Google+

KOMPLE BİR YAZ TATİLİ: RODOS VE SYMİ (1. BÖLÜM)

1028907 Nis 2014Gezi Notu
Koray GunyasarKoray GunyasarBronz Yazar07 Nis 2014102880 Yorum

2013 Ramazan Bayramı tatilinden önceki 2 buçuk güne izin alarak ama uçak biletlerinin aşırı pahalı olması sebebiyle bayram dönüşüne dek uzatamayarak, Bengi ile bayrama göre görece ekonomik bir tatil geçirmek istedik.

Önce Kaş-Meis-Rodos üçlüsü üzerinde dursak da en sonunda hem daha sakin olacağı hem de daha ekonomik olacağı gerekçesiyle daha önce cruiseda tanıştığımız Rodos'ta karar kıldık.

Rodos

Bengi Bodrum'dan geleceği için ulaşımı feribotla olacaktı ve kolay sayılırdı. Ben ise Dalaman'a uçakla geçip ardından Marmaris'te 20 yıllık arkadaşım Doruk'un ailesinin de payının olduğu Sediz Club'da bir gece konaklayıp ertesi sabah Yeşil Marmaris ile adaya ulaşacaktım.

Marmaris'te bir geceden sonra Netsel Marina'nın yanındaki limana doğru yürüyerek yola çıktım. Haritadan daha kısa gözüküyordu, yanılmışım. Bavulla yaklaşık 35 dakikalık bir yürüyüş oldu. Neticede 09.00'daki feribot için boarding card kuyruğuna girerek beklemeye başladım. Yeşil Marmaris ile gidiş-dönüş yolculuk, eğer dönüşünüz gidiş gününüzden farklıysa 54 Euro civarına tekabül ediyor. Sonradan yaptığım araştırmalarda Yunanistan'a ait Dodekanisos Seaways'in bir nebze daha yavaş gemisiyle fiyatın 30 Euro civarına dek düşebildiğini gördüm. Sizlerin de aklında olsun.

Rodos şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Angel's Villa, Konstantinos Apartment, Praxitelous 9 Old Town. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Faces Art Suites, Chris Apartments gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Anna's House - Old Town, Amazing Apartments with Sea View in Rhodes Town, Spanish Inn tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Rodos aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Yaklaşık 40 dakikalık kuyruktan sonra daha önceden satın aldığım iki bileti de bastırıp, pasaport kontrolünden geçip gemiye adımımı attım. Feribotta nasıl olsa yiyecek bulurum diye aç gelmiştim ama bisküvi ve gofretten başka yiyecek bir şey olmadığını acıyla tecrübe ettim.

20 dakikalık bir rötardan sonra hızlı katamaranımız hareket etti. Bu esnada saat 08.45’te kalkması gereken Bengi'nin feribotu, Bodrum'dan hala kalkmamıştı. Saat 10.15 civarına dek de hareket etmeyerek sonsuz bir rötara sebebiyet verdi.

Marmaris'in kirlenmemiş yan koylarının arasından geçerek adaya yaklaşık 1 saatlik bir yolculuktan sonra ulaştım. Bengi'nin adaya ulaşmasına daha 2 saat kadar daha olduğunu düşünerek Old Town'da yeni açılan Medieval Inn'i aramaya koyuldum.

1. GÜN

Katamaran daha önce cruise ile yanaştığımız turist limanına yanaştı. Bu limandan inince hemen karşınızda 3-4 tane “Türkçe konuşuyoruz” da yazan araç kiralama şirketi göreceksiniz, araç kiralamak isteyenler bunlardan kiralama yapmayın. Normal ücretten en az % 50 daha pahalı fiyat çekiyorlar. Araç kiralamayla ilgili ayrıntılı bilgiyi zaten sonra da vereceğim. Otomatik bir Smart'a günlük 75 € fiyat aldıktan sonra yanında yunus heykelleri olan minik plajın yanından geçip Old Town'a giriş yaptım.

Old Town bana kalırsa Rodos merkezin en güzel yeri… Kültür Mirası Koruma Programı'na kabul edilen kale içindeki çoğu bina Ortaçağ'dan kalma ve olduğu gibi korunmuş; insanlar evlerini ve dükkânlarını bu binalar içine açmışlar.

Rodos-1

Çoğu ara sokağa çakıl döşenmiş olduğundan sürükleyerek götürdüğüm bavulum bazen insanların kulağını tırmalasa da rahatlıkla buluyorum pansiyonu. İçerdeki avluya kafamı uzattığımda 60 yaşlarındaki Dimitros'u televizyon izlerken buluyorum. “Gel bir soluklan” diyor, buyur ediyor. Öncesinde 11.30 gibi otelde olacağımızı söylemiştim, öyle de oldu ancak oda henüz hazır değilmiş, boşalacak odadaki arkadaş saat 12.00’den önce check out yapmamış. Ne iş yaptığımı, nereden geldiğimi soruyor. Adanın gediklisi olarak Türkiye'den gelen feribot kaptanlarını isimlerine dek biliyor. Rötarı duyunca üzülüyor, 13.00 gibi Bengi'nin geleceğini tahmin ediyor.

Dimitros ile 5 dakika konuşmadan içeri Lilly giriyor. Daha önce mailleştiğimiz Lilly, Manos  ile birlikte Medieval Inn'in sahiplerinden… Hemen bir şeyler ikram etmek istiyor, yolda bol su vb. şeyler içtiğim için kabul etmiyorum. Pasaportumu alıp kaydımı yaparken Manos ile aynı burç olduğumuzu; konuşmamın, bakışlarımın da  kendisini andırdığımı heyecanla tanıştırmak istediğini söylüyor. Akşam saatlerinde uğruyormuş genelde Manos, akşamı bekleyeceğiz. Kendisinin burcu da Bengi ile aynı çıkınca sohbet koyulaşıyor. Lilly 35-36 yaşlarında, Avustralya'da doğmuş Yunan göçmeni bir ailenin kızı. Yaklaşık 20 yıl orada kaldıktan sonra Yunanistan'a dönüp İngilizce öğretmenliği yapmaya başlıyor. Manos ile 3 yıldır birlikteler… Otelde müşterilerin yarı yarıya Türk olduğunu, en sevdiği müşterilerin de Türkler olduğunu, çünkü temiz ve genelde organize olduğumuzu söylüyor. Bu arada dışarı çıkan Dimitros motosikletle beni limana bırakmayı teklif ediyor ama Bengi'nin gelişine daha olduğu ve oda henüz hazır olmadığı için bu kibar teklifi reddediyorum.

Bir müddet sohbetten sonra oda hazırlanıyor. Avluya bakan, ufak, ancak Medieval Inn'in hemen her köşesi gibi ince bir zevkin hissedildiği şirin bir oda… Old Town'da çoğu otelde klima yok (elektrik sisteminin de etkisi olabilir), dolayısıyla çareyi duvara büyük bir dönen fan koymakta bulmuşlar. Oda fiyatının Ağustos için kişi başı 27 Euro civarında olduğunu söylemeliyim; Old Town'da bu kalitede bir yer için inanılmaz ucuz bir fiyat.

Bavulu boşaltıp feribot sonrası açlığı gidermek adına, Old Town giriş kapısından limanın da izlenebildiği bir sandviççiye uğruyorum. Self servis bu sandviççi limandan Old Town'a girer girmez sağda yer alıyor. 3 €'ya sandviç, 1 € civarına unlu mamuller satın alabilirsiniz. Bahçesinde bekleyip Bengi'nin inişini bekliyorum bir yandan.

Rodos-2

Baktım gelen giden yok, 5 dakika daha yürüyüp limanın önüne geliyorum. Tam o esnada yanaşıyor katamaran… İçeri biletsiz kimseyi almayan güvenlik görevlisine rica ediyorum, gölgede beklememe izin veriyor. 

Pasaport kontrolünden sonra Bengi ile buluşup bavulunu otele bırakıyoruz (Otel-liman arası yürüyerek 7-8 dakika). Bengi fotoğraf makinemizi Bodrum'da unutmuş, bundan dolayı çok üzüntülü. Çekimlerimizi telefonla yapmak zorunda kaldık, bizi idare edin (:

Ardından Rodos limanının hemen yanında bulunan ve pırıl pırıl bir çakıl plaj olan Elli Beach'in yolunu tutuyoruz. Old Town'dan çıkıp modern Rodos'un sınırlarına giriyoruz. Birçok restoranın sıralandığı ve hemen arkasında otobüslerin kalktığı New Market'ta, Bengi de çok acıkmış olduğu için bir atıştırma olarak midye ve saganaki söylüyoruz.  Yanında da tabii ki iki adet Mythos…

Rodos-3

Saganaki (kökeni büyük ihtimal sahandan gelen) sahanda özel peynirlerin kızartılmasıyla oluşturulan bir Yunan atıştırmalığı. Yanında söylediğimiz haşlanmış midye ise önceki yolculuklardan da aşina olduğunuz; şarap, sarımsak ve taze soğanla haşlanan midye.

New Market'ın önündeki restoranlar tahmin ettiğimiz gibi biraz pahalıydı. Ama asıl problem olan yediğimiz şeylerin orijinaline göre oldukça lezzetsiz olmasıydı. Toplam 23 € civarı bir para ödeyerek kalkıyoruz ve plaja yöneliyoruz.

Rodos'ta plaj girişleri genel olarak standart: iki şezlong, bir şemsiye 8 €.

Ücretimizi ödediğimizde biletin arkasında Big Brother Bar'ın plaj partisine giriş hakkı kazandığımızı da görüyoruz. İlk günden çok ilgimizi çekmiyor.
 
Kendimizi mavi sulara atıp denizin tadını çıkarıyor, ara ara da şezlonglarda sızıyoruz. Rodos'un denizinin en güzel yanı; hem hemen hemen her yerde inanılmaz berrak olması hem de “alışma yapmadan” rahatlıkla denize girilebilir olması. Ölüdeniz gibi kaynar su da değil, hem serinletiyor hem de rahat giriliyor.

Gençlerin atlama tahtasına heves edip yöneliyoruz ancak üst katın göründüğünden daha da yüksek olduğunu görüp tırım tırım en alttan atlıyoruz.

Aşağı yukarı saat 19.30'a kadar denizde kalıp otelimize dönüyoruz.

Dönüşte Lilly'nin bahsettiği Manos ile tanışıyoruz. Hem Lilly hem Manos çok sıcak ve sempatik insanlar… Geniş alınlı, benden daha çok saçlı ama sakalsız bir arkadaş olan Manos ile hakikaten birbirimizi andırdığımız noktalar var.

İçinde kaldığımız bina 1300'lü yıllardan kalma… Manos'un anneannesi bu binada adanın ilk pansiyonlarından birini açmış zamanında. Sonra bir ara İtalyanlara kiralanmış ve en sonunda Manos aile geleneğine uyarak içini restore edip 2013 Haziran ayı sonunda hizmete açmış. Açılıştan kısa bir süre önce babasını kaybeden Manos ile sonra yaptığımız sohbetlerde de bunun acısını halen yaşadığını fark ediyoruz.

Odada akşam için hazırlanıp, Manos'tan meze ağırlıklı restoran tavsiyeleri alıp yola koyuluyoruz.

İlk durak; sıra sıra restoranların yan yana dizildiği Menekleous Street.
 
Fotis grubuna ait iki restorandan daha salaş olanı Fotis, bu sokağa girip köşeyi döndüğünüzde hemen sağda, Romeo'nun karşısında yer alıyor.

Fotis'te yaklaşık 15 çeşit meze var ve hepsi sadece 3,80 €. Bu seçenekler içinden mini bebek kalamarlar, zeytin, denizkestanesi salatası, sübyeli risotto, sarımsakta pişirilmiş yaban mantarı ve deniz mahsulleri böreğini seçerek geceyi açıyoruz. Bunların yanına da Bengi'nin tavsiyesiyle Barbayanni'nin mavi etiketlisini söylüyoruz ki % 46'lık alkol oranına sahip bu ouzo, rakıya en yakın tadı veren markalardan biri.

Ardından ızgara ahtapotla taçlandırdığımız bu akşamı;

5 yıldızlı bebek kalamar (koca bir kâse çıtır çıtır, nefis!)
5 yıldızlı denizkestanesi (deniz tadı ağzınızda)
5 yıldızlı mantar (her tat çok dengeliydi, birinci sınıf)
3 yıldızlı ahtapot (fazla limonlanmış dolayısıyla ızgara tadını kaybetmiş)
3 yıldızlı risotto (sübyesi iyiydi de risottosu oldukça başarısızdı)
3 yıldızlı deniz mahsulleri böreği (pita ekmeğinden yapılmış ama mahsulden çok peynir geliyor)
performansıyla kapatıp, yaklaşık 45 € civarı bir hesap ödeyip (bu masanın Bodrum karşılığı minimum 100 €'dur) sokaktan yukarı doğru çıkmaya devam ediyoruz.

Rodos-4

Rodos-5
Bir kısım denizkestanesi salatası

Rodos-6
Bir kısım mantar

Rodos-7
Bebek kalamar kızartması - nefis

Rodos-8
Deniz mahsulleri böreği

Rodos-9
Sübye ve mürekkepte risotto

Rodos-10
Bir kısmı yenmiş ahtapot

Rodos gece hayatıyla da oldukça hareketli… Old Town'ın içindeki barlar sokağı ve Menekleous'tan yukarı çıktığınızda karşılaştığınız mekânlar haricinde, yeni Rodos'ta da onlarca bar ve kulüp mevcut. Bunlardan en ünlüsü olan Colorado'ya bu gidişimizde gitme fırsatı bulamadık (Yeni Rodos'ta). Siz giderseniz uğrayın derim çok tavsiye edildi.

Gece hayatındaki en önemli fark, ipsiz sapsız nüfusunun hemen hemen sıfır olması… Özellikle Old Town'ın içinde belli bir kalite turistin de bulunduğunu göz önüne alırsak, çöp İngiliz ekibi de genelde mekânlarda değil. Bu durum, oldukça nezih ve güzel bir atmosfere yol açıyor.

Bunlardan Macao Lounge Bar; lounge müzik çalınan, piyasanın kuvvetli olduğu son derece şık mekânlardan biri… Alışılagelmiş kokteyllerden çok, kendi özel kokteyllerini yapıyorlar. Bira ve sadece 10-15 çeşit kokteylleri var. Ortalama fiyatları 7 €, en premium kokteylleri 9 €. Bundan daha pahalı herhangi bir şey yok.

Yorgunluk da bastırınca Macao'dan çıkıp barlar sokağına hiç uğramadan otele dönüyoruz. Sabah istikametimiz, adanın en özel ve turistik yerlerinden Lindos olacak.

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar