Brugge Gezilecek Yerler


Yaklaşık 2-3 gün içinde keşfedip öğrenebileceğiniz Brugge’de görülmesi elzem olan en önemli yerleri sizin için derledik. Müze ve ibadethaneleri ile ünlü bu şehirde aynı zamanda doğanın en güzel halini göreceğiniz parklar da var. Her bir müzede göreceğiniz yağlı boya koleksiyonlar ve antika eşyalar sizi bambaşka bir dünyaya götürürken şehrin meydanlarındaki canlılık için de “iyi ki buraya gelmişim” diyeceksiniz.

Brugge Gezilecek Yerler

Brugge oldukça küçük bir şehir ancak görülmesi gereken yerlerin hepsi kayda değer. Bu yüzden sizin için en turistik 10 adresi derledik. Şehrin en önemli meydanı olan Grote Markt’tan belediye binalarının bulunduğu Burg Meydanı’na; Minnewater Parkı’ndan, şehrin en önemli ibadethaneleri olan Aziz Salvator Katedrali ve Kutsal Kan Bazlikası’na, Çan Kulesi’nden Gruuthuse ve Historium müzelerine kadar hepsini yazımızda okuyabileceksiniz. Bu ziyaret noktalarının her birinin dokusu ve mimarisi sayesinde kendinizi adeta Orta Çağ’ın içinde hissedeceksiniz.

Adını andığımız bu yerlerle ilgili detaylı bilgiler aşağıda mevcuttur.

Grote Markt (Büyük Meydan)

Brugge’ün en önemli meydanı olan Grote Markt, şehrin tarihi merkezi ve ana meydanıdır. 1 hektarlık alanı kaplayan meydanda 12. yüzyıldan kalma çan kulesi, 1887’de yenilenen mimarisiyle bölge mahkemesi ve 1302’de Fransa kralına karşı ayaklanan flamanların başını çeken Jan Breydel ve Pieter de Coninck’in heykelleri gibi önemli yapılar bulunur. Meydan 1995 yılında tamamıyla yenilenmiştir. Her türlü dükkan ve restoranın bulunduğu meydanda eğlence mekanları ve anı dükkanları bulmak da mümkündür. 1280 yılındaki büyük yangında meydanın tamamının yandığı ve 1296 yılında yenilendiği bilinmektedir. 1807-1810 yılları arasında meydana dönemin Fransız İmparatoru Napoléon’un adı verilmiş, daha sonra bu isim kullanımdan kaldırılmıştır.

Aziz Salvator Katedrali


Bu Katolik katedrali, Brugge şehrinin en büyük kilisesidir ve en önemli özelliği yüzyıllar geçmesine rağmen şehrin en az zarar gören yapısı olmasıdır. Yapımı 10. yüzyıla dayanır. Belçika’nın 1830’daki bağımsızlığına kadar bu katedral Fransız yönetimi tarafından yönetilmiş, başrahip Fransa tarafından atanmıştır. Katedralin içinde 1731’den bu yana aynı halılar kullanılmaktadır. Duvar halılarında el ile boyanmış resimler olduğu göze çarpar. Katedralin son halini 19. yüzyılda İngiliz mimar Robert Dennis Chantrell tamamlamıştır. Gece ışıklandırılan katedral adeta görsel şölen sunar ve şehri çok daha güzel kılar. Kiliseyi ziyaret ücretsiz olsa da özel odalarını görmek isteyenler için yetişkin ücreti 2.5 euro, öğrenci ücreti 1.5 euro’dur.

Historium Müzesi

2012 yılının kasım ayında ismi “Historium” olarak değiştirilen tarih müzesi, Brugge’ün bölgenin ticaret merkezi olduğu Orta Çağ zamanlarını adeta içinde yaşar gibi hissedeceğiniz şekilde sunar. Grup halinde gezdirilen müzede hem Orta Çağ’ı anlatan bir film izlenir hem de dönemine uygun dekore edilmiş ve özel efektlerin sunulduğu yedi oda gezdirilir. Akabinde anı dükkânından hediyelikler alma şansınız olur. Son olarak terasa çıkar ve Büyük Meydan’ı yukarıdan izleme fırsatı yakalarsınız. Müzeye yılda 200 bin turist ziyarete gelmektedir. Yetişkinler için giriş ücreti 13.5 euro, öğrenciler için 10 euro’dur. Öğrencilerin geçerli öğrenci kartlarını sunmaları zorunludur. 3-12 yaş arası çocuklara giriş ücreti 7.5 euro iken 3 yaş altı çocuklar için ücret alınmamaktadır. 2 yetişkin ve 3-12 yaş arası 2 çocuklu ailelerden toplamda 37 euro ücret alınmaktadır. Engelli turistler sadece 12.5 euro ödemekte olup Brugge sakinlerine müzeye giriş ücretsizdir.

Gruuthuse Müzesi

Lodewijk van Gruuthuse’un ve tüm sülalesinin 15. -19. yüzyıllar arasında kullandığı tüm eşyaları bu müzede sergilenmektedir. “Gruit” isimli biranın üretiminin tekelini alan ve bu üretimden çok zengin olan Gruuthuse ailesinin lüks içinde geçen hayatını müzede görme şansı yakalıyorsunuz. Uyarmamız gereken bir nokta var ki, o da bu eşsiz müzenin 2017 yılı boyunca kapalı olduğudur. Yetkililerce yapılan açıklamaya göre müze 2018 yılının ilk aylarında ziyaretçilerine kapılarını yeniden açacaktır. Geniş kapsamlı bir yenileme ve restorasyon dönemine giren Gruuthuse Müzesi’nde ailenin gümüş ve altın çatal bıçak takımlarından en pahalı halılarına, seramik yemek takımlarına kadar tüm eşyasını görebiliyorsunuz. Müze açıldığında yine eskisi gibi sadece Çarşamba günleri kapalı olacak.

Çan Kulesi

bruges-269287_960_720.jpg

Avrupa’nın Orta Çağ ruhu en iyi korunmuş şehirlerinden biri olan Brugge’de sizi o dönemde yaşadığınızı hissettirecek yerlerden biri de Çan Kulesi’dir. 1240 yılında yapılan ancak yüzyıllar içinde birçok defa zarar görüp restore edilen 83 metre uzunluğundaki bu kulenin en tepesine çıkmak için 366 basamak merdiven çıkmak gerekiyor. Çıktığınızda şehri 360 derece izleme fırsatı yakaladığınız gibi dev saatin içini ve çanı da bizzat görebiliyorsunuz. Son restorasyonu 2012’de tamamlanan kule 1999 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne kabul edildi. Yetişkinler için 10 € olarak belirlenen giriş ücreti 15 kişilik grup halinde girenlere kişi başı 8 € olarak belirlenmiş.

Kutsal Kan Bazilikası

Gotik ve romanesk mimariyle inşa edilen bu ibadethaneye giriş ücretsizdir ancak müze bölümünü görmek isteyenlerin 2.5 € ödemesi gerekir. 1291’de inşa edilen Katolik bazilika, Brugge’ün “altın çağı” olarak bilinen 15. yüzyılda geliştirilmiştir. Protestanlık’ın bir dalı olan Kalvenist rejimin iktidara geçmesiyle önemini yitirmiş ancak 18. yüzyılın başlarında dini statüsünü geri kazanmıştır. İncil’de Hz. İsa’nın bir miktar kanının bu bazilikada saklandığına dair hiçbir emare olmasa da genel inanış bu yöndedir ve Katolikler Hz. İsa’nın kanı bulunduğuna inandıkları için bu bazilikayı önemserler. Girişin ücretsiz olduğu bu ibadethanenin adeta birer sanat eseri olan vitrayları birçok Katolik kilisesi gibi görülmeye değerdir. Bunun yanı sıra Haçlı Seferi’nden getirilen ve burada muhafaza edilen birçok obje, iki ana salonu birbirinden ayıran süslü sütun ve kemerler ziyaretçileri büyülemektedir.

Minnewater Parkı

Biraz şehirden uzaklaşıp huzur ve yeşilin içinde birkaç saat geçirmek isteyenler için eşsiz bir yer olan Minnewater Parkı’nın adı Türkçe’de “aşk gölü” anlamına geliyor. Sessiz sakin bir akşamüstü geçirmek isteyenler burada doğayla başbaşa kalabilir, gölün üstündeki köprülerden geçerek tüm parkı dolaşabilir. Bu köprü üzerinde birbirini öpen çiftlerin ömür boyu beraber olacağına inanılır. Şehir merkezinden yürüyerek sadece 20 dakika uzaklıktaki parkta bir de kule bulunmaktadır ve bu kuleye çıkılarak tüm park görülebilecektir. Her yıl temmuz ayında gerçekleşen Cactus Müzik Festivali kapsamındaki bazı konserler bu parkta gerçekleştirilmektedir. Brugge şehrinin simgelerinden biri olan kuğuları da bu parktaki gölde bolca görmeniz mümkün.

Eski Aziz John Hastanesi

11. yüzyıldan kalan Eski St John Hastanesi, Avrupa’nın en eski hastaneleri arasında yer alıyor. Günümüzde müzeye çevrilmiş hastane kompleksinin bir bölümünde eski dönemlere ait hastane kayıtları, tıbbi araç-gereçler ve farklı sanat çalışmaları sergileniyor. Avrupa tarihinde salgın hastalıklar önemli bir yer kaplamaktadır. Bu dönemde çok az hastane olduğu ve tıp teknolojisinin çok gerilerde kaldığı düşünülürse bu hastanenin şehir nüfusu için ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır. Tıp tarihine dair en iyi tanıklıkların yapılabileceği bu hastanede azizlerin heykelleri, koltuk takımları, hasta kayıt arşivi ve gümüş eşyalar da görülebilir.

Burg Meydanı

Burg Meydanı, şehrin yönetim merkezidir. Meydanda ortak duvarlarla birleşmiş Gotik mimari esas alınarak inşa edilen belediye binası ve nüfus müdürlüğü binası meydanı çevreler. Meydanda ayrıca yükselen Aziz Donatius Katedrali, Fransız Devrimi’nde zarar görmüş ve birçok defa restore edilmiştir. Burg meydanı, Grote Markt’tan sonra şehrin kalbinin attığı ikinci yerdir. Orta Çağ ve Rönesans’ın etkisi bu meydanda da hissedilir. Şehrin yönetimi Fransızların veya Hollandalıların elinde de olsa hep bu binadan sağlandığı gibi Belçika bağımsızlığını kazandıktan sonra da Brugge’ün idaresi bu belediye binasından sağlanmıştır.

Sandal Turu

Brugge için “Kuzeyin Venedik’i” yakıştırmasının haklı sebepleri var elbette. Brugge’de yapacağınız sandal turu, size Venedik’i aratmayacak hatta belki daha romantik anılarla dönmenizi sağlayacak bir etkinlik. Orta Çağ ruhunu iliklerinize kadar hissettirecek bu turla 30 dakika içinde Brugge kanalları boyunca inşa edilmiş, yüzyıllardır orijinalliğini koruyan ve hala içinde yaşanılan taş evlerin en yakından fotoğrafını çekebiliyorsunuz. Turların mart- kasım ayları arasında yapıldığı sandallara binmek için yetişkinlerden 8, çocuklardan ise 4 euro ücret alınıyor. Sandal etkinliği için belediyenin yenileme çalışmaları sonucu başlatılan elektrikli sandal hizmeti kanal turlarını daha pratik bir hale getirmiş. Ancak maalesef engelli turistler için hala bir kolaylık sağlanamamış durumda.