Google+

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN BAŞKENTİ: BRÜKSEL

611007 Eyl 2014Gezi Notu
Güneş Kılıç UyarGüneş Kılıç UyarGezgin07 Eyl 201461100 Yorum

Avrupa Birliği’nin başkenti olan Brüksel’i görmeyi 2 yıldır istiyordum. Ancak, çok yoğun çalıştığım (denetim sektöründe çalışanlar bilir) ve aynı zamanda da yüksek lisans yaptığım için bu isteğimi bir türlü gerçekleştirme fırsatı bulamamıştım. Ta ki kariyerime bir sure ara verip Heidelberg'e taşınana kadar : )

Eşim, yoğun bir şekilde makalesi üzerinde çalıştığı için, gezi arkadaşı olarak canım annemi aldım yanıma : )

Heidelberg'ten Brüksel'e ulaşım olanaklarını araştırdığımda, trenin de otobüsün de Brüksel’e 6 saatte ulaştığını gördüm.  Eğer tren ile gitmek isterseniz aktarma yapmanız gerekiyor. Aktarma arasında, soğukta beklemek, benim gibi Mersin güneşinde büyümüş bünyeler üzerinde aksilenmeye neden olabiliyor : ) Son olarak da otobüs bilet fiyatının tren bilet fiyatının yarısı olduğunu görünce, hiç düşünmeden Brüksel biletimizi aldık. Gidiş- dönüş 70 Euro'ya hem de! Avrupa'da birden fazla ülke görmek istiyorsanız, otobüs firmalarını mutlaka kontrol edin derim! Bizim kullandığımız firma  Eurolines (http://www.eurolines.de/de/startseite/). Avrupa’nın hemen her yerine seferi var.

 Paket turlarda kaçırılmaması gereken en güncel ve ekonomik kampanyalar şöyle: Bansko Kayak Turu – 1 Gece Bedava, Bansko Kayak Turu – Ücretsiz Kayak Eğitimi, Lapland Turu - Son dakika 200 Euro indirim, %25 indirimli Prag Turu, Sicilya & Malta Turu – Son dakika %5 indirim, Belgrad Turu - %25 indirim , Prag Turu 14 Şubat Özel – Son Dakika %5 İndirim

Brüksel
Grote Markt (Meydan)

6 saatlik otobüs yolculuğumuzun ardından Brüksel’e vardık. Vardığımızda, saat sabah 06.00 civarıydı. Merkez istasyona çok yakın olan, otelimiz B&B Nord Sud House'a geldik. Otelden inanılmaz derecede memnun kaldığımızı hemen belirtmek istiyorum! Sahibi Stephanie yetenekli bir iç mimar. Ailesinden kalan eski ahşap bir konağı karakteristik şekilde restore etmiş. Dekorasyonuna bayıldım! Ayrıca, kahvaltısı muhteşem ve metro istasyonuna da yürüme mesafesinde.

Brüksel şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Louise sur Cour, B and B Dr.Vee, Apartment Central Lux Loft. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Flatcity Brussels Center, Apartment Tour & Taxis 5 gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Jaspar Ground Floor, Gai Rossignol, Appart Métropole City tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Brüksel aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Biraz uyuyup dinlendikten sonra şehri keşfetmek için hazırdık artık. İlk olarak şehrin meydanı De Grote Markt-La Grand Place'e geldik. 17. yüzyılda Fransa kralı bu meydanı bombalatmış ve yalnızca belediye binası (Hotel de Ville) ayakta kalmış. Daha sonra, şehrin ileri gelenleri meydanı restore ettirmiş ve meydan bugünkü halini almıştır. Belediye binasının kulesinin tepesinde, şehrin koruyucusu olduğuna inanılan “Michael” isimli başmelek yer almaktadır.

Brüksel-1
Belediye Binası (Hotel de Ville)

Meydanda fotoğraf çektikten sonra, İşeyen Çocuk (Manneken Pis) Heykeli’ni görmeye gidiyoruz. Ancak, heykeli gördükten sonra hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur. Brüksel’de görmeniz gereken şeyler sıralamasında en üstlerde çıkan Manneken Pis, neredeyse süs havuzunu andıran mini minnacık bir heykel. Hikâyesi ise şöyle: Bir zamanlar bir baba, çarşıda oğlunu kaybetmiş ve oğlunu bulursa, bulduğu yere heykelini yaptıracağına söz vermiş. Böylece İşeyen Çocuk Heykeli’ni yaptırmıştır.

Brüksel-2
İşeyen Çocuk Heykeli

İşeyen Çocuk Heykeli'nin hemen ilerisinde Everard't Serclaes adlı heykele rastlıyoruz.  Belçika’nın lokal kahramanlarından birine ait olan bu heykele dokunmanın şans getireceğine inanılıyormuş. Biz de dokunduk : )

Brüksel-3
Annem ve Everard't Serclaes : )

İşeyen Çocuk Heykeli'ni de gördükten sonra, meydanın hemen ilerisinde bulunan Galeries Royales Saint-Hubert Pasajı’na giriyoruz.  Pasajın içerisinde mücevherciden çantacıya, çikolatacıya kadar birçok mağaza var. Leonidas ile beraber Belçika’nın en ünlü çikolatacılarından olan Corne Port Royal’e hayran kaldım!

Brüksel-4
Galeries Royales Saint-Hubert Corne Port Royal 

Pasajın sonu, Rue des Bouchers'ye çıkıyor.  Rue des Bouchers'ye girdiğiniz zaman kendinizi adeta Nevizade ya da Çiçek Pasajı’ndaymış gibi hissediyorsunuz! İstanbul aşığı olan biri olarak tabii ki de bayıldım buraya! : )

Brüksel-5
Rue des Bouchers


Yurtdışı seyahatlerinde beklenmedik sağlık sorunlarının ve aksaklıkların bütçenizi sarsmaması için mutlaka bir Yurtdışı Seyahat Sağlık Sigortası yaptırmanız gerekir.

Zaten birçok ülke vize işlemleri sırasında bu sigortayı zorunlu olarak talep etmektedir. www.axasigorta.com.tr ‘ye girerek sadece birkaç dakika içinde üstelik 6 Euro’dan başlayan fiyatlarla sigortanızı online olarak alabilirsiniz. İyi yolculuklar… Detaylar için tıklayın.


Belçika; çikolataları, biraları, midye ve patatesleriyle ünlü... Hepsine bayılmakla birlikte Chez Leon'un sarımsak soslu midyesi ile Leonidas'in makaronuna hayran kaldım! Aklıma nefis tatları geldiği için şu an yazmakta zorlanıyorum, o derece : ) Burayı aklımıza yazıp, akşam tekrar gelmek üzere buradan ayrılıyoruz.

Brüksel-6
Chez Leon

Brüksel-7
Müthiş Lezzetli Sarımsak Soslu Midye

Brüksel’in Nevizadesi, Rue des Bouchers'den çıktıktan sonra Notre-Dame du Sablon Kilisesi'ne geliyoruz; Paris'teki Notre Dame Kilisesi'ne kıyasla oldukça küçük.

Brüksel-8
Notre-Dame du Sablon Kilisesi

Burayı da gezip, görülecek yerler listemizden çıkardıktan sonra Adalet Sarayı’na doğru hareket ediyoruz. Binayı gördüğünüz zaman, saray adını gerçekten hak ettiğini anlayacaksınız. Eğer, o büyülü anı yok etmek istemiyorsanız, sakin ola zihninizin burayı İstanbul’daki Avrupa Adalet Sarayı ile karşılaştırmasına izin vermeyin!

Brüksel-9
Brüksel Adalet Sarayı

Yemek yemek için sabırsızlanırken son olarak Belçika Kraliyet Sarayı’na doğru yola koyuluyoruz. Saray, kraliyet ailesine ait, mimarisi ise muhteşem bir konak. Ancak, kraliyet ailesi burada kalmıyor.

Brüksel-10
Kraliyet Konağı

Nihayet midye yemeye Chez Leon'a geliyoruz. Muhteşem midyelerimizi yedikten sonra, şehri bir kez de gece görelim diye meydana iniyoruz tekrar.

Brüksel-11
Fotoğraf makinesinin azizliğine uğrayan anne & kız : )

O günün Şükran Günü olması nedeniyle o mükemmel çikolatacıların ziyaretçilerine ücretsiz makaron ve şampanya ikram ettiklerini fark ettiğimizde, kendimizi cennete düşmüş gibi hissediyoruz adeta : ) O gece Leonidas'ta yediğim macaron'un tadı hala damağımda! Bu kadar lezzetlisini gerçekten hiçbir yerde yemedim ve evet, doğrudur; macaron'un tadı damağımdan gitmesin diye diğer mağazalarda ikram edilen çikolataları yemedim! : ) Yemekten fotoğraf çekmeye fırsat bulamadım : )

Brüksel-12
Makaron yemeden hemen önce : )

İkinci gün enerjik bir şekilde uyanıp kahvaltımızı yaptık. İlk durağımız Sablon'da kurulan ikinci el pazarı idi. Bu pazarın ününü Brüksel’in müdavimi olan bir arkadaşımdan duymuştum. Pazarda çok güzel ahşap antika mobilyalar, porselenler ve camlar var. Eğer siz de benim gibi vintage tarzı ürünler kullanmayı seviyorsanız bu pazara mutlaka uğramalısınız! Yalnız, pazarlık etmeyi kesinlikle unutmayın! Abartısız yarı yarıya indiriyorlar fiyatları. Biz buradan çok iyi durumda olan, İngiliz porseleni yemek ve çay takımı aldık kendimize. Hem de inanılmaz uygun bir fiyata! Evimde gören herkes nereden aldığımı soruyor : ) Bir dahaki sefere, sırf bu pazar için araba ile gitme planım var!

Brüksel gezimizi Sablon'daki pazar gezimizle sonlandırıp, Bruges'e gitmek için istasyonun yolunu tuttuk. Brüksel için 1,5 günün yeterli olduğu düşüncesindeyim.

Brüksel şehrini rahat ve hızlı gezmenin yolu yerel turlara ve turistik noktalarda önceden yerinizi ayırtmak. Bu şehir için önerdiğimiz deneyimler şöyle; Bruges: 1 Saatlik Rehberlik Turu Turu (40 €), Zundert: Vincent van Gogh Evi Giriş Bilet (6 €), Brüksel'den: Maasmechelen Village Luxury Transferler (15 €), Brüksel Şehir Turu özel 2-Saat (190 €). Bu şehirdeki tüm turları görmek için tıklayın.
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar