Sucre’de Gezilecek Yerler

Bolivya’da yaşanılabilecek en düzgün şehrin Sucre olduğunu söylüyor insanlar. Gerçekten de burası çok güzel bir yer. Eski binalar çok iyi korunmuş, şehir planlaması düzgün yapılmış, güzel yeme içme seçenekleri var. Sucre şehrini çok beğeneceksiniz.

La Casa de la Libertad

IMG_3819.png

Uzun zaman Roma Katolik Kilisesi’nin önemli bir yerleşim yeri olarak kabul edilen Sucre 19. yüzyıla kadar bölgenin dini ve kültürel merkezi olmuştur. Özellikle 18. ve 19. yüzyıldan kalma iyi korunmuş tarihi binalarıyla Sucre her yıl binlerce insanın ziyaret noktalarından birisi olmaktadır.

1621 yılında inşa edilen ve Simon Bolivar tarafından Bolivya Anayasası'nın kaleme alındığı La Casa de la Libertad, ülkenin en önemli tarihi binalarından birisi olarak kabul edilmektedir. Burası artık bir müze. Müzeyi mutlaka rehber yardımıyla gezin.

Bu müzede Şili’nin İngilizlerle birlikte, Bolivya’ya ettiği büyük ihanetin öyküsünü dinleyim. O zamanki İngiliz menşeii bakır şirketi Bolivya’ya hiç vergi vermemek için bölgeyi işgal ettirir. Şili bu planın bir parçası olur.

Sömürgecilik dönemi sonlandıktan sonra diplomatik nezaket olatak Bolivya’ya denize açılmasını sağlayacak için bir tren yolu verirler ama, o da doğru dürüst çalışmamaktadır. Şili, kuzeydeki halkı Bolivyalılar ile aynı etnik yapıda olduğundan, bir sorun çıkarmasınlar diye hoş tutmaya gayret etmektedir.

Sucre Eski Şehir

vista-aerea-de-la-plaza.jpg

1991 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan eski şehir merkezinde gezinirken kolonyal ve cumhuriyet dönemi mimarisinin önemli örneklerini – kiliseler, müzeler, evler, devlet daireleri – görmek mümkün.

Bu yapılar yerel mimari ve Avrupa’dan gelen mimari akımlarını (Rönesans, Gotik, Barok, Müdeccen) gözalıcı bir şekilde birleştiriyor. San Lazaro, San Francisco, Santo Domingo Kiliseleri ve Metropolitan Katedrali gibi dini yapılar İspanyol kolonileşme döneminin erken dönem örnekleridir.

1559-1712 yılları arasında inşa edilen orijinal adıyla La Cathedral Metropolitana içinde bulunan müzede Güney Amerika'nın ve Avrupa'nın önemli sanatçılarının eserleri ve mücevher koleksiyonu sergilenmektedir.

Casa de La Libertad ise 1621 yılında Cizvit manastırının bir parçası olarak inşa edilmiştir. Bolivya’yı bağımsızlığına götüren hareketlerin başladığı yer olması bakımından tarihi önemi çok büyüktür. Görülmeye değer bir diğer yer de Cementerio General (Şehir Mezarlığı). 1777 yılında yapımına başlanan mezarlıktaki mozoleler, mezar tasları ve nişler klasik tarz olmak üzere birçok mimari tarzı barındırıyor. La Casa de la Libertad ile aynı yıl inşa edilen Ulusal Kütüphane de (La Biblioteca Nacional) önemli tarihi belgelere ev sahipliği yapmaktadır.

Mercado Central

05_big.jpg

Bolivya'nın ilk başkenti olan Sucre, 16. yüzyılın ilk yarısında İspanyollar tarafından kurulmuştur. Sucre, Bolivya'nın anayasal başkenti olmasına karşın, ülke Bakanlar Kurulu'nun bulunduğu La Paz'dan yönetilir. Denizden yaklaşık 2800 metre yüksekte kurulu olan ve "şeker" anlamına gelen kent, geçmişinde "Charcas", "La Plata" ve "Chuquisaca" adlarını taşımıştır.

İspanyol sömürgesi döneminde oluşturulmaya başlanan kent dar sokakları, büyük evleri, çok sayıda manastır ve kiliseleri ile bir Endülüs kültürünü yansıtmaktadır. Sucre kolonyal mimarisi ile güzel ve şirin bir yer. Şehrin tarihi merkezinde yer alan Pazar Mercado Central ise en güzel yerlerinden biri. Tüm Güney Amerika’daki pazarların ortak özelliği, meyve, sebze, et, ekmek ve yöreye özgü diğer yiyecekleri satanlar sıra sıra belli bir düzen içinde yer alıyor.

Burada çok çeşitli meyveler yer aldığından meyve suyu ve meyve salatası yapıp satanlar başlı başına bir sıra oluşturuyor. Ayrıca özellikle yerel insanların çok ilgi gösterdiği hemen tabureye oturup yemek yiyebileceğiniz yerler de bulunuyor. Özetle hem gezmek hem de karın doyurmak açısından çok ideal.

Sucre’de kaldığınız süre boyunca pazarda her gün hatta belki günde iki kere meyve suyu içip ve meyve salatası yiyin. Meyve suyunu sütle (milk shake) yapıyorlar, meyve salatası da yoğurtlu. Pek meyve sevmeyen kişiler için bile tek kelimeyle süper. Bu kadar taze ve lezzetli meyveyi geri dönüşünüzde ülkenizde bulamayacaksınız.

Parque Cretácico (Kretase Parkı)

parque-cretacico4.jpg

Şehirden sadece altı kilometre uzakta bulunan Parque Cretácico (Kretase Parkı) paleontoloji tutkunları ve dinozor meraklıları için dünyada eşi bulunmaz yerlerden biri.

Binlerce dinozor ayak izinin bulunduğu bu bölge 1994 yılında Bolivyalı Klaus Pedro Schütt tarafından keşfedildi. Günümüzde sayısı 10.000 e ulaşan ve Cal Orck’o duvarında bulunan dinozor ayak izleri 65,70 milyon yıl öncesine dayanıyor. Burası şehrin en enteresan gezi noktalarından biri ancak Sucre şehrinde enteresan lokasyon bununla sınırlı değil. Özellikle çocuğunuzla şehri geziyorsanuz parktan sonra onu çikolata gezisine götürebilirsiniz. Yanlış duymadınız...

Sucre Bolivya’da çikolatanın başkenti olarak biliniyor. Beni, Pando, Cochabamba, Santa Cruz ve La Paz şehirlerinde üretilen Kakao sonrasında Sucre’deki fabrikalarda ya da elde işlenip çikolata haline getiriliyor. Her sene yapılan Çikolata Festivali’ne katılıp bu lezzet serüvenini birkaç gün boyunca non-stop yaşamak mümkün. Eğer çikolata festivaline katılamadıysanız bile bir destinasyonunuz var.

Aranales caddesi 7 numara adresinde yer alan Chocolates Para Ti, isimli çikolata butiğinde tadımlara katılabilir, artizan çikolatacılığın tarihin dinleyebilir ve elbette alışveriş yapabilirsiniz.

Sucre’de görülmesi gereken diğer yerler

3530349312_c4ef0c1399.jpg

Plaza de Armas, Plaza de 25 Mayo, Özgürlük Müzesi, La Recoleta, Archbishop Sarayı, San Felipe Nery, San Domingo, Santa Barbara Kilisesi, San Francisco Kilisesi, Loreto Şapeli