Aydın'ın Kayıp Güzelliği: Afrodisias Antik Kenti

Anadolu'da yollar eğer isterseniz sizi zamanın her hangi bir noktasına götürebilir. Mesela istediğiniz tarih bundan 2000 öncesi, aradığınız yer bir sanat merkezi ve görmek istediğiniz manzara doğa ile aşk yaşayan bir yer ise emin olun gideceğiniz yer belli. Adını aşk tanrıçasından alan o kent sizi Karia, Lidia ve Frigia'nın tam ortasında bekliyor: Afrodisias

Öyle bir kent düşünün ki yeryüzünde o dönemin en önemli kentlerinden biri olsun, mimarlık ve heykeltıraşlık merkezi olsun, ve bir kent düşünün; böylesine önemli bir yerleşim merkezi yüzlerce yıl sonra kaybolsun... Sonra bulunsun, keşfedilsin, yeri belirlensin ve tam işte bir zamanların kültür başkenti burasıydı diyecekken yeniden kaybolsun. Yaklaşık 1500 yıl sonra yeri bulunsun ve bu defa işte dünyanın en önemli kültür başkenti, antik çağın doruk noktası bu kent denilsin!

Burası Roma İmparatorluğu'nu kuran büyük imparator Augustus'un "Asya'dan tek bir kent seçtim kendime ve onu korumam altına alıyorum" dediği kent, antik çağların kültür başkenti: Afrodisias

1961 yılında New York Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Erim buraya geliyor ve yaklaşık 30 yılını Afrodisias antik kentini ortaya çıkarmak için harcıyor. Kenan Erim'in mezarı bugün Afrodisias'ta Tetrapylon'un hemen doğusunda bulunmaktadır.

Tetrapylon

1961 yılına gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Ara Güler'in fotoğraflarını çektiği andan itibaren dünyanın önemli arkeoloji dergilerinde, hatta siyasi dergilerde bile kapak resmi olan meşhur Tetrapylon, antik kentin anıtsal kapısıdır ve günümüzde hala ayaktadır.

Tetrapylon'un onarımı şimdiye dek Anadolu'da yapılmış en önemli restorasyondur. Antik devirde kullanılmış olan özgün parçaların % 80'i kazılarda bulunarak yerlerine konulmuştur. Ayrıca yapının tümü hakkında bir fikir edinilecek bir yapılmıştır.

Stadyum

Burası sadece Türkiye'de değil, dünyada eşi benzeri olmayan bir alan. Bugün modern Türkiye'de İnönü Stadyumu'nun kapasitesine eş kapasitesi ile dünyanın en eski ve bu güne kadar en sağlam kalabilmiş antik stadyumu.

Şehrin kuzeyinde olan stadyum 262 metre uzunluk, 50 metre genişlik ve 30.000 izleyici alabilecek oturma sıralarına sahiptir. Elips plan tüm seyircilerin etkinlikleri rahat izlenmesini sağlıyordu. Genellikle atletizm ağırlıklı spor etkinlikleri için kullanılan stadyumlar, gerektiğinde halk oylamaları ve diğer yarışmalar içinde kullanılırdı. Roma devrinde stadyum birçok atletizm müsabakalarına ve festivallere sahne olmuştur. Sadece Afrodisias halkına değil tüm çevre kentlere hizmer vermiştir.

Günümüzde bu kadar sağlam kalabilmiş, bu büyüklükte başka bir stadyum yok! Bu kültür mirası ne mutlu ki bizim topraklarımızda... Şu an kapsamlı bir kazı çalışması için beklemede bulunuyor.

Sebasteion

1979 yılında Prof. Kenan Erim tanrıça Afrodit ve Roma İmparatorluğunun ilk imparatorları olan Julia Cladius sülalesine adanmış büyük bir tapınak kompleksi buldu. Yapının üzerindeki yazıtlardan binanın Sebasteion olarak adlandırıldığını anlıyoruz. Bu tapınağın önemi, tarihte bir imparator adına yapılmış tek tapınak olmasıdır.

Odeon

Odeon; konferans salonu, konser alanı ve tiyatrodan farklı; devleti iyi bir şekilde koruyabilen bir yapıdır. Kırılan fay hatları nedeniyle, orkestranın içine kış mevsimleri su dolmaktadır. Orkestra ve tiyatro kısmı mozaikler ile süslenmiş ve heykeller şu an müzede korunma altındadır. 1750 kişilik kapasiteye sahip olan bu yapı, konser salonu, müzikli gösteriler için ve meclis binası olarak kullanılmıştır.

Aphrodite Tapınağı

Aphrodisias kentinin en önemli yapısı kuşkusuz Aphrodithe Tapınağı'dır çünkü Afrodisias kentine adını vermektedir. Sadece inşa edildiği dönemde değil Hristiyanlığın yaygınlaşması sonrası Bizans döneminde de büyütülerek bazilikal tipte  dini bir mabed olarak kullanıldı. Bu dönemde şehrin adı  "Haç Kenti" anlamına gelen Stavropolis olarak değişti.

Antik Tiyatro

1960 yıllarının başında tiyatroyu kazmaya karar veren Prof. Dr. Erim için en önemli sorun, tiyatronun üzerinde yer alan Geyre köyünün evleri idi. Tiyatro Önce eski evlerin sakinleri Yeni Geyre köyünde yeni yapılan evlerine taşındılar. 1966 yılında kazıya başlandı. İki bölümlü oturma sıralarının alt bölümü (alt kavea) ve sahne binasının alt katı sağlam olarak ele geçti. Kazılar sonucu tarih öncesi ve tarih sonrası devirlere ait, tiyatronun koruma altına alınmış kısmı ve çok sayıdaki heykel ve kabartmalar kadar, birçok değerli sanat eseri bulunmuştur. Ayrıca sahne binasında birçok heykel bulundu.

http://kahverengitabelalar.blogspot.com.tr/

Gülçin Kaymak Sağkol

Yazar Hakkında

Gülçin Kaymak Sağkol

Her fırsatta gezmek için fırsat kollayan, her yeri merak eden bendeniz gezip gördüğüm yerleri sizlerle paylaşmak için yazıyorum. Detaylı bilgileri bloğumda bulabilirsiniz...