Gaziantep Yeme - İçme Rehberi

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük, Türkiye'nin ise 6. büyük kenti olan Gaziantep; nüfusu, ekonomik potansiyeli ve büyükşehir statüsü ile bir metropol görünümünde.

Gaziantep'e yaptığım üçüncü seyahatten sonra bu şehrin yemek kültürüne dair özel bir şeyler yazmak istedim çünkü ülkemizin bu güzide şehrinde son günlerde bu alanda önemli gelişmeler oluyor. O zaman gastronomi dalında Birleşmiş Milletler eğitim, bilim ve kültür örgütünün (UNESCO) "Yaratıcı Şehirler Ağı" listesine giren Gaziantep mutfağına göz atmaya ne dersiniz?

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve İpek Yolu üzerinde bulunan Gaziantep, tarihi ve kültürel açıdan Türkiye'nin yükselen turizm değerleri arasında yer alıyor. Zenginliğiyle her zaman gurmelerin göz bebeği olmuş mutfağı ise Gaziantep'i bugün dünya arenasında temsil ediyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin girişimleri ile başlatılan çalışma kapsamında Gaziantep artık gastronomi dalında UNESCO'nun "Yaratıcı şehirler Ağı" listesinde bulunuyor.

Yüzyıllar boyu çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Gaziantep mutfağı adeta bir hazine. Gaziantep dendiğinde akla ilk olarak kebap ve baklava geliyor ancak akla gelmeyenler şaşkınlık uyandırıyor. Elmanın da kebabı olur mu demeyin. 32 çeşit kebabı bulunan yaratıcı Gaziantep mutfağında o da yerini alıyor. 250'den fazla çeşit yemeğin çıktığı mutfakta 26 çeşit köfte, 27 çeşit pilav, 15 çeşit dolma, 26 çeşit etli yemek, 15 çeşit turşu ve 22 çeşit helva tadılabiliyor. Gaziantep mutfağında yoğurtlu yemeklerin de hatırı sayılır bir yeri var. Çağla aşı, sahte yuvarlama, çiğdem aşı, elma aşı ve keme ilk akla gelen yoğurtlu yemekler...

Gaziantep mutfağının yaratıcılığının öne çıktığı güçlerinden biri de çarşıları... Bunların başında gelen Tarihi Elmacı Pazarı; baharat, kuruyemiş, biber, salça, dolmalık patlıcan, biber, cevizli sucuk, muska, acı-tatlı birçok ürünü ile bir çeşni cenneti olarak biliniyor. Çeşit çeşit bakır ürünlerinin bulunduğu, adı üstünde Bakırcılar Çarşısı da daha lezzetli yemekler pişirmek için uğranması gereken yerlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Hem bakırcıları hem de baharatçıları bir arada bulabileceğiniz eski bir bedesten olan Zincirli Bedesten ise turistik, renkli bir han. Gaziantep'e özgü dokuma işlerinin de bulunabildiği otantik bir çarşı olan Zincirli Bedesteni'nin içinde 73 dükkan bulunuyor.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı

Yaratıcı Şehirler Ağı (Creative Cities Network), 2004 yılında UNESCO yürütme kurulu toplantısında alınan kararla dünyanın farklı ülkelerinden 116 şehrin katılımıyla kurulmuş; sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmalarına katkı sağlamak amacıyla ağa üye olan şehirler, yerel yaratıcılık, tanıtım ve görünürlüklerini artırmayı amaçlıyor. Programa katılım; el sanatları ve halk sanatı, dizayn, sinema, gastronomi, edebiyat, müzik ve görsel sanatlar alanlarında gerçekleştiriliyor.

2015 Aralık ayından itibaren gastronomi alanında bu listeye giren şehirlerden biri de Gaziantep oldu. İşte biz de bu yazımızda Gaziantep mutfağındaki en ünlü yemekleri ele alacağız. 

Gaziantep Mutfağındaki En Ünlü Yemekler 

Katmer 

Katmer, Anadolu'nun birçok yerinde börek gibi tuzlu iç harcı ile yapılan bir çeşit börek, Ege'de tahinli çeşitleri de vardır. Gaziantep'te ise Antep fıstığı ve kaymak ile yapılan muhteşem bir yiyecektir.  Bu leziz tatlıyı günün herhangi bir saatinde yemeyi tercih edebilirsiniz ancak bizim için katmer Gaziantep'te kahvaltı demek...

Beyran

Antep'teki ilk günümüzde önünden geçtiğimiz ufak tefek dükânlarda "Beyran vardır." yazısı gözümüze çarpmıştı. İnternette ufak bir araştırma yapıyoruz ve Beyran'ın Antep'e özgü ve sadece sabah çok erken saatte yenilebilen etli bir çeşit çorba olduğunu öğreniyoruz. Demir bir tabak içerisinde; dibinde pilav, üzerinde iyice ufalanmış kuzu gerdanı ve bu etin suyu ile birleştirilerek salçalı sos ile servis ediliyor. Söylenenlere göre inanılmaz acıymış.

Kebap

Kebap deyince Adana, Urfa ilk akla gelen şehirlerden ama Antep'in kebapları da hiç yabana atılır cinsten değil. Eğer bir tur şirketi ile Gaziantep'e geldiyseniz size muhtemelen en ünlü restoran olan İmam Çağdaş'ın kapısında indireceklerdir otobüsten. İlk Antep seyahatimizden önce biz de bu popüler mekana gitmeye niyetlenmiştik ama ilk denememizde kalitesiz servis anlayışı ve gelen misafirlere sadece para odaklı baktıkları için biz tek kalemde sildik bu mekanı defterimizden. Tercih tabii ki sizin.

Nohut Dürüm 

Antep sokaklarında yürürken karşınıza el arabasıyla geçen amcalar çıkabilir, arabalarında nohutçu yazar. İlk gördüğümde ne olduğunu anlayamadığım bu şey aslında Antep'in "fast food"uymuş. Vedat Milör bir programında nohut dürüm yedi ve bizim kafamızda ampul yandı, ilk fırsatta denemeliydik.

Tatlı 

Antep deyince akla ilk önce baklava gelir ama buradaki tek tatlı seçeneğiniz baklava değil. Hatta illa şurada baklava yiyin denebilecek bir durum söz konusu değil. Çünkü iki dükkândan birinin baklavacı olduğu bir çarşısı var ve bütün baklavacıların ürünleri gayet güzel. Hediyelik almak isterseniz hepsinden alabilirsiniz. Benim için Antep'te tatlı demek kadayıf demektir, hele kömürde pişmiş ise oh ne ala...

Gaziantep'te Kahvehane Kültürü 

Tarihi Kır Kahvesi

Tarihi Kır Kahvesi, Gaziantep Kalesi'nin hemen altında bulunuyor. Avrupa Birliği ve GAP idaresinin desteği ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilmiş.

Ufak bir bahçe içerisindeki bina ,Antep taşlarından inşa edilmiş. Renkli camları ve ahşap pencereleri ile çok şirin bir mekân. Kahvenin tam ortasında bir odun sobası mekânı ısıtmak için bekliyor. Minik masalar, ahşap sandalyeler...

Menengiç kahvesi denemeye değer, gerçi benim dışımda kimse beğenmedi ama özellikle sütlü olanı beğendim. Çiğ Antep fıstığının kahve gibi kavrulmasından oluşan, macun kıvamında bir maddenin süt ile kaynatılmasıyla hazırlanıyor. Menengiç tercih etmeyenler için ise Dibek kahvesi bulunuyor ve gerçek dibekte öğütülen kahve ile yapılıyor. Buraya mutlaka uğramanızı öneririz.

Tahmis Kahvesi

Gaziantep deyince aka gelen ilk yerlerden biri de Tahmis Kahvesi. Rivayete göre 1640 yılından beri açıkmış. Antep'e ilk gelişimde duymuştum ama gidememiştim, 2013 yılındaki ikinci ziyaretimde gitme şansım oldu. Ortam görsel olarak müthiş; her yer ahşapla kaplı, büyük avizeler, arkada çalan otantik bir müzik... Yöreye ait olan Menengiç kahvesi ikram edilen en önemli ürünleri, ayrıca nargile de mevcut. Bizim şansımıza olsa gerek, içeri girdikten 5 dakika kadar sonra ellerinde enstrümanlarıyla bir grup müzisyen içeri girdi, yaklaşık yarım saatlik mini bir konser verip gittiler.

Gaziantep'te Yemek Yediğimiz Yerler 

Katmerci Murat 

Katmer yemek için gittiğimiz ilk adres Katmerci Murat oldu...

Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz katmer bir porsiyon, kahvaltı için tatlı biraz garip ama deneyelim dedik. Önce iki porsiyon sipariş ettik, Murat Usta katmerleri gözümüzün önünde taze taze yaptı, bunu özellikle belirtiyorum çünkü çoğu yerde hazır katmeri ısıtıp servis ediyorlarmış. Murat Usta'nın tezgahı çok temiz, malzemeleri çok kaliteli... Birer porsiyon katmer geliyor ve anında bitiyor :) Hemen ikişer tane daha sipariş ediyoruz. Katmer hepimizden geçer not aldı hatta müptelası olduk diyebilirim. Çünkü sadece katmer için birkaç kere daha geldik Gaziantep'e :)

Katmerci Zekeriya Usta 

Katmerci Murat'ın ardından Vedat Milor sayesinde Katmerci Zekeriya Usta'nın varlığını öğrendik. Temelde katmerin yapılışı açısından ikisi arasında pek bir fark yok. Tek farkları; Murat Usta sac üzerinde pişiriyor, Zekeriya Usta ise odun fırınında pişiriyor. Ancak bu farklılık lezzet açısından büyük bir fark yaratıyor. Zekeriya Usta lezzet açısından Murat Usta'ya fark attı bizim açımızdan. Bir daha gidersek tercihimiz Zekeriya Usta olacak.

Kebapçı Halil Usta 

Öğle yemeği için midede yerimiz yok ancak akşam için kebap yeme konusunda herkes anlaştı ama nerede yiyeceğiz, asıl sorun bu :) Antep'e gelmeden önce İmam Çağdaş seçeneğimiz vardı ama ilk günkü fiyaskodan sonra bu kararımızdan dönmüştük. Murat Usta'nın önerisi ile Kebapçı Halil Usta'ya gidiyoruz. Yeri şehir merkezinde değil ama kime sorsanız tarif eder sanıyorum. Biz sora sora bulduk. Dükkânın önüne ilk geldiğimizde tam bir hayal kırıklığı yaşıyoruz çünkü dışarıdan bakılınca hiç de meşhur bir kebapçıya benzemiyor.

Murat Usta bize burayı önerirken benden selam söyleyin, ocağın da yakınına oturun demişti. Ne mümkün, içeriye adım atıyoruz ancak oturacak yer yok. (!) Hem cumartesi hem de akşam saati olduğu için tıka basa dolu... Biraz bekledikten sonra garson hemen bizi bir masaya alıyor, mekanda konfor yok, siz sakın bu beklentiyle gitmeyin. Hemen siparişlerimizi veriyoruz zaten fazla seçenek yok; küşleme, karışık, şiş... Hepsi bu kadar :) Herkes birer karışık, ortaya da bir porsiyon küşleme söylüyor, acısı az olsun demeyi de unutmuyoruz tabi :) Kebaplarımızı beklerken sıcacık pide ve salata geliyor.

Garsona acısı az olsun demiştik ya, hata etmişiz. Antep'te acısı az demek bizim anladığımız anlamda normal acılı oluyor, çünkü onlar full acılı yiyorlar. Acısı az demek için hiç acısız demek gerekiyormuş çünkü hiç acısız deseniz bile koyuyorlar (?) Ağzımız, midemiz, her yerimiz yana yana kebapları yiyoruz. Karışık kebap güzel ama asıl güzel olan küşleme. Eğer Halil Usta'ya giderseniz küşleme yemenizi öneriyorum, bize bir porsiyon yetmedi ikinci porsiyonu da paylaştık.

Belki Antep'teki diğer yerlere göre biraz daha pahalı ancak verdiği hizmete göre kıyaslarsak çok makul. Biz 4 kişi için toplam 120 TL hesap ödedik. Çıkarken de kapıda müşterilerini uğurlayan Halil Usta'ya selam vermeden geçmiyoruz. Bu arada bir uyarı, Halil Usta pazar günleri kapalı. (!)

Erçelebi Kadayıf (Kömürde Kadayıf)

Halil Usta'nın muhteşem kebabının üstüne bir tatlı yemek lazım, Zincirli Bedesteni'nin tam karşısında, camında "Kömürde Kadayıf" tabelası olan dükkan dikkatimizi çekmişti gezerken. Tatlı için kadayıf tercih ediyoruz bu akşam. Adı "Erçelebi Kadayıf".  Baklava yerine bence Antep'e kadayıf yemek için gitmeyi gerektirecek kadar güzel. Özellikle yanında ikram edilen soğuk süt kadayıfın gerçek tadını almamızdaki en önemli etken bence. O kadar güzel ki Antep'ten hediyelik baklava yerine hepimiz kadayıf alıyoruz.

Yazımın bu noktasında güncel bir bilgi girmem gerekiyor. 2011 senesinde Zincirli Bedesteni'nin karşısındaki bu minik dükkânda yemiştik ancak artık orası kapanmış. Şu an sadece tek şubeleri var.

Kelebek 

Beyran'ın Antep'e özgü ve sadece sabah çok erken saatte yenilebilen işkembe türü bir çeşit çorba olduğunu söylemiştik. Biz de usulüne uygun olsun diye sabah saat 6.00 gibi çıkıyoruz ve etrafta Beyran satan bir yer arıyoruz, bize "Kelebek" adında bir mekan tarif ediyorlar, gidiyoruz. Ben tezgahta beyranın hazırlanışını görünce zaten direkt vazgeçiyorum. Bir masaya oturuyoruz, Sadık'ın Beyran çorbası geliyor, bana da bir mercimek :) Sadık'ın yorum olumlu, beğenmiş.

İmam Çağdaş 

Bu kadar yedin içtin İmam Çağdaş'a gitmedin mi diyenler olabilir :)

Aslında Antep'e gitmeyenler için İmam Çağdaş bir efsane olabilir ama Antep'te gerçek bu değil. Sokağa çıktığınızda caddeler boyunca sağlı sollu dizilmiş her iki dükkandan biri baklavacı ve hepsi aynı standartta dükkanlar. İmam Çağdaş daha büyük bir mekan, daha fazla reklam yapmış, kebap servisi de bulunuyor ama bizim ortak kanımız hizmet konusunda sınıfta kaldığı doğrultusunda.

İçeri girdiğimizde saat 21:00 civarındaydı, hepimizin karnı tok olduğu için sadece tatlı sipariş ediyoruz, her birimiz farklı bir şey sipariş ederek her şeyi deneriz diye düşünüyoruz ama ne istesek "yok" cevabını alıyoruz. Mecburen sadece normal baklava istedik. Asıl olay bundan sonra başlıyor zaten, baklavalarımız ile beraber iki adet de garsonumuz oluyor. Tatlıları yemeye çalıştığımız süre boyunca karşılıklı olarak başımızda dikilmek suretiyle bizi izlediler, tabaklarımız biter bitmez derhal önümüzden aldılar ve tekrar dikilme görevine döndüler.

Amaçları bizi taciz ederek bir an önce çıkmamızı sağlamak olduğunu düşünüyoruz, çünkü hesap istedikten yaklaşık 10 saniye sonra hesabı bile ödeyip çıkmıştık. Uzun uzun anlattım ama işin kısası İmam Çağdaş'ı beğenmedik, gitmenizi önermiyoruz, tabii seçim size kalmış.

Gaziantep'e Yolculuk 

Yazımızın başında da söylediğim gibi Gaziantep'e 2011 ve 2013 yıllarında iki farklı ziyaretimiz oldu. Her iki seferde de yediğimiz, içtiğimiz şeyleri anlattık. Sıra geldi nereleri gezdiğimize. Gaziantep yemeklerinin yanı sıra muhteşem bir kültüre sahip. O halde Gaziantep'i daha iyi tanımak adına biraz da gezilebilecek yerlerinden bahsedelim. 

Bey Mahallesi 

Antep'te ilk günümüzde kahvaltımızı yapıp turumuza başlıyoruz. İlk durağımız Bey Mahallesi, Katmerci Murat Usta'nın dükkanının arka sokağından başlıyor. Dar sokaklar, kesme taş duvarlar ve kiremitli kırma çatılı evleriyle Antep'in eski dokusunun en iyi görülebileceği yer Bey Mahallesi.

Gaziantep'e 2011 yılındaki ilk ziyaretimde Bey mahallesine hayran kalmıştım ancak 2013 yılındaki ikinci ziyaretimde maalesef biraz hayal kırıklığına uğradım. O güzelim dokuyu yüksek müzik çalan bar, kafe tarzı mekanlar ile bozmuşlar. Tarihi dokuyu artık hissedemiyoruz maalesef.

Zincirli Bedesten 

Zincirli Bedesten; İmam Çağdaş'ın tam karşısında, iki taraftan girişi olan uzun bir çarşı. İçerisinde turistlere yönelik hediyelik eşyaların satıldığı, yaklaşık 70-80 adet dükkan var. Buradan bakır eşyalar, baharatlar, sedef sandıklar, antikalar satın alabilirsiniz. Biz birkaç bakır eşya ve antika almadan yapamıyoruz. Ancak Şanlıurfa yazımda da belirttiğim gibi bu tip hediyelik eşyaları Urfa'dan almanızı öneririm, zira aradaki fiyat farkı gerçekten çok fazla.

Bakırcılar Çarşısı 

Gaziantep merkezi çok büyük bir alanı kaplamıyor, her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Zincirli Bedesteni'nden çıktıktan sonra etrafa bir bakalım dedik, dar bir sokaktan geçerken dükkânların önünde bakır tezgahlarında bakır döven çocuklara rastlıyoruz. Burası Antep'teki bakır piyasasının merkeziymiş.

Gaziantep Kalesi 

Gaziantep Kalesi, Türkiye'de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisi olup, gerek ihtişamı ve heybetiyle gerekse bir sır gibi gizlediği tarihiyle şehir merkezinde, yaklaşık 25-30 metre yükseklikte hemen herkesin dikkatini çeken bir tepe üzerindedir.

Müze kartınız varsa kaleye hiçbir ücret ödemeden girebiliyorsunuz, girişten itibaren panoramik olarak hazırlanmış yolda ilerliyorsunuz. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz kalenin içine de yuvarlak bir şekilde dönen uzun bir yoldan ulaşılıyor. Yürüme yolunun yanındaki duvarlarda Kurtuluş Savaşı zamanından kalma kahramanlık öyküleri gerçeğe uygun seslerle desteklenerek resmedilmiş. Her 10 metrede bir plazma ekranlarda bir önceki resimde anlatılan olayı yaşamış gazilerin ya da yakınlarının görsel videoları dönüyor. Kalenin tamamını dikkatlice gezmek için 2 saat yeterli, eğer Antep'e giderseniz mutlaka kaleyi de gezmenizi öneririz.

Gaziantep Kaya Mezarları 

Şehrin yaklaşık 15 km uzağında bir mesire alanı var, tüm Antep halkının pazar gününü piknik yaparak geçirdiği bir yer burası. Ama diğer bir özelliği de içerisinde Kaya mezarları bulundurması.
 
Mesire alanına araba ile giriyoruz ve tabelaları takip ederek arkeolojik bölgeyi buluyoruz. Ama biraz hayal kırıklığı oluyor çünkü bulduğumuz yer çok bakımsız, herhangi bir bilgilendirme tabelası yok, etrafı kırık bira şişeleriyle dolu. Biz yine de tüm hepsini gezip, fotoğraflarını çekiyoruz. 

Hasan Süzer Etnografya Müzesi 

Bey Mahallesi'ni gezerken bu müze dikkatimizi çekmişti, Antep'teki son günümüzde burayı ziyaret ediyoruz. Müze kart geçerli, başka bir ücret ödemeden girebiliyoruz.
 
Bey Mahallesi Hanifioğlu Sokak'ta yer alan Antep Evi, geçen asrın başında inşa edilmiştir. Daha sonra birkaç defa el değiştiren bina, 1985 yılında çok harap bir vaziyette iken iş adamı Hasan Süzer tarafından satın alınmış ve restorasyonu tamamlandıktan sonar müze olarak kullanılmak şartıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağışlanmıştır. Böylece Gaziantep Müzesi'nde bulunan etnografya bölümü buraya taşınarak Konak-Müze tanzim edilmiştir.

Medusa Cam Eserler Müzesi 

Gaziantep Kalesi'nin tam karşısındaki ara sokakta bulunan bu müze özel bir müze. Girişte müze kart kullanamıyorsunuz, bilet satın almak gerekiyor. Müze açısından bakarsak pek başarılı olduğunu söyleyemem. Büyük bir avlusu olan 3 katlı ahşap bir evi müze haline getirmişler ve her katta çeşitli dönemlere ait cam eşyalar sergileniyor. Müzenin tamamını gezmek en fazla 15-20 dakikanızı alır.

Kültürel amacından çok ticari amacı ön plana çıkmış, çok büyük ve gösterişli bir mağaza var içerisinde. El işi gümüş takılar satılıyor, ucuz değil. Bir de Antep'e özgü bir kahve olan Menengiç kahvesi satan minik bir dükkan var içeride. Avlusu da restoran olarak hizmet veriyor. Dediğim gibi müze gibi değil de mini bir alışveriş merkezi gibi...

Zeugma Mozaik Müzesi 

Zeugma Mozaik Müzesi yanlış bilmiyorsam dünyadaki en büyük mozaik müzesi. Bana göre ise gerek yapısal kompleksi gerekse içerisindeki eserler açısından dünyanın en önemli müzelerinin başında geliyor. Şu ana kadar Türkiye'de gezdiğim müzelerin en iyisi olduğunu kabul etmek zorundayım.

Müzeye şehrin her yerinden kolayca ulaşım mevcut, şehir merkezine çok yakın olduğundan biz yürüyerek gidiyoruz. Müze kart geçiyor, müze kartı olmayanlar için giriş ücreti 8 TL. Ayrıca içeride 5 TL karşılığında kulaklıklı rehber kiralayabiliyorsunuz.

Eğer Antep'e giderseniz bu müzeyi gezmek için en az yarım gününüzü ayırmanızı öneririm. Çok zengin bir sergi alanı mevcut. Kısaca anlatmam gerekirse müze 3 bölümden oluşuyor:

  • Bodrum Kat: Baraj suları altında kalan hamam mozaikleri sergileniyor.
  • Giriş Kat: Fırat Nehri kenarındaki villalara ait taban mozaikleri sergileniyor.
  • İkinci Kat: ZAP 2000 adındaki kurtarma kazılarında bulunan mozaikler sergilenmektedir.

Ayrıca ikinci katta ayrı bir bölümde dünyaca ünlü "Çingene Kızı" mozaiği sergilenmektedir. Labirente benzer bir odada tek başına sergilenen bu mozaik karanlık bir odada sadece çok loş bir ışık altında bulunuyor. Odanın kapısında güvenlik var ve odaya aynı anda sadece 2 kişi girebiliyor.

#Makedonyadan yazılar alanında göster
Kapalı
Gülçin Kaymak Sağkol

Yazar Hakkında

Gülçin Kaymak Sağkol

Her fırsatta gezmek için fırsat kollayan, her yeri merak eden bendeniz gezip gördüğüm yerleri sizlerle paylaşmak için yazıyorum. Detaylı bilgileri bloğumda bulabilirsiniz...