Saigon Savaş Müzesi

İnsanı insanlığından soğutan ve kendiyle yüzleşmesini sağlayan bir müze, Saigon Savaş Müzesi. Amerika ile girilen savaşın acı hatıraları insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor.

1945-1975 yılları arasında 3 milyon Vietnamlı ölmüş, bunun 2 milyonu siviller… 2 milyon yaralı ve 300 bin kayıp. Bu cesur halkın çektikleri bununla da kalmamış. Napalm, portakal gazı ve fosfor gazı bombalarından etkilenen yüz binlerce Vietnamlı hala daha sakat doğumlar yapıyor. Bunlar kimyasal silahların en ağırı olarak biliniyor.

Amerika sivillere karşı kimyasal gazları kullandığı için Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nce yargılandı ve suçlu bulundu. Peki herhangi bir Amerikalı yetkili ceza aldı mı? Hayır.

Aynı Amerika, kimyasal silah kullandığı bahanesiyle Irak’a girmedi mi? Sonra da bunun yalan olduğu ortaya çıkmadı mı? Amerika en ağır kimyasal silahları kullanırken serbest, başkasının kullandığının duyulması dahi ülkesinin işgali sebebi??? Bu kadar çifte standartları olan bir dünyada ABD'nin ne ayrıcalığı, ne üstünlüğü var? Belki de tüm Dünya ülkelerince kara listesiye alınması  gereken, ambargo uygulanması ve tecrit edilmesi gereken tek ülke ABD’dir?

1961-1971 yılları arasında, ABD; 10 yıl boyunca Güney Vietnam’a 72 milyon litre toksik kimyasal gaz bombası, 170 kg dioxin içeren 44 milyon litre portakal gazı bombası atmış.

Kimyasallar sadece insanları değil, tüm canlıları yok ediyor. Bombaların atıldığı yerdeki tüm hayvan, bitki ve ağaçlar da ölüyor. Yok edilen doğanın ve insanların fotoğraflarını gördükçe, bunları yapanın insan olamayacağını düşünüyorsunuz.

ABD, sadece 1965-1972 yılları arasında Orta ve Güney Vietnam’a tam 5.185.400 ton bomba atmış. Yanlış okumadınız, 5 milyon ton bomba! Tüm savaş boyunca Vietnam’ın her yerine düşen bomba ağırlığı neredeyse bunun 3 katı; tam 14.300.000 ton!!! Karşılaştırmanız için vereyim; Kore Savaşı’nda 2.600.000 ton bomba kullanılmış. 2. Dünya Savaşı’nda kullanılan bomba, toplam 5.000.000 ton.

Dünyanın en ünlü fotoğraflarından birkaçı bu müzede. Fotoğraflar sahipleri tarafından müzeye bağışlanmış. Birçok ödül kazanan ve Amerikan halkının savaşa isyanını doruk noktasına ulaştıran, hatta bazı müelliflere göre savaşı bitirdiği söylenen, Nick Ut tarafından 1972’de çekilen “Napalm Girl” fotoğrafı burada. Nick Ut savaştan sonra, fotoğrafta 9 yaşında olan (aynı yaştayız) ve elbiseleri Napalm bombasından yanmış kız çocuğunu (Kim Puch) buluyor. Kim Puch 17 kez deri nakli ameliyatı geçirerek hayata tutunmaya çalışıyor. Evli ve iki çocuk sahibi.

Diğeri, orta yaşlı bir Vietnamlı'nın genç bir Vietnamlı'nın şakağına doğrulttuğu silah fotoğrafı. Saigon’da, isyancı bir Vietkong’un polis şefi tarafından sokak ortasında infazını gösteren fotoğraf ise Eddie Adams’a Pulitzer ödülünü kazandırmış. Fotoğrafçı şu kelimeleri kullanmış: “Albay, tutsağı öldürdü, ben de fotoğraf makinemle albayı öldürdüm.

Orta Vietnam bölgesinde mayınlar ve patlamamış bombalar yüzünden halen her yıl binlerce insan ölüyor veya sakat kalıyor. Amerika şimdi bu mayınları ve patlamamış bombaları temizlemek için Vietnam hükümeti ile anlaşma imzalamış.

Peki Amerika, yaralı ve sakatlar için kılını kıpırdatmış mı? Hayır. Yine tüm fakirliğine rağmen yaralı ve sakatlara yardım elini uzatan ülke Küba olmuş. 1975’ten sonra Vietnam’ın çökmüş olan sağlık sistemine yardımlar SSCB ve Küba’dan gelmiş. Küba’dan gelen doktorlara verilen şükran plaketinin bir örneği savaş müzesinde.

Aslında tüm savaşı, müzenin giriş katındaki bir camekânda sergilenen 8 adet madalya ve üstündeki yazı çok güzel özetliyor. Bu madalyalar Amerikalı subay William Brown’a ait. Vietnam Savaşı’nda gösterdiği kahramanlıklar için kendisine verilmiş onur madalyaları…

William Brown bunları onurla göğsünde taşıyamamış ve Vietnam’a göndermiş, demiş ki: “Birleşik Vietnam halkına: hatalıydım, özür dilerim.” Vietnam halkı da dünyanın en onurlu halkları arasına adını altın harflerle yazdırmış.

Amerikalı Subay William Brown’ın gönderdiği madalyaları

Fotoğraflar için: rotayol.com/2015/02/14/saygon-savas-muzesi-30-ocak-2015