, uçak, otobüs, araba farketmeksizin herhangibir araca binip bir yerlere gidiyor olma hissini yaşamak, konser, film, sinema, festival, ne varsa hepsine yetişmek, trekking, rafting, bisiklet, içinde aktivite barındıran ne var ise içinde bulunmak ve tüm bu yaşadıklarıma dair hislerimi,...