Kherson'da 3 Keyifli Gün

Ukrayna’nın güneyinde Dinyeper Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü deltada nehrin sağ tarafında kurulmuş olan Kherson (Herson) şehri 1778 senesine tarihleniyor. Ukrayna için en önemli sanayi şehirlerinden biri olmasının yanı sıra aynı zamanda pek çok farklı coğrafyayı da içinde barındıran bir bölge: Çöl de var, nehir de; orman da var, deniz de… Yani kısacası farklı bir uzun haftasonu seçeneği arıyorsanız Kherson güzel bir alternatif olacaktır.

İstanbul’da sadece 1 saat 5 dakika uçuş mesafesinde yer alan Kherson dümdüz bir arazi üzerine kurulmuş yemyeşil bir şehir. Uçak ile alçalırken kente tepeden baktığınızda parkların fazlalığı, geniş sokak ve caddeler dikkatinizi çekecek.

Türk Hava Yolları’nın İstanbul – Kherson hattı ilk olarak 2014 yılında 15 Ekim’de haftada 4 gün olarak hizmete başlamış. Şu an haftanın her günü karşılıklı seferler var. Ancak hedef haftada 10 sefere çıkarmak.

Ukrayna, Türk vatandaşlarına vize de uygulamadığı için gidiş kolay, hayat ucuz. Perşembe-Pazar seyahatleri için enteresan bir rota olacaktır.

Üç Günde Kherson

Kherson’u keşfetmek için 3 gün oldukça ideal bir süre.

İlk gün Herson merkezinde gezilmesi gereken yerlerden turunuza başlayabilirsiniz. Nüfusu 295.000 kişi olan şehir rahatlıkla yürüyerek gezilecek türden. Caddeler oldukça geniş ve yürüyüşe elverişli. Kentin içinde pek çok park alanı mevcut.

Kentin en popüler ve merkezi caddesi Tren Garı’ndan başlayıp Dinyeper Nehri’ne kadar devam eden UshakovaCaddesi. Kentin tüm önemli binalarının bu cadde üzerinde sıralandığını söyleyebilirim. Belediye Binası, Müzik Okulu, Valilik Binası, Üniversiteler, büyük marketler ve kentin en büyük oteli olan Optima Hotel de bu cadde üzerinde. Bu caddedeki binaların büyük çoğunluğu 18. yüzyıla tarihleniyor. Kentte bu caddeyi daha diplomatik bir cadde olarak tanımlarsak, kentin sosyal caddesi ise Suvorova Caddesi olarak belirtilebilir.

Araç trafiğine kapalı olan Suvorova Caddesi kentin kalbi konumunda. Yan yana sıralanmış kafeler ve restoranlar, yol boyunca sanatını icra eden sokak sanatçıları, yerel lezzet satan tezgâhlar bu caddeyi daha da renkli kılıyor. Bunun yanı sıra ana caddeye dik uzanan dar sokaklar da keşfedilmeyi hak ediyor. Rengârenk graffitiler bu daracık sokaklara hayat katıyor.

Caddenin sonunda ulaştığınız parkın adı Glory Parkı. “Park Slavy” olarak da anılan park oldukça büyük bir alana kurulmuş durumda. Burada yürüyüş yapıp park içindeki anıtı görüp, Kherson Bölgesel Kütüphanesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Bir sonraki durak ise St. Catherine's Katedrali. Rus – Osmanlı savaşı sonrasında 1781- 1786 yılları arasında General Ivan Gannibal tarafından yaptırılmış olan katedral eskiden olduğu gibi günümüzde de Herson’un en önemli ibadet alanlarından biridir.

Rus Devrimi sırasında Ateizm Müzesi olarak kullanılmış olan yapı 1991 itibariyle tekrar Rus Ortodoks Kilisesi’ne çevrilmiştir.

Bu bölgede görülebilecek bir diğer önemli nokta ise şehrin kapılarından Ochakivska Kapısı’dır. Eskiden şehri koruyan surlardan arda kalan Ochakivska Kapısı güney yönünde yer almaktadır. Kuzey yönünde ise bir diğer ayakta kalan kapı olan Moskova Kapısı bulunmaktadır. Zamanında burada yer alan kalenin 4 kapısı varmış tabi. Bu dört kapının dördü de farklı yönü gösteriyormuş.

Katedralin arkasına doğru ilerlediğinizde üzeri mazgalla kaplı kuyuya benzer büyük bir alana geliyorsunuz. Net olmamakla birlikte, bu derin silindirik çukurun 47 metre derinlikte olduğu ve zamanında kalenin gizli giriş kapısının buradan yapıldığı söyleniyor. Yani aslında kalenin orijinal yaşam alanı yer altındayken kapısı da bu şekilde gizlenmiş olan bir kuyuymuş.

Buradan sonra ise 1917 yılında kurulmuş olan Kherson Bölgesel Sanat Müzesi’ni gezebilirsiniz.

Burada 17. ve 19. yüzyıllar arasına ait, çoğu tablo olmak üzere Ukrayna ve Rus sanat eserleri sergilenmekte.

Kentte yapabileceğiniz bir diğer aktivite ise Dinyeper Nehri üzerinde yat turu. Şehir merkezindeki tersanenin yanından hareket eden teknelere binerek çıkabileceğiniz Dinyeper tekne turu yaklaşık 1 saat sürüyor.

Bu tur esnasında Dinyeper Nehri ve kolları üzerinde nehir boyunca sıralanmış yazlık evleri görebiliyorsunuz. Nehir üzerinde jet ski, kano, yelken gibi su sporları da Khersonlular arasında oldukça popüler. “Dinyeper tekne turu kaç para?” diye sorarsanız 3 kişilik bir grup için 50 $.

Limandan uzaklaşırken önce nehir kenarında yükselen Gemiciler Anıtı’nı görüyorsunuz. Biraz daha uzaklaştıkça tersanelerdeki Türk isimleri almış gemiler dikkatinizi çekiyor. Türk gemilerinin burada sıkça bulunmasının nedeni buradan tahıl ve hurda demir almak için uğramaları. Bu limandan Türkiye’ye yollanan tahıl miktarı yaklaşık 1 milyon ton. Kherson Limanı yaklaşık 42 ülkeyle ticaret yapıyor. Zaten şehrin ilk kurulma amacı da hem Karadeniz’de Ukrayna’yı koruyan bir kale görevi görmek, hem de bölgenin ticaret merkezlerinden biri haline gelmekmiş. Karadeniz’in kuzey kenarında yer alan Kherson ile Zonguldak arasında feribot seferleri de mevcut. Bu yolculuk yaklaşık 23 saat sürüyor.

İlk gün turunuzu güzel bir yemekle tamamlayabilirsiniz.

İkinci gün, Kherson’un merkezinden biraz daha dışarı çıkıp Oleshky Kumulları’nı görmenizi tavsiye ederim. OIeshky Kumları yalnızca Ukrayna’daki en büyük kum alanı değil, aynı zamanda Avrupa’nın 4 çölünden biridir.

Çölün oluşmasıyla ilgili farklı açıklamalar var. Bunlardan birincisi Buzul Çağı’nda bu bölgenin tamamının buzlar altında olması ve buzullar eridikten sonra çölün ortaya çıkışı. Bir diğer açıklama ise Baron Friedrich Falz-Fein’in kurucusu olduğu Askania Nova Vahşi Yaşam Koruma Alanı’na getirdiği bir milyon koyunun zaman içinde çevredeki otları yiyerek bitirmesi sonucu rüzgâr erozyonu nedeniyle bu bölgenin kumluk alana dönüşmesi.

Bu çöllük alan yaklaşık 300 kilometrekare alanı kaplamakta. Çöl alan daha da yayılmasın diye ve çevre yerleşimleri tehdit ettiği gerekçesiyle 20. yüzyılda çevresi ağaçlandırılmaya başlanmış. Bu sayede çölün etrafında insan yapımı bir orman oluşturulmuş. Bu orman 100 bin hektarlık büyüklüğüyle bugün dünyanın en büyük insan yapımı ormanı.

Bu çölde safari yapmak isterseniz Kherson’dan otobüsle 22 Grivna ödeyerek, 1 saatlik bir yolculuk sonrası Nova Khahovka’ya ulaşabilir, buradan da 200 Grivna ödeyerek taksiyle Oleshky Kumulları’na varabilirsiniz. Bu bölgede yeni başlayan diğer bir turistik aktivite de atla çöl gezintisi. Biz burada arazi araçlarıyla yaklaşık yarım saat süren kumul tepeleri arasında yuvarlanarak mini bir çöl safarisi yaptık. Safari ardından erikten yapılmış yerel bir içerik ikram ettiler.

Çöl safarisi sonrasında Chaika Ekoturizm Bölgesi’nde yorgunluk atabilirsiniz. Chaika kelime anlamı olarak Ukraynaca martı anlamına geliyor. Bu hem bu bölgeye verilen isim hem de yerel halkın nehirde kullandığı teknelere.

Chaika, Kherson Bölgesi’nde turizme katkı sağlamak amacıyla ortaya çıkmış bir proje. Burada Ukrayna’nın yerel kültürüne ait unsurlar ziyaretçilere turistik bir atmosfer içinde tanıtılıyor.

İlk olarak burada sizin için hazırlanmış yerel Ukrayna lezzetlerini köy ortamında tadabilirsiniz.

Mutlaka kabuklu deniz ürünlerinin tadına bakmanızı tavsiye ederim.

Yemek sonrasında yerel halkın yaşamını, geleneksel Ukrayna mimarisiyle yapılmış evlerde görebilirsiniz.

Hatta burada Ukrayna geleneksel kostümlerini de deneyebilirsiniz.

Ardından yine Dinyeper’in kollarında ve üzerinde oluşmuş küçük göllerde ufak balıkçı tekneleriyle gezebilirsiniz. Yine burada da su sporları yapmak mümkün. Kano, su bisikleti buradaki alternatifler. Çevredeki doğal güzelliklere ve özellikle sudaki yansıyan görüntülere hayran kalacaksınız.

Bu bölgedeki en enteresan alanlardan biri Kunduz Gölü. Kunduzlar uzun bitkileri, köklerini yiyerek öldürüyor. O yüzden önünüzde kuru kuru ağaçlar gördüğünüzde şaşırmayın. Gölün içinde çok azot olduğu için suda epey kabarcık da var. Göle yapacağınız ziyarette şansınız varsa kunduz bile görebilirsiniz.

Bir diğer nokta da Chaika Ekoturizm Bölgesi’nin engelliler ve yaşlılar için de çok uygun bir turizm bölgesi olması. 1922’den bu yana burada hizmet veren bir sağlık merkezi özellikle Avrupalı turistler arasında oldukça popüler. Şifalı suları ve göl çevresinden çıkarılan çamur ile yapılan tedavinin İsrail Ölü Deniz (Dead Sea)’deki alternatifinden daha kaliteli ve etkili olduğu söyleniyor.

Kherson’daki üçüncü gününüze güzel bir başlangıç için Ukrayna’daki, hatta Doğu Avrupa’daki tek İsveç Köyü olan Zmievka’yı plana almakta fayda var. 2500 kişinin yaşadığı bu şirin köyde etnik köken olarak İsveçli olan çok az kişi kalmış olmasına rağmen köy, İsveç Büyükelçiliği tarafından korunuyor.

Günün geri kalanını ise Askania Nova’ya ayırabilirsiniz. Avrupa’nın en büyük ve en eski biyosfer arazilerinden biri olan Askania-Nova, pek çok egzotik hayvan ve bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır. Ukrayna’nın Yedi Harikası’ndan biri ve UNESCO Uluslarası Biyosfer Koruma Alanları’ndan biri olan bu bölge, Baron Friedrich Falz-Fein tarafından 19. Yüzyılın sonunda kurulmuş. Dünyanın dört bir yanındaki hayvanat bahçelerinden ve botanik bahçelerinden ilham alan Falz-Fein, bölgeye değişik yerlerden bir çok tür getirmiş. Bu türlerin bir çoğu uyum sağlamış, hatta bir kısmı da fazlaca uyum sağlayıp doğal ortamlarından bile daha ileri giderek gelişmiş.

11.000 hektar üzerine yayılmış olan Askania-Nova’da 450 çeşit egzotik hayvan ve kuş barınmakta ve 500’ün üzerinde farkı tür ağaç ve süs bitkisi yer almaktadır. Bu bölgeyi de yine atlı safari yaparak ya da minibüslerle gezebilirsiniz. Burada unutmamak gereken bir nokta safariye katılmak istiyorsanız 3 gün öncesinde rezervasyon yapılması gerektiği.

Üçüncü günü de böyle güzel bir doğa aktivitesiyle tamamladıktan sonra otelinize geldiğinizde siz de mutlaka benimle aynı hisleri paylaşacaksınız. Bize burnumuzun dibi kadar yakın bir ülkede, üstelik hiç de tahmin etmediğimiz bir coğrafyada çölden tutun, sazlıklı göllere, yüzlerce vahşi hayvanın yaşadığı geniş arazilerden tutun, otantik folklor yaşantısı görebileceğiniz bir ortamı barındıran bir nokta Kherson. Belki de popüler gezi destinasyonlarından biraz da kafamızı kaldırıp bu kadar yakınımızdaki cennetleri keşfetmenin zamanı geldi de geçiyor. Kherson gerçekten de 3 günde size keyifli bir cennet ziyareti vaat ediyor.

TUĞÇE YILMAZ

Yazar Hakkında

TUĞÇE YILMAZ

 Yaklaşık 15 sene Medya satın alma ve Planlama sektöründe çok uluslu şirketler ile çalıştıktan sonra kendi tutkusu olan gezi ve seyahate yönelerek Gezimanya.com’u kurmuştur.1997 - 1999 İstanbul Üni