Interrail - Avrupa Gezisi: Belgrad

Üsküp’ten Sırbistan’ın güzel şehri Belgrad’a geldik. Yine tren yolculuğu hayalimiz var iken otobüs ile gelmek zorunda kaldık. Üsküp’ten de tren seferleri şu anda bulunmuyormuş. Yaklaşık olarak 24-25 Euro karşılığında bilet alabiliyorsunuz.

Belgrad’a ikinci gelişimiz olduğundan buraya karşı ayrı bir sempatimiz var. Belgrad’a sabah çok erken bir saatte vardığımızdan, önce Knez Mihailova Caddesi’nde kahvaltı edip; Belgrad Kalesi, Kalemegdan ve Park’ı gezmeye karar verdik.

Belgrad’da da, Üsküp’te olduğu gibi Balkan esintilerine sıkça rastlıyorsunuz. Belgrad’ın ünlü pastaneleri Pekaralar da bunlardan biri. Hemen hemen şehrin her noktasında bulunuyor. Sabah kahvaltılarında, hatta günün her saatinde buradan yiyecek bir şeyler bulabilirsiniz. Bizim favorilerimiz peynirli ve patatesli börekleri. İki kişi börek, kahve ya da portakal suyu ile yaptığımız kahvaltıya yaklaşık 5 Euro ödüyoruz. Pekaralar kadar ünlü olan birde Toma var. Bizim bildiğimiz Toma değil, pastane olanlardan. Burada da aynı çeşitliliğe ek olarak İtalya’yı aratmayacak lezzette pizzalar bulabilirsiniz.

Kahvaltıyı Knez Mihailova Caddesi’nde yapıyoruz. Burası için Belgrad’ın İstiklal Caddesi diyebiliriz. Birçok kafe, kitapçı ve mağaza burada bulunuyor. Özellikle Belgrad’da dikkat ettiğimiz bir diğer konu, nerdeyse pastane ve mağazalar kadar çok kitapçıların olması. Okuma-yazma oranı gerçekten çok yüksek. Aynı zamanda çok hayvanseverler. Herkesin elinde birbirinden güzel cins köpekler görüyoruz.

Knez Mihailova Caddesinden yukarı doğru çıktığımızda Kalemegdan’a varıyoruz. Burası hem kale alanı, hem de yeşilliği ile göz dolduran güzel bir park. Kalemegdan, Türkçe kökenli bir ad bu nedenle söylenişi yabancı gelmiyor. Bunun nedeni isminin Osmanlı egemenliği döneminde konulması ve sonrasında da kullanılmasıymış.

Tuna ile Sava Nehri'nin birleştiği noktayı buradan izleyerek, manzaranın tadını çıkartıyoruz. Parkta dikkat çeken bir diğer köşe, satranç oynayabilmeniz için yapılmış özel masa ve sandalyeler olan kısım. Hatta yaşlı insanların çoğunlukta olduğu bir grubu, satranç oynarken görmek hoşumuza gidiyor. Keşke bizim ülkemizde de böyle güzel manzaralar görsek demeden geçemiyoruz.

Kalemegdan içinde Silahdar Damat Ali Paşa Türbesi ve Askeri Müze bulunuyor. Belgrad’da Avusturyalılara karşı yapılan savaşta şehit düşen Silahdar Damat Ali Paşa`nın naşı, Belgrad'a getirilip buradaki türbeye gömülmüş. Ayrıca Kalemegdan’da 1878 yılında kurulan müze Askeri Müze’yi de görüyoruz. Müzede Roma İmparatorluğu zamanlarından kalan 25.000'den fazla öge ve Sırp Ordusu tarafından düşürülen F-117 parçalarının sergilendiğini öğreniyoruz.Biraz dinlenmek için otelimize doğru yol alıyoruz. Belgrad’da da kalacağınız yerin uzaklığı önemli. Biz sponsorumuz olan Hotel Argo’da konaklıyoruz. Tren istasyonu ve Knez Mihailova Caddesi arasında kalıyor ve her  yere ulaşımı oldukça kolay sağlıyoruz. Otele sabah çok erken saatte gittiğimiz için eşyalarımızı bırakmıştık. Bu konuda bize gerçekten çok yardımcı oldular. Resepsiyonda her daim güler yüzlü ve yardımcı olma isteği olan personeller bulunuyor. Bize harita veriyorlar ve gitmek istediğimiz yerleri bizlere gösteriyorlar. Otelimiz oda kahvaltı hizmet veren ve son derece temiz, ücretsiz internet kullanımı sunan tercih edilebilecek bir yer. Bir daha gelsek yine burada kalırız.

Belgrad’da akşamüzeri yapılacak en iyi şey Skadarlija Caddesi’ne gitmek. İster kahvenizi içip, ister yemek yiyebileceğiniz, çok güzel kafe ve restaurantların olduğu Belgrad’ın ünlü bir caddesidir. Burası 7/24 açık olan, “Kafana” da denilen Sırp müzikleri eşliğinde, yerel lezzetleri tatma imkanı sunan bir yer. Bizim ordaki meyhanelere benzediğini söyleyebiliriz.

Gezimizin ikinci gününde ilk olarak Aziz Sava Katedrali’ne gidiyoruz. Burası bir Ortodoks kilisesi ve Sırp Ortodoks Kilisesi’nin kurucusu olan Aziz Sava’ya ithaf edilmiş. Yugoslavya döneminde kilisenin inşasına izin verilmediği için şu an hala katedralin iç kısmı restorasyon aşamasında. Katedralin yan tarafında ise Sırbistan Ulusal Kütüphanesi bulunuyor.

Buradan konum olarak yakın olduğu için Nikola Tesla Müzesi’ne geçiyoruz. Nikola Tesla 1952’de kendi adını verdiği Tesla biriminin mucidi olmuştur. Gelmiş geçmiş en büyük bilim adamlarından biri. Müzede kişisel eşyaları ve belgeleri bulunuyor. Giriş ücreti 500 Makedonya Dinarı, yaklaşık 4 Euro’dur. İçeriye girdiğinizde rehber eşliğinde gezmek isterseniz Sırpça ve İngilizce iki grup olarak belirli saatlerde giriş yapılabiliyor. Nikola Tesla’nın kablosuz enerji transferi üzerine yaptığı deneyleri bu müzede canlı olarak yaşama fırsatı bulabilirsiniz. Gerçekten çok etkileyici bir yer ancak içeriden video ya da fotoğraf alamıyoruz.

Sırada bir Sırp-Ortodoks kilisesi olan ve Taş Meydan Parkı’nda bulunan St. Mark Kilisesi var. Krstić kardeşler tarafından Bizans mimarisinin canlandırılması şeklinde tasarlanmış ve 1940'ta bitirilmiş.

Buradan da ayrılarak 1575 yılında Osmanlı Dönemi zamanından kalan Bayraklı Camii’ni de ziyaret ediyoruz. Bu camii şu anda ibadete açık olan tek camiidir. Knez Mihailova Caddesi’nin hemen alt sokağında bulunuyor.

Tüm günün yorgunluğunun ardından Belgrad’a gelmişken güzel bir akşam yemeği için Lorenzo&Kakalamba Restaurant’a gitmeden olmaz. Burası çok olmasada merkezin biraz dışında yer alıyor. Dışarıdan herhangi bir restaurant gibi gözükse de içerisi festival gibi çeşitlilik içerisinde. İlk başta o kadar fazla obje ve renk bir arada ki gözünüzü yoruyormuş gibi oluyor ama bir o kadar da zevkli oluşu hayranlıkla izlemenize neden oluyor. Yemekleri de restaurant kadar çeşitli ve lezzetli. İster geleneksel yemekler, ister İtalyan yemekleri isterseniz bolca et çeşitleri bulunuyor. Yemek olarak çok tavsiye vermek istemiyoruz ama tatlı konusunda gerçekten harika bir sunuma hazır olmalısınız. Garsonu tatlı menüsü için çağırdığınızda karşınıza boyunuz kadar bir menüyü koyuyorlar ve hadi seç bakalım diyorlar. Menüyü ilk gördüğümüzde şaşkınlıkla gülümseme arasında gidip gelmedik desem yalan olur. Kesinlikle favori tatlıları top şeklinde çikolata üzerine, tekrardan sıcak çikolata dökerek şov yaptıkları tatlıları.

Ülkemizden vize almadan gelebileceğiniz Belgrad’da, oldukça ekonomik, dolu dolu, sıcakkanlı insanların ve güzel yemeklerin olduğu bir tatil geçirebilirsiniz. En kısa sürede yine gelmek ümidiyle ayrılıyoruz.