Ağrı Dağı Nerededir?


Ağrı Dağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğu ucunda; Türkiye, Ermenistan ve İran sınır kavşağında yer almaktadır. Kuzeyinde Iğdır Ovası, güneyinde Doğubeyazıt Ovası ve güney doğusunda sönmüş bir volkan olan Küçük Ağrı Dağı bulunmaktadır. Ağrı Dağı’nın %65’lik bölümü Iğdır ili, %35’lik kısmı ise Ağrı ili sınırları içerisindedir.

Ağrı Dağı’na Nasıl Gidilir?

Dağın en yakınında bulunan merkez olan Doğubeyazıt’a, Ağrı ve Erzurum’dan ulaşım sağlamak mümkündür.
Ankara ve Erzurum arasında düzenli olarak çalışan hava, demir yolu ve kara yolu bağlantısı bulunmaktadır. Trabzon-Erzurum-Tahran uluslararası karayolları ise Ağrı Dağı eteklerinden dolanarak İran’a uzanmaktadır.

Ağrı Dağı’nın Özellikleri

Ağrı Dağı, 5.137 metre yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek doruğudur. Sönmüş bir volkan olan bu dağ, Doğu Anadolu Volkan Dizisi üzerinde yer almaktadır. Jeolojik konumu dolayısı ile de öneme sahip olan Ağrı Dağı, Büyük Tufan’dan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yapmasından dolayı da efsanevi bir karaktere sahiptir. Kutsal kitaplarda yer edinmiş olan Ağrı Dağı’nın farklı dillerde birçok adı vardır. Bunların bazıları ise Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel ül Haris’tir.

Ağrı Dağı’nın volkanik geçmişi dolayısı ile bölgede bazen volkanik kökenli depremler meydana gelebilmektedir. Büyük Ağrı Dağı’nın zirvesi kalın bir buz örtüsü ile kaplıdır. Yani Büyük Ağrı Dağı ve Küçük Ağrı Dağı volkanik faaliyetlerini tamamlamış, sönmüş bir dağdır. 

Ağrı Dağı’nın kuzey batı yamacında, yaklaşık 3.600 metre yükseklikte bulunan gölün ise ne şekilde sınıflandırılacağına henüz netlik kazandırılamamıştır. Dağ, buzullar açısından zengin ve volkanik bir karaktere sahip olmasına rağmen üzerinde ne volkanik ne de buzul göllerine rastlamak mümkündür.

Ağrı Dağı’na Tırmanış

Ünlü İtalyan Gezgin Marco Polo, Ağrı Dağı için “Hiçbir zaman çıkılamayacak dağ.” demiştir. Günümüzde ise dağcılar arasında oldukça popüler ve heyecan verici bir durak olan Ağrı Dağı’na ilk tırmanışı 9 Ekim 1829 tarihinde Prof. Frederik Von Parat gerçekleştirmiştir. İlk kış solo tırmanış ise bu tarihten çok sonra 21 Şubat 1970 tarihinde, Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirilmiştir. Yüksek irtifa dağcılığı ve akut dağ hastalığı konularındaki bilimsel çalışmalar ise Dağcılık Federasyonu eski başkanı Prof. Dr. Abdül Mecit Doğru ve Muzaffer Erol Gez tarafından, dağın zirvesinde 3 gün 3 gece kalarak gerçekleştirilmiştir. 1980’lerde artık binlerce dağcı Ağrı’ya tırmanmaya başlamıştır. 1990 yılında tırmanış yasaklanmıştır. Fakat 1998 yılında Dağcılık Federasyonu’nın birkaç dağcıya izin vermesinin ardından bu yasak kaldırılmıştır.

Ağrı Dağı’na tırmanmak için en uygun zaman temmuz, ağustos ve eylül ayları olarak değerlendirilmektedir. Dağa tırmanmak için belirlenmiş birkaç mevkii mevcuttur.

Güney yamaçtan tırmanış; Doğubeyazıt Topçatan köyünden, doğudan tırmanış; Iğdır-Aralık ilçesi Büyük Ağrı Dağı ile Küçük Ağrı Dağı arasından Serdarbulak Yaylası’ndan ve batı yamacından tırmanış ise Örtülü köyünden başlamaktadır.

Güney yönünden tırmanış “klasik rota” olarak nitelenmektedir. Iğdır yönünden başlayan kuzey rotası ise biraz daha teknik düzeyi yüksek bir tırmanış performansına ihtiyaç duymaktadır. Bu yönden yapılan tırmanış için daha ayrıntılı hazırlıklara girişilmektedir.