Google+

Arama formu

KATMANDU'DAN POKHARA'YA YOLCULUK

Uludağ Üniversitesi’nde öğrencilik yıllarımda Nepalli bir tıp fakültesi öğrencisi ile tanışmış ve “neden tıp okuduğunu” sormuştum. Bana verdiği cevap: “ülkemin buna ihtiyacı olduğu için”di. O öğrencinin söylediklerini içselleştirebilmem için Nepal’i gelip görmem gerekiyormuş.

Pokhara

Uykunun bazen en güzel yerinde uyanmak, gidilecek yerler düşünüldüğünde bazen güzel hale gelebilir. Saat 05.30’da kalktık ve her milletten insanın olduğu turist otobüsümüz ile tam olarak dedikleri saat olan 07.00’de, Katmandu’dan Pokhara’ya doğru yola çıktık.

Pokhara-1

Pokhara-2

Turist otobüsü dememdeki neden ise yerli halkın bindiği otobüslerle karşılaştırılamayacak kadar iyi. Bizim otobüsümüzde klima, priz, internet, ekstra vantilatör var. Hatta şoför ile aramızda paravan biçiminde cam bir bölme bile var iken; yerli halkın bindiği otobüslerin çoğunda doğru düzgün pencere bile yok. Yerli halkın çoğu için, bu tip turist otobüslerine binmek oldukça uzak bir hayal. Ama buna rağmen hiçbirisi bize kötü gözle bakmıyor; hatta çoğu zaman yüzümüze bakıp samimi bir şekilde tebessüm ediyorlar. Bu durum insanı gerçekten rahatsız ediyor. Kendimi “Kökler” dizisindeki “beyaz adamlar”a benzetiyor ve bu durumdan çoğu zaman utanıyorum. Gezme felsefesi olarak, fakir bir ülkeyi, onlar gibi gezmek niyetinde olsam da insan bazen sağlık koşullarını düşünerek bunu yapamayabiliyor.

Pokhara-3

Pokhara şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Mum's Garden Resort, Hotel Lake Star, New Annapurna Guest House. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Fish Tail Lodge, Hotel Third Pole gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Green Peace Resort, Hotel Lakefront Pvt. Ltd, Hotel The Cherry Garden tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Pokhara aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Pokhara-4

Bu olumsuzluğu kafamdan atmaya çalışarak ama biraz da duruma uygun olacağını düşünerek telefonumdan, Francesco Guccini’nin “İI Vecchio E İI Bambino” adlı parçasını açıp yolculuğuma başladım (siz de fotoğraflara bakarken youtube’dan bu parçayı dinleyebilirsiniz, eminim beğenirsiniz). Otobüste arka beşlinin ortasındayım ve bu durumda yolun sağına, soluna, bir türlü akamayan trafiğe ve otobüsün içindeki tüm herkese hakim olan tek yolcu benim. En kötü koltuk sanırım ancak bu kadar güzel hale getirilebilir : )

Pokhara-5

Pokhara-6

Bize daha önceden söylendiği şekli ile Katmandu-Pokhara arası 200 km’lik bir yol ve bu yolu 6 saatte alacağımız söylenmişti ancak 8 saatte gidebildik. Bu mesafe Türkiye’de ortalama bir araba ile en fazla 2 saatte gidilebiliyor. Ancak burada yola çıktığımızda nasıl bir şehirlerarası yol ile karşılaşacağımızı bilmiyorduk, yola çıkınca öğrendik. Aslında ben yola çıkmadan herkese poşet dağıtılmasında manzarayı çakmıştım ama yolda daha iyi anladım. Yola çıkarken kahvaltı yapmamış olmamız büyük bir şanstı çünkü o durumda kahvaltımız midemizden poşete doğru yer değiştirebilirdi. Oldukça dar, çoğu yerde tek arabanın geçebileceği kadar asfalt, bazı yerlerde yolda büyük çukurlar vardı. Bu durumda uyumanın pek mümkün olmadığını söylemeye gerek yok sanırım.

Pokhara-7

Pokhara-8

Ülkede şerit çizgisi diye bir şey yok ve tüm yollar tek gidiş-geliş bir arada. Burada araç kullanmak çok büyük bir ustalık ister ki zaten tüm şöförler usta. Turistlerin bu ülkede alışması oldukça zor çünkü sürekli araçlar üstünüze üstünüze gelirken son anda her iki şoför direksiyon kırıyor. Demek ki araçlar ve yollar ne kadar kötü ise şartlar o insanları daha usta olmaya itiyor. Benzin istasyonu diye bir şey yok. Gişe biçiminde, kaldırıma kurulmuş tek bir pompalık bir düzenek var.

Saat 10.15’te akan nehri kıyısında yemek molası verildi. Biz de manzarası güzel bir masaya oturarak adını ve tadını bilmediğimiz yemekleri söyleyerek yemeye başladık. Şöyle bir taktik geliştirdim, yemeği ağzıma aldığım anda bambaşka şeyler düşünmeye çalışıyorum ağzımdakini unutarak. Bu durumda yemesi daha kolay oluyor.

Pokhara-9

Pokhara-10

Pokhara-11

Bir de bu olumsuz durumu tam tersine çeviren doğa harikası dağlardan söz edeyim. Belgesellerde gördüğüm o dağları yakından görmek… Everest’in yavruları olan bu dağlar bile Everest hakkında bize ipucu vermeye yetiyor. Uludağ manzaraları bu manzaralar karşısında halt etmiş. İnanılmaz yeşillik, sağlı sollu uzanan yüksek yeşilliklerin arasındaki vadi boyu yoldan devam ederken sağımızdan akan nehir bizimle yarışıyor. Çok sık prinç tarlaları ve buralarda çalışan çiftçileri görüyoruz.

Pokhara-12

Pokhara-13

Az gelişmiş ülkelerin karakteristik özelliği olarak Nepal’de de asli geçim kaynağı tarım. Dağ etekleri boyu yol alırken yine bu eteklere kurulu onlarca köyün içinden geçtik. Tahmin ettiğimiz gibi geri olan başkente göre çok çok daha geri bir yaşam var. Türkiye’de 76 olan ortalama insan ömrü bu ülkede maalesef 57. Çünkü bu insanların temiz suya ulaşma oranından tutun, sağlık hizmetlerine ulaşma koşulları oldukça kısıtlı ve bu da yaşam standartlarının çok düşük olduğunun göstergesi. Adeta bu köylerdeki insanlar kendi başlarının çaresine bakmaları için terkedilmiş. Ara ara durduğumuz dinlenme tesislerindeki tuvaletler o kadar pis ki turistlerin bazıları tuvaletlerini doğaya yapmayı daha uygun buluyorlar.

Pokhara-14

Pokhara-15

Dünyanın en yüksek 10 zirvesinin üçü Pokhara’da bulunuyor. Pokhara’ya vardığımızda bizi otelimizin gönderdiği araç aldı ve otele götürdü.

Pokhara-16

Buradaki otelimiz gerçekten güzel. Eşyalarımızı yerleştirip hemen yürüme mesafemizde olan Pave (Phewa) Gölü’ne gittik. Orada vakit kaybetmeden kayık kiraladık ve kendimize güvenimiz tam olduğu için “kürekçi” de istemedik.

Pokhara-17

Pokhara-18

Biralarımızı onlara özgü çerezlerle yudumlayarak gölü turladık ve göl içinde bulunan küçük adacığa çıktık. Ama asıl güzel olan yarın başlayacağımız 4 günlük dağ tırmanışımızda çok daha yakından göreceğimiz Annapurna Tepesi’ni (Hasat Tanrıçası - 8.091 metre) bu gölden, bulutların üstünden gözlemleyebildik. Yarın ve sonraki günler için heyecanımız şimdiden Annapurna’nın doruklarında…


Yazar Hakkında

Ali Yeniay

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Gezerek, okuyan ve hatta gezi yazılarını paylaşan" diye cevap veren bir seyyahım ben...