Keşfedilmeyi Bekleyen Bir Doğa Harikası: İğneada

İğneada Kırklareli ilçesinin keşfedilmeyi bekleyen doğa harikası. İstanbul’a uzaklığı yaklaşık olarak 250 kilometredir. 
İğneada Yolu dar olsa da, iki yanında uzanan Longoz ormanı manzarası ile görsel bir şölen yapıyor. İğneada’daki Longoz ormanı Avrupa’nın en büyüğü olarak bilinmektedir. Ağaçların kökleri suyun içindedir, gerek barındırdığı değişik bitkiler ve gerekse ev sahipliği yaptığı kuşlar açısından ayrı bir zenginlik sergilemektedir.
 

Longoz Ormanı
 
İğneada'ya gelirken yol üzerinde Demirköy'de bulunan Dupnisa Mağarası'nı mutlaka görmelisiniz.
 

Dupnisa Mağarası
 
Oldukça küçük, sakin ve dinlendirici bir yer İğneada. Sahilleri oldukça geniş tertemiz denizi, orman dokusu ve altın sarısı kumu ile Akdeniz’i aratmayacak kadar güzel bir belde. Türkiye’nin en uzun sahiline sahiptir. Yaklaşık 22 kilometre. Denizi temiz ve hemen derinleşmeyen bir yapıda. Ancak yine de Karadeniz’de yüzdüğünüzü unutmamanız gerekiyor.

 
Yöre özellikle çadır turizmi açısından gelişmiş. Ancak pansiyon konaklamak da mümkündür. Orman içinde birçok yerde belediyeye bağlı çadır alanları vardır. Bu alanlara belediye tarafından su ve tuvalet hizmeti verilmektedir. Ancak bölgenin sit alanı olması nedeniyle elektrik bir parça sorun.
 
Özellikle liman tarafındaki sahil ormanla iç içedir. Liman üzerinde yazlık yerleşimler vardır. İğneada çevresinde yörenin tarihine de ışık tutan birçok tarihi yapı görmek mümkündür. Sivriler köyü Çatalarmut mevkiinde Cenevizlilere ait olduğu sanılan yıkık kalelere rastlanmaktadır. Ayrıca yine köyün içerisinde Traklara ait evlere benzeyen sazlık evleri de görmek mümkündür.
 
İğneada’da her yıl düzenlenen Karadeniz Yat turu ile bölgenin önemli uğrak yeridir.
 
İğneada’ya 15 kilometre mesafede Beğendik sınır köyü var. Eşsiz ve alabildiğine uzanan plajı, hemen karşı kıyıda bulunan Bulgar sınırı oldukça ilginçtir. Burada güneşlenebilir Karadeniz’de yüzdüğünüzü unutmamak kaydıyla deniz keyfi yapabilirsiniz. Yine plajda yemek imkanı sunan küçük işletmeler de var. Karşı taraftaki Bulgar köyünün adı ise Rezova.
 
Oldukça sakin bir yer olan İğneada, geniş ormanı, eşsiz denizi, longoz ormanı, uzayıp giden plajları ve zengin bir habitat sunan gölleri ile tam bir doğa cenneti. Yörede deniz keyfi, gölde balıkçılık, uzun yürüyüşler, fotoğraf safarileri yapmak oldukça keyifli bir tatil yapmanızı sağlıyor. İğneada plajında yapılan araştırmada kumlar arasında altın zerrecikleri bulunmuş. Ancak çıkarması oldukça masraflı olduğundan vazgeçilmiş. Altın renkli plaja sahip olduğu gerçekten doğru. Dıştan bakıldığında tipik bir güney tatil kentini andırmaktadır.
 
Yaklaşık 2.500 nüfusa sahip olan İğneada halkı balıkçılık ile geçinmektedir. Son zamanlarda pansiyonculuk ile turizme doğru geçişler de başlamış. Yaz boyu esen serin rüzgarlar havayı serinletiyor. Bunalmadan gezebilmenin tadına varmak muhteşem.
 
Mert Gölü’nde balık tutmanızı tavsiye ederim. Yazın suyun çekildiği zamanlarda Bulanık dereden denize doğru yapacağınız bir yürüyüş oldukça ilginç olabilir. Etrafınızda orman suyu azalmış dere boyu yürüyüşünüzde kuşlar da eşlik ederse kendinizi çok farklı bir zamanda hissedebilirsiniz.

 
İğneada’da deniz ürünlerini doğal sebze ve meyveleri yöresel yemekleri oldukça uygun fiyata tadabilirsiniz. Havasında bol oksijen bulunması iştahınızı artırabilir.
 
Erikli, Mert, Hamam, Pedina, Saka, Sülüklü ve Ramana isimleriyle anılan ve korumaya alınan yedi gölü bulunuyor. Sezon Haziran ve Eylül ayları arasındadır. Ancak kışın gittiğinizde plajda kar görürseniz şaşırmayın. Bence oldukça ilginç bir deneyim olabilir.
 
İğneada’yı önemli kılan bir diğer özelliği de Longoz (Subasar) Ormanı. İçerisinde barındırdığı zengin yaban hayatı ve bitki türleri açısından oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Milli parkın içerisinde yapacağınız bir gezinti oldukça ilginç olacaktır. Ancak yolları bilen birilerinden yardım almanız daha uygun olabilir. Yollar biraz karışık ve tabela bulunmuyor. Milli park içerisinde yürümek keyifli ancak araç ile gezmeniz daha çok yer keşfetmenizi sağlayabilir. 2007 yılında milli park statüsü kazanmış ormanı mutlaka görmenizi öneririm. Yolunuza çıkabilecek yaban hayvanları karelemek oldukça değişik bir duygu.
 
Longozlar, Mert Gölü, Saka Gölü ve Erikli Göl Longozu olarak anılıyor. 10'dan fazla çayın birleşerek oluşturduğu üç dere, kumsalda oluşan doğal bentler sayesinde birikiyor ve burada doğal göller meydana getiriyor. Bu göllerde biriken su, geri doğru taşıyor ve pek ender bulunan subasar ormanı oluşmasını sağlıyor. Yapısı itibariyle Subasar ormanı, içinde çok zengin bir canlı yaşamı barındırıyor. Özellikle su kuşlarının barındığı bölgede pek çok endemik bitki türünün de var olmasını sağlıyor. Longoz'daki su miktarı baharda artınca, doğal bentler yıkılıyor, zengin besinlerle yüklü alüvyon denize taşınıyor.

 
Böylelikle, deniz yaşamının da çok zengin olmasını sağlıyor. Bu sayede kalkan, lüfer, istavrit gibi daha birçok balık bulmak mümkün oluyor. Yıldız Dağlarının orman dokusu da zengin bir yaban hayatı sunuyor. Ayı, geyik ve karacaya rastlamak mümkündür. İğneada Limanı yaz aylarında dalgasız ve oldukça sakin bir doğal liman özelliğine sahip. Ayrıca denizinin diğer Karadeniz yörelerine göre sığ oluşu da ayır bir avantaj sağlamaktadır.
 Benim bir haftalık tatile sığdırabildiğim araç ile uzun keşifler, orman içi uzun yürüyüşler, balık tutmak, gece yıldızları seyretmek için orman içi yürüyüşler, deniz ve plaj keyfi. Fotoğraf çekmek için yaptığım geziler tatilimi oldukça keyifli ve dolu geçirmemi sağladı. Bu süre boyunca yöre insanının güler yüzü konukseverliği ve yemekleri tek kelimeyle muhteşemdi.

Etiketler

EROL AYANLAR

Yazar Hakkında

EROL AYANLAR

Gezmeyi yaşamın bir parçası olarak görmekten çok yaşamın kendisi olduğuna inanıyorum. Gezmek keşfetmek resimlemek en büyük tutkum.