Vietnam’ın en büyük kenti olan Saigon’un adı 1976 senesinde Ho Chi Minh olarak değiştirilmiş. 1975'te Vietnamlılar’ın galibiyeti sonucunda Kuzey Vietnam ve Güney Vietnam birleşiyor ardından da 1969 senesinde hayatını kaybetmiş olan ulusal liderleri Ho Chi Minh’in adı 1976’da kente veriliyor.

Saigon’da da aynı Hanoi’de olduğu gibi karmaşık bir trafik var. Motosiklet kullanımı bu şehirde de çok yoğun.

İlk olarak geniş bir bahçede konumlanmış olan Başkanlık sarayını görüyoruz.

Ardından 1880 senesinde yapılmış olan Notre Dam Katedrali’ne gidiyoruz. Bu katedral aynı Paris’teki Notre dam katedraline benzeyen Fransızlar tarafından yapılmış bir katedral. Sadece öğle saatlerinde ve hafta sonları kapalı, onun dışında her zaman açık.

Katedralin hemen karşısında ise kentin en önemli yapılarından olan Fransız yapımı postahane binası yer alıyor. İçeriye girdiğiniz gibi karşıda Ho Chi Minh’in dev bir resmini görüyorsunuz. Postahane binası halen hizmet veriyor ve oldukça etkileyici.

Rex Otel Saigon’un en eski ve en merkezi otellerinden. Özellikle terasından şehri seyretmek bir hayli keyifli. Kentin en kalabalık merkezi de burası. Tepeden kenti izlerken en çok dikkat çeken motosiklet orduları oluyor. Trafikte geliş gidiş yönleri karmakarışık, ama yine de hiç kazaya rastlamadık. Sanırım kendi aralarında düzensizlik arasında bir düzen tutturmuşlar.

Rex otel’in terasında oturup, canlı müzik eşliğinde bir şeyler içiyoruz. Ardından Rex Otel’e yakın konumda yer alan Opera binasına gidiyoruz.

Opera binasında “Viet Soul” (Viet Ruhu) isimli müzikali izliyoruz. Oldukça güzel hazırlanmış bir gösteri. Gerek müzikler, gerek danslar, gerekse sahne performansları ile tüm sanatçıların oluşturduğu bütünlük izlenmeye değerdi. Bu gösteriye sadece turistler değil kendi yerel halkı da geliyor. Opera binasının içi de dışı kadar etkileyici.

Akşam saatlerinde yemekli tekne turuna çıkıyoruz. Teknelere konulan ışıklandırma ile teknelere balık görüntüsü verilmiş. Yani teknelere bindiğinizde etrafta dolaşan diğer tekneler, tekneden ziyade ışıklandırılmış balık gibi görünüyorlar. Teknede yediğimiz yemek yine deniz ürünleri ağırlıklıydı. Hem sunum hem lezzet muhteşemdi. Özellikle jumbo karideslerin sunumu bir başka güzeldi. Teknede yenilen yemeğin yanı sıra yapılan showlar ve sihirbazlık gösterileri de gecemizi unutulmaz kılan detaylardandı.

Ertesi sabah ise ilk olarak Savaş Kalıntıları Müzesini (War Remnants Museum) gezmeye gidiyoruz. Bu müze gerçekten savaşın tüm acılarını gözler önüne seriyor. Müzenin bahçesinde Amerikan ordusunun tankları, helikopterleri ve jetleri sergileniyor. İçeride ise savaş dönem fotoğrafları ve çekilen bazı videolar yer alıyor. Bir de ölen kişilerin fotoğraflarının sergilendiği ayrı bir alan var.

Vietnamlı’lar Saigon şehrine 400 sene önce yerleşmişler. MS 13.-14. Yüzyıllarda tekneler ile Endonezya’dan gelen San’lar çok kuvvetli bir ordu ile Kamboçya’ya, güney ve kuzey Vietnam’a saldırarak, Vietnamlı’ların pek çoğunu öldürmüşler. San’lar, Endonezyalı Hindu ve Müslüman halkı temsil etmektedir.

Vietnamlılar yani Viet’ler 16. Yy’da topraklarını geri almışlar. İlk olarak Orta Vietnam’a yani Hue şehri çevresine yerleşip, Mekong Deltasına kadar ilerlemişler. Zaman içerisinde de kendilerine ait topraklar üzerinde yayılmaya devam ederek San’ların işgaline son vermişler.

Kentteki en büyük cami Merkez cami olarak biliniyor, 1935 senesinde yapılmış. Özellikle Cuma günleri bir hayli kalabalık oluyormuş.

Buradan sonra hediyelik eşya satan bir mağazaya gidiyoruz. Daha önce Halong Bay’da gördüğümüz yumurta kabuklarından yapılmış tabloları görüyoruz burada da. Bu mağaza da devlet tarafından açılmış olan ve özürlü kişilerin sanatlarını icra ettikleri bir yer. Sedef ve yumurta kabuklarından tablo yapımını seyrediyoruz. Üzeri lake kaplı bu tabloları çok beğendiğimiz için kendimize bir tablo alıyoruz.

Kentte çok sayıda inşaat yapımı var. Ancak inşaat işinde kadınların da çalışıyor olması dikkatimizi çekti. Ellerinde malalar yer döşemesi yapıyorlardı. Bu ülkede yol inşaatında çalışan, el arabası ile harç taşıyan seramik döşeyen bir çok kadın var.

Vietnam’da aile çok önemli bir kavram. Ortalama evlilik yaşı şehirlerde erkekler için 30-35, kadınlarda 25-30. Aynı durum kırsal kesimde erkekler için 25-30, kadınlarda 20-25. Kırsal kesimde 13-15 yaş evlilikleri yok. Bu konuda bizden daha ileriler. Büyük şehirlerde evlilik öncesi birliktelik ya da aynı evi paylaşma var. Ama kırsal kesimde asla böyle bir durum söz konusu değil.

Akşam yemeği için otellerin yoğun olduğu bölgedeki yerel bir restauranta gidiyoruz. Kaktüs’ün ızgarasını ilk defa burada yiyoruz. Değişik bir lezzet. Yerel enstrümanlar ve yerel müzik eşliğinde keyifli bir yemek yiyerek geceyi tamamlıyoruz.

Etiketler

HÜSEYİN YILMAZ

Yazar Hakkında

HÜSEYİN YILMAZ

 1942 Sinop Ayancık doğumluyum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunuyum. Mecburi hizmet nedeni ile Hakkari, Yüksekova, Siirt’te görev yaptım.