​TEKRAR DİNLEMEK İSTEDİĞİM BİR TÜRKÜ: FAS

Bir ülkenin, tarihte birçok farklı ülkenin işgaline uğramış olmasının olumlu yanları olabilir mi? Düşünmeden cevap vermeyin. Çünkü bu ilginç paradoksa bugünü düşünerek yanıt verdiğinizde "kesinlikle" diyebilirsiniz. Fas 1800'lerin ortalarında İspanya işgaline, 1900'lerin başlangıcında Fransa işgaline uğramış bir ülke. İşgalin buraya getirdiği farklı ve halen hissedilen kültürler olmuş burada. Gemişmişte savaşlar yaşamış, işgallere uğramış, sömürülmüş ülkelerin bugün için çok daha fazla turist çektiği söylenebilir bu farklı dokularından dolayı. İşte Fas'ta da birçok kültürü aynı anda görebilmemizin, farklı tatları aynı coğrafyadan tadabilmemizin nedeni bu olsa gerek.

 
Türkiye’yi nüfus olarak da toprak olarak da ikiye böldüğünüzde, bir de o bölünen coğrafyayı kuzey-güney hattı olarak düşündüğünüzde Fas’ı kabaca tanımış olursunuz.

Fas'ı Atlantik Okyanusu'na doğru sıkıştran ülkeler Batı Sahra ve Cezayir, yukarıdan İspanya'yı da sayarsak üç komşu ülkesi var. Resmi dili Arapça, halkın da % 99'u Müslüman. 2011 seçimlerinde Fas'ta kimin iktidara geldiğini söyleyeyim size; Adalet ve Kalkınma Partisi. Şaka değil. İkili bir yapıda parlamentosu var ancak işlevsiz, krallıkla yönetiliyor yani. Bu da şaka değil. Sanırım şaşırtıcı şekilde benzerliği var bazı ülkelere. Turuncu devrimin teğet geçtiği Fas'ta halkın yaptığı gösteriler sonucu 2007 ve 2011'de Kral anayasa değişikliklerine zorlandı ve bu zorlama sonuç verdi. Burada 16 eyalet var. Kadınların laikleşmesi yeni yeni gözlemlenebiliyor. Çünkü Fas'ta halen miras dini kurallara göre kadına bir, erkeğe iki pay şeklinde uygulanıyor. Kadının boşanma hakkı elde etmesi ise 2003 yılında olabilmiş.


 
İşsizlik Türkiye'deki gibi % 10 civarında, kişi başına gelir ise Türkiye'nin yarısı yani 5.000 dolar civarında. Hububat üretiminde Afrika'da en önlerde... Deniz kıyılarında ise bize benzer şekilde üzüm, narenciye ve üzüm yetiştiriliyor. Fransa işgali buraya şarap kültürünü de getirmiş. Her ne kadar Müslüman ülke olduğundan alkol hoş karşılanmasa da sadece yakınından geçtiğimiz iki tane üretim yeri gördük. Enfes Fransız şaraplarının asıl buralarda üretildiği söyleniyor. Buradaki vergilerin de Fas halkının belini büktüğü anlaşılıyor. Bir karşılaştırma isteyenler bilsin ki kurumlar vergisi % 30, Katma Değer Vergisi % 20 ve gelir vergisi % 38.


 
Yine son gün Kazablanka'dayız. Yani Mısır-Kahire'den sonraki Afrika kıtasının en büyük ikinci şehrinde. Başkenti Rabat'tan bile iki kat nüfusa sahip. Dedim ya bizim İstanbul'umuz. Otelde son günümüze uyandığımızda bizi karşılayan Oğuz Sipahi şimdi de uğurlamaya geldi. Bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda başarılı Türk iş adamından birisi.

Bizi öncelikle ucuz elektronikçiler çarşısına götürdü. Türkiye'ye göre oldukça ucuz kalan fiyatlar var burada. O çarşının içinde içtiğim meyve suyu hayatımda içtiğim en güzel meyve suyu idi. İçtikten sonra bunun zincirini Türkiye'de açma fikri bile oluştu bende. Çünkü bu tarz bir meyvesuyu hazırlayan bir yer yok. Hem birçok meyvenin suyu karıştırılmış hem de bazıları karıştırıcıdan (blender) geçirilmiş ve kat kat birbirine karışmayacak şekilde bardakta servis edilmişti. Bu güzel meyve sularından sonra Muhammediye bölgesinde enfes bir balık ısmarladı bize Oğuz Abi. Fas'ta balık burada yenirmiş ki yedikten sonra biz de ona kanaat getirdik. O kadar fazla balık çeşidi ve ıstakoz büyükçe bir tabağın içinde servis ediiyor ve siz de hangisini yiyeceğinizi şaşırıyorsunuz.


 
Fas ancak Oğuz Sipahi gibi bir tanıdığınız varsa daha güzel hale gelebilir. Yani sizi karşılayıp ülke hakkıda kısa ve yararlı bilgiler vermiş ise, size bir gezi planı yapmış ve gezerken de arada bir arayarak gidişat hakkında bilgi almışsa ve sonra da balık ısmarlayıp sizi havaalanına kadar uğurlamış ise Fas tadından yenmez ve yeniden dinlemek istediğiniz bir türkü haline gelir. Teşekkürler Oğuz Sipahi...


 
Bu ülkenin o dalgalı ve eşsiz kumsalları, insana farklı gelmesiden ötürü unutulmaz bir güzellik olarak kafalara kazınan çölleri, koloni yaşam tarzının bu çağda kalan örneği olan o güzelim çarşıları ve egzotik mimarisi ile dilimize her daim dolanan bir türkü olarak kalacak Fas ve biz bu türküyü her daim söylemeyi isteyeceğiz.

Yol arkadaşlarım, Nihat Gümüş, Resul Gümüş ve Erhan Çakır; sizlere de teşekkürler bana yol arkadaşlığı yaptığınız ve unutamayacağım anları "dondurduğunuz" için...
 Şimdi Türkiye'ye uğrama vakti...

https://www.facebook.com/ali.yeniay.395

Etiketler

Ali Yeniay

Yazar Hakkında

Ali Yeniay

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Gezerek, okuyan ve hatta gezi yazılarını paylaşan" diye cevap veren bir seyyahım ben...