RİHANNA'NIN ÜLKESİNE ZİYARET: BARBADOS

Miami’den 4 saatlik uçuş sonrası Karayipler'in güney ucunda bulunan Barbados’un başkenti Bridgetown’a ulaştım. Aralık ayı olmasına ragmen tropical iklimin etkisiyle sıcağın ve nemin hissedildiği bu 300 000 nüfuslu ada, Rihanna’nın da sayesinde daha da tanınmış. 12 ay turizme açık olan adada Kasım-Aralık ayları yağışlı, Ocak ile Mart ayları arası ise yüksek sezon; gerçektende her gün 12 ile 2 arasında muntazam yağan yağmura ikinci günden sonra alışıyorsunuz ve günlük planlarınızı ona gore yapıyorsunuz.

Resmi dilin İngilizce olması ayrı bir avantaj oldu benim için. Yüksek sesli Karayip halk müziklerinin dinlendiği minibüsleri veya sık geçen otobüsleri tercih edebiliyorsunuz adada ulaşım için. Yerel halka da yakın olmak ve onları tanımak için benim tercihim hep toplu taşımalar olmuştur. Otelimi seçtiğim Hastings’den yarım saatte yürüdüğüm St. Lawrence, bar ve restoranların bulunduğu bir eğlence mekanı. Ara yola ise yağmur saatleri dışında koşma sevdalılarının kullandığı, kumsala parallel, yol ile arada kalan koşu pisti yapılmış. Burada da güzel ve iyi dekore edilmiş restoranlar serpiştirilmiş. Bunlar önceden rezervasyon yapmanız gereken Black Pearl ve Harlequin gibi keyifli yerler…

Yürümeyi sevenler için güzel bir yer Barbados; gece de gündüz de emniyetli, St. Lawrence’a olan yürüyüş yolculuğumda, barlar çevresinde dost canlısı bir Barbadoslu yanıma yaklaşıp kısa bir sohbet sonrası uyuşturucu isteyip istemediğimi sordu, hayır cevabı sonrası benimle tekrar tokalaşıp, olsun yine de biz artık arkadaşız deyip, beni kesinlikle rahatsız etmeyerek diğer turistlere doğru yönlendi.

Gelelim dalışlara... Dalış noktaları hakkında tam uzlaşamadığımız dalış merkezi ile bizzat görüşmeye giderken, yine yürüyerek, otelimin biraz ilerisinde gördüğüm girişi küçük, fakat sempatik tavırlarıyla ilgili gözüken Peter ile kanım ısınan, West Side S.C.‘da sonraki günler için rezervasyonumu yaptırdım. Kıyıya yakın noktalardaki batıklara, bir platform ki en keyifli dalışlardan biriydi, resif ve mercan tarlalarına birbirinden güzel dalışlar yaptık, özellikle liderlerden “G”, 10 numara bir animatör ve dalış amiriydi. Sayesinde kuru kalması gerekli fotoğraf çantamın, 12-2 yağmurlarında ıslanmaması için, açık teknede icatlar üreterek bir kez daha kalbimi kazandı.

Tekneden gördüğümde burun kıvırdığım, büyük gemilerin yanaşması için yapılmış platform belki de en zevkli dalıştı. Dalış esnasında beni yanlız bırakmayan, yeterli fotoğrafını çektiğimi düşünüp, diğer canlılara ilgimin kaydığını fark ettiğinde, önümü kesip daha farklı pozlar veren sevgili kaplumbağaya da buradan teşekkürü borç bilirim. İkinci gün gittiğimiz, Barbados'un en ünlü batığı Stavronikita ise tüm ihtişamıyla 40 metreden daha derin sularda yatıyordu.

1976 yılında İrlanda'dan Karayipler'e çimento taşırken çıkan bir yangın sebebiyle hasar almış ve açık artırmada park ve kumsal komisyonu tarafından satın alınarak 1978 yılında buraya, suni resif olması amacıyla batırılmış. Mercan ve süngerler ile kaplanmış olan yüzeyi sualtı fotoğrafçılarına güzel kareler sunuyor. Derinliği sebebiyle ancak tecrübeli dalıcılara hitap etse de, güzel bir batık .  Fauna ve florasıyla gayet güzel bir sualtına sahip Barbados, Karayiplerde atlanmaması gereken bir dalış noktası.

Gündüzleri dalışlar ile geceleri ise barlarda biraz dinlenip biraz sohbetle geçen 3 günün ardından, son Barbados’u tanımaya ayırdım. İlk durağım hemen otelimin önünden kalkan otobüs ile sahile paralel 1 saatlik rotamızla varılan, havalı otelleri, lüks villaları ve birçok pahalı markanın bulunduğu alışveriş merkezinin yer aldığı Holetown idi.

Adada yaşayanların büyük bölümünün pek de o kadar şanslı olmadığı gözler önünde olsa da, bu pahalı vilaların yüksek duvarlar arkasında kendilerini izole etmemeleri, ülkenin emniyetli olması açısından bir başka veri oldu. Kumsalda birşeyler içtikten sonra asıl hedefim olan şehir merkezine gitmek için bir başka otobüse atladım. Merkez ise restoranlar, balıkçı tekneleri ve hediyelik eşya satan dükkanlarla dolu, yaşayan bir bölgeydi. 12-2 yağmurunu kapalı bir restoranda, bira ve pizza ile geçirdikten sonra otelime kadar yaklaşık 2 saatlik yolu yürüyerek, tabii arada local büfe-kafe arası küçük mekanlarda mola vererek otelime ulaştığımda Barbados’tan güzel anılar ile ayrılmama birkaç saat kalmıştı.Vizesiz girilen bu

Karayip ülkesini dinlenme veya benim yaptığım gibi aktivite ve gezme amaçlı şiddetle tavsiye ediyorum!

HALUK İSKORA

Yazar Hakkında

HALUK İSKORA

18 yaşımdan beri sualtı dünyasını keşfetmekteyim. Eğitmen balıkadam, teknik dalıcı ve sualtı rehberiyim.