Zonguldak’ta Gezilecek Yerler

Zonguldak, tarihi milattan öncesine dayanan ve bu geçmişi nedeniyle tarihin her döneminden izler taşıyan bir şehridir. Bu nedenle Zonguldak tarihi zenginliklerinin yanında, doğal güzellikleri, gölleri, plajları ve doyulmaz yeşil bitki örtüsüyle ziyaretçilerine farklı tatil olanakları sunmaktadır. Zonguldak tarih boyunca Anadolu topraklarının Karadeniz’e açılan liman şehri olmuştur. Bu nedenle kentte yer alan tarihî eserler ve alanlar mutlaka görülmelidir.

Eğer Karadeniz kıyısına gelmişken yaz tatilinizi de burada geçirmeyi düşünürseniz Zonguldak birbirinden güzel plajları ve doğasıyla bu istediğinizi de memnuniyetle karşılayacaktır. Eğer Zonguldak’a yaz mevsiminde gelmeyi düşünüyorsanız, görülmesi gereken yerlere 1-2 gün ayırdıktan sonra deniz ve güneşin tadını çıkarmak için tatilinizi dilediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Bu güzel şehir sizi, Ege yerine Karadeniz’i seçtiğinize asla pişman etmeyecektir.

Zonguldak Gezilecek Yerler

Doğal güzelliklerin ve tarihin buluştuğu Zonguldak’ta ziyaret edilmesi, gezip, görülmesi gereken çok yer var. Birçok seyahatte olduğu gibi gezinize şehir merkezinden başlayıp, rotanızı ilçelere doğru genişletebilirsiniz. Zonguldak'ta görülmesi gereken yerlerin ilk sıralarında Halil Paşa Konağı (Ereğli Müzesi),Tieion Antik Kenti veFilyos Kalesi geliyor. Zonguldak’ın doğal güzelliklerini yaşamak ve fırsatınız varsa denizin de tadını çıkarmak için görmeniz gereken yerler ise; Kozlu Ilıksu Kaplıcası, Gökgöl Mağarası,Cehennemağzı Mağaraları,Filyos Plajı,Fetih Çınarları, Çitdere Tabiat Koruma Alanı, ve Kızılcapınar Baraj Gölü'dür.

Adı geçen yerlerle ilgili bilgiler aşağıda mevcuttur.

Halil Paşa Konağı (Ereğli Müzesi)

Halil Paşa Konağı olarak da bilinen Ereğli Müzesi, 1870’li yıllarda Padişah 2. Abdülhamit döneminde sancak beyi olan Halil Paşa Karamahmutoğlu tarafından inşa ettirilmiştir. Eski bir kilisenin temeli üzerine inşa edilen konak bir dönem ortaokul ve lise olarak kullanılmış daha sonrasında ise atıl kalmıştır. 1989 yılında Kültür Bakanlığı tarafından devralınan konak restore edilerek 1998 yılında müze olarak hizmete girmiştir.

Zonguldak’a geldiğinizde mutlaka görmeniz gereken bir yer olan müze, bahçesine girer girmek misafirlerini etkilemeye başlar. Grek, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemine ait sütun başlarının ve mezar stellerinin bulunduğu bahçede yer alan mezar taşları, sütun gövde ve kaideleri, çeşitli mimari parçalar, lahitler ve ünlü pandomim sanatçısı Krispos’un mezar anıtı da ilgi çekmektedir.

Müzenin zemin katında bölgedeki arkeolojik kazılar ve incelemeler sırasında elde edilen Hellen, Roma, Bizans dönemlerine ait mermer mezar atelleri, figürlü mermer sütun başlıkları, cam kaplar, takılar, kandiller ve figürler gibi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Müzenin birinci katındaki, eserler ise daha çok; Lidya, Grek, Roma, Bizans, Abbasi, Emevi, Sasani, Artuklu, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait, anforalar ve sikkelerden oluşan koleksiyonlardır.

Ereğli Müzesi’nin ikinci katı yöresel kıyafetlerin, bu bölgeye ait olan “elpek” kumaşı ve ipliğinin, dokuma aletlerinin, çeşitli silah türlerinin, tütünle ilgili eşyaların, yörede tarih boyunca kullanılan saat, mutfak eşyaları, ölçü ve tartı aletleri gibi eserlerin sergilendiği bir bölümdür. Ayrıca bu katta el yazması eserlerden oluşan yöresel etnografik çalışmalar da yer almaktadır.

Müzenin son katına ise Osmanlı dönemine ait dekorasyon hâkimdir. Konak’ın eski günlük yaşantısının da yansıtılmaya çalışıldığı bu katta oturma odası, misafir odası, günlük oda ve yatak odası gibi bölümler yer almaktadır. 2008 yılından yapılan sayıma göre müzede toplam 7.484 adet eser bulunmaktadır.

Tieion Antik Kenti ve Filyos Kalesi

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı bir belde olan Filyos, antik tarihi ile bilinmektedir. Filyos Çayı ağzında yer alan Tieion Antik Kenti bölgenin tarih öncesi geçmişine ışık tutmaktadır. “Tieion – Tius – Tium – Tieium – Tios – Tion” isimleriyle de bilinen ve günümüzde Filyos antik kenti olarak adlandırılan kent, Tios adlı bir rahibin önderliğindeki Miletos kolonisi tarafından kurulmuştur. Filyos’un ayrıca Pergamon Krallığı’nın kurucusu Attalos’un oğlu Filetairos’un doğum yeri olduğuna da inanılmaktadır.

MÖ 70 yılında Roma İmparatorluğu tarafından yıkılan Filyos daha sonra yeniden inşa edilip Bizans dönemine kadar bir ticaret ve balıkçı şehri olarak varlığını devam ettirmiştir. MS 5. yüzyıl boyunca aynı zamanda önemli bir dini merkez de olan Filyos, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise sadece bir balıkçı köyü olarak kabul edilmiştir. Günümüzde Çaycuma ilçesine bağlı olan Filyos beldesinin bulunduğu alanda yer alan antik kentten geriye kalanlar ise; bir akropol, iki nekropol alanı, antik bir liman, tiyatro, Filyos Kalesi olarak bilinen ve Romalılar döneminde yapılmış bir kale, yıkılmış bir tapınak, üç kemerli bir duvar ve ÇayırKöyü Su Mağarası'ndan çıkan suyu kente taşıyan su kemeri kalıntılarıdır. Yer üstünde bulunan tüm bu kalıntılar dışında hala devam eden arkeolojik kazılarda her geçen gün yeni eserlere rastlanmaktadır.

Filyos Antik Kenti'nde yer alan en heybetli yapılardan biri olan Filyos Kalesi Romalılar tarafından yapılmıştır. Kaleye ait kitabesinin günümüze kadar gelememiş olmasından dolayı kalenin yapım tarihi kesin olarak bilinememektedir. Kentin denize hâkim tepe noktasından kurulmuş olan kalenin yapımında kullanılan iri moloz taşlar ve tuğlalar kaleye heybetli bir görünüm kazandırmıştır. Bölgedeki ilk yerleşimin bu kale etrafında gerçekleştiği düşünülmektedir. Filyos kalesi ve kalenin yakınında bulunan antik tiyatro 2001 yılından itibaren Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmeye başlanmıştır. Restorasyon çalışmaları günümüzde de devam etmektedir.

Kozlu Ilıksu Kaplıcası

onder_5775110125.jpg

Türkiye, jeotermal kaynaklar açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Bulunduğumuz coğrafyanın avantajıyla Türkiye termal kaynak potansiyeli açısından Avrupa’da birinci sıradadır. Önemli bir dağ zinciri yapısı ve jeotermal kuşak üzerinde yer alan Türkiye’de 1.500’ün üzerinde termal kaynak bulunmaktadır. Yüksek mineral içeriği nedeniyle bu kaynaklar tedavi edici özelliklere de sahiptir.

Zonguldak-Karadeniz Ereğli karayolu üzerinde ve Kozlu beldesine bağlı Aşağıçayır köyü sınırları içinde Ilıksu Kaplıcaları da bu önemli kaynaklardan biridir. Su debisi 10 l/sn, sıcaklığı ise 27 derece olan termal su içilerek kullanıldığında, mide, bağırsak ve karaciğer safra yolları üzerinde etki göstermektedir. Su ile banyo yapıldığında ise suyun içerdiği radyoaktif etkenler ağrılı vücut sendromlarında tedavi edici özelliktedir. Bu sudan şifa elde etmek isteyenler Zonguldak’a geldiklerinde mutlaka Ilıksu Kaplıcaları’na uğramaktadır.

Kaplıca turizmi açısından çok hareketli olmayan Zonguldak’ta yer alan termal suların gelecek dönemlerde turizm açısından önem kazanacağı düşünülmektedir. Günümüze kadar şehirdeki jeotermal kaynakların tespiti konusunda yeterince çalışma yapılmamıştır. Ancak tarih ve doğa turizmi açısından birçok değerin bulunduğu Zonguldak’ın sağlık turizmi alanında da hareketleneceğine inanılmaktadır.

Gökgöl Mağarası

45112_zonguldak-gokgol-magarasi-1200x8.jpg

Zonguldak’ta mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri de Gökgöl Mağarası’dır. Toplam uzunluğu 3.350 metre olan Gökgöl Mağarası Türkiye’nin en uzun 10. mağarasıdır. Mağara Zonguldak - Ankara karayolu üzerinde yer almaktadır ve Zonguldak şehir merkezine 3 km uzaklıktadır.

2001 yılında turizme açılan mağara yılda yaklaşık 300 bin misafir ağırlamaktadır. Mağarayı ziyaret edenler arasında tedavi amaçlı gelenler de bulunmaktadır. Çünkü mağara içindeki sıcaklığın ve nem oranının fazla değişmemesi nedeni ile olan mikroklima özelliği özellikle astım hastalarına iyi gelmektedir.

Yatay olarak genişleyen ve aktif bir mağara olan Gökgöl’de ana galerinin yanında iki büyük yan koldan oluşan bölüm bulunmaktadır. Büyük çöküntü salonu olarak adlandırılan bu bölüm yan kolların birleştiği noktada yer almaktadır. Mağaranın diğer bölümleri de; Fosil giriş, Astım Salonu, Harikalar Salonu ve Mucizeler Salonu şeklinde isimlendirilmiştir. Bu bölümlerde sarkıtlar, dikitler, sarkıt ve dikitlerin birleşmesinden meydana gelen sütunlar yer almaktadır. Toplam 875 metrelik yürüyüş yolunun bulunduğu Gökgöl Mağarası özellikle yağışlı dönemlerde debisi artan bir yer altı deresine de sahiptir.

Cehennemağzı Mağaraları

Cehennemağzı Mağaraları, Zonguldak’ın Ereğli ilçesi, İnönü Mahallesi’nde yer almaktadır. Eski adı “kutsal su” anlamına gelen “Ayazma” olarak bilinmektedir. Mağaraların bulunduğu bölge antik dönemde Acheron Vadisi olarak adlandırılmaktadır. Zonguldak il merkezine uzaklığı 50 kilometre, uzaklıkta yer alan Cehennemağzı Mağaraları yan yana sıralanmış üç mağaradan oluşmaktadır.

Birinci mağara aslında eski bir kilisedir ve zemin orijinal bitki ve geometrik motifli mozaiklerden oluşmaktadır. İkinci bölümün duvarında küçük bir apsis bulunur ve bu mağara halk arasında Koca Yusuf Mağarası olarak bilinmektedir. İkinci mağara yaklaşık 10 metrelik bir yamacın üzerinde yer almaktadır. Yamaç üzerinde mağaraların bir girişi bulunmaktadır ve bu girişten geçilerek devam edildiğinde mağaranın dağın içine doğru 1,5 km devam ettiği görülmektedir. Ancak 1960’larda mağara tavanından düşen bir kayanın yolu kapaması nedeniyle günümüzde sadece 350 metre derinliğe kadar yürünebilmektedir Mağaraların Hristiyanlığın yayıldığı ilk yıllarda gizli bir ibadet yeri olarak kullanıldığı söylenmektedir. Cehennemağzı Mağaraları’nın üçüncüsü ise alan açısından en geniş mağaradır. Zemini su ile kaplı olan bu mağara diğer mağaralara su sarnıcı görevi görmesi için inşa edilmiştir.

Filyos Plajı

Filyos-Kalesi_shqqvn.jpg

Karadeniz kıyılarına kadar gelmişken denize girmek isterseniz, Zonguldak’ta bu keyfi yaşayabileceğiniz birçok yer bulunmaktadır. Zonguldak’tan denize girip, kumsalda zaman geçirebileceğiniz alanların en büyüğü Çaycuma’ya yakın konumda bulunan, Filyos Çayı’nın batısındaki Filyos Plajı’dır. Filyos Plajı’nda Abacık mevkiinden Kale’ye kadar uzun bir alanda denize girilebilmektedir.

Eğer Zonguldak merkezde denize girmeyi düşünüyorsanız merkeze en yakın nokta Fener Mahallesi’nde bulunan deniz kulübü plajı ve Kapuz ve Uzunkum plajlarıdır. Kozlu Sahil Tesisleri ve Ilıksu plajları da yaz aylarında denize girmek isteyenlerin akınına uğramaktadır. Eğer Zonguldak tatiliniz sırasında Kilimli’ye yolunuz düşerse Göbü ve Türkali plajlarını da ziyaret edebilirsiniz.

Denize girmek için tercih edebileceğiniz bir diğer alan da Ereğli, Erdemir Plaj Tesisleri’dir. Bu alanda piknik yapılabilecek yerler ve çocuk oyun alanları da bulunmaktadır. Tüm bu yerlerle birlikte Zonguldak’ın Alaplı ilçesinin belediye plajında, Kavukkavlağı ve Kocaman plajlarında da denize girilmektedir.

Fetih Çınarları

Zonguldak Ereğli’de bulunan yaklaşık 600 yıllık tarihe sahip olan 6 adet çınar İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in emriyle dikilmiştir. İstanbul fethi sırasında Osmanlı ordusuna, Rumeli ve Anadolu hisarlarını onarmak ve bu yerlerin inşasında kullanmak için kale taşlarına gerekmiştir. Bu ihtiyacı karşılamak için Anadolu’nun birçok yerinden İstanbul’a taş sağlanmıştır.

Anadolu’da o dönemlerde en fazla taş ustası Ereğli’de bulunmaktadır ve fetih sırasında Ereğli’den İstanbul’a birçok taş gönderilmiştir. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet Ereğli’ye katkılarındandolayı 6 adet çınardikilmesini emretmiştir.Bu çınarlara bu nedenle Fetih Çınarları denilmektedir.

Karadeniz Ereğli'de, Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından tescillenen ve koruma altına alınan 8 adet çınar bulunmaktadır. Çınar ağaçları çevre kirliliğinden ve betonlaşmadan en hızlı etkilenen ağaç türüdür. Fetih Çınarları’nın bazıları da kentleşme nedeniyle kurumaya başlamıştır. Karadeniz Ereğli Belediyesi çınarların kurumaması için çalışmaktadır. Zonguldak Ereğli'de bulunan bu çınarlar, yöre halkı tarafından dinlenme alanları olarak kabul edilmiştir. Cumhuriyet sonrasında da Ereğli'nin, sanatçıları ve halkı Çınaraltı adını verdikleri bu alanda toplanıp bir araya gelirlermiş. Ancak sanayileşme ve kentleşmeden bu sosyal alanlar da olumsuz etkilenmiştir. Son yıllarda tarihî çınarların bulunduğu alanlarda çeşitli düzenlemeler yapılmış ve halkın tekrar bu alanları sosyal dinlenme yeri olarak kabul etmesi için uğraşılmıştır.

Kızılcapınar Baraj Gölü

Kizilcapinar-Baraj-Golu_hrik4g.jpg

Zonguldak önemli tarihî eserlerinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de görülmeye değer. Zonguldak’ın Ereğli ilçesi sınırında bulunan Kızılcapınar Baraj Gölü de görülmeye değer bu yerler arasında yer almaktadır. Aynı zamanda Ereğli Demir Çelik fabrikasına da su sağlayan bu baraj Aydınlar Çayı üzerinde kurulmuştur. Baraj çevresinde birçok piknik alanı bulunmaktadır.

Kızılcapınar Baraj Gölü, Zonguldak Ereğli’ye 21 km uzaklıkta bulunmaktadır. Barajın etrafından oluşan göl bölgeyi bir tabiat harikası haline getirmektedir. Baraja yöre halkı tarafından Erdemir Barajı ya da Ovaköy Barajı da denilmektedir. Kızılcapınar Barajı 1991-1994 yılları arasında DSİ tarafından yapılmıştır. Barajın sahip olduğu hidroelektrik santral ile bölgenin elektrik ihtiyacı karşılanmaktadır. Barajda ekosistem oluşturmak ve balık avını zenginleştirmek amacıyla belirli zamanlarda alabalık atılmaktadır. Bu bölge fotoğraf severlerin de uğrak yerlerinden biridir. Gölün oluşturduğu alan ve etrafındaki canlı yeşil alanlarda siz de birbirinden güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Ereğli ilçesinden baraj gölüne gelmek için Devrek - Güneşli kavşağından dönülerek baraj yoluna girmek gerekmektedir. Bu yol ayrımından sonra yaklaşık 13 kilometre boyunca Devrek yolu takip edilerek baraja ulaşılabilir.

Çayırköyü Su Mağarası

Zonguldak'ın en ilginç doğal güzelliklerinden biri de Çaycuma ilçesinde bulunan olan Çayır Köyü Su Mağarası’dır. Mağara genişliği ve içindeki sarkıt ve dikitlerin boyutları açısından dünyanın sayılı büyüklükteki mağaraları yer arasında yer almaktadır. 1.300 metre uzunluğunda olan mağaranın içinde yer alan nehir alanın botla gezilmesini sağlamaktadır.

Çayır Köyü Su Mağarası’nın içinde birçok soğuk su kaynağı bulunmaktadır. Su mağarası denilmesinin de nedeni budur. Mağara içinde botla 1 kilometre boyunca gezilebilmektedir. Mağaraya iki ayrı kaynaktan su gelmektedir. Kaynakların birinin Göl Dağı'ndan diğerinin ise Gökgöl Mağarası'ndan geldiği düşünülmektedir.

Mağara alanında görülmeye değer bir diğer alan ise mağaranın içinden akan soğuk suyun mağara çıkışında şelale oluşturduğu yerdir. Mağaradaki suyunun sıcaklık derecesi ve temizliği bu sularda alabalık yetiştirilmesini sağlamaktadır. Mağaranın önünde piknikalanı da bulunmaktadır.

Çitdere Tabiat Koruma Alanı



ÇitdereTabiatKorumaAlanı aslında Karabük ilinin Yenice ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Ancak Zonguldak’a yakınlığı nedeniyle, bu bölgeye gelenlerin görmeden dönmemeleri için yazımızda bu doğa harikası alanda da yer vermekteyiz. ÇitdereTabiatKorumaAlanı, uçsuz bucaksız ve yeşilin her tonunu barındıran ormanlarıyla her mevsim yoğun şekilde ziyaret edilmektedir. Çitdere bölgesi, barındırdığı faklı ağaç türleri ve nesli tükenmekte olan hayvanlarıyla eşine az rastlanır güzelliktedir.

Yaklaşık 33 farklı ağaç türünün bulunduğu ormanlarda Istıranca meşesi, karaçam, sarıçam, akçaağaç, kayacık, kuşburnu, karaağaç, ıhlamur, gürgen, kayın, dişbudak, göknar, porsuk ve üvez ağaçları yer almaktadır. Bölgede yer alan ağaç ve çiçek türlerinin birçoğu dünyanın farklı bölgelerinde yetişmemektedir. Çitdere Tabiat Koruma Alanı aynı zamanda ayı, domuz, karaca, kurt, tavşan, yaban kedisi, alakarga, atmaca, ağaçkakan, başak, porsuk, tahta güvercin, geyik, tilki, sansar, ispinoz gibi birçok hayvana ev sahipliği yapmaktadır.