Google+

MASAI MARA'DA SAFARİ

MASAI MARA'DA SAFARİ

TUĞÇE YILMAZEditör29 Kas 201244580 Yorum

Masai Mara, Masai'lerin arazisi anlamına geliyor. Mara’nın bir diğer anlamı ise benekli demek. Boylu boyunca uzanan düzlükteki çalılar ve yuvarlak küçük ağaçlar benekli bir görüntü oluşturduğu için bu ismi almış. Masai, Serengeti’ye göre daha fazla ağaçlı bir arazi. 124 farklı çeşitte ağaç bulunuyor. Ama en yaygın ve dikkat çekici olanlardan biri rüzgarda ıslık sesi çıkartan dikenli ağaçlar. Buna whispering tree yani fısıldayan ağaç diyorlar.

 
Milli Parkın içine girip otelimize doğru yol alırken ilk olarak birbiriyle oynayan zebralara rastlıyoruz. Buradaki zebralar, Serengeti’de gördüklerimize göre biraz daha ufak ve daha belirgin çizgilere sahiptiler.
 
Tüm zebraların çizgilerinin yapısı ve sayısı birbirinden farklı, aynı zamanda bir arada dolaşarak bu çizgilerin vahşi hayvanları yanıltması da diğer bir konu. Bir araya geldiklerinde saldırıya hazırlanan vahşi bir hayvan zebraları bir bütün olarak algılıyor ve saldırmaktan vazgeçiyor. Hiçbir zaman ehlileştirilmemiş olan, ova zebrası olarak da bilinen burşeli zebralar, Doğu Afrika’da en yaygın bulunan tür.
 
Kuzey Doğu Kenya'da en yaygın bulunan zebra türü ise boyu 1,5 metreye yaklaşan Greyvi zebrası. En küçük zebra türü olan ve boyu ancak 1,2 metre olan dağ zebraları ise Güney Batı Afrika'da yaygın olarak görülüyorlar.
 
Zebraların gebelik süresi 12 ay. Ve yavru doğduğu gibi annesini takip etmeye başlıyor. Eğer at ile çiftleşirse, doğan yavruya zebrat, eşekle çiftleşirse doğan yavruya zebroid deniliyor.
 
Ardından “Vartok” adı da verilen bir cins yaban domuzu ile karşılaşıyoruz.
 
Bir sonraki gün sabah saat 06:30 gibi erkenden safariye başlıyoruz. Gerçi bu saate çıkmak için bizim yerel rehberi ikna etmem de oldukça güç oldu. Bir gece önceden diyorum ki “David sabah 06:30’da safariye başlıyoruz” Bunun karşılığında “O saatte spor yapıcam” cevabını da hiç beklemediğimi itiraf etmeliyim. İçimden geçen "Daviddddd, başlatma sporuna. Saat 06:30" hayır 7:00, hayır 06:30 derken tabii 06:30'da anlaştık. Sabah gerçekten David'i arabanın yanında şnav çekerken buldum.
 
Neyse tüm ekip hazırız ve safariye başladık. Sabahın erken saatlerinde balon turuna çıkmış balonları görüyoruz. Gerçekten hoş bir manzaraydı.
 
Ardından 5,5 metreye yaklaşan boyu ile dünyanın en uzun boylu hayvanı olan Zürafalar ile karşılaşıyoruz. Çeşitli türleri olan zürafalardan bizim gördüklerimiz Masai zürafasıydı. Masai zürafası aynı zamanda Kenya’nın da ulusal hayvanı. Diğer önemli 2 farklı tür ise Reticulated ve Rothschild zürafaları. Reticulated denilen cins Kuzey Kenya’da yaygın olarak görülüyor. Uganda ve Kenya’da rastlanan Rothschild zürafasının ise soyu tükenmekte. Rothschil zürafaları aynı zamanda Nairobi’de bir merkezde de görülebilir. Bu tür ayrıca korunmaya alınmış.
 
Günde 25 kilograma yakın yaprak yiyen zürafalar çok fazla su ihtiyacı duymuyorlar. Hatta susuz bir aya kadar dayanabiliyorlar. Günde 2 saat kadar uyuyan zürafaların gebelik süresi 15 ay. Doğan yavru ise yaklaşık 1,5 metre boyunda oluyor. Aynı zebralarda olduğu gibi doğar doğmaz anneyi takip ediyor. 9 ay boyunca ise meme emiyor bu yavrular.
 
Ardından tehlikeli Afrika timsahlarını ve su aygırlarını görmek için nehir kenarına gittik. Çok net bir şekilde timsah görememiş olsak da nehirde serinleyen çok sayıda su aygırı vardı.
 
Ama buradaki en güzel görüntü nehir kenarına sinsice inen kedigiller ailesinden bir hayvandı. Oldukça uzaktan gördüğüm için tam olarak çita mı leopar mı pek ayırt edemedim.
 
Nehrin kenarından ayrıldıktan sonra bir tarafı Tanzanya, bir tarafı Kenya’da olan Masai Mara düzlükleri içerisindeki sınıra geliyoruz. Masai Mara’daki sınırı üçgene yakın formda bir taş belirliyor. Taşın üzerine bir çizgi çekmişler bir tarafta Tanzanya’yı temsilen “T”, diğer tarafta Kenya’yı temsilen “K” harfi var. 
 
Burada araçlardan inip fotoğraf çektiriyoruz.
 
Ardından yolumuza sevimli suratlı sırtlanlar çıkıyor. Ailece dolaşan bu hayvanlar oldukça utangaçlar.
 
Çizgili, boz ve benekli olmak üzere genel olarak üç türe ayrılan sırtlanlar, güçlü ama bir o kadar da ürkek hayvanlar. En irileri ve saldırgan olanları benekli sırtlanlar. 1,5 metre uzunluğunda, 90 santim boyunda ve 80 kilogram kadardırlar. Grup halinde avlanmayı seven benekli sırtlanlar, av bulduklarında kahkaha benzeri ses çıkarttıkları için aynı zamanda gülen Sırtlan olarak da bilinmektedirler.
 
Koku alma, işitme ve görme duyuları oldukça hassastır. Genelde kendileri avlanmazlar, ama avlanırlarsa antilop, zebra ve çiftlik hayvanlarını tercih ederler. Daha ziyade diğer yırtıcıların avlandığı hayvanları peşinden giderler.  Bu nedenle de leş yiyici olarak bilinirler. Hayvan leşlerini yiyerek tükettikleri için şarbon hastalığının yayılmasını engellemiş oluyorlar.
 
Tehlike ile karşılartığı zaman ölü taklidi yapan sırtlanlar, kuyruk altı bezlerinden yaydıkları pis koku sebebi ile diğer hayvanlar tarafından çok sevilmezler.
 
Erkek ve dişilerinin üreme organları birbirine benziyor. Gebelik süreleri ise 3 ay ve bir seferde bir veya iki yavru doğurabiliyorlar. Ortalama ömürleri ise 25 sene. Kolayca evcilleştirilen bu hayvanları eski Mısırlılar köpek gibi tasma takarak yanlarında dolaştırırlarmış.
 
Hemen önümüzde birbirleri ile oynayan çakal ve sırtlanları görüyoruz. O kadar komikler ki… Çakal sırtlanın arkasından geliyor, sırtlan döndüğü gibi çakal da geri dönüyor. Bunu defalarca tekrarladılar. Resmen dans ediyorlardı.
 
Hemen önlerinde ise büyük karınca tepeleri olan termitleri görüyoruz. Özellikle Masai Mara bölgesinde çok sayıda termit ile karşılaştık. Bunların en büyüklerine de kendi aramızda Termit Palace ismini verdik.
 
Ardından bir ağaç gövdesine tünemiş akbabaları görüyoruz. Yetişkin bir akbabanın iki kanat arası uzunluğu yaklaşık 1,5 metre.
 
Tabii gördüğümüz sadece akbaba isle sınırlı değildi. Safari süresince pek çok kuş çeşidini de görme fırsatımız oldu. Bunlar arasında en yaygın olarak gördüklerimiz üzeri mavi-yeşil, karnı turuncu olan Superb Starling, desenli bir kuş olan  Rufous tailed weaver, göğsü fosforlu renk olan mavi Lilac breasted roller, kırmızı kuyruklu bir kuş olan White headed buffalo weaver, yine uzun kuyruklu ensesi mavi renkli olan Blue naped mouse bird, uzun siyah kuyruklu bir kuş olan Long tailed fiscal ve boğazında siyah halkalar olan gri renkli Black shouldered kite idi.
 
Bir de tabii meşhur ve bol sayıda rastladığımız Afrika tavukları…
 
Ardından bir tümseğin üzerine uzanmış bir çita görüyoruz. Tümseğin üzerine uzanmış etrafı seyrediyor. Resmen poz veriyordu bize. Saatte 112 km koşabilen bu hayvanı hazır poz verirken fotoğraflamak için biraz daha yaklaşmamız gerekiyor. Ancak parkta belirlenmiş kurallar var, öyle kafamıza estiği gibi yanına gidemiyoruz.
 
Yolda ilerlerken araçlar için belirlenmiş rotadan çıkmak yasak. Ancak bir vahşi hayvanı görmek için az da olsa yoldan çıkıp yaklaşabiliyorsunuz. Ancak zaten orada beş jeep varsa asla altıncı araç olarak gidemiyorsunuz. Bir jeepin uzaklaşmasını beklemeniz lazım. Maksimum 5 jeep, altıncı olarak giderseniz ciddi cezası var. En sonunda bir jeep ayrıldı ve biz de olabildiğince yaklaştık Çitaya.
 
Bu arada bir diğer kural da şöyle: bir vahşi hayvan yola yatarsa, onu aracınızla rahatsız edemiyorsunuz. Ya kalkmasını bekleyeceksiniz, ya da yoldan çıkarak etrafından dolaşacaksınız...
 
Ve karşımıza göç halinde olan öküz başlı antilop sürüsü çıkıyor.
Sürü halinde önümüzden geçiyorlar. Sürüde önde bir tanesi var. Biraz ilerliyor ve duruyor. Diğerleri toplu halde yaklaşıyor. Sonra öndeki tekrar devam ediyor. Arkadakiler yine ona yaklaşıyor. Bu görüntü izlemeye değerdi. Gnu'lar temmuz-eylül Maasai Mara'ya gidiyor, ekim-kasım dönüyorlar.
 
Artık yavaş yavaş hava kararmaya başlıyor ve otele dönüş yoluna doğru geçiyoruz. Yolda çok sayıda antilop, gazel, thompson ceylanı ve impala gördük. Bunlar hep aynı sülaleden. 
 
İçlerinde en kıskanç olanı ise impalalar. İmpalalar 20-30 civarında diş ile birlikte yaşıyorlarmış buna rağmen yine de aralarında dişi için kavga çıkarmış. En sadık olanı ise ikinci en küçük antilop cinsi olan dick dickler. Eşi ölene kadar bir arada çift olarak yaşıyorlarmış. Dick dickler aynı zamanda en ürkek antilop cinsi. Birşeyden ürktükleri anda kanguruya benzer şekilde zıplaya zıplaya kaçıyorlar. 
 
Hava kararırken ise ufukta sıralanmış fillerin görüntüsü bir hayli etkileyici idi.
 
Günün sürprizi ise akşam yemeği sonrası otele gelip, gösteri yapan Masai Kabilesi idi.
Yorum yazmak için

İlgili İçerikler

15 saat 30 dak önce
Galeri

‘’Nasıl bir yerde yaşamak istersiniz?’’ sorusuna verilecek pek çok cevap vardır. Mesela deniz kenarı, orman, dağ, belki bir balıkçı kasabası hatta çöl iklimli bir coğrafya. Bunların hepsi için ikna edici sebepler bulabilirsiniz fakat aktif bir volkan için bunu yapmak biraz zor olsa gerek.
Kaynak: http://www.wherecoolthingshappen.com/living-inside-an-active-volcano/

Bu her ne kadar biraz çılgın görünse de Aogashima Volkanı’nın hemen yanıbaşında yaşayan 200 kişi böyle düşünmüyor anlaşılan. 

Volkanla aynı ismi taşıyan adada herhangi bir gürültü, patlama ya da püskürme yok. Henüz.

Bu güzel adaya Tokyo’dan havayolu ya da denizyoluyla ulaşabilirsiniz. 

Manzara, doğa ve temiz havasıyla kesinlikle sizi mutlu edip dinlendirecek bir yer burası. Bunların yanında bölge sakinleri de cana yakın.

Aktif Bir Volkanla Kapı Komşusu Olarak Yaşamak İstemez miydiniz?

‘’Nasıl bir yerde yaşamak istersiniz?’’ sorusuna verilecek pek çok cevap vardır. Mesela deniz kenarı, orman, dağ, belki bir balıkçı kasabası hatta çöl iklimli bir coğrafya. Bunların hepsi için ikna edici sebepler bulabilirsiniz fakat aktif bir volkan için bunu yapmak biraz zor olsa gerek.
Kaynak: http://www.wherecoolthingshappen.com/living-inside-an-active-volcano/

18 saat 12 dak önce
Gezi Notu

BEYAZ CAMİ: RAMLA

Tel Aviv'den Kudüs'e arabayla giderken yol üstünde uğramamız gereken bir yer var mı diye şöyle bir bakıverdik internete. Biraz araştırdıktan sonra fark ettik ki Ramla isimli, Araplar'ın ve Yahudiler'in ortak yaşadığı yaklaşık 60 bin nüfuslu bir kasabada görmemiz gereken bir yer var; Beyaz Cami.  Tel Aviv'den yola çıktıktan yaklaşık yarım saat sonra Ramla'ya vardık. Kasabadan... daha fazla

Bronz Yazar
18 saat 39 dak önce
Galeri

Masal gibi dağları, mor ineklerin su içtiği gölleriyle İsviçre; dünyanın en tarafsız, en masum ülkesi. Bakalım listeye bir göz atınca içinizdeki göçmenlik ateşi alevlenecek mi?

Fotoğraf: Kaynağı için tıklayın >>

Her üç kişiden birinin silahı olduğu İsviçre’de suç oranları, şaşılacak derecede gezegenin en düşük seviyesinde. Gerçi konu İsviçre olunca insan pek şaşıramıyor.

Fotoğraf: Kaynağı için tıklayın >>

Medeniyetin timsali İsviçre’de her dört kişiden biri yabancı, Birleşmiş Milletler'in bir replikası adeta...

Fotoğraf: Kaynağı için tıklayın >>

Coğrafi olarak dağların arasına sıkışmış ve denizel etkiye kapalı ülkede her ne hikmetse palmiye bulabilmek mümkün.

Fotoğraf: Kaynağı için tıklayın >>

Doğabilinecek en iyi yer olan İsviçre; sağlık, hayat beklentisi, ekonomik yeterlilik, mutluluk bakımından da ipi göğüslüyor.

Fotoğraf: Kaynağı için tıklayın >>

İsviçre Hakkında “Hmm” Dedirten 10 Şey

Masal gibi dağları, mor ineklerin su içtiği gölleriyle İsviçre; dünyanın en tarafsız, en masum ülkesi. Bakalım listeye bir göz atınca içinizdeki göçmenlik ateşi alevlenecek mi?

Fotoğraf: Kaynağı için tıklayın >>

19 saat 10 dak önce
Galeri

Trafiksiz, benzin parasının olmadığı bir dünya düşünün. Üstelik bu -yer yer-modern bir dünya. Taşıma ve ulaşım aracı olarak sadece faytonlar, bisikletler ve tabana kuvvet tekniğinin olduğu bir dünya. İşte arabaların, bilimum motorlu taşıtların giremediği 13 nadir ada.
Kaynak: http://www.cntraveler.com/galleries/2013-07-07/photos-car-free-island-destinations?s_cid=social43628246&adbid=10153295122328982&adbpl=fb&adbpr=21317493981

Fotoğraf: www3.hants.gov.uk
 

​1.Tangier Adası

Virginia’nın Tangier Adası küçük bir balıkçı topluluğunu barındırıyor. Balıkçılık burada oldukça eski, 1600’lü yıllara kadar uzanıyor. Adanın misafirleri, müptelaları burada botlarla gezinti yapıp balık tutuyorlar. Ardından bunu restoranda kendi yemekleri yapıyorlar. Tabii adanın güzelliği sadece balıkçılıkla bitmiyor. Tırmanma, treking gibi aktviteler de çok yaygın. Bunlarla beraber adada yoğun bir yengeç ilgisi var. Yumuşak kabuklu yengeçlerinin %5’nin buradan geldiğini söylüyorlar, bu bir nimet. 
Ulaşım aracı olarak ne kullanılır?
Ada 3 mil uzunluğunda 1 mil genişliğinde yani dolaşmak oldukça kolay. Fakat yürümek istemezseniz bisiklet en iyi seçeneklerden biri olacaktır ya da fayton tarzı araçlar. Burada sokaklar çok dar ve sıkışık olduğundan yürümek genellikle tercih edilen ulaşım aracı oluyor.
Nasıl Gidilir?
Adanın kendine münhasır küçük aircraftlar için yapılmış bir havalimanı var buraya uçakla gelebilirsiniz ya da deniz sevenlerdenseniz feribot seferleri düzenleniyor.  4 Mayıs-19 Ekim tarihleri arasında ise her gün sefer düzenleniyor.
 

2.Mackinac Adası

Bir diğer nadide ada Mackinac. Burada koruma önlemleri oldukça yüksek. Sebebi sadece adanın doğal güzellikleri değil. Buranın tarihi ve geçmişi de oldukça eskiye dayanıyor. Mackinac listenin biraz daha özel olan adalarından, fiyat bakımından da tabii.
Ulaşım aracı olarak ne kullanılır?
Adanın yürüyüş rotaları son derece güzel. Üstelik burada maceralı bir gezi de düzenleyebilirsiniz çünkü at kullanımı çok yaygın. Adada 100 yıldan fazla zamandır at kullanılıyor. Tabii fayton gibi daha hanım hanım seçeneklerde mevcut.
Nasıl Gidilir?
Ulaşım olarak iki yolu kullanabilirsiniz feribot ve havayolu. Mayıs-Ekim ayları arasında iki feribot servisi oluyor. Bunlar St. Ignace’de hareket eden The Star Line Mackinac Island ‘s Hydro Jet Ferry ve yine aynı noktadan harekete başlayan Shepler’s Mackinac Island Ferry. Havayolu burada pahalı olan ulaşım şekli. Özel kiralık uçaklar kullanılıyor ve bireysel seyahatlerde önerilmiyor tabii über zengin değilseniz.

3.Fire Adası

Tangier ve Mackinac’tan daha büyük olan Fire Island aslında son derece ilginç bir ada. Çünkü adanın kasabaları gerçekten özelleşmiş durumda. Şöyle ki, Kismet kasabası daha çok doğa severlere hitap ediyor, Cherry Grove ise LGBT destekçilerini çeken ve daha kapalı bir kasaba bunların yanında Ocean Beach günlük ziyaretçileri, turistleri ağırlayan bir nokta burada bar, restoran, sinema gibi seçenekler bulabilirsiniz.  
Ulaşım aracı olarak ne kullanılır?
32 millik uzunluğuyla Fire Island’da yürümeyi ummanız biraz mantıksız olacaktır. Burada kullanabileceğiniz en iyi ulaşım yolu su yolu olacaktır. Bir diğer adıyla ’‘Water Taxi’’. http://www.fireislandwatertaxi.com/
Nasıl Gidilir?
Adaya ulaşmak için feribotları kullanabilirsiniz. Ayrıca Fire Island app indirebilir gideceğiniz yerleri belirleyerek kendinize kolaylık yapabilirsiniz.

4.Monhegan Adası

Mongehan Island listenin ünlü olan yerlerinden. Modern uygarlığın bunalımından kaçan ünlüler, oyuncular, sanatçılar kendilerini buraya atıyorlar, bilhassa yazın. Siz de buraya gelirseniz adanın popüslasyonunun hamurunda sanatçı kişilikler bulunmasından mütevellit müzelere, galerilere, hediyelik eşya dükkanlarına uğramalısınız. Çünkü ilham verecekleri kesin. Müzeden, deniz fenerlerinden sonra gün sonunda mutlaka denizden yeni çıkmış taze ıstakozun ya da balık çorbasının tadına bakın.
Ulaşım aracı olarak ne kullanılır?
Adada asfaltla kaplanmış yol bulmanız imkansız bu yüzden dağ bisikleti kiralayıp dilediğiniz yere rahatlıkla gidebilirsiniz. Fakat ada sadece birkaç mil uzunluğunda olduğu için yürümek de problem olmayacaktır.
Nasıl Gidilir?
Adaya feribotla ulaşmanız oldukça kolay olacaktır. 3 farklı deniz yolu ve seferi olduğu için gidememeniz oldukça zor.
 

Arabasız-Motorlu Taşıtsız Bir Hayat Yaşayan 13 Ada

Trafiksiz, benzin parasının olmadığı bir dünya düşünün. Üstelik bu -yer yer-modern bir dünya. Taşıma ve ulaşım aracı olarak sadece faytonlar, bisikletler ve tabana kuvvet tekniğinin olduğu bir dünya. İşte arabaların, bilimum motorlu taşıtların giremediği 13 nadir ada.
Kaynak: http://www.cntraveler.com/galleries/2013-07-07/photos-car-free-island-destinations?s_cid=social43628246&adbid=10153295122328982&adbpl=fb&adbpr=21317493981

Fotoğraf: www3.hants.gov.uk
 

19 saat 28 dak önce
Galeri

Herkes Positano’yu, Portofino’yu ya da Cinque Terre’yi bilir ve sever. Fakat İtalya’nın hala turistlerle dolup taşmamış daha az bilinen, oldukça güzel liman bölgeleri, kasabaları var. 
Kaynak: http://www.cntraveler.com/galleries/2014-07-29/italian-port-towns-untouched-by-tourists?s_cid=social43713576&adbid=10153297338878982&adbpl=fb&adbpr=21317493981

Fotoğraf: www.silverkris.com
 

​1.Porto Venere

Küçük, güzel bir balıkçı kasabası. Üstelik bu şahane bölge Cinque Terre’den kısa bir bot yolculuğu kadar uzakta. Porto Venere İtalya’nın sadece maviliğinden ve Akdeniz sıcaklığından ibaret değil. Burada muhteşem antik kalıntılar, kiliseler, eski kaleler ve muhteşem manzaralar görebilirsiniz. Üstelik bunu turistlerin boğucu kalabalığı olmadan yapma lüksünüz var.

2.Piombino

Her şeyden önce Piombino’nun bir lakabı var ‘’Küçük Paris’’. Tabii Paris’i sevemeyenler için bu pek bir anlam ifade etmeyecektir ama burasının güzel olduğu ortak bir kanı. Hatta Piombino bir efsaneye sahip, iddaya göre Napoleon Bonaparte bir zamanlar burayı kız kardeşine hediye etmiş çünkü çok güzelmiş. Efsaneleri bir kenara bırakırsak Piombino oldukça fazla mimari birikime sahip. Çeşmeler, müzeler, binalar ve kültür anlamında doyuma ulaşabilirsiniz. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın!

3.Porto Santo Stefano

Porto Santo Stefano, İspanyolların zamanından kalan etkileyici yapılara sahip. Diğer bölgelerde olduğu gibi burada da güzel manzaraları, renkleri, tarihi ve kültürel izleri bulabilirsiniz. Fakat burada sizi memnun edecek başka bir şey daha var. Oldukça güzel restoranlar, lokal tatlar ve envai çeşit deniz ürünü. Porto Santo Stefano özellikle seyahatinde yeni tatlar denemek isteyenler için biçilmiş kaftan.

4.Ponza

Ponza kesinlikle listenin en eğlencelilerinden biri. Çünkü burada yok yok. Butikler, fırınlar, restoranlar, kafeler ve küçük hediyelik dükkanlar. Üstelik Roma’dan sadece iki saat uzaklıkta. Sizce de şeytana uyup planınızı değiştirme zamanı gelmedi mi? 

İtalya'nın Henüz Turiste Boğulmamış 8 Güzel Liman Bölgesi

Herkes Positano’yu, Portofino’yu ya da Cinque Terre’yi bilir ve sever. Fakat İtalya’nın hala turistlerle dolup taşmamış daha az bilinen, oldukça güzel liman bölgeleri, kasabaları var. 
Kaynak: http://www.cntraveler.com/galleries/2014-07-29/italian-port-towns-untouched-by-tourists?s_cid=social43713576&adbid=10153297338878982&adbpl=fb&adbpr=21317493981

Fotoğraf: www.silverkris.com
 

21 saat 2 dak önce
Gezi Notu

DENİZİN ORTASINDAKİ VAHŞİ DOĞAL YAŞAM ALANI: BALLESTAS

UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmış, vahşi yaşam koruma milli parkı burası. Pasifik Okyanusu kıyılarında yer alan çöl ile okyanusun buluştuğu bir sahil boyu ve yarım adadır. Burada tüm canlılar ve kuşlar koruma altında. Her gün sabaha karşı 3.30-4.00 gibi uyansak da benim için çok güzel bir tatil oldu. Bu sabah da o cennet gibi güzel olan, tatil köyü tadındaki otelimizi... daha fazla