Google+

Arama formu

Malta’nın başkenti Valetta adını kahraman kurtarıcıları büyük üstad şövalye Saint Jean Parisot de la Valette’den almış. Valetta’nın nüfusu yaklaşık 92.000 kişi. Etrafı kale ile çevrili. Kentin etrafındaki surlar 10 yılda tamamlanmış. Sadece meşhur Elmo kalesindeki duvarlar 6 ayda bitirilmiş. Bu kale yıllar boyu pek çok savaşta kenti savunduğu için Maltalılar için bir gurur kaynağı. İçinde bir de Ulusal savaş müzesi var. Bu müzede görülmesi gereken en önemli eser ise “George Haçı”.
 

Sekiz Köşeli Haç ya da Malta Haçı olarak da bilinen “George Haçı”, Maltalılar’ın savaşlarda gösterdikleri üstün başarı ve cesaret nedeni ile İngiltere tarafından verilmiştir. Aslında bu haç, İtalya’da Amalfi cumhuriyetinin dindar tüccarlarının ilk kez Kudüs’te kurdukları hastanenin amblemiymiş. Ama sonradan St. Jean Hospitalier şövalyeleri bu amblemi benimsemişler o nedenle de günümüzde Malta Haçı olarak biliniyor.

 

Valletta

Amblemde 8 uç ve 4 kol var. Bu 8 uç sekiz ahreti ve 8 dili temsil ediyormuş. (Provence dili, Fransızca, Auvergne Lehçesi, İtalyanca, Aragon lehçesi, Almanca, İngilizce ve Portekizce) Haçtaki 4 kol ise 4 meziyeti temsil ediyormuş. Bunlar; Güç, Adalet, İtidal ve Sebat. Haçtaki beyaz renk ise şövalyelerin safiyetini ifade ediyormuş. Şövalyeler İffet, Fakirlik ve İtaatle ilgili yemin ederlermiş.

Valetta şehri ızgara şeklinde kurulmuş, bu nedenle de çok düzenli. Valetta şehrinin ana caddesi yarımadanın ortasından geçen Cumhuriyet Caddesi. Bu caddenin sağında ve solunda ona paralel 4’er cadde yer alıyor. Bu ana caddeleri ise dikey kesen sokaklar var.

Şehrin en önemli meydanı da Cumhuriyet Meydanı. Diğer önemli meydanları Büyük kuşatma meydanı, Saray meydanı ve St. Jean meydanı’dır.

Valletta-1

Yıllar boyu pek çok medeniyet tarafından ele geçirilmek istenen Valetta 1566’dan 1798’e kadar savaş görmemiş. Barış içinde geçen bu 232 sene boyunca önemli mimari eserler ve yapılar oluşturulmuş. Bu dönemde yapılan ilk eser Notre Dame des Victoire’dır. Daha sonra da Başkanlar Sarayı yapılmıştır. 1580 senesinde yaptırılmış olan bu saray Büyük Üstadlar sarayı olarak da biliniyor. Döneminde St. John tarikatının büyük üstadlarına ev sahipliği yapan konut günümüzde Cumhurbaşkanlığı Dairesi ve Parlamento Binası olarak kullanılıyor.

Bu savaşsız geçen dönem içindeki en önemli gelişmelerden biri de su sıkıntısı çeken Valetta’ya 1572-1581 yılları arasında şehrin kuzeybatısından su getirilmesiymiş. Bu dönem sonrasında şehir daha da hareketlenmiş. Liman onarılmış. Manuel Tiyatrosu yapılmış. Büyük kütüphane açılmış. Günümüzde bu kütüphane de ziyarete açık.

Valletta-2

İçerisinde St. Şövalyeleri’ne ait bilgi ve belgeler yer alıyor. Ama en önemli belge de 1530 senesinde adanın St. Jean Şövalyelerine verildiğini gösteren belge.

232 sene barış içinde geçen dönem 1798 yılında Napolyon'un adaya saldırması ile son bulmuş. Aslında Napolyon 470 gemisi ile Mısır’ı fethetmek için yola çıkmış. Ama yol üzerinde Malta’yı görünce, “Burayı bir alalım, yola öyle devam ederiz” diye düşünmüş olacak ki, Valetta’nın 10 km batısındaki St. George körfezine girerek adaya çıkmışlar. Maltalılar direnmemiş ve hemen teslim olmuşlar.

Şövalyelerin çok direnmemesini bazı tarihçiler şu şekilde açıklıyorlar. İlk görüşe göre Napolyon büyük bir ihtilalin sembolüydü ve “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” söylemini kullanıyordu. Napolyon hem devrimci hem de hristiyan olduğu için fazla karşı koymamışlar ve teslim olmuşlar. Diğer bir görüşe göre ise şövalyelerin müslümanlara karşı daha sert ve kesin bir tutumda olması ancak Napolyon müslüman olmadığı için o’na karşı koymamalarıymış.

Ancak Napolyon adayı ele geçirdikten sonra kilisenin hazinesine el koymuş ve pek çok şövalyelere ait eşyayı alarak Paris’e götürmüş. Resmen adayı sömürmüşler. Bunun üzerine Şövalyeler İngilizler’den yardım istemişler. 2 sene süren yoğun sömürü dönemi sonrası 1800’de İngilizler adaya girmiş ve Fransızlar’ı kovmuşlar. 1814 yılı sonrası Valetta Akdeniz’in en büyük limanlarından biri haline gelmiş.

Her gelenin yaptığı gibi İngilizler de Malta idaresi ellerindeyken burada çok etkileyici eserler bırakmışlar. Bunların en önemlileri opera binası ve Saint Paul Anglikan Kilisesi’dir. Bu opera binası 1862 senesinde yapılmış, 1873’te ki yangında harabeye dönmüş. 1877’de onarılmış ve tekrar açılmış. Ancak 2. Dünya Savaşında yeniden bombalanmış ve yıkılmış şu an sadece yıkıntıları görülebiliyor.

Valetta’daki en önemli yapılardan biri de şüphesiz ki Şövalyeler döneminden kalma Hastanedir. Valetta’daki Hastane, 1575-1582 yılları arasında Saint Jean Hospitalier Tarikatının büyük üstadlarından César tarafından, St. Elmo kalesinin kara tarafına, yarımadanın deniz tarafına yaptırılmış. Bu büyük hastane halen ayaktadır. Hastane dışarıdan 2 kat görünüyor. İkinci katın üstünde uzun bir balkon var. Alt katta, binadan denize kadar uzanan bir tünel yer alıyormuş. Savaş döneminde hastalar ve yaralılar bu tünelden taşınmışlar. Yine bu tünel vasıtasıyla şövalyeler gizlice buradan giriş çıkış yapmışlar.

Valletta-3

1662 ve 1668 yılları arasında Rafael ve Nicolas adındaki Şövalye üstatları hastaneye bir koğuş eklemişler. Bu koğuş Avrupa’daki destek sütunları olmadan ayakta duran en büyük hacimli alanmış. Koğuşun boyu 161 metre, eni 10,5 metre, yüksekliği ise 9 metreymiş.

Valetta’da görülmesi gerekenler sadece bunlarla sınırlı değil. Saint Jean Kilisesi, Başkanlar Sarayı, Elçiler Salonu, St. Elmo Kalesi, Manuel Tiyatrosu (Avrupa’nın en eski opera binası), Şövalyeler Hastanesi (Sacra İnfermia), Güzel Sanatlar Müzesi ve Savaş Müzesi Valetta’nın mutlaka görülmesi gereken yerleri. Bazı önemli yapıları ise Maltalılar halen ortaya çıkarmaya çalışıyorlar.

Valletta'da merkezi konumda harika kahvaltı seçenekleriyle konaklamak için Ursulino Valletta ve Princess Elena gibi oteller mevcut. 

Etiketler


Yazar Hakkında

NURHAN YILMAZ

1951 İstanbul doğumluyum. Yıl içinde dönüşümlü olarak Sinop, Bodrum ve İstanbul’da yaşamaktayım. Küçük yaşlarda babamın mesleği gereği, Türkiye’nin pek çok farklı şehirlerinde yaşadım. Her şehrin kendine has olan dokusu beni her zaman etkilemiştir. Eşimle birlikte kızlarımız daha çok küçükken Türkiye’nin neredeyse tamamını gezme fırsatımız...