Hani o filmlerde gördüğümüz, nerdeyse sokaklarında yürümüş kadar olduğumuz, pek çok şeyine aşina olduğumuz Hollywood, bizim gitmeyi hep hayal ettiğimiz bir yerdi. Gittiğimizde koca koca insanlar bir baktık ki, bizim Küçük Gezgin’den bile çocuk olduk. 

Biz Hollywood ve çevresini hem gündüz hem gece gezdik. İyi ki de öyle yapmışız. Çünkü sokakların gündüz dokusu ile gece dokusu arasında çok fark var. Mutlaka gece gidilmeli, sokaklarda yürümeli, biraz saçmalayanlar grubuna da bol bol gülüp eğlenmeli:)

Hollywood Gezilecek Yerler

Hollywood Highland 

Hollywood Bulvarı'nda biz en çok gece eğlendik. Bol ışıklı, cıvıl cıvıl, rengarenk. Zaten Los Angeles’a dair en ünlü binalar, en bilindik yerlerin hepsi bu bulvarın üstünde. Öyle kilometrelerce uzunlukta felan sanıyorsanız; baya da yanılıyorsunuz yani. Bulvar uzun ama gezeceğiniz, görecekleriniz derli toplu, neredeyse 500 metre içinde önünüze sunulmuş. Ama o meşhur Hollywood Sinemasının tarihi işte bu kadarcık yerde yatıyor.

Chinese Theatre, Dolby Theatre, Walk of Fame, Hotel Roosevelt

…. hepsi bu caddede. Hepside birbirinin dibinde. Yani öyle “ay bu da nerde?” sorusuyla çok da boğuşmanız mümkün değil. Yolun karşısına bakıyorsun Hotel Roosevelt. Öbür tarafta da Dolby ve Chinese Theatre 100 metre adımla yan yanalar neredeyse. Biraz daha ilerde Egyptian Theatre. Yere mi bakayım, ortada gezen süper kahramanlara mı, binalara mı derken; bir bakmışsınız bitmiş bile. Hooop bir tur daha:)

Chinese Theatre (Çin Tiyatrosu)

1927’den beri hizmet veren, Hollywood’u "Hollywood" yapan binalardan biri. Adının Çin Tiyatrosu olmasından dolayı tabii ki oldukça gösterişli bir yapısı var. Tiyatronun girişi baya gösterişli. Çin kültürünün bu şatafatını hep sevmişimdir:) 932 kişilik de kapasitesi var. Ama bu tiyatro için en önemli gelişme çok büyük bir ekranla yayın yaparak sinema hizmetinde de çığır açması olmuş. Böylesine büyük bir salonda, dünyanın en büyük ekranlarından birinde filim izlemek mi….aayyyy…çıldırırım:)

Tabii Çin Tiyatrosu’nun insanlar için bu kadar görülmeye değer bir yapı olmasının en önemli nedeni, önünde ünlülerin el ve ayak izlerinin olması. Onlarca insan sıra sıra onları inceleyip, fotoğraf çekmek için uğraşıyor. Haahhh işte biz de onlardan biriydik tabii… Bir elimizde fotoğraf makinası, bir elimizde Küçük Gezgin, en sevdiğimiz sanatçıların el ve ayak izlerini, imzalarını inceledik. Bizim ufaklık da baya eğlendi tabii. Hepsinin el ve ayak iziyle kendininkini karşılaştırdı. Ama Küçük Gezgin için Hollywood’dan kalan en önemli hatıra tüm ünlülerin imzasının olduğunu anlayıp kendine imza arayışına girmesi oldu:)

20150424_204241

20150424_204111

Dolby Theatre

Eski adıyla Kodak tiyatrosu. Ben adının değiştiğini buraya gelmeden önce öğrendim. Oscarla özdeşleşen Kodak tiyatrosu ismi beynime kazınmış demek ki:( Oscar törenlerinin düzenlendiği, kırmızı halıda ünlülerin önden, yandan, arkadan boy boy fotoğraf verdiği yer. Bizim de sabahın kör saatinde hangi film hangi ödülü alacak diye heyecanla beklediğimiz, o harika Oscar törenlerinin düzenlendiği, o hep “ahh bende orda olsam” dedirten tiyatro salonu. Ben en son “America’s got talents” programının muhteşem finalini izlemiştim. 3400 kişilik bir salon olduğunu öğrenince derin bir “yuuhh çektim”! Ağzım bir karış açık kaldı. Kapalı bir spor salonundan hallice:) İşte bir tiyatro 3400 kişilik kapasiteye sahip olunca da, böyle harika organizasyonlara da imza atılıyor tabii!!! Aslında tarihi çok yeni olan, 2001 yılından beri hizmet veren bu tiyatro salonu, büyüklüğünden dolayı Hollywood Bulvarı’nın en önemli simgesi haline gelmiş.

20150424_201159

Walk of Fame

Aslında neredeyse boydan boya tüm kaldırımları yıldızların süslediğini görüyorsun. Kaldırımlar bazılarının pek bir tanıdık, bazılarının ise “bu da kim yahuu” dedirttiği 2000’e yakın isimle/yıldızla kaplı. Pek çok bilindik ünlünün ismi tabii ki Çin ve Dolby Tiyatrosu’na yakın. Ama illa ki çok sevdiğiniz ve mutlaka yıldızının fotoğrafını çekeceğim dediğiniz isimler varsa, kafanız önde bir saat gezmeyin. Bilgilendirme levhaları var. Hangi ismin, caddenin hangi noktasında yer aldığını bulabiliyorsunuz.

20150424_205612

Hotel Roosevelt

Eski bir bina olarak walk of Fame caddesinin karşı tarafında hemen. Öyle eski dediğime bakmayın; içinde teras evler ve önünde havuz olduğunu öğrenince, “hadi canım bu binada mı” diye sormadan edemiyor insan. Otel 1927’de dudak uçuklatan bir paraya mal olmuş. O günden bugüne ara ara yenilenmeler olsa da 300 odasıyla hizmet vermeye devam ediyor. Gece ışıklı tabelasıyla bina baya dikkat çekiyor da peki bu oteli “bu kadar önemli yapan şey ne?” diyorsanız hemen söyleyeyim:  Zamanın en özel ve güzel otellerinden biri olan Roosevelt Otel 1929’da ilk Oscar törenlerine ev sahipliği yapmış. İşte tam da bu nedenledir ki otel tarihi bir önem taşıyor. 250 kişilik salonda zamanın en ünlüleri halıları eskitmiş.  1929’da 250 kişilik bir salonda yapılan Oscar ödül töreni bugün 3400 kişilik salonda yapılıyor. Daha büyük salon olsa orası da dolar o ayrı…

Hollywood film çekimlerinde yer alan sanatçılar için yapıldığı söylenen bu otelde Marilyn Monroe’nun iki yıl yaşadığını da söylemeden geçmeyeyim. O zamanlar pek ünlü değilmiş ama onu ünlü eden havuz başı pozu bu otelde çekilmiş. Ben sizin yerinizde olsam, Los Angeles merkezde kalacaksam bir geceyi bu otelde geçiririm. Tarihe tanıklık yapmış ne de olsa:)

Cadde bunlarla sınırlı değil tabii. kafayı çevirdiğin her yerde bir atraksiyon, bir hareket var. Bir tarafta inanılması güç şeylerin yapıldığı şovlara gidebiliyorsunuz, bir tarafta müzeler, bir taraftan ufak bir Madame Tussaud Müzesi, Egyptian Theatre, Ripley’s Believe or not Odditorium, The Guiness World Records Exhibition, The Hollywood Wax Museum… Ne ararsan var. Seç beğen al:)  İnsana tepeden bakan 2 metrelik NBA formasıyla ortada basketbol topuyla şov yapan dev adamdan, Kaptan jack Sparrow’a kadar her şey var. Johnny Deep gelse aynaya bakıyorum diyebileceği kadar yakışıklı bir kaptan sparrow, superman, kedi kız, batman, tüm film karakterleri sokakta. Baya bir karnaval havası. Bazı insanları çok bayar böyle şeyler de ben bayılırım. Bir de yanımızda Küçük Gezgin var tabii… Bıraksak, o geceyi sokakta geçirebilirdi. Çizgi filmlerden bildiği karakterlerin pek çoğu ayağına gelmişti. Daha ne olsun:)

20150424_212616

Beverly Hills

Beverly Hills'i gezerken ağzınız uzun süre açık kalacak. Valla ne desem boş, nasıl anlatsam, nerden başlasam bilemedim. Bu harika bölgedeki evlere ev demek hakaret olur tabii. Malikane diyelim, içimiz rahatlasın. Palmiyelerle kaplı sokaklar, yemyeşil caddeler, ağaçların arkasına gizlenmiş devasa malikaneler… Var da var…

Beverly Hills, tüm dünyaca tanınan pek çok ünlünün yaşamlarını sürdürdüğü bir bölge. Hatta biz Beverly Hills’i gezdiren bir tur minibüsünün peşine takılıp pek çok ünlünün evinin nerde olduğunu da görebildik. Tabii evleri değil, evlerin olduğu yerleri görebildik diyeyim de yalan atmış olmayayım:) Evleri yeşilliklerden görmek mümkün değil:) Kapıyla ev arasındaki mesafe zaten yürüyerek gidemeyeceğin bir mesafe genelde.) Gerçi birden inen yağmurda, üstü açık minibüste sudan çıkmış balığa dönenleri izlemek bizi daha çok eğlendirdi ama:)) Gerçekten o kadar yeşil, ferah ve güzel bir yer ki insan ayrılmak istemiyor. Caddelerde dolaşan arabalarının en basitine bile dönüp şöyle bir bakıyorsun tabii… Lükse doymuş bir bölge burası. İnsanı bu kadar lüks biraz da boğuyor tabii; alışmadık totoda don durmaz misali bir süre sonra içim bayıldı benim. Kedi uzanamadığı ciğere mındar dermiş psikolojisiyle ”amaaan bu kadar kocaman evlerde yaşanmaz” demeye başladım:)) ooohhh rahatladım sonra bir güzel:)

20150425_150412

Biz Hollywood işaretini en güzel nereden görürüz diye BeverlyHills’de ara bir sokaktaki parkta köpeğini gezdiren yaşlı bir adama soralım dedik. Adama yaklaştığımda, adamın pek çok filmini izlediğimi fark ettim. O kadar yaşlanmıştı ki ellerinin üzerindeki yaşlılık lekeleri artık tüm tenini kaplamıştı. Adam 5 dakika boyunca bize yol göstermeye, yardımcı olmaya çalıştı ve biz adamı rahatsız etmemek için ismini soramadık. Sevgilim “sorsak mı” diye baya bir bocaladı ama parkta köpeğini işetmeye gelmiş bir adamı rahatsız etmek gereksiz dedim ve adamı azad ettim:)) Dedim demek ki şurada Brad Pitt, Madonna ile de karşılaşabilir insan. Bize düşe düşe ismini hatırlayamdığımız biri düştü ama olsun:)) hiç yoktan iyidir dedik, kendimizi avuttuk:)

Hollywood Yazısı

Aslında bu pek ünlü, herkesin bildiği HOLLYWOOD yazısı Hollywood’da değil, Santa Monica dağının eteklerinde, Lee tepesinde. Yani Hollywood Bulvarı gezisinden çıkayım da oraya yürüyerek gideyim durumu söz konusu değil. İnsan yaklaştıkça ne kadar büyük olduğuna şaşırıyor. Her harfin uzunluğu 15 metre, genişliği ise 9 metre. Hal böyle olunca yazı dağın eteklerinde baya yer kaplamış. Taaaaa 1920’lerde bir emlakçının emlak piyasasını canlandırmak için yürüttüğü reklam kampanyasının bir parçası olan bu yazının değil Hollywood’un, Amerika’nın simgelerinden biri haline gelmesi de ayrı bir durum. Adam yıllar önce baya büyük paralar dökmüş dökmesine de; ülkesine baya da bir değer katmış farkına varmadan:)

20150425_171312

20150425_171208

Hollywood yazısını görmek için genelde Graffith Observatory (Gözlemevi)'ne çıkmak tercih ediliyor. Biz bambaşka bir açıdan görelim, hatta ara caddeleri keşfedelim derken; kaybola kaybola o dimdik yamaçlardaki malikanelere ağzımız bir karış açık, şaşkın şaşkın bakarak Hollywood Reservoir’ı bulduk. Burası, ortasında su barajı olan, etrafında harika bir park olan yemyeşil bir alan. İnsanların yürüyüş ve piknik yaptığı, köpeklerini gezdirdiği çok güzel bir mekan:) Orada yaşayanlar ortada köpeklerini koştururken; bir de tabii Hollywood yazısını görmek için gelenler var ki; onlar kendilerini şıkır şıkır kulağa çarpan deklanşör sesleriyle belli ediyorlar. Uuuups!!! onlardan biri de bizdik tabii. Çektik arabayı bir kenara. Bir o açıdan, bir bu açıdan, yok bir de şöyle derken yüzlerce fotoğraf çektik. Yetmedi başkalarının fotoğraflarını çektik. Baya görmemiş Hollywood’a gelmiş, suyunu çıkarmış durumunu yaşadık. Amaaaan hiç de utanamıcam bu durumdan; bir daha yolumuz düşer mi kiiim bilir? suyunu da çıkarırım, tadını da:) Yazıyı görmeye gözümüz alışınca da, manzaranın ve doğanın tadını çıkardık tabii:)

Sunset Bulvarı

Sunset Bulvarı bayağı hareketli bir cadde. Biz arabayla gezmeyi tercih ettik. Aynı cadde üstünde bir nokta belirleyip üç kez git gel yaptık. Eeee… ha yağdım ha yağıcam kararsızlığındaki bulutlar tepemizde, dedik tirtir titreyeceğimize arabayla gezeriz. Bulvarın 35 km uzunluğunda olduğunu da söyleyim de… Caddde Los Angeles’ın gece hayatında insanların akın akın geldiği yerlerden biri. Oteller, lüks restoranlar, gece kulüpleri, barlar… gece ışıl ışıl durmaksızın akan bir trafik. Benim ise en dikkatimi çeken şey komedi kulüpleri oldu. Hani hep filmlerde izleriz ya; çıkarlar sahneye stand up shov yaparlar. Onların güldüğüne sen gülmezsin, senin güldüğüne onlar gülmez. Adam da sahnede kös kös bakakalır hafif kafayı bulmuş izleyiciye. Hahhh işte bu komedi kulüplerinden sunset bulvarında onlarca var.

Hollywood Küçük Gezgin ve bizim gezmekten çok keyif aldığımız, akşamı gündüzü bir başka alem olan; bir gün içinde rahat rahat bitirebileceğiniz bir yer. Atladığımız şeyler oldu mu; elbette olmuştur. Daha önceden aklıma gelseydi, Dolby ve ya Chinese Theatre’da mutlaka bir film, bir gösteri izlerdim. Ahhh…ahhh…hiç aklıma gelmedi. Bu durumda ne yapıyorsunuz; bunu kulağınıza küpe yapıp siz gidiyorsunuz.

Biz Küçük Gezgin ile Hollywood’a bayıldık. Eminim siz de bayılacaksınız…

Sema Çelepci

Yazar Hakkında

Sema Çelepci

İçindeki gezme dürtüsünün hiç rahat bırakmadığı, göreceği yeni yerlerin hayaliyle uyanan; İKİ GEZGİN RUHUN KÜÇÜK GEZGİNLE MACERALARI fikrinden yola çıkarak Küçük Gezgin ile her yere gitmekten büyük