Google+

Gölyazı

Gölyazı - : - / -
--℃
1 TRY=0.00
Type F250V16 A
  • Ocaweather-icon0℃
  • Şubweather-icon0℃
  • Marweather-icon0℃
  • Nisweather-icon0℃
  • Mayweather-icon0℃
  • Hazweather-icon0℃
  • Temweather-icon0℃
  • Ağuweather-icon0℃
  • Eylweather-icon0℃
  • Ekiweather-icon0℃
  • Kasweather-icon0℃
  • Araweather-icon0℃

Gölyazı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı köyü, Ulubat Gölü kıyısında yer alan eşsiz günbatımı manzarası, sıcakkanlı insanları ve el değmemiş doğasıyla Türkiye’nin en güzel yerleşkelerinden birisidir. Eski bir balıkçı köyü olan Gölyazı, bilhassa yaz aylarında günübirlik ziyaretçilerin uğrak noktası olsa da yılın dört mevsiminde görülmeye değer saklı bir güzelliğe sahiptir. Balıkçılığın sadece erkeklere özgü bir iş olmadığı Gölyazı sokaklarında dolaşırken oturmuş balık ağı ören kadınlara rastlarsınız. Eskiden Rumların yaşadığı bir adres olan Gölyazı’nın geçmişten gelen bu özelliği bugün hala köy sokaklarında karşınıza çıkan Rum evleri ile kendisini hissettirmektedir.


 
İnce bir yarım adanın üzerine kurulmuş bir köyün kıyısında bulunan Ulubat Gölü tektonik bir çöküntü sonucu oluşmuştur.  Tam da bu sebeple oldukça sığ olan göl, hem yüzmeye uygundur hem de yanında bulunan kayıklarla açılıp Gölyazı’ya ufuktan bakabileceğiniz tadına doyulmaz anlar vaat etmektedir. Gölyazı’nın bir diğer özelliği de birbirinden farklı pek çok kuş türünü gözlemleyebileceğiniz bir kuş cenneti olmasıdır. 

Gölyazı’ya Nasıl Gidilir?

Bursa - İzmir Karayolu üzerinde bulunan Gölyazı’ya aracınızla kolayca ulaşabileceğiniz gibi, Nilüfer ilçesinin merkezinden buraya hareket eden minibüslerle de köye varabilirsiniz. Gölyazı’ya zeytin ağaçlarının yanından geçerek yaklaşık bir saatlik yolculuğun sonunda ulaşabilirsiniz. Gölyazı Köyü Bandırma yönüne giderken 40 kilometre ileride kalır. İstanbul yönünden hareket edecekseniz 200 kilometre mesafede olan köyün İzmir ile arası 300 kilometredir. Eğer köye İzmir tarafından geliyorsanız Karabey yönünde hareket etmeniz gerekir. 

Gölyazı’nın Tarihi

Uluabat Gölü yani eski ismiyle Apolyont Gölü kıyısında küçük bir yarımadada kurulmuş olan Gölyazı’nın tarihi yüzyıllar öncesine uzanmaktadır. Köyün tarihi Roma dönemine kadar gitmektedir. Işık Tanrısı’nın şehri ismiyle de anılan Gölyazı, Apollon Krallığı'nın merkezi olarak bilinmektedir. Döneminde bir süre Adramytteion (Edremit)’e, bir süre de Kizikos (Edincik)’a bağlı kalan Gölyazı’nın İmparator Hadrianus’un (MS 117-138) Bitinya gezisi sırasında uğradığı bir nokta olduğu, kentin kapısındaki adına konulmuş onur yazısından anlaşılmaktadır. Bizans Dönemi’nde Apollania ad Rhyndacum ismiyle anılan bölge, önce Bitinya Piskoposluğu’na bağlı kalmış, daha sonra Nicomedia ve kısa bir süre de Kios piskoposluklarına bağlanmıştır.
 
Gölyazı’yı Işık Tanrısı’nın şehri yapan bir de mitolojik öyküsü vardır. Hikâye şöyledir: “Tanrı Zeus’un çocuğunu taşıyan Leto, doğum yapabilmek için küçük bir kara parçası bile bulamaz. Zeus’un karısı Tanrıça Hera, evliliğin koruyucusu olan ev ve ocak tanrıçasıdır. Hera, kendi evliliğini korumak için canlı cansız tüm varlıklara, Leto’ya çocuğunu doğurması için yer göstermemelerini emretmiştir. Leto, böylesi zor bir durumdayken sadece bir ada ona yardım etmeyi kabul eder. Ada sabit değildir. Su yüzeyinde gezebilmektedir. Bu yüzden diğer toprak parçaları gibi Hera’nın öfkesinden korkmaz. İris’in Hera’yı bir mücevherle kandırması sonucu, doğum yapanlara yardım eden Tanrıça Eileithyia da Leto’nun yanına gelebilmiştir. Leto önce bir kız çocuğu doğurur: Artemis… Peşinden de onun yardımıyla Apollon dünyaya gelir. Hep o cesur ada sayesinde… Apollon ışık ve aydınlık tanrısıdır, adım attığı her yer otlar ve çiçeklerle dolar ve ada bir cennete dönüşür. İşte Gölyazı, Anadolu’da Işık Tanrısı Apollon adına kurulmuş 8-9 antik yerleşimden tatlı su kenarında kurulmuş tek şehirdir.”

Osmanlı Dönemi’nde Rum nüfus ile Türk nüfusunun birlikte yaşadığı Gölyazı’da o dönemde yaklaşık bin ev vardı. 800-900 hanenin Rum, kalanın ise bugün bile yerel ağızda Manav denilen Türklere ait olduğu köyde her iki grup, üretim ilişkilerinde kurdukları çıkar birlikteliğini sosyal yaşamda da sürdürmüşlerdi. Hamamda perşembe ve cumaları Müslümanlar, cumartesi ve pazarları Rumlar yıkanırdı. Pazar günleri Rum, cuma günleri Türk pazarı kurulurdu ve her iki grup birbirinden alışveriş yapardı. Ekonomisinde balıkçılık, ipekböcekçiliği ve ticaret önemli yer tutuyordu ve önemli bir pazar merkeziydi.

Gölyazı’da Görülmesi Gereken Yerler


Kendisine hayran bırakan manzarasıyla ilgi çeken Gölyazı köyünde görülmesi gereken yerleri sıralamadan evvel sadece köyün içerisini dolaşıp, bir kahvehanede oturup yerli halkla sohbet ederek bile keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Ağlayan Çınar

Gölyazı’nın sembollerinden birisi olan Ağlayan Çınar köyde ilk karşınıza çıkacak noktadır. Görkemli gövdesi ve yemyeşil yapraklarıyla dikkat çeken çınara bu ismin verilmesinin sebebi oldukça ilginçtir. Ağaç, yıllar içerisinde yan yattığı için gövdesinin bir bölümünden doğal bir kaynak suyu çıkmış ve ağacın altında bir de havuz oluşturmuştur.

Aziz Panteleimon (bazı kaynaklara göre Hagias Georgias) Kilisesi

Anadolu Rum Ortodoks kiliselerinin önemli ve özgün örneklerinden olan bu kilise Aziz Georgios’a ithaf edilmiştir. Yapım tarihi ile ilgili bazı kaynaklar 19. yüzyıl sonunu işaret etse de kilisenin restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkan 1903 ibaresi kilisenin olası bitiş tarihini göstermektedir. Üç nefli, dikdörtgen planlı bir bazilika olan kilisenin doğusunda üç bölümlü apsisi bulunmakta olup, ana apsitte dışa doğru daralan bir pencere ve ona simetrik dikdörtgen iki niş bulunur. Apsidi tek basamaklı bir synthronon çevrelemektedir. İbadet mekânı kuzey ve güneyde birbirlerine simetrik altışar pencere ile aydınlatılmıştır. Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olan narteksin yanlarında yuvarlak planlı iki merdiven kulesi ile ortasında dikdörtgen planlı üç bölümden oluşur. Kilisenin güney ve kuzey cepheleri payelerle beşer bölüme ayrılır. Yapının üzerini örten çift pahlı çatının büyük bir bölümü restorasyon öncesi yıkılmıştır.

Apollon Tapınağı

Gölyazı’yı çevreleyen küçük adalardan Kızadası’nda bulunan bu tapınağa gitmek için sadece teknelerden faydalanabilirsiniz. Kabartma figürü Roma İmparatoru Caracalla zamanında bastırılan bir para üzerinde yer alan Apollon Tapınağı budur. Mermerden görkemli duvarları zaman zaman göl suları altında kalmasına karşın hayli dikkat çekicidir. Para üzerindeki kabartma figürden anlaşıldığı kadarıyla, tapınağın ön yüzü eskiden dört sütunlu ve üçgen alınlıklıdır.

Zambak Tepe

Günbatımı manzarasının en muazzam adresi olan Zambak Tepesi’ne yarımadanın karaya bağlandığı noktanın karşısındaki tepeye, meydandaki çay bahçesinden 10 dakikalık bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz. Zambak Tepe’nin ismi de bölgede mübadele öncesi yaşayan Rumlara ait mezar başına zambak dikme geleneğinden gelmektedir. Eskiden bu tepe bir Rum Mezarlığı olduğundan ismi de Zambak Tepe olarak kalmıştır. Antik Çağ’da bu tepede bir de amfi-tiyatro olduğu bilinmektedir. Tiyatroya ait kalıntılar hâlâ görülmektedir.