Google+

Arama formu

PARA DEĞİL, HİKÂYE BİRİKTİRİN

Bu yazı Gezimanya üyesi TUĞÇE YILMAZ tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Bundan yıllar önce 17-18 yaşlarındayken 80’li yaşlarında, bilge biri ile tanıştım, o dönem kendisi 85 yaşının üzerindeydi. Söyledikleri beni çok etkilemişti, çünkü anlatacak çok hikâyesi vardı. Nasıl bu kadar çok şey anlattığını sorduğumda, bana hayatımın dersini verdi: “Para değil, hikâye biriktirmek önemli. Ben de hikâye biriktirmeyi seçtim”. Büyük bir gezgindi.

Günümüz koşullarında çok radikal bir karar gibi görünse de aslında uygulanabilir bir bakış açısı para yerine hikâye serveti yapmak. Bizlere genel olarak öğretilen şudur: Okula git, yüksek puanlarla mezun ol, takdir kazan, üniversiteyi bitir, iyi bir işe gir, para biriktir, ev al, araba al, biraz daha biriktir, evlen, gerekirse borca gir, başka ev al, çocuk yap, çocuklara bak, onları en iyi okullarda okut, daha çok çalış, daha çok para kazan.

Ne kadar madde odaklı bir düşünce, değil mi? Böyle bir hayat gerçekten yorucu ve bir o kadar da sıkıcı değil mi? Yıllar sonra, ne zaman olduğunu kestiremediğiniz bir gün birçok şeyi satın alabilecek maddi güce ulaşabilmek için, içinde yaşadığınız bugünü kaçırmak. Gidip dünyanın bir ucunu bugün görebilme şansını teperek, yıllar sonra tatile çıkma hayali kurup mortgage ödemek. İşte bu noktada o seçim çok önemli: para değil hikâye biriktirmeyi seçmek.

PARA DEĞİL, HİKÂYE BİRİKTİRİN
Fotoğraf: ecosalon.com

Meşhur bir fıkra vardır. Başarılı iş adamı sahil kasabında tatildeyken orta yaşlı balıkçıyla karşılaşır. Bakar ki adam her gün birkaç balık avlayıp günün geri kalanında hiç çalışmıyor. “Ne yapıyorsun?” der iş adamı. “Nasıl geçiriyorsun sen gününü bakayım?”. Balıkçı der ki: “Beyim ben balık avlayıp, o günlük rızkımı tutuyorum, sonra gidip evde torunlarımla oynuyorum, parkta köpeğimle geziyorum.” İş adamı küçümseyen bir bakış atar. “Olur mu? Bak şimdi şöyle yapacaksın: Bütün gün balık avlayıp onları satarsan eline iyi para geçer. O paralarla bir tekne alacaksın”. Balıkçı anlamaya çalışır. “Sonra o tekneden daha çok para kazanınca başına birini koyup, bir tekne daha alacaksın. Böyle böyle birçok teknen olacak. Sonra o buzhaneye koyduğun balıklarını paketleme tesisi açacak ve bir marka vereceksin. Markanı büyük süpermarketlere satacak, çok çalışarak markanı büyük yerlere getirip, şirketini borsada halka arz edeceksin”. Balıkçının şaşkınlığı devam etmektedir, “Eee beyim” der. “Sonra ne yapacağım?”. İş adamı devam eder: “Sonra tabi çok paran olacak. Yıllarca çalışmış olduğun için artık emekli olabilirsin. Bir sahil kasabasına yerleşirsin. Keyfine göre balık avlarsın, evde torunlarınla oynarsın, parkta köpeğinle gezersin…”

Gezimanya geçtiğimiz haftalarda dünyanın dört bir tarafından 40 tane seyahat gezi yazarını İstanbul’da ağırladı. Bazıları gelmeden bilgi formunu doldururken “ikamet” hanesine “nomad” yazdı. Yani “göçebe”. Çünkü yaşadıkları belli bir ülke yok. Bankada fazla paraları yok ama kredi borçları da yok. Kimilerinin birden fazla çocuğu var ama hiçbirinin beyaz eşya taksiti yok. Çünkü dünyada bazı insanların ceplerinde belki para yok ama o kadar çok geziyorlar ki hikâye servetleri çok büyük.

Yıllar sonra bir gün dünyanın etrafında bir tura çıkma hayali kurarak bugün dünyayı gezmeyi erteliyorsanız, durun bir düşünün olur mu?


TUĞÇE YILMAZ kullanıcısının resmi
Yazar Hakkında

TUĞÇE YILMAZ

 Yaklaşık 15 sene Medya satın alma ve Planlama sektöründe çok uluslu şirketler ile çalıştıktan sonra kendi tutkusu olan gezi ve seyahate yönelerek Gezimanya.com’u kurmuştur. 1997 - 1999 İstanbul Üniversitesi Piyasa Araştırmaları ve Reklamcılık, 1999 - 2000 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakultesi Antropoloji ve 2000 – 2004 Marmara...