Ünlü koro şefi, 80'lik dev çınar Rodney Eichenberger'in koro şefliği çalıştayı için gittiğim, Oregon'un 1700 nüfuslu minicik ve büyüleyici kasabası Cannon Beach, bugüne kadar beni en çok etkileyen yerlerin başında geliyor.

Üzüm bağları, küçük şarap evleri, denizdeki devasa kayalar, puslu havası, yemyeşil doğası, kuşları , oksijeni, sevimli ahşap evleri, huzurlu atmosferi, ambiyansı... İnsanı içmeden sarhoş eden bir sayfiye yeri aslında; hani ömrümün sonuna kadar yaşayabilirim dersiniz ya; işte öyle bir yer…

Sonsuzluk......

Cannon Beach’e gitmeden bir gün önce New York’taydım. Portland Havaalanı’na New York Havaalanı’ndan gidecektim; ancak gitmeden önce kafamda bir sürü soru işareti ve çözülmesi gereken sorular vardı. Öncelikle nerede kalacaktım? Aslında aylar öncesinden “çalıştay için ev arkadaşı arayanlar” listesine adımı yazdırmıştım ancak kimse benimle ev arkadaşı olmak istememişti. E tabii haklılar; adı Zeynep olan yabancı biri, telaffuz bile edemiyorlar ki adımı :)

Kalacağım evi veya en kötü ihtimal oteli buldum diyelim; oraya havaalanından nasıl gidecektim? Portland Havaalanı'yla Cannon Beach arası iki saat kadar. ABD’ye gidenler bilir, mesafe kavramı bizdeki gibi değil; iki komşu il arasında bile yüzlerce kilometre var ve maalesef karayolu taşımacılığı gelişmemiş. Yani havaalanına indiğinizde ya taksi tutmanız (ki bu 2 saatlik yol için mümkün değil); ya da araba kiralamanız gerekiyor. Araba kiralama konusunda biraz çekinceleri olan biriyim. Çünkü navigasyon sayesinde yolumu pek kaybetmiyorum evet ama hala benzin doldurmayı öğrenemedim :) Eğer benzin doldurmayla ilgili işlemi yanlış yaparsam bana yardım edecek kimse bulamayabilir ve gecenin bir yarısı otobanda öylece kalabilirim diye otel odasında kara kara düşünürken melekler bana yardım etti ve mail kutum aniden sinyal verdi. Mailde şöyle diyordu: “Merhaba Zeynep, Cannon Beach’te Rodney Eichenberger’in çalıştayı için ev arkadaşı aradığını öğrendik, bizimle kalmak ister misin? Ayrıca seni havaalanına gelip alabiliriz. Çünkü buraya ulaşman pek mümkün görünmüyor. Ha bir de şarap içmemizin senin için bir sakıncası var mı? Biz çok içeriz de :)” Bundan daha iyi bir haber olamazdı! Hiç nazlanmadım ve hemen "Eveeett!" diye cevap verdim. Ne kadar büyük bir mutluluk yaşadığımı tarif edemem, her zamanki gibi odada deliler gibi dansetmeye başladım, geleneksel sevinç gösterimdir :) Minibardaki son kalan küçük beyaz şarabı da açıp bana bu maili atan Dave’in şerefine bir kadeh kaldırdım.

Portland Havaalanı'ndan beni ev arkadaşlarımdan biri almaya geldi, birlikte bir yemek yiyip (tabii ki minnet gereği ben ısmarladım) Cannon Beach’e doğru yola çıktık. Şehre ilk giriş yaptığımda “Allah’ım uçak düştü de ben öldüm ve cennete mi geldim?” diye sordum :) Olağanüstü bir masal diyarıydı çünkü burası. İyi kötü birçok ülkenin birçok şehrini gezmiştim; ancak böylesi etkileyici bir atmosferle karşılaşmamıştım.

Odamın balkon manzarası

Kalacağımız eve vardığımızda çok sıcak bir şekilde karşılandım. Bana dünkü maili atan Dave, eşi ve iki kadındı. Bana jest yapıp üst kattaki kocaman balkonlu queen yataklı müstakil odayı ayırdıklarını öğrenince yaşadığım mahçubiyeti ve minnettarlığı anlatamam. Yani en güzel oda benimkiydi düşünsenize. Sona kaldığım için pekala salondaki koltuğu da gösterebilir, kendilerine en iyisini ayırabilirlerdi.

Bir haftalık çalıştay göz açıp kapayıncaya kadar hızlı ve olağanüstü anılarla geçti. Çalıştay konserinde ben de Haydn’ın Yaratılış Oratoryosu’ndan “A Wake the Harp” adlı eseri yönettim ve çok beğeni aldım. Ev arkadaşlarım benimle gurur duyduklarını söylediler. Çünkü onlar eser yönetme listesine adlarını yazdırmamışlardı. “Ne kadar cesursun” dediler. “Cesur değil; kendimi hatalarımla seviyorum” diye cevap verdim. Güldüler.

Vedalaşmak zor olacak

Usta şefimiz Rodney Eichenberger son gece bir farewell parti düzenleyerek bizleri evinde ağırladı. Evi ve evinin manzarası olağanüstüydü. Neden Cannon Beach’e temelli taşındığını anlamış oldum böylece.

) Bizi konser sonrası evinde ağırlayarak ne kadar geniş yürekli olduğunu gösterdi.

Neredeyse her gün deniz ürünleri yiyip güzel şaraplar içtik.

Şarap tadım evleri; sevimli, pamuk prenses ve yedi cücelerin kulubesi gibi

Bir akşam ben geleneksel Türk yemekleri hazırladım onlar için. Karnıyarık, pilav, ayran, mücver, salata ve mercimekli köfteden oluşan mönüm tam not aldı. Hiç yemeklerimi yerken bu kadar zevk alan insanlarla tanışmamıştım. Son gün çok üşüyen biri olduğumu anladıkları için bana kalın kapşonlu Portland yazılı bir sweatshirt hediye ettiler, tabii ben de onlara birer veda hediyesi almıştım. Ayrılırken çok duygulandık. Her sene aynı çalıştayda buluşmak üzere sözleştik ancak bu sözümüzü tutamadık hala :) 

Sempatik ev arkadaşlarımla her akşam çalıştay sonrası şarap tadımı 

Zeynep Kaya

Yazar Hakkında

Zeynep Kaya

Annem bana hep “Küçük Kara Balık” der. Evet bildiğiniz İranlı yazar S. Behrengi’nin meşhur masal kahramanı; yaşadığı dere yetmeyip büyük okyanuslara yeltenen cesur balık.