Google+

Göcek

Göcek - : - / -
--℃
1 TRY=0.00
Type F250V16 A
  • Ocaweather-icon0℃
  • Şubweather-icon0℃
  • Marweather-icon0℃
  • Nisweather-icon0℃
  • Mayweather-icon0℃
  • Hazweather-icon0℃
  • Temweather-icon0℃
  • Ağuweather-icon0℃
  • Eylweather-icon0℃
  • Ekiweather-icon0℃
  • Kasweather-icon0℃
  • Araweather-icon0℃

Göcek Hakkında Bilinmesi Gerekenler 


Mavi yolculuk dendiği zaman Türkiye sınırlarında akla ilk gelen adreslerden olan Göcek, Muğla iline bağlı küçük ve şirin bir beldedir. Fethiye Körfezi’nde bulunan Göcek, adeta mavi ve yeşili iç içe geçtiği bir saklı cennet gibidir. Huzur evreni doğası, berrak denizi ve samimi halkıyla ziyaretçilerinin gönlünde her daim taht kuran Göcek, geçmişte Daidala ismiyle anılan ve Likyalıların yaşadığı bir kent olması sebebiyle de tarihî öneme sahiptir. Göcek’te keyifli bir deniz tatilinin yanı sıra rüzgar sörfü, dalış gibi su sporlarıyla haşır neşir olabilir, eğer tarihe meraklıysanız geçmişi yüzyıllar öncesine uzanan bu yerleşkenin gizemli sırlarını keşfe çıkabilirsiniz. 

Göcek’e Nasıl Gidilir? 

Göcek’e hem havayolu hem de karayolu ile ulaşım mümkündür. Dalaman Havalimanı’na yaklaşık 18 kilometre uzaklıkta olan bu beldeyi eğer yaz mevsiminde ziyaret etmek niyetindeyseniz, her gün uçak bulmanız mümkündür. Eğer karayolu ile gelmeyi tercih ederseniz Muğla’ya giden şehirlerarası otobüsleri kullanmanız gerekmektedir. Muğla’dan Fethiye merkeze geldikten sonra minibüsler ya da şehir içi otobüsler aracılığıyla Göcek’e ulaşabilirsiniz.
 
Göcek’e kendi aracınızla ya da araba kiralayarak ulaşacaksanız çeşitli iller ve Göcek arası yaklaşık mesafeler şu şekilde:
 
İstanbul-Göcek arası: 830 kilometre, yaklaşık 12 saat
Ankara-Göcek arası: 650 kilometre, yaklaşık dokuz buçuk saat
İzmir-Göcek arası: 310 kilometre, yaklaşık dört buçuk saat
Antalya-Göcek arası: 225 kilometre, yaklaşık üç buçuk saat
Bursa-Göcek arası: 615 kilometre, yaklaşık sekiz buçuk saat 

Göcek’te Mavi Yolculuk 

Bilhassa mavi yolculuk yapmak isteyenler için kusursuz bir deneyim fırsatı sunan Göcek bu konuda coğrafî açıdan pek çok avantaja sahiptir. Tekne kiralama ya da günlük turlara katılma gibi imkânların olduğu Gölcük Körfezi boyunca yüzlerce sakin koya rastlayabilirsiniz. Ayrıca Yassıcalar, Yağane, Tersane adaları gibi saklı adacıkların da bulunduğu Göcek hattında yer alan el değmemiş güzellikleri keşfe çıkmak oldukça keyiflidir. Sarp ve yalçın kayalarla çevrili girintili çıkıntılı yapısı sayesinde berraklığını koruyan tertemiz suları ve ormanla birleşen kıyıları ile benzersiz bir güzellik sunan Göcek’te marina ve mavi tur hizmeti veren pek çok acente mevcuttur. Göcek’te konaklama yapan tatilcilerin en çok tercih ettiği tur ise mavi yolculuğun bir gününe 12 adayı da sığdıran ada turlarıdır.
 
Mavi yolculukta en çok ziyaret edilen adalardan olan Göcek Adası’nda irili ufaklı pek çok plaj vardır. Batı yönündeki Batı Koyu ve doğudaki İncirli Koy ise en çok ziyaret edilen noktalardır. İncirli Koy dışında hiçbir ticari alanın olmadığı ada Göcek’in tam girişinde bulunmaktadır. Ayrıca İncirli Koy’a yaz aylarında Göcek Belediye Marinası’ndan her saat başı dolmuş tekneler çalışmaktadır. Göbün Koyu ise uzaktan bakıldığında adeta tropik adaları anımsatan, turkuazın yeşille iç içe geçtiği bir cennet gibidir. SİT alanı içinde bulunması ve yerleşimin yasak olması sebebiyle Göbün’ün hayli iyi korunmuş bir doğası vardır. Denizinin dibindeki kalıntıların bir kısmının geç Bizans Dönemi’ne ait olduğu saptanmıştır. Göbün’de bu kalıntıları görmek için dalış yapabilir ya da dilerseniz karaya çıkarak zeytin ve çam ağaçları arasında uzun ve oksijeni bol bir yürüyüşe çıkabilirsiniz. 20 dakikalık bir tırmanış ile adanın tepesine vardığınızda muhteşem bir manzaranın sizi beklediğine tanık olacaksınız.
 
Yassıcalar’ın güney ucunda yer alan ve özel mülk olan tek ada Zeytinli Ada, adında anlaşıldığı üzere zeytin ağaçlarıyla kaplıdır ve adada Osmanlı Dönemi’ne ait bir zeytin sıkma atölyesi bulunmaktadır. Körfezdeki adaların en büyüğü olan Tersane Adası mübadele döneminin ardından terk edilen eski Rum yerleşiminin kalıntılarını hala üzerinde taşımaktadır. Sınırları içinde ayrıca bir tersane ve gözetleme kulesine ait kalıntıların da olduğu adada bir de restoran bulunuyor. Bilhassa yazın teknelerin doldurduğu adada Kleopatra Hamamı ve iskelelerin hemen yanında ise bir kısmı su altında kalmış bir Bizans manastırının kalıntıları da görülebilir. 

Göcek’te Görülmesi Gereken Tarihî Yerler 


Gemiler Adası: Bu ada sadece doğal güzellikleri ile değil sınırları içinde bulunan Bizans Dönemi’ne ait kilise ve şapel kalıntıları ile de dikkat çekmektedir. Ulaşımın çeşitli teknelerle sağlandığı ada Hristiyanlığın ilk yayıldığı merkezlerden olması sebebiyle dini öneme de sahipti. Ada ayrıca St. Nicholas ismiyle de bilinmektedir.
 
Tlos: Likya Uygarlığı’nın altı büyük kentinden birisi olan Tlos, aynı zamanda uygarlığın spor merkezi olarak da bilinmektedir. Mitolojinin en destansı figürlerinden uçan kanatlı at Pegasus’un sahibi Bellforonte’nin yaşadığı yer olarak da bilinen bu yer, Likyalılara özgü ev tipi mezarları ile de ilgi çekicidir.
 
Cadıanda: Likya uygarlığından kalma bu bölgenin kendine has ve oldukça ilginç bir fizikî yapısı vardır. Burası bilhassa son dönemde yapılan kazılardan elde edilen keşiflerle ortaya çıkan tiyatrosu, agorası, stadyumu, hamam kompleksi ve anıt mezarları ile son yıllarda bölgenin ilgi odağı haline gelmiştir.
 
Kayaköy: Kuruluşu kesin olarak bilinmeyen ve depremler sonucu birkaç ev tipi mezarı dışında bütünüyle yok olan antik Karmillassos’un üzerinde kurulan Kayaköy’ün geçmişi 14. yüzyıla dek uzanmaktadır. Eski bir Rum yerleşim yeri olan vakti zamanında Levissi diye bilinen bu köy, Türkiye yakın tarihinde kritik öneme sahiptir. Çünkü 1922 yılında Türk ve Yunan hükümetleri arasında imzalanan bir “nüfus değişimi” anlaşması uyarınca, Kayaköy’ün Rum ahalisi ile Batı Trakya’da yaşayan Türk halkı karşılıklı olarak yer değiştirmiştir. Köyde Rumların bıraktığı izler ve Rumlara özgü kültürün etkisi hala hissedilebilmektedir.
 
Telmessos Antik Tiyatrosu: Keşfi 1993 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan sondaj kazıları sırasında gerçekleşen bu antik tiyatro o döneme kadar erozyonla dolmuş olan 3-4 metrelik toprak tabakası altında saklanmaktaydı. 1995 yılına kadar sürdürülen çalışmalar sonucunda tiyatrodan kalabilen tüm kalıntıların gün ışığına çıkartıldığı Erken Roma Dönemi’nde inşa edilen bu yapının 5.000 kişi kapasiteli olduğu ve Bizans Dönemi’nde arena olarak kullanıldığı bilinmektedir. Çokça hasar görmüş olmasına rağmen kapasitesiyle yine de ihtişamlı bir görüntü sunan bu tiyatroyu mutlaka ziyaret edin.