Google+

Arama formu

ŞİRİN BİR ORTAÇAĞ KÖYÜ: BIBURY

Günübirlik ziyaret için harika bir seçim olan bu şirin mi şirin Bibury'e ulaşım ne yazık ki biraz zor. Büyük şehirlerden büyük tur otobüsleri ya da en pratiği arabayla ulaşılabilir. Avrupa'da gezilecek köyler listesinde ön sıralarda olan bu köy, 1834 yılında William Morris tarafindan 'Ingiltere'nin en güzel köyü' diye tarif edilmiş. 

Bibury

Tarihi 17. yüzyiıa dayanan bu şirin yerde Arlington Row sokağındaki sıralı evleri mutlaka görmelisiniz, mimarisi muhteşem!

Bibury-1

Hemen yanındada küçük bir patika var, hem dolaşıp hem de köyün diğer tarafına ulaşabilirsiniz. Köyün içindeki dere tertemiz ve buz gibiydi!

Bibury-2

Ciçeklerle bezenmis bu köyün bir tarafında da alabalık tutmak için harika bir alan var. Giriş kişi başı 5 pounda yakın; aile iseniz aile indirimli olarak (iki yetişkin, maksimum üç çocuk) 5 pound. Burada alabalık avlayıp pişirme yerlerinde pişirebilir ve piknik yapabilirsiniz. Her yer yemyeşil, çocukların koşup oynaması için çok büyük bir alan var.

Bibury-3

Köyün içinde mimarisi hiç bozulmamış bir sürü otel mevcut ama bayağı pahalılar.  Bu arada biraz kalabalık olduğu için park alanı bulması zor. Aynı zamanda oturup bir şeyler içebileceğiniz küçük birkaç kafe, köylülerin yaptığı reçel, bal, balık vs gibi şeyleri alabileceğiniz küçük bir dükkan ve hediye dükkanı da mevcut.

 Bibury-4

Posta ofisinin olduğu yerde de aynı zamanda hediyelik eşyalar ve ne yazık ki kapandığı için deneyemediğim sıcak fındık ezmesi bulabilirsiniz. Yani sıcak çikolatanın fındık ezmesi versiyonu. Köyün dış taraflarında yolların üstündeki tabelaları takip ederek çiftliklere, pazarlara ve eski şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Merkez de uzun bir yolun üstünde kurulmuş kafeler ve antikacılar gibi çok şirin dükkanlarla dolu. Benim için harika bir deneyimdi, mutlaka mutlaka gidilmeli ve benim için de sıcak fındık ezmesi denenmeli! En azından köyden reçel ve bal almayı unutmadan ayrıldım!

Bibury-5

Etiketler


Yazar Hakkında

Zora Kızıl

Merhaba 22 yasindayim ve Londra`da okuyorum. Hukugun son senesinde ruhumun yaslanmasina izin vermemek icin (!), olabildigince seyahet etmeye calisiyorum. Beni en cok etkileyen sehirler Prag ve Verona. Kitap okumayi seviyorum. Ve son olarak, cebimizi para degil de hatiralarla doldurmak gerektigini dusunuyorum