Google+

RESEN - BİTOLA(MANASTIR) VE FLORİNA

1285925 Tem 2013Gezi Notu
Serpil GülSerpil GülBronz Yazar25 Tem 2013128591 Yorum

Para birimi : Euro
Otelimiz : Floriti Otel
Kalış Süresi: 1 gün

Ohri’den ayrılıp yolumuzu Resen istikametine çevirdik. Buraya Niyazi Beyin Konağını görmek için geliyoruz. Yine ağaçlı, güzel kıvrımlı bir yolla Resen’e vardık. Resen biraz eski bir yer.. Osmanlının son terkettiği topraklar, Ohri, Resen, Bitola imiş. Resen'de konağı navigatör Sinem bulmakta zorlanınca yol kenarındaki polise soralım dedik.

İngilizce sorarken bize Türkçe konuşun diye güzel bir Türkçeyle cevap verdi. Tarif üzerine konağı bulduk. Konak çok bakımsız bir konak. İçinde bulunan görevli bize çabuk çabuk eserleri anlattı. Türkçe bilmiyordu. Yarı Türkçe kelimeler, yarı Makedonca seramik sergisinin kimlere ait olduğunu anlattı. Genellikle İzmir ve Marmara Üniversitesinden profesörlerin eserleri vardı.
Niyazi beyin hikayesi bizde atasözüyle tanınıyor. Hikaye doğru ise, Niyazi bey savaşta değilde bir yakını tarafından öldürülünce halk tarafından “Ne şehittir, ne gazi, ……… gitti Niyazi” denen bir kişi. Bu atasözü bizde çok kullanıldığı için köklerinin taaa Resen’li Niyazi beyden geldiğini burada öğrendim. Konakta resim çektirdikten sonra Bitola yani Manastır’a doğru yola koyulduk. Manastır Atatürk’ün Askeri okulunun bulunduğu yer. Merakla beklediğimiz bir yer. Ayrıca Elveda Rumeli’nin çekimlerinin yapıldığı yerlerden..

Yine ağaçlı yeşil bir yoldan Manastır’a doğru ilerliyoruz.

Bitola yani Manastır tam hayal kırıklığı yaşadığımız bir yer. Çok eski bir şehir. Burayı bizim için tek cazip kılan Atatürk’ün Askeri Okulu. Zaten herkes onun için geliyor ama daha bakımlı yer beklerdim. Okulun içersine girdiğimizde görevli resim ve video çekmek yasak dese de biz içerde ve dışarıda resimler çektik..

Bitola (Manastır) şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Hotel Theatre, Bela Kuka Hotel, Millenium Travel Apartments. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Central Exclusive Apartment, Apartment Tomaki Dimitrovski gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Aries Apartments, JK Apartments, Hotel Rustiko tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Bitola (Manastır) aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Bitola (Manastır)

Üst katta iki oda vardı koridorun bir ucu Makedonya müzesi, diğer ucu ise Türkiye tarafından desteklenmiş Atatürk’ün Anı Odası..
İçeriye girdiğinizde size bir mektup sunuyorlar. Eleni isimli bir kızın Atatürk’e yazdığı aşk mektubu. Eleni’nin hikayesinin doğru olup olmadığını bilmiyoruz ama mektubun bir fotokopisi elimizde. O da şöyle..

“Kemal Atatürk’e herhangi bir zamanda ve yerde!

Çok seneler geçti, ben halen her gün içerisinde senden haber bekliyorum. Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla ve kağıttaki gözyaşlarımı göreceksin. Yıllar ve olaylar geçiyor. Seninle ilgili çok şeyler konuşuluyor. Mektubumu okurken, başka kadını seviyorsan, mektubumu kopar ve kendine sor. “İnanabiliyor mu ki Manastır’lı bir Eleni Karinte, bir günlük tanıdığı ve aşık olduğu adama bütün ömrünü harcamıştır? Ve benim senin sevdiğim kadar, o kadını o kadar seviyorsan, kendisine hiçbir şey söyleme, senin kadar mutlu olmasını diliyorum.!

Döneceğini, beni unutmayacağını biliyorum. Babam vefat etti. Beni senden ayırdığından tam bir yıl geçti, beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi. Ağlamadım, biliyorum ki tüm kilitleri ve hapisleri boşuna harcadı. Beni evlendirecekleri adamı sadece bir kez gördüm ve kendisi bana onu sevebileceğimi sordu. Bende kendisine: “Hayır, ben sadece aşkımı seviyorum “dedim. Ve artık kendisini göremedim. Babam beni hiçbir zaman affetmedi ve bende kendimi affetmedim. O zamanlardaki gibi artık genç ve güzel değilim. Tüm ömür bir gün içersinde.

Ebediyen seni seven ve seni bekleyen, senin Eleni Karinte”

Mektup doğru mu bilinmez ama hüzünlü bir aşk hikayesi..

Manastırda Elveda Rumeli’nin çekildiği eski çarşıyı görmek üzere askeri okulun tam karşısındaki sokağa ilerliyoruz. Sokak trafiğe kapalı.. Manastırda muhakkak kuru fasulye yemelisiniz diye diğer Balkan notlarından okumuştuk. Ben sokaklarda güveçte kuru fasulyeci bulacağımı zannetsem de kuru fasulyeyi hiç kimse anlamadı. Daha önce Elveda Rumeli’nin kaldığı otel Epinal Bitola’nın karşısında güzel bir restaurant var dediler. Eleni’nin evinin kaşısında kuru fasulyeci var dediler. Bu sadece notlarda kaldı. Biz bulamadık. Yine bizi bilmediğimiz yemek olduğu zaman kurtaran Pizza Margaritta kurtardı. Peynirli, domatesli, pizza..

Buranın garsonları bir hoş. Daha doğrusu tüm Balkanların garsonları. Zorla sipariş alıyorlar ve siparişleri çok geç getiriyorlar. Türkiye gibi yok derler ya.. yemek konusunda evet. Güzellik konusunda her yerin kendi güzelliği bir başka..

Ama Manastırı sevmedim. Elveda Rumeli deki terzi Hasan’ın ve kasap’ın dükkanlarının olduğu eski çarşıyı şöyle bir gezdik. Herhangi bir dükkan bulamadık ama genel bir çarşıyı gezdik. Bayağı eski ve bakımsız bir çarşı.

Tayfun burada umduğumuzu bulamadık. Bari manastıra gelmemize değsin diye Elveda Rumeli’deki Pürsiçan köyüne yani Makova köyüne doğru arabayı sürdü. Köy yolu git git bitmiyor. Issız dağlık bir yerden köye varmamızı beklerken, ben habire “Aman boşver Tayfun diziyi açar oradan seyrederiz. Yolda arabamız bozulsa bizi burada kimseler bulamaz dediysem de Tayfun köyü bulmakta ısrarlıydı. Manastır yani Bitola’ya 30 km. ilerde Makova (Pürsıçan) köyüne ulaştık. Köyün girişinde iki köylü kızı (köylü demeye bin şahit.) kıkırdaşarak Sütçü Ramiiiz dedi. Bizde evet deyince, arabaya atladılar bizi Sütçü Ramiz’in dizideki evine götürdüler. Tek bildiği Türkçe kelimeler diziyle ilgiliydi. Namiik diyor onun yaşadığı yeri gösteriyor. Terzi Hasan diyor onun evini gösteriyor, Baytar diyor evini gösteriyor. Köy terk edilmiş çok eski bir köy. Ben habire senaryolar üretiyorum. Kızlar bizi eve götürüyor diye olmadık bir yere götürüp orada da yakınları bizi kaçırırlarsa, çantama mı bakıyorlar desem de bizim cesur Tayfun ve Aytaç kızların peşine takılarak evin olduğu yere geldik.

Bitola (Manastır)-1

Resimleri çektirince gerçekten geldiğimize değdi dedik. Kızlar kıkırdayarak bütün yerleri bize gezdirip yolda indiler, bizde artık Yunanıstan’a geçeceğimiz için elimizde kalan tüm Makedon dinarlarını rehberlik hizmetlerinden dolayı kızlara verdik. Hemen aldılar. Hatta nescafe içip içmeyeceğimizi sordular.

Ben biraz ürkek miyim neyim. Sonradan kızların rehberlik hizmeti veren samimi kızlar olduğunu anladım. Zaten onlara sarılarak resim çektirip, birbirimize el sallayarak ayrıldık.

Bu köy yolunu navigasyon Sinem bile göstermedi. Köye giderken sistem bozuldu. Bu arada bazı yollarda özellikle sınıra yakın yerlerde Navigasyonda kopmalar görülebiliyor.

1 gece konaklayacağımız Florina’ya doğru yola çıktık. Manastır ve çevresi bir günümüzü aldı. Ama en çokta nerede yemek yiyeceğimiz. Onun için notlara yemek yenen yerleri fazla önermeyeceğim. Önerilen yerleri aramaktan zaman kaybediliyor. Çünkü Manastırda kuru fasulyeciyi kimseye anlatamadık.

Makedonya sınırına geldik. Yaklaşık 13 gündür değişik yerlerinde gezdiğimiz Makedonya ve çevresinden ayrılarak Yunanistan sınırından içeriye girdik. Sınırdan içeri girer girmez bizi yağmur karşıladı. Ohrid’den beri takip eden kapalı hava nihayet boşaldı.. Acaba Yunanistan bizi görünce sevinçten ağlıyor mu yoksa yine geldi Türkler diye üzüntüden mi ağlıyor.

Kalacağımız otele doğru ilerliyoruz.

Otele geç geldiğimiz için bugün hiç gece turu yapmadan yatalım dedik. Odada internet pek çalışmadığı için bugün internetten bilgi almadan sadece bu güne kadar çektiğimiz videoları ailece seyrettik. İyi ki günü gününe not almışım dedim. Bazı gezdiğimiz yerleri unutmuşuz bile..

Sabah uyanınca otele kahvaltıya indiğimizde iki Yunan bayan görevli bize harika bir kahvaltı hazırlamıştı. Ortaya ev yapımı börek, kek koymuşlar. Az İngilizcelerine rağmen anlaşarak çay ve diğer kahvaltılık malzemelerimizi verdiler. Ve devamlı da memnun olup olmadığımızı sorunca kendilerini çok sevdim. Biz bunları İzmir’de denize dökmüştük ama iyi insanlarmış meğer.. (Yunanistan’da bu espriyi yanımdan geçen, ya da sevmediğim her durumda bol bol kullandım.) Neyse ben de jest olarak onlara tabaklarımızı kendimiz toplayarak yardım ettim.

Florina’daki otelimizden ayrılıp Selanik’e gidecektik. Bir gece kaldığımız bu şehri fazla gezemedik. Çok bir şey yok diye. Şöyle bir internetten araştırdığımda güzel bir bilgi ile karşılaştım bu şehir hakkında. Ödüllü filmimiz Susuz Yaz’ın yazarı Necati Cumalı’nın doğduğu yermiş. Yunan Nüfus Mübadelesiyle birçok Türk ailesi gibi o da göç etmiş.. Susuz yaz filminden sonra da buraların hikayesini anlatan Makedonya 1900 diye de bir kitap yazmış. Florina’dan ayrıldıktan sonra Edessa şehrini dolaşmamız lazımmış. Tayfun ve Aytaç bir yazıda sular şehri diye okumuş. Edesaya geldik. Park ettikten sonra küçük nehir kenarlarında cafelerden ve parklardan yolu takip ettik. Sanki iki su yolu yapmışlar, kenarlarına cafeler yapmışlar gibi gelmişti ki. O ilanı görene kadar. Waterfall, akvaryum, museum

Bitola (Manastır)-2

Hemen tabelayı takip ettik, birde ne görelim Düden şelalesi filan yanında hiç olan harika bir şelale. Ve şelale yakınlarına oluşturulmuş yürüme yollarıyla şelale de ıslanma turları. Gerçekten de bu şelale yollarla şehre verildiği için her yer yapay su yollarıyla içinden su geçen şehir oluvermiş. Biz neden böyle bir manzarayı oluşturamıyoruz diye üzüldüm. Son Düden’e gittiğimde suyun çok az aktığını ve etrafının kuraklaşmaya yüz tuttuğunu görmüştüm. Halbuki bu suyu değişik yollardan şehrin içine vererek orayı da burası gibi bir hale getirebilirler

Şelalenin akış yönünün altına girdiğimizde hepimiz acaip serinledik. Serinledik demek yanlış olur. Tüm çamaşırlarımıza kadar ıslandık.
Edessa gerçekten bayağı güzelmiş. Selanik’e bizim gibi Makedonya’dan geçiş yaparak gidecekler bir Edessa’da şelale de ıslanın. Ve meydandaki cafelerde bir şeyler için. Güzel izlenimlerle ayrılacaksınız. Çınar ağacının altındaki cafedeki Yunan garsonda sempatik olarak nerelisiniz diye sordu. Hep derler ya Türkler ilk gördüğüne bu soruyu soruyorlar diye. Yunanlı hemşerilerimizde aynı. Ayrıca kahvaltılarıyla da aynı biz..

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(1)

Yorumlar

Senol Eker kullanıcısının resmi

Senol Eker

GÖNDERİ ZAMANI 30 Tem 2015
Bulamadığınız yerler: Terzi Hasan'ın Dükkanı: https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10153500956378966&set=pb.634528965.-2207520000.1438205105.&type=3&theater Fasülyeci ise Manastır'da değil ama Üsküp'te Otel De Koka'nın arkasındaki (bit pazarının yanındaki) lokantaların olduğu yerde "Vavilon" adlı lokantada. Bu lokanta Müslüman lokantası ve garson Ali Türkçe biliyor: https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10153516018888966&set=pcb.10153516018993966&type=1&theater